Dünya

Almanya’da iki eyalette iki farklı sonuç: Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’da AfD birinci

Almanya’da aynı gün yapılan iki eyalet seçimi farklı sonuçlara sahne oldu. Berlin’de Sol Parti yüzde 25,7 ile birinci olurken, Mecklenburg-Vorpommern’da AfD yüzde 38,2 ile seçimi kazandı. CDU ise Mecklenburg-Vorpommern’da yüzde 5 barajının altında oy alarak tarihinde ilk kez bir eyalet meclisinin dışında kaldı.

Almanya’da pazar günü sandığa giden Berlin ile Mecklenburg-Vorpommern’da birbirinden oldukça farklı seçim sonuçları ortaya çıktı.

Berlin’de Sol Parti yüzde 25,7 ile bugüne kadarki en yüksek oy oranına ulaşarak seçimi kazanırken, Mecklenburg-Vorpommern’da AfD yüzde 38,2 ile birinci parti oldu. CDU ise her iki eyalette de ağır oy kaybı yaşadı ve Mecklenburg-Vorpommern’da yüzde 5 barajının altında kalarak tarihinde ilk kez bir eyalet meclisinin dışında kaldı.

Berlin’de Sol Parti açık farkla birinci

Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti, bugüne kadarki en iyi sonucunu elde ederek oyların yüzde 25,7’sini aldı ve seçimi birinci sırada tamamladı.

Üç yıl önceki seçimi açık farkla kazanan ve ardından SPD ile koalisyon hükümeti kuran CDU ise başbakan adayı Stefan Evers ile yüzde 18,8’de kaldı. Böylece Berlin’deki CDU-SPD koalisyonu çoğunluğunu kaybetti.

AfD yüzde 16,3 ile üçüncü sırada yer alırken, Yeşiller yüzde 14,3, SPD ise yüzde 12,1 oy aldı. SPD bu sonuçla Berlin Eyalet Meclisi seçimlerindeki bugüne kadarki en düşük oy oranını gördü.

Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 4,7, FDP ise yüzde 2,5 oy alarak yüzde 5’lik seçim barajını aşamadı. FDP, 2023 seçimlerinde de barajın altında kalmıştı.

Elif Eralp Berlin’in başına geçebilir

Seçim sonuçlarının ardından Berlin’de Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşan üçlü bir koalisyon olasılığı gündeme geldi. Sol Parti, koalisyon ön görüşmelerine başlanıp başlanmayacağına cuma günü yapılacak parti kongresinde karar vereceğini açıkladı.

Berlin Yeşiller Partisi Eş Başkanı Nina Stahr, sonuçları Sol Parti-Yeşiller-SPD hükümetinin kurulabileceğine işaret eden bir tablo olarak değerlendirdi. Mevcut CDU-SPD hükümetinin seçmen tarafından iktidardan uzaklaştırıldığını belirten Stahr, diğer partilerle birlikte “farklı, ilerici bir hükümet” oluşturmak için çalışacaklarını söyledi.

Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp de Berlin Eyaleti Başbakanı olmak istediğini açıkladı. Eralp, pazar akşamı yaptığı konuşmada, “Bugünden itibaren Berlin’imizi birlikte değiştireceğiz ve daha iyi bir yer hâline getireceğiz” dedi.

Eralp’in başbakan olması hâlinde Berlin’de ilk kez Sol Parti’den bir siyasetçi eyalet hükümetinin başına geçmiş olacak.

Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu Berlin’de katılım oranı yüzde 74,2’ye yükseldi. 2023 seçimlerinde katılım yüzde 63 olmuştu.

Berlin’de seçimin ana gündemi konut ve kiralar oldu

Berlin’de seçim kampanyasının öne çıkan başlıkları konut sıkıntısı ve yüksek kiralar oldu. Sol Parti, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını ve eyalete ait konutlarda kira tavanı uygulanmasını savunuyor.

Eralp, ARD’ye yaptığı açıklamada, “Sol Parti iktidara gelirse toplumsallaştırma yapılacak. Bunu böyle söyledim ve sözümün arkasındayım” dedi.

SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ise Sol Parti’nin seçim başarısına rağmen büyük gayrimenkul şirketlerinin kamulaştırılacağını düşünmediğini belirterek, “Sonuçta bunun gerçekleşmeyeceğinden oldukça eminim” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Der Spiegel

Elif Eralp kimdir?

DW'nin haberine göre 1981 yılında Münih’te doğan Elif Eralp, Türkiye’den Almanya’ya iltica eden "sosyalist ve sendikacı" bir ailenin çocuğu. Ailesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya sığındı. Meslek öğretmeni olan annesi Almanya’ya geldiklerinde sekiz aylık hamileydi. Üç kişilik aile, iltica başvurularının sonuçlanmasını beklediği dönemde tek odada yaşadı.

Aile daha sonra Eralp’in babasının doktor olarak çalıştığı Dortmund’a, Eralp sekiz yaşındayken de Hamburg’a taşındı. Eralp, anne ve babasının Almanya’da da siyasi faaliyetlerini sürdürdüğünü ve çocukluğunda kendisini birçok gösteriye yanlarında götürdüklerini anlatıyor.

Ailesinin yaşadıkları ve siyasi geçmişi, Eralp’in kendi meslek ve siyaset yolculuğunda da belirleyici oldu. “Sığınmacı bir anne babanın çocuğu olarak düşünebildiğim zamandan bu yana adaletsizliğe karşı mücadele ettim” diyen Eralp, kendi ailesi gibi ailelerin Almanya’da farklı muamele gördüğünü fark etmesinin kendisini hukuk okumaya yönelttiğini söylüyor. Henüz 12 yaşındayken insan hakları avukatı olmaya karar veren Eralp, hukuk eğitimini Hamburg’da tamamladı.

Siyasetle ilişkisinin ise daha da erken başladığını anlatıyor. Eralp, 10 yaşındayken ailesinin yaşadığı kiralık evin garajında arkadaşlarıyla bir “çevre kulübü” kurduğunu, ilerleyen yıllarda nükleer enerji karşıtı harekete katıldığını, ırkçılık ve kentsel dönüşüm konularında çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor.

Sol Parti ile yolu 2010’da kesişti

Eralp’in Sol Parti ile profesyonel ilişkisi 2010 yılına uzanıyor. Aynı yıl Berlin’e taşınan Eralp, 2010-2021 yılları arasında Federal Meclis’te Sol Parti parlamento grubunun hukuk politikaları danışmanı olarak görev yaptı.

Eralp Sol Parti'de politka yapmaya başlamasını, "Parlamentolarda neoliberal politikalara alternatifler üreten ve ırkçı AfD'ye karşı duran bir parti olması gerektiğine inanıyordum" sözleriyle anlatıyor.

2017 yılında Sol Parti’ye üye olan Eralp, bu kararını parlamentolarda neoliberal politikalara alternatif üreten ve AfD’ye karşı duran bir siyasi partiye ihtiyaç olduğu düşüncesiyle açıklıyor.

2021’de Berlin Eyalet Meclisi’ne milletvekili seçilen Eralp, 2024’ten itibaren Sol Parti’nin eyalet meclisi grubunun, 2025’ten itibaren de partinin Berlin teşkilatının başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Siyasi kariyerindeki bir sonraki önemli adım ise Sol Parti’nin kendisini 2026 Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde başbakan adayı göstermesi oldu.

Kampanyasının merkezinde kira krizi vardı

Eralp, 2026 seçim kampanyasının merkezine sosyal adalet, yaşam maliyetleri ve özellikle Berlin’de giderek ağırlaşan konut sorununu yerleştirdi. Hızla yükselen kiraların sınırlandırılması için “kira tavanı” uygulanmasını, uygun fiyatlı konut sayısının artırılmasını ve yüksek kiralarla mücadele edecek özel bir birim kurulmasını savundu.

Sol Parti’nin en fazla tartışılan önerilerinden biri olan büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların kamusallaştırılmasını da destekleyen Eralp, seçimlerin ardından bu konudaki tutumunu yineledi. Eralp, ARD’ye yaptığı açıklamada, “Sol Parti iktidara gelirse toplumsallaştırma yapılacak. Bunu böyle söyledim ve sözümün arkasındayım” dedi.

Eralp aynı zamanda göç ve ayrımcılıkla mücadele konularında uzun süredir çalışmalar yürütüyor. Berlin nüfusunun yüzde 40’tan fazlasının göç geçmişine sahip olduğuna dikkat çekerek, bu kesimlerin siyasette ve karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesi gerektiğini savunuyor. Eralp, Almanya’ya “misafir işçi” olarak gelen kuşakların ülkeye yaptıkları katkının yeterince tanınmadığı görüşünü dile getiriyor.

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile de kıyaslanan Eralp’in kampanyasında, Mamdani’nin New York’taki siyasi söylemine benzer biçimde yaşam maliyetleri, uygun fiyatlı konut ve sosyal adalet başlıkları öne çıktı.

2010’dan bu yana Berlin’de yaşayan Elif Eralp, evli ve iki çocuk annesi. Kendisinin de Berlinlilerin büyük bölümü gibi kirada yaşadığını ve çocuklarının “normal” bir okula gittiğini özellikle vurguluyor. Türkçe ve Almancanın yanı sıra İngilizce ve İspanyolca biliyor.

Mecklenburg-Vorpommern’da AfD yüzde 38,2 ile kazandı

Berlin’den farklı bir siyasi tablonun ortaya çıktığı Mecklenburg-Vorpommern’da ise AfD seçimin birinci partisi oldu.

Resmi geçici sonuçlara göre AfD oyların yüzde 38,2’sini aldı. SPD yüzde 35,5 ile ikinci sırada kalırken, Sol Parti yüzde 6,5 ve Yeşiller yüzde 5,7 oyla eyalet meclisine girdi.
CDU yüzde 4,9, BSW ise yüzde 4,8 oy alarak yüzde 5’lik seçim barajını çok az farkla aşamadı.

Bu sonuçlara göre yeni eyalet meclisinde AfD 32, SPD 29, Sol Parti ve Yeşiller ise beşer sandalyeye sahip olacak.

AfD oylarını iki kattan fazla artırdı

AfD böylece ilk kez Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Meclisi’nin en büyük grubu hâline geldi. Parti, beş yıl önceki seçimde aldığı yüzde 16,7’lik oy oranını iki kattan fazla artırarak yüzde 38,2’ye çıkardı.

AfD’nin eyalet başbakanlığı adayı Leif-Erik Holm, seçim sonucunun partisine hükümeti kurma görevi verdiğini savunarak diğer partilerle iş birliği olasılığını görüşeceğini açıkladı.

Ancak BSW dışındaki siyasi partiler seçim öncesinde AfD ile iş birliği yapmayacaklarını açıklamıştı. BSW’nin de yüzde 5 barajını aşamaması nedeniyle AfD’nin eyalet meclisinde tek başına çoğunluğu bulunmuyor.

CDU tarihinde ilk kez bir eyalet meclisinin dışında

Mecklenburg-Vorpommern seçiminin bir diğer dikkat çekici sonucu CDU’nun yaşadığı kayıp oldu. Parti yüzde 4,9 oyla seçim barajının altında kaldı.

Böylece CDU, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir eyalet seçiminde yüzde 5 barajını aşamadı ve bir eyalet parlamentosunda temsil hakkı kazanamadı. Sonuç aynı zamanda CDU’nun Almanya tarihinde bir eyalet seçiminde aldığı en düşük oy oranı oldu.

SPD ise 2021’de aldığı yüzde 39,6’ya kıyasla oy kaybederek yüzde 35,5’e geriledi. Buna rağmen parti, seçim öncesi kamuoyu yoklamalarında uzun süre yüzde 30’un oldukça altında görünmesinin ardından elde edilen sonucu olumlu değerlendirdi.

Eyalet Başbakanı Manuela Schwesig, ilk tahminlerin açıklanmasının ardından sonucu “Ne büyük bir geri dönüş” sözleriyle değerlendirdi.

Kaynak: Der Spiegel

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın