Kıbrıs

Politis, Erhürman’ın çözüm modelini açıklamadığına dikkat çekti

Politis gazetesinin Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı röportajda, siyasi eşitlik ve iktidarın paylaşılması öne çıktı. Hristodulidis’ten 19 maddelik yazılı bir belge almadığını açıklayan Erhürman, Maraş konusunda Ankara’nın müdahalesi iddiasını reddetti; dönüşümlü başkanlık, garantiler, geçiş kapıları, KKTC’deki yapılaşma ve Taşınmaz Mal Komisyonu konularında değerlendirmelerde bulundu.

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Politis gazetesinden gazeteci Andreas Paraschos’un Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı röportaj, 18 ve 19 Ekim 2026 tarihlerinde iki bölüm hâlinde yayımlandı. Erhürman, Paraschos’un nasıl bir çözüm modeli hedeflediğine ilişkin sorusuna, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon ile başka bir çözüm modeli arasında açık bir tercih belirtmeden yanıt verdi.

Politis, röportajın ilk bölümünü yorumlarken Erhürman’ın hedeflediği çözümün biçimini tanımlamaktan “kaçındığı” değerlendirmesinde bulundu. Gazete, Erhürman’ın “İçerik, etiketlerden daha önemlidir” yaklaşımını benimsediğini aktardı.

Paraschos, Erhürman’a “İki bölgeli, iki toplumlu federasyon mu, yoksa başka bir çözüm mü? Bugün tam olarak nasıl bir çözüm hedefliyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

Erhürman, Crans-Montana’da yaşananların ardından çözüm modellerinin adlandırılmasından çok içeriklerine odaklanılması gerektiğini savundu. Siyasi eşitlik ve iktidarın paylaşılmasını öne çıkarırken, çözüm modeline ilişkin doğrudan bir tanımlama yapmadı.

Röportajda ayrıca Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’in 19 maddelik öneri paketi iddiası, Maraş’ın iadesi karşılığında Mağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu denetiminde işletilmesi önerisi iddiası, Ankara’nın müdahalesi, egemen eşitlik ile siyasi eşitlik ayrımı, yeni geçiş kapıları, garantiler, kuzeydeki yapılaşma ve Taşınmaz Mal Komisyonu ele alındı.

Erhürman: Hristodulidis’ten 19 maddelik yazılı belge almadım

Larnaka doğumlu Kıbrıslı Rum gazeteci Andreas Paraschos, Kıbrıs Rum hükümetinin Nikos Hristodulidis tarafından 19 maddelik bir öneri paketi sunulduğu yönündeki açıklamalarını gündeme getirdi.

Söz konusu paketin Eylül 2026 ortalarında gündeme geldiğini, ancak 30 Eylül’deki Ulusal Konsey toplantısında Kıbrıs Rum siyasi parti liderlerinin böyle bir yazılı belgenin varlığını doğrulamadığını hatırlattı.

Paraschos, Erhürman’a Hristodulidis’ten doğrudan veya Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla 19 maddelik bir belge alıp almadığını sordu.

Erhürman, diplomatik nezaket gereği görüşmelerde gündeme gelen önerileri kamuoyuyla paylaşmadığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Ancak bu, muhatabımdan doğrudan veya dolaylı olarak böyle yazılı bir belge almadığımı söylememe engel oluşturmuyor.”

Görüşmeler sırasında çeşitli konuların gündeme geldiğini doğrulayan Erhürman, Hristodulidis’in bunları kamuoyuna açıklaması hâlinde kendisinin de değerlendirme yapabileceğini belirtti.

Önemli olanın tarafların sunduğu önerilerin sayısı olmadığını vurguladı.

“En fazla öneriyi sunanın kazandığı bir yarışmada bulunmuyoruz” dedi.

Seçilmesinin ardından geçen 11 ayda kendisinin de 10 maddelik ilk güven artırıcı önlemler paketinden başlayarak çeşitli öneriler sunduğunu anlattı.

BM Genel Sekreteri António Guterres’in görev süresinin sona ermesine az zaman kaldığını hatırlatan Erhürman, önceliğin Genel Sekreter’in önerdiği güven artırıcı önlemlerde ilerleme sağlanması olduğunu savundu.

Bu önerilerin neredeyse tamamını kabul ettiğini, geçiş kapıları konusunu da görüşmeye hazır olduğunu belirterek Hristodulidis ile yoğun biçimde çalışmayı sürdürebileceğini söyledi.

Maraş konusunda Ankara’nın müdahalesi iddiasına kesin ret

Paraschos, Fileleftheros gazetesinin 4 Ekim’de yayımladığı habere dayanarak Hristodulidis’in Mağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu denetiminde işletilmesi karşılığında Maraş’ın Birleşmiş Milletler yönetimine iade edilmesini önerdiği iddiasını gündeme getirdi.

Avrupa gazetesinin de Erhürman’ın başlangıçta olumlu yaklaştığı öneriyi Ankara’nın müdahalesinin ardından reddettiğini yazdığını hatırlattı.

Erhürman, diplomatik nezaket gereği görüşmeler sırasında muhatabının söylediklerini açıklamadığını yineledi. Bu nedenle Maraş’a ilişkin böyle bir önerinin kendisine sunulup sunulmadığını ne doğruladı ne de yalanladı.

Ancak öneriyi başlangıçta kabul edip ardından bir müdahale üzerine reddettiği iddiasını kesin biçimde yalanladı:

“Bununla birlikte, böyle bir öneriyi başlangıçta kabul edip daha sonra bir müdahale üzerine reddedip reddetmediğim konusunda size çok daha doğrudan bir yanıt verebilirim. Bu yanıt açık bir ‘Hayır’dır. Hiçbir şey gerçeklerden bu kadar uzak olamaz.”

Erhürman, Kıbrıs Rum liderliğinin muhatabının Kıbrıs Türk liderliği yerine Türkiye olduğu izleniminin yaratılmasını yanlış ve yanıltıcı olarak nitelendirdi:

“Eğer bu, Kıbrıs Rum liderliğinin muhatabının Kıbrıs Türk liderliği değil, Türkiye olduğu izlenimini yaratmaya yönelik yeni bir girişimse, bu hem yanlış hem yanıltıcıdır. Aynı zamanda güveni zedeleyen bir başka eylemdir.”

Maraş meselesinin onlarca yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Erhürman, iki liderin 11 ay içinde tek bir yeni geçiş kapısı açamadığı koşullarda çok daha karmaşık bir konunun kalan iki buçuk ayda çözülebileceği beklentisini sorguladı.

Politis egemen eşitliği sordu, Erhürman siyasi eşitliği vurguladı

Paraschos, müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin dört maddelik metodolojiyi gündeme getirdi.

Politis’in aktardığına göre Hristodulidis, Erhürman’ın önerdiği dört maddeden üçünü kabul etmeye hazırdı. Bunlar sürecin sonuç odaklı olması, açık uçlu yürütülmemesi ve yeni bir başarısızlık durumunda izlenecek yolun önceden belirlenmesiydi.

Gazete, Kıbrıs Rum tarafının egemen eşitlikle ilgili koşulu ise BM tarafından üzerinde uzlaşılmış çerçevenin ve iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temelinin dışında gördüğünü belirtti.

Paraschos, Erhürman’a kabul edilebilir bulunan üç madde üzerinden neden ilerlemediğini sordu.

Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının metodolojisindeki maddelerin hiçbirine olumlu yanıt vermediğini savundu.

“Dolayısıyla dört maddeden üçünün kabul edildiği iddiası yanlış ve yanıltıcıdır” dedi.

Metodolojisinin ilk maddesinin siyasi eşitlikle ilgili olduğunu belirten Erhürman, dönüşümlü başkanlığın bunun temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bugüne kadar Kıbrıs Rum liderinin ‘Dönüşümlü başkanlığı ilke olarak kabul ediyorum’ dediğini duymadım” değerlendirmesini yaptı.

Erhürman, dönüşümlü başkanlığın uygulanmasına ilişkin ayrıntıların müzakere edilebileceğini, ancak ilkenin önceden kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Dört maddeyi koşul olarak nitelendirmeye de itiraz ederek bunların geçmiş başarısızlıklardan çıkarılan derslere dayanan bir müzakere metodolojisi olduğunu savundu.

Röportajın bu bölümünde önemli bir kavramsal farklılık ortaya çıktı. Paraschos’un sorusunda Rumca κυριαρχική ισότητα (Kyriarchikí isótita), yani egemen eşitlik ifadesi kullanılırken Erhürman’ın yanıtında πολιτική ισότητα (Politikí isótita), yani siyasi eşitlik kavramı yer aldı.

Erhürman, egemen eşitlik kavramına ilişkin doğrudan bir değerlendirme yapmadan metodolojisinin ilk maddesinin siyasi eşitlikle ilgili olduğunu ve dönüşümlü başkanlığın bunun temel unsurlarından birini oluşturduğunu söylemekle yetindi.

11 ayda tek bir geçiş kapısı açılamadı

Paraschos, Hristodulidis’in 29 Temmuz’da yeni geçiş kapıları açmaya hazır olduğunu açıklamasına rağmen hiçbir kapının açılmadığını hatırlattı.

Yeni geçiş kapılarının açılmasını gerçekte kimin engellediğini sordu.

Erhürman, New York’taki 5+1 toplantısından bu yana dört geçiş noktası üzerinde görüşüldüğünü belirtti.

Bunların Haspolat (Mia Milia), Akıncılar (Lurucina), Kiracıköy (Athienu)–Gaziler (Piroi) ve Eylence (Aglantzia) olduğunu açıkladı.

“Ancak konuyu sonuçlandırmaya hazır olduğumuzu düşündüğümüz her seferinde koşullar değiştiği için bugüne kadar tek bir geçiş kapısını bile açamadık” dedi.

Erhürman, Gaziler (Piroi) ile Eylence (Aglantzia) arasındaki güzergâh için kuzeyde kendi kaynaklarıyla yeni yol yapılmasını önerdiklerini, ancak arazinin mülkiyet durumu gerekçe gösterilerek bunun kabul edilmediğini belirtti.

Mülkiyet taleplerinin TMK aracılığıyla çözülebileceği önerisinin de reddedildiğini söyledi.

Ardından güneyde yeni yol yapılmasını önerdiğini ve Avrupa Birliği’nin finansman sağlamaya hazır olduğuna ilişkin güvence aldığını açıkladı.

İki liderin AB’ye ortak başvuruda bulunmasını da önerdiğini belirten Erhürman, bu girişimin de kabul edilmediğini kaydetti.

“Şaşırtıcı biçimde, muhatabım önerilerimden herhangi birini değerlendirmek yerine kendi tutumunda ısrar etmeyi tercih etti” ifadelerini kullandı.

Erhürman, yeni geçiş kapılarının iki toplumun günlük yaşamına doğrudan katkı sağlayacağını belirterek çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.

Erhürman, çözüm modelinin adını koymadan siyasi eşitliği ve iktidarın paylaşılmasını vurguladı

Paraschos, Erhürman’a hedeflediği çözüm modelini doğrudan sordu:

“İki bölgeli, iki toplumlu federasyon mu, yoksa başka bir çözüm mü? Bugün tam olarak nasıl bir çözüm hedefliyorsunuz?”

Erhürman, Crans-Montana’da yaşananların ardından çözüm modellerinin adlandırılmasından çok içeriklerine odaklanılması gerektiğini savundu:

“Crans-Montana’da yaşananlardan ve söylenenlerden sonra, etiketler kullanmanın karşılıklı mutabakata dayalı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm olan temel hedefimize ulaşmamıza yardımcı olmayacağına inanıyorum.”

Bu yaklaşımı geçen ekim ayında Cumhurbaşkanı seçilmeden önce de savunduğunu belirten Erhürman, şu ifadeleri kullandı:

“İçerik, etiketlerden daha önemlidir. Etiketler çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Nasıl bir çözüme ulaşacağımızı belirleyecek olan içeriktir.”

Önceliğin kapsamlı müzakerelerin başlamasını sağlayacak yöntem üzerinde uzlaşmak olduğunu belirten Erhürman, çözümün içeriğine ilişkin konuların müzakereler sırasında ayrıntılı biçimde ele alınabileceğini ifade etti.

Erhürman, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların meşru haklarını ve kaygılarını dikkate alan bir içerik üzerinde uzlaşılması gerektiğini savundu. Böyle bir uzlaşmanın gelecek kuşakların güvenliğini ve refahını sağlayacak çözümün önünü açabileceğini belirtti.

Kıbrıs Rum liderliğinin iktidarı ve refahı Kıbrıslı Türklerle paylaşma iradesini temel mesele olarak gösterdi:

“Meselenin özü, Kıbrıs Rum liderliğinin adadaki iktidarı ve refahı Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya nihayet hazır olup olmadığıdır. Siyasi eşitliğin metodolojimin ilk maddesi olmasının nedeni budur.”

Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarında çözüm modelinin belirli bir adla tanımlanmasının anlaşmaya ulaşılmasını sağlamadığını da savundu.

Erhürman: Her şey bir al-ver meselesi değildir

Paraschos, kapsamlı müzakerelerin yeniden başlaması hâlinde gerçek anlamda bir al-ver süreci yaşanması gerekip gerekmediğini sordu.

Erhürman, al-ver yönteminin çatışmaların çözümünde kullanılan araçlardan biri olduğunu ve diyaloğun herhangi bir aşamasında uygulanabileceğini belirtti.

Bütün meselelerin karşılıklı tavizler üzerinden ele alınmasına ise karşı çıktı.

“Ancak her şeye bir al-ver süreci olarak yaklaşamayız. Her şey karşılığında bir şey alınması gereken bir mesele değildir” cevabını verdi.

Erhürman, müzakerelerde karşılıklı kazanca dayalı bir yaklaşımı benimsediğini vurguladı:

“Benim yol gösterici ilkem, müzakereleri sıfır toplamlı bir oyun olarak görmeyen, karşılıklı kazanca dayalı bir anlayışı benimsemektir.”

Erhürman, dönüşümlü başkanlık ile garantiler arasında bağlantı kurulmasına karşı çıktı

Paraschos, dönüşümlü başkanlığın garantörlük sisteminin sona erdirilmesi veya köklü biçimde değiştirilmesi karşılığında kabul edilmesinin kapsamlı bir çözüm için makul bir uzlaşma olup olamayacağını sordu.

Erhürman, dönüşümlü başkanlık ile güvenlik ve garantiler arasında böyle bir bağlantı kurulamayacağını savundu:

“Dönüşümlü başkanlık meselesi ile güvenlik ve garantiler meselesi arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşünmüyorum. Bu iki konu hem biçim hem de içerik bakımından oldukça farklıdır.”

Erhürman, siyasi eşitliğin müzakere sürecine, güvenlik ve garantilerin ise çözümün esasına ilişkin olduğunu belirtti.

Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıslı Türklerin onayı olmadan üçüncü taraflarla askeri anlaşmalar yapma konusundaki ısrarını eleştirdi.

“Güvenlik ve garantiler meselesi halkım için hayati önemdedir” dedi.

Erhürman’a göre siyasi eşitliğin ve dönüşümlü başkanlığın en azından ilke düzeyinde, kapsamlı müzakereler başlamadan önce kabul edilmesi gerekiyor.

“Siyasi eşitlik bir al-ver meselesi değildir. Meselenin özünü oluşturur. Meselenin özü üzerinde anlaşamazsak çözüme ulaşamayız” değerlendirmesini yaptı.

Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının iktidarı ve refahı Kıbrıslı Türklerle paylaşma iradesinden yoksun olmasının geçmiş müzakere girişimlerinin başarısızlığındaki temel neden olduğunu savundu.

Türkiye çözüm istiyor mu sorusuna karşılık Erhürman 2004 ve 2017’yi hatırlattı

Paraschos, Türkiye’nin gerçekten Kıbrıs sorununun çözümüne hazır olup olmadığını ve Ankara’nın Kıbrıs meselesini AB-Türkiye ilişkileri, enerji ve bölgesel çıkarlarla ilişkilendirip ilişkilendirmediğini sordu.

Erhürman, Türkiye adına konuşamayacağını belirterek sorunun doğrudan Ankara’ya yöneltilmesini önerdi:

“Bu sorunun asıl muhatabı olan Türkiye’ye yöneltilmesi daha doğru olur. Çünkü Türkiye adına konuşamam. Ancak herkes Türkiye’nin hem 2004’te hem de 2017’de elinden gelenin en iyisini yaptığını biliyor.”

Erhürman, AB-Türkiye ilişkileri ile Kıbrıs sorununun çözümünün farklı dinamiklere sahip süreçler olduğunu savundu.

“Öte yandan, kendine özgü dinamikleri ve süreçleri bulunan AB-Türkiye ilişkileri ile Kıbrıs sorununun çözümü arasında bağlantı kurmaya çalışmak, birbirinden ayrı bu iki süreci daha da karmaşık hâle getirecektir” dedi.

Kıbrıs Rum tarafı ile Yunanistan’ın AB üyesi olduğunu, buna karşılık Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin AB üyesi olmadığını hatırlatan Erhürman, iki sürecin kendi yollarında ilerlemesini umduğunu belirtti.

Bununla birlikte Türkiye’nin bugün hangi çözüm modeline hazır olduğu konusunda doğrudan bir değerlendirme yapmadı.

Hristodulidis’e güveniyor mu: “Eylemler sözlerden daha güçlüdür”

Paraschos, Erhürman’a Nikos Hristodulidis’e müzakere ortağı olarak güvenip güvenmediğini doğrudan sordu.

Erhürman, güvenin önemini vurgulayarak şu yanıtı verdi:

“Arzum, muhatabıma güvenebilmek. Çünkü güven, her ilişkinin temelinde yer alır. Güvenin inşa edilmesi ve korunması, ortak bir hedefe ulaşmak için sürekli çaba ve iş birliği gerektirir. Bu açıdan eylemler sözlerden daha güçlüdür.”

Kıbrıs Rum liderliğinin bazı uygulamalarının iki taraf arasındaki güven ilişkisini zedelediğini savunan Erhürman, Hristodulidis ile bu konuda yaptığı bir görüşmeyi de anlattı:

“Muhatabıma Kıbrıs Rum liderliğinin neden bu eylemlerde bulunduğunu sorduğumda, bunların bir devlet olarak görevleri olduğunu ve bu eylemlerin devam edeceğini söyledi. Bu daha da büyük bir hakarettir!”

Erhürman, Kıbrıslı Türklerin tecrit edilmesini, çocukların spor faaliyetlerine katılımının engellenmesini, gençlerin müzik etkinliklerinde bir araya gelememesini ve diplomatik misyonlardan Kıbrıslı Türk yetkilileri dinlememelerinin istenmesini eleştirdi.

Basına bilgi sızdırılmasının ve karşılıklı suçlamaların da güven ortamına zarar verdiğini belirtti.

Yine de Hristodulidis ile çalışmayı sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı:

“Bütün bunlara rağmen muhatabımla olumlu ve samimi bir şekilde çalışmayı sürdürmekte kararlıyım. Çünkü Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların yanı sıra bütün bölgenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunacak bir çözüme ulaşmak gibi ortak bir yükümlülüğümüz var.”

Erhürman, çözümün iki toplumun ortak çıkarına olduğunu dile getirdi:

“Ya ikimiz de kazanacağız ya da ikimiz de kaybedeceğiz.”

Güvenin çözüm için vazgeçilmez olduğunu belirten Erhürman, “Bu güvenin inşa edilmesi için üzerime düşeni yapmaya hazırım” ifadelerini kullandı.

AKEL lideriyle neden görüşmüyor: “Bana talep ulaşmadı”

Paraschos, Erhürman’a AKEL’e güvenip güvenmediğini ve neden Genel Sekreter Stefanos Stefanu ile görüşmediğini sordu.

Erhürman, diyaloğa inandığını belirterek Stefanu’dan böyle bir görüşme talebi geldiğinden haberdar olmadığını açıkladı.

“Diyaloğa inanıyorum. Ayrıca Sayın Stefanu tarafından böyle bir görüşme için herhangi bir talepte bulunulduğundan haberim yok. İletişim konusunda bir sorun varsa bunu derhâl çözerim” ifadelerini kullandı.

Kuzeydeki yeni inşaatların çözüme etkisi soruldu, Erhürman TMK’yı anlattı

Paraschos, kuzeyde hâlâ müzakere konusu olan topraklarda inşaat ve geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesini gündeme getirdi.

Bu faaliyetlerin gelecekteki bir anlaşmaya zarar verebileceğini düşünen insanları rahatsız ettiğini belirterek Erhürman’dan açıklama istedi.

Erhürman, yanıtına geçmiş çözüm girişimlerini hatırlatarak başladı.

“2004 veya 2017 yılında bir çözüme ulaşabilseydik diğer konuların yanı sıra mülkiyet meselesinin de kapsamlı biçimde çözülmesi mümkün olacaktı” dedi.

Ardından Taşınmaz Mal Komisyonu’nun oluşturulma gerekçesini ve hukuki işlevini anlattı:

“Mülkiyet meselesine ilişkin böyle kapsamlı bir çözümün bulunmaması nedeniyle biz, Kıbrıs Türk tarafı olarak Kıbrıslı Rumların mülkiyet talepleriyle ilgili başvurabilecekleri bir mekanizmanın kuzeyde bulunmasını sağladık.”

Erhürman, TMK’nın AİHM tarafından tanındığını ve farklı hukuki giderim yolları sunduğunu belirtti. Güneyde Kıbrıslı Türklerin benzer taleplerle başvurabileceği eşdeğer bir mekanizmanın bulunmadığını savundu.

Mülkiyet meselesinin siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri süren Erhürman, Kıbrıs Rum yönetiminin kuzeydeki mülklerle ilgili başlattığı yargı süreçlerini ve tutuklamaları da eleştirerek şöyle konuştu:

“Kuzeydeki mülklerle ilgili yargı süreçlerinin ve tutuklamaların sürdürülmesi, Kıbrıs Rum yönetiminin gerçekleştirdiği ve güveni zedeleyen başlıca eylemlerden biridir.”

Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının mülkiyet meselesini Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi görüşmelerinde de siyasallaştırdığını ileri sürdü.

Kıbrıs Türk tarafının hedefinin mülkiyet meselesini kapsamlı çözümün parçası olarak ele almak olduğunu vurgulayan Erhürman, sonuç odaklı ve belirli bir zaman çerçevesine sahip müzakere sürecinden yana olduklarını belirtti.

Paraschos’un TMK itirazına Erhürman’dan hukuki düzeltme

Paraschos, Erhürman’ın açıklamalarının ardından Taşınmaz Mal Komisyonu’nun AİHM tarafından oluşturulduğunu ileri sürdü. Güneyde Kıbrıs Türk Malları Vasiliği bulunduğunu, inşaat faaliyetlerinin denetime tabi olduğunu ve yüzlerce Kıbrıslı Türkün mülklerinin kullanılmasıyla ilgili tazminat aldığını belirtti.

Erhürman, öncelikle Komisyonun “Tazminat Komisyonu” olarak adlandırılmasına itiraz etti.

Komisyonun tazminatın yanı sıra taşınmaz malların takasını ve iadesini de öngördüğünü açıkladı.

Ardından kuruluşa ilişkin değerlendirmeyi düzeltti:

“İkinci olarak Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kurulmadı. AİHM’in Xenides-Arestis davasındaki kararının ardından Kıbrıs Türk tarafı tarafından oluşturuldu.”

Erhürman, Komisyonun daha sonra Demopoulos davasında AİHM tarafından etkili bir iç hukuk yolu olarak tanındığını belirtti.

Kıbrıs Türk Malları Vasiliği sisteminin ise Kıbrıslı Türk mülk sahiplerine benzer hukuki giderim olanakları sunmadığını vurguladı.

Erhürman, Vasiliğin yönetiminde biriktiği belirtilen paraların Kıbrıs sorunu çözülmeden önce Kıbrıslı Türk mülk sahiplerinin kullanımına sunulmadığını da hatırlattı.

Erhürman’ın açıklamalarında kuzeydeki yeni yapılaşmanın gelecekteki bir anlaşmaya olası etkileri doğrudan ele alınmadı.

Great Sea Interconnector için Kıbrıslı Türklerin de katılacağı iş birliği önerisi

Paraschos, doğal gaz, su veya elektriğin Kıbrıs sorununun çözümünde katalizör görevi görüp göremeyeceğini sordu.

Erhürman, iki toplumun iş birliği yapabileceği pek çok alan bulunduğunu belirtti:

“Bu iş birliği, Kıbrıs’taki iki taraf arasında güven ve karşılıklı bağımlılık oluşturulmasına yardımcı olmanın yanı sıra bölgesel refahı ve güvenliği de güçlendirebilir.”

Adanın doğal kaynaklarının araştırılması, işletilmesi ve ekonomik açıdan uygun yöntemlerle ihraç edilmesi konusunda Kıbrıs Rum tarafına çeşitli öneriler sunduklarını açıkladı.

Türkiye’nin de ilgili bütün tarafları bir araya getirecek bölgesel bir konferans önerdiğini hatırlattı.

Erhürman, elektrik bağlantıları konusunda kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesinin iş birliğini güçlendireceğini savundu:

“Bu açıdan Great Sea Interconnector projesi, böyle kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi için iyi bir fırsat olabilir.”

Bu tür ortak girişimlerin Kıbrıs ve bölge açısından önemli güven artırıcı önlemler oluşturacağını belirtti.

Erhürman’ın ortak yürüyüş önerisini Hristodulidis erteledi

Paraschos, Erhürman’a Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen neden güneye geçerek Ledra Caddesi’nde yürümediğini veya Limasol ve Baf’ı ziyaret etmediğini sordu.

“Sizi engelleyen nedir? Neden korkuyorsunuz?” sorusunu da yöneltti.

Erhürman, Hristodulidis’e daha önce ortak ziyaret önerdiğini açıklayarak şu ifadeleri kullandı:

“Uzun zaman önce Nikos’a, karşı tarafa geçerek Lokmacı/Ledra Caddesi boyunca birlikte yürümeyi veya kuzeyde ve güneyde birer yeri dönüşümlü olarak ya da aynı zamanda ziyaret etmeyi önermiştim.”

Böyle bir adımın iki topluma güçlü bir mesaj vereceğini düşündüğünü belirten Erhürman, Hristodulidis’in bu ziyaretleri kapsamlı müzakerelerin başlamasından sonraya bırakmayı tercih ettiğini söyledi.

Kaynaklar: Politis gazetesi, Andreas Paraschos’un KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı röportajlar, 18 Ekim 2026 ve 19 Ekim 2026
Editörün notu: Politis gazetesinde Yunanca yayımlanan röportajın Türkçeye aktarılmasında ChatGPT’den yararlanılmıştır. Metin, özgün röportaj esas alınarak hazırlanmıştır.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın