İngiliz ekonomist Victoria Bateman, Economica: A Global History of Women, Wealth & Power (Economica: Kadınların, Servetin ve Gücün Küresel Tarihi) adlı kitabında, kadınların ekonomik faaliyetlerdeki yerini Paleolitik Çağ'dan modern Çin'e, Roma İmparatorluğu'ndan Sanayi Devrimi dönemi İngiltere'sine uzanan geniş bir tarihsel çerçevede inceliyor.
Fransız Le Monde gazetesinin kitap değerlendirmesine göre Bateman, kadınların tarih boyunca çok çeşitli mesleklerde çalıştığını, ancak siyasi, dini ve toplumsal otoritelerin getirdiği kısıtlamalar nedeniyle ekonomik katkılarının büyük ölçüde görünmez kaldığını ortaya koyuyor.
Bateman'ın kitabına ilişkin yayımladığı tarihsel örnekler arasında Roma'da gayrimenkul işletmeciliği yapan Julia Felix, İngiltere'de kadınlar ve çocuklar için banka kuran Priscilla Wakefield, ABD'nin ilk kadın büyük servet sahiplerinden Hetty Green ve İngiltere'nin ilk kadın ticari bilgisayar programcısı Mary Coombs da bulunuyor.
Roma'da gayrimenkul imparatorluğu kuran Julia Felix
MS 1. yüzyılda Pompeii'de yaşayan Julia Felix, Roma ekonomisinde kadınların üstlendiği ticari rollerin örneklerinden biri.
Pompeii kalıntıları arasında bulunan bir binanın cephesindeki beş yıllık kiralama ilanı, Felix'in hamamlar, bir bar, dükkânlar ve dairelerden oluşan geniş bir gayrimenkul işletmesini yönettiğini gösteriyor.
Bateman'a göre Felix'in ticari faaliyetleri, Roma toplumunda kadınların mülk sahibi olabildiğini ve ekonomik yaşamda etkin roller üstlenebildiğini ortaya koyuyor.
Yazar, Roma ekonomisinin Antik Yunan ekonomisine kıyasla daha başarılı olmasında kadınların ticaret ve ücretli çalışma hayatına katılabilmesinin de etkili olduğunu savunuyor.
Hz. Hatice'nin ticaret ağı Mekke'den Şam'a uzanıyordu
Bateman'ın ele aldığı tarihsel isimlerden biri de Hz. Muhammed'in ilk eşi Hz. Hatice. İslam’ın başlangıcından itibaren kadınlar ve ticaret, ekonomik yaşamın merkezinde yer aldı.
Hz. Hatice, henüz peygamber olmadan önce Hz. Muhammed’i kervanlarının yönetiminde görevlendiren varlıklı bir tüccardı.
Mekke’nin coğrafi konumundan yararlanan Hz. Hatice, hayvan postları, deri ve kumaş taşıyan çok sayıda deveden oluşan kervanlarını Arap Yarımadası’nın kuzeybatı kıyıları boyunca Şam ticaret merkezine kadar uzanan güzergâhlarda işletiyordu.
Hz. Hatice, kervanlarına bizzat eşlik etmese de yolculukların finansmanını ve organizasyonunu üstlenerek Arap dünyası ile Hristiyan dünyası arasında ticari bağlantılar kuruyordu.
Uzun mesafeli ticarette güven büyük önem taşıyordu. Deve kervanları aylarca yolculukta kalabildiğinden tüccarların, kendileri adına bu yolculukları gerçekleştirecek güvenilir kişilere ihtiyaçları vardı.
Bateman'a göre Hz. Muhammed’in dürüstlüğünden etkilenen Hz. Hatice, kendisine iş ortaklığı teklif etti. Başarılı bir ticari ortaklığın ardından evlilik girişiminde bulunan da Hz. Hatice oldu ve Hz. Muhammed’e evlenme teklif etti.
Hz. Hatice daha sonra İslam’ı kabul eden ilk kişi oldu. Ticari yetenekleri ve ekonomik kaynakları, İslam’ın Arap Yarımadası'nda yayılmasına finansal destek sağladı.
Hz. Hatice’nin ticarete verdiği önemi benimseyen İslam dünyası, 8. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar süren ekonomik bir altın çağa girdi.
1798'de kadınlar ve çocuklar için banka kurdu
İngiltere'de 1751 yılında doğan Priscilla Wakefield, kadınların finansal hizmetlere erişimini genişleten girişimciler arasında yer alıyor.
18. yüzyılın sonlarında Avrupa'da bankalar, sigorta şirketleri ve borsalar hızla gelişirken finansal hizmetler ağırlıklı olarak varlıklı toprak sahiplerinin ve tüccarların ihtiyaçlarına yönelikti.
Wakefield, çalışan kadınların ve çocukların birikimlerini güvenli biçimde değerlendirebilecekleri kurumların eksikliğini fark ederek 1798 yılında İngiltere'nin ilk Penny Bank adlı küçük tasarruf bankasını kurdu.
Bankanın ilk müşterisi, iki sterlin yatıran 14 yaşında yetim bir kız çocuğuydu.
Wakefield, bankasını büyük bir binada açmak yerine, derslerin tamamlanmasının ardından yerel bir okulda kurduğu masada hizmet verdi.
1804 yılında erkeklerin de hesap açmasına olanak tanıdı. 1817 yılına gelindiğinde İngiltere genelinde benzer tasarruf bankaları yaygınlaşmaya başlamıştı.
Bateman'ın aktardığına göre 19. yüzyılın sonlarında İngiltere'deki demiryolu yatırımcılarının üçte birini kadınlar oluşturuyordu.
Wall Street'in ilk kadın büyük servet sahiplerinden Hetty Green
1834 yılında doğan Amerikalı yatırımcı Hetty Green, çocukluk yıllarında büyükbabasına gazetelerdeki hisse senedi fiyatlarını okuyarak finans dünyasıyla tanıştı.
Sekiz yaşındayken Massachusetts eyaletinin New Bedford kentinde kendi birikimleriyle banka hesabı açtı.
Green, yaşamı boyunca New York ve Chicago'da gayrimenkullere, madenlere, demiryollarına ve devlet tahvillerine yatırım yaptı.
20. yüzyılın başlarında hayatını kaybettiğinde serveti 100 milyon dolara ulaşmıştı. Bateman, bu tutarın günümüz değeriyle yaklaşık 2,5 milyar dolara karşılık geldiğini belirtiyor.
Green'in yatırım başarısına rağmen dönemin basını kendisini "Wall Street Cadısı" olarak adlandırırken yakın çevresinde "Wall Street Kraliçesi" olarak tanınıyordu.
Bateman, Green'in örneğini kadınların finansal başarılarının toplumsal önyargılar nedeniyle nasıl farklı biçimlerde değerlendirildiğini göstermek için kullanıyor.
Nijerya'da ticareti yöneten kadınlar
Bateman'ın kitabında Afrika'daki kadın tüccarların ekonomik ve siyasi gücüne de yer veriliyor.
1805 yılında doğan Madam Tinubu, annesi ve büyükannesinden öğrendiği ticaret bilgisiyle Lagos ile Nijerya'nın iç bölgeleri arasındaki ticaretin önemli isimlerinden biri haline geldi.
Tütün, tuz, 'köle' ve silah ticareti yapan Tinubu, bölgenin en varlıklı kadın tüccarlarından biri oldu.
1851 yılında İngiliz donanmasının Lagos'a müdahalesinin ardından siyasi ve ekonomik konumu sarsıldı. 1856'da sürgüne gönderildi.
Tinubu, Nijerya'nın güneybatısındaki Abeokuta'ya yerleştikten sonra silah ticaretini sürdürdü ve Avrupalı sömürgecilere karşı mücadele eden yerel askeri güçlere silah sağladı.
Bu faaliyetleri nedeniyle bölgedeki en yüksek kadın liderlik unvanlarından biri olan Iyalode ile onurlandırıldı.
Bateman, Batı Afrika'da kadınların pazar ve ticaret faaliyetlerinde tarihsel olarak güçlü bir konuma sahip olduğunu belirtiyor.
Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde kadınların ekonomik gücü
1879 yılında doğan Hint şair ve siyasi aktivist Sarojini Naidu, kadınların ekonomik özgürlüğünü Hindistan’ın sömürge yönetiminden kurtuluş mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyordu.
Henüz 12 yaşındayken Madras Üniversitesi’ne giren Naidu, daha sonra Londra’daki King’s College ve Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Girton College’da eğitim gördü.
Britanya sömürgelerinde bağımsızlık için kampanyalar yürüten Naidu, Hindistan Kadınlar Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı ve Hindistan Ulusal Kongresi’nin başkanlığına seçilen ilk Hint kadın oldu.
Mahatma Gandhi ile yakın çalışan Naidu, Gandhi’ye İngiliz hükümetiyle görüşmek üzere gerçekleştirdiği Londra ziyaretinde de eşlik etti.
Naidu'ya göre Hindistan'ın bağımsızlığı, kadınların ekonomik ve siyasi yaşama etkin biçimde katılmasıyla mümkün olabilirdi. Ülkenin sömürge yönetiminden kurtuluşu ile kadınların özgürleşmesi birbirinden ayrı düşünülemezdi.
Bu anlayışla Hindistan halkını İngiliz ithal ürünlerine karşı kendi ipliklerini eğirmeye, kumaşlarını dokumaya ve yerel köy ekonomisini desteklemeye çağırdı.
Naidu, yerli üretimi desteklemeyi hem sömürgeciliğe karşı ekonomik direnişin hem de kadınların güçlenmesinin bir aracı olarak görüyordu.
"Hindistan'ın Bülbülü" olarak tanınan Naidu, İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri nedeniyle birçok kez hapsedildi.
Victoria Bateman, Naidu'yu 20. yüzyılda sömürgeciliğe karşı mücadelede kadınların ekonomik ve siyasi rollerini ortaya koyan tarihsel isimlerden biri olarak ele alıyor.
İngiltere'nin ilk kadın ticari bilgisayar programcısı
Kadınların teknoloji tarihindeki katkıları da Bateman'ın çalışmasında önemli bir yer tutuyor.
1929 doğumlu Mary Coombs, İngiltere'nin ilk kadın ticari bilgisayar programcısı olarak tanınıyor.
Coombs, Lyons çay salonları için geliştirilen bilgisayarlı stok kontrol sistemi üzerinde çalıştı.
'LEO I' adı verilen ve bir odanın tamamını kaplayan bilgisayar, dünyanın ilk ticari amaçlı bilgisayarı olarak kabul ediliyor.
Sistem, stokların izlenmesinin yanı sıra maaş ödemelerinin hesaplanmasını da hızlandırdı. Lyons şirketi, teknolojinin başarısının ardından bilgisayar sistemlerini başka işletmelere satmaya başladı.
Bateman, bilgisayar programcılığının ilk dönemlerinde kadınların önemli roller üstlenmesine rağmen bu işlerin düşük vasıflı kabul edildiğini ve kadın çalışanlara düşük ücretler ödendiğini hatırlatıyor.
Ekonomik krizler kadınların çalışma hayatından dışlanmasını artırdı
Bateman, tarihsel örnekler üzerinden kadınların ekonomik özgürlüklerinin toplumların gelişimiyle yakından ilişkili olduğunu savunuyor.
Araştırmasında, siyasi, dini ve ahlaki otoritenin büyük ölçüde erkeklerin elinde bulunmasının, kadınların ekonomik bağımsızlığını sınırlandıran düzenlemelerin sürdürülmesinde etkili olduğunu belirtiyor.
Kadınların eş ve anne olarak üstlendikleri rollerin ön plana çıkarılması, üretim ve ticaretteki katkılarının geri planda kalmasına yol açtı.
Özellikle ev içinde gerçekleştirilen üretim ve emeğin ekonomik değerinin göz ardı edilmesi, kadınların toplumların zenginleşmesindeki payının olduğundan küçük görünmesine neden oldu.
Bateman'a göre ekonomik kriz dönemlerinde kadınların çalışma hayatındaki konumu daha da kırılgan hale geldi.
Nüfus artışının ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı yarattığı, yoksulluğun ve iş rekabetinin arttığı dönemlerde erkeklerin kadınların iş gücüne katılımını kendi ekonomik konumlarına yönelik bir tehdit olarak görme eğiliminde olduklarını ifade ediyor.
Kadınların ekonomik özgürlüğündeki kazanımlar kalıcı olmayabilir
Bateman, geçmişte ekonomik faaliyetlerde bulunan kadınların günümüzde bazı bölgelerde daha ağır toplumsal kısıtlamalarla karşı karşıya kalabildiğine dikkat çekiyor.
Özellikle Mısır, Hindistan ve Orta Doğu'da geçmiş dönemlerde ev dışında çalışabilecek veya kendi işini kurabilecek kadınların bugün ev içi yaşamla sınırlandırılma riskinin arttığını savunuyor.
Dünya genelinde çalışma çağındaki her iki kadından yaklaşık birinin ücretli bir işte çalıştığını belirten Bateman, istihdama katılımın tek başına ekonomik özgürleşme anlamına gelmediğini vurguluyor.
Kadınların çalışma ve hareket özgürlüklerinin sınırlandırılmasının ekonomik sonuçları bulunduğunu belirten ekonomist, dünyanın birçok bölgesinde yoksulluğun sürmesinde kadınların özgürlüklerinin kısıtlanmasının önemli bir payı olduğunu ileri sürüyor.
Kadınların ekonomik yaşamdan dışlanması uygarlıkların gerilemesinde etkili oldu
Kadınların ekonomi tarihindeki yerine ilişkin akademik araştırmaların yetersizliğine dikkat çeken Bateman, ekonomik gelişmenin değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerin yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.
Bateman'ın tarihsel değerlendirmesine göre Antik Mısır, Roma İmparatorluğu ve Song Hanedanı dönemindeki Çin gibi ekonomik açıdan gelişmiş uygarlıklarda kadınlar üretim ve ticarette önemli roller üstlendi. Yazar, kadınların ekonomik yaşamdan dışlanmasının bu uygarlıkların gerilemesinde de etkili olduğunu ileri sürüyor.
Ekonominin geleneksel üretim ve ticaret faaliyetleri üzerinden değerlendirilmesinin kadınların tarihsel katkılarını eksik yansıttığını belirten Bateman, ev içi emek dahil kadınların gerçekleştirdiği ekonomik faaliyetlerin ve ekonomik haklarının daha kapsamlı biçimde incelenmesini öneriyor.
Economica, kadınların ekonomik tarih içindeki yerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, ekonomik büyüme ile kadınların özgürlüğü arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açıyor.
Kaynaklar: Le Monde - Victoria Bateman, Economica – Explore the Women of Economica













Yorumunuz