Dünya

WSJ: Suudi Arabistan, Husi saldırılarına karşı Türkiye ve Pakistan'dan hava savunma birlikleri istiyor

Dünyanın en büyük savunma bütçelerinden birine sahip Suudi Arabistan, Yemen'deki Husilerin füze ve insansız hava aracı saldırıları karşısında zorlanıyor. Wall Street Journal'ın haberine göre Riyad yönetimi, Türkiye, Pakistan ve bazı Avrupa ülkelerinden Suudi Arabistan'a hava savunma birlikleri konuşlandırılmasını ve ek askeri destek sağlanmasını talep ediyor.

İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a, petrol tesislerine ve sivil altyapısına yönelik saldırıları, krallığın gelişmiş askeri kapasitesine rağmen hava savunmasında önemli açıklar bulunduğunu ortaya koydu.

ABD yapımı savaş uçakları ve füze savunma sistemlerine sahip Suudi ordusu, Yemen'deki silahlı grubun hareketli füze rampaları, yeraltı üretim tesisleri ve düşük maliyetli insansız hava araçları karşısında etkili bir savunma oluşturmakta güçlük çekiyor.

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, Husilerin son saldırıları Yemen savaşında yeni ve riskli bir aşamaya yol açarken Suudi Arabistan yönetimi, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlemeye çalışıyor.

Riyad Havalimanı'na saldırılarda en az 14 kişi ölmüştü

Husilerin son haftalarda düzenlediği saldırılar, Suudi Arabistan'ın sivil altyapısındaki güvenlik açıklarını gözler önüne serdi.

Başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yaklaşık bir hafta önce düzenlenen saldırıda en az 13 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

Ertesi gün havalimanına gerçekleştirilen ikinci saldırıda bir yolcu daha öldü, 11 kişi yaralandı. Suudi yetkililer, 18 Ekim Pazar günü ülkenin güneyindeki Necran kentine de bir mühimmatın isabet ettiğini açıkladı.

Saldırıda altı kişi yaralanırken üç ev ve üç araç hasar gördü.

Patriot sistemleri füzelerin yüzde 90'ından fazlasını önlüyor ancak saldırılar sürüyor

Suudi Arabistan, ABD yapımı Patriot sistemleri ve diğer gelişmiş hava savunma araçlarıyla korunan bölgelere yönelen Husi füzelerinin yüzde 90'ından fazlasını önlemeyi başardı.

Suudi savunma faaliyetleri hakkında bilgilendirilen üst düzey bir ABD'li yetkilinin verdiği bilgiye göre, savaşın yeniden başlamasından bu yana düzenlenen Husi saldırılarının yarısından fazlası hava savunması bulunmayan bölgelere yöneldi.

Husiler ayrıca balistik füzelerle birlikte alçaktan uçan seyir füzeleri ve insansız hava araçlarını dalgalar halinde kullanarak Suudi savunma sistemlerini aşmaya çalışıyor.

Riyad Havalimanı'na yönelik saldırıların ardından Suudi yetkililer, ülkenin Doğu Bölgesi'nde bir seyir füzesinin önlendiğini ve bir insansız hava aracının düşürüldüğünü açıkladı. Ülkenin güneybatısındaki Hamis Muşayt kentine yönelen bir balistik füze de hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi.

Suudi Arabistan'ın en büyük sorunu savunma füzelerinin yetersizliği

Suudi Arabistan'ın hava savunmasındaki temel sorunlardan biri, gelen füzeleri havada imha etmek için kullanılan önleyici füze stoklarının yetersizliği.

Ülkenin petrol tesisleri, sivil havalimanları ve stratejik altyapısı geniş çöl alanlarına dağılmış durumda. Bu nedenle bütün potansiyel hedeflerin aynı anda sabit hava savunma bataryalarıyla korunması lojistik açıdan mümkün görünmüyor.

Pentagon'un eski Arap Yarımadası yetkililerinden David Des Roches, Suudi Arabistan'ın yeterli sayıda önleyici füzeye sahip olmadığını belirtti.

Des Roches'a göre ülkenin kuzeyden Irak, doğudan İran ve güneyden Yemen kaynaklı saldırı tehditleriyle karşı karşıya bulunması, mevcut hava savunma kapasitesinin farklı bölgelere dağıtılmasını zorunlu kılıyor.

İran'la çatışmaların ABD'deki 3 Kasım ara seçimlerinden sonra yeniden başlayabileceği ihtimali de Suudi yönetiminin çok cepheli bir savaş konusundaki kaygılarını artırıyor.

Husilerin yeraltı tesisleri ve hareketli füze rampaları üstünlük sağlıyor

Askeri uzmanlara göre Husilerin en önemli avantajlarından biri, hareketli füze rampaları ve yerin derinliklerine inşa edilmiş füze üretim tesisleri.

Yemen ile Suudi Arabistan arasında yaklaşık 1.300 kilometrelik dağlık ve engebeli bir sınır bulunuyor. Bu coğrafya, Husilerin füze rampalarını gizlemelerine, saldırı düzenledikten sonra hızla yer değiştirmelerine ve Suudi hava saldırılarından korunmalarına olanak sağlıyor.

Husiler, geçen yıl ABD'nin Kızıldeniz'in girişindeki Babülmendep Boğazı üzerindeki tehditlerini ortadan kaldırmak amacıyla düzenlediği hava saldırılarına da dayanmıştı. Grup, Yemen'in başkenti Sana'yı ve ülkenin kuzeybatısındaki geniş bölgeleri ele geçirmesinin ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun yedi yıl süren askeri operasyonlarına rağmen varlığını korudu.

İran'ın Husilere istihbarat ve askeri destek sağladığı belirtiliyor

İran, Husilerin Suudi Arabistan'a ve Riyad'ın Yemen'deki müttefiklerine yönelik gelişmiş saldırılar düzenlemesine yardımcı oldu. Bu desteğin füze ve insansız hava aracı saldırılarında hedef belirleme, eğitim, istihbarat ve taktik yönlendirme alanlarını kapsadığı bildirildi.

Uzmanlar, İran'ın desteği ve Husilerin kendi üretim kapasiteleri sayesinde grubun Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun saldırılarına dayanabileceğini değerlendiriyor. Husilerin, savunması daha zayıf hedeflere yönelik saldırılarla Suudi Arabistan topraklarının derinliklerinde ciddi hasara yol açma kapasitesini koruduğu belirtiliyor.

ABD doğrudan askeri müdahaleden kaçınıyor: Trump İsrail'i önerdi

Suudi Arabistan'ın askeri güçlüklerini artıran bir diğer unsur, başta ABD olmak üzere önemli müttefiklerinin doğrudan askeri yardım sağlama konusundaki isteksizliği.

Washington yönetimi şimdiye kadar Suudi Arabistan'a verdiği desteği istihbarat ve diğer yardımcı faaliyetlerle sınırlı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump ise 16 Ekim Cuma günü Suudi Arabistan'a Husilere karşı İsrail'den askeri yardım kabul etmesi çağrısında bulundu.

İsrail ile resmî diplomatik ilişkileri bulunmayan Suudi Arabistan'ın, iki ülke arasında perde arkasında yürütülen kapsamlı güvenlik iş birliğine rağmen Trump'ın önerisine kamuoyu önünde yanıt vermediği bildirildi.


Ekran görüntüsü: WSJ

Suudi Arabistan Türkiye ve Pakistan'dan askeri destek talep ediyor

Riyad yönetimi, Husi saldırılarına karşı hava savunmasını güçlendirmek amacıyla Türkiye, Pakistan ve bazı Avrupa ülkelerinden Suudi Arabistan'a hava savunma birlikleri konuşlandırılmasını ve ek askeri destek sağlanmasını talep etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin sözcüsü de 18 Ekim Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Suudi Arabistan'a askeri yardım sağlamaya hazır olduğunu bildirdi.

Suudi Arabistan'dan bir yetkili ise Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada, krallığın vatandaşlarının, ülkede yaşayanların ve topraklarının güvenliğini sağlamak için gerekli bütün önlemleri alacağını belirtti.

Yetkili, Husilerin küresel bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdide uluslararası düzeyde karşılık verilmesi gerektiğini savundu.

Suudi Arabistan Yemen'deki müttefikleri için yabancı savaşçılar arıyor

Riyad yönetimi, hava savunmasının güçlendirilmesinin yanı sıra Yemen'deki müttefik kuvvetlere destek vermek amacıyla yabancı savaşçıların katılımını sağlamaya da çalışıyor. Suudi Arabistan'ın Yemen'deki kara operasyonları büyük ölçüde Riyad tarafından desteklenen Yemen hükümetine bağlı, kendi aralarında görüş ayrılıkları bulunan silahlı gruplara dayanıyor.

Suudi savaş uçakları ve saldırı helikopterleri ise bu güçlere havadan destek sağlıyor. Koalisyonun öncelikli askeri hedefleri arasında Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki bölgelerden çıkarılması bulunuyor.

Bu bölgeler, Husilerin Babülmendep Boğazı'ndaki Suudi deniz taşımacılığını tehdit etmelerine olanak sağlıyor. Koalisyon ayrıca Husi karşıtı güçlerin Yemen'in güneyindeki son büyük kent merkezlerinden biri olan Taiz'i kaybetmesini önlemeye çalışıyor.

Suudi yetkililer, son günlerde Yemen'de Husilerin kontrolündeki bölgelere yönelik hava saldırılarının yoğunlaştırıldığını ve sınır ötesi saldırılara karşı hava savunmasının güçlendirildiğini açıkladı.

Uzmanlar diplomatik çözümün kaçınılmaz hale gelebileceğini değerlendiriyor

Suudi Arabistan yönetimi askeri operasyonlarını sürdürürken çatışmanın diplomatik yollarla sona erdirilmesine de açık olduğunu belirtiyor.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) kıdemli araştırmacısı ve ABD'nin eski Yemen Özel Temsilci Yardımcısı Allison Minor, Riyad yönetiminin yıkıcı saldırıları önlemek için dış desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Minor'a göre Suudi Arabistan, askeri yardım arayışının yanı sıra çatışmada uluslararası alanda yalnız kalmadığını da göstermek istiyor.

ABD'nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi ve CSIS kıdemli danışmanı Michael Ratney ise Husilerin asimetrik saldırı kapasitesinin Riyad açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirtti. Ratney, Suudi Arabistan'ın çatışmadan çıkış yolu bulmak zorunda kalabileceğini değerlendirerek Husilerin kendilerinden çok daha güçlü bir rakibe ağır zarar verebilecek yöntemler geliştirdiğine dikkat çekti.

Minor da Suudi Arabistan gibi gelişmiş orduların bütün saldırıları önlemesinin son derece zor olduğunu, savunma sistemlerini aşan az sayıdaki saldırının bile yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki ise Riyad'da düzenlediği basın toplantısında krallığın gelişmiş muharebe ve hava savunma sistemlerine sahip olduğunu savundu.

El-Maliki, Suudi ordusunun ülkenin egemenliğini, güvenliğini, enerji kaynaklarını, kutsal mekânlarını ve vatandaşlarını koruyabilecek kapasitede olduğunu belirtti.

Kaynak: WSJ

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın