Özel Haber

AB’nin Türkiye raporunda Kıbrıs: Sondaj nedeniyle yaptırım uygulanan kişi kalmadı

Kaynak göstermek yaratıcılığı azaltmaz. Gazetecilikte zorunluluktur. Mikro-Makro’nun özel haberlerini kaynak göstermeden yayımlamayınız.
Avrupa Komisyonu’nun 2025 ve 2026 Türkiye raporları karşılaştırıldığında, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle oluşturulan AB yaptırım listesinin boşaldığı görülüyor. Yaptırım rejimi yürürlükte kalırken, 2026 raporunda İran savaşı sırasında Kuzey Kıbrıs’a F-16 savaş uçakları ve hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması ile Türkiye-KKTC doğal gaz boru hattı mutabakatı yeni gelişmeler olarak yer aldı. AB’nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin siyasi yaklaşımı ise değişmedi.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki izinsiz sondaj faaliyetleri nedeniyle oluşturduğu yaptırım listesinde artık herhangi bir kişi bulunmuyor. Avrupa Komisyonu’nun 4 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı Türkiye raporunda, yaptırım rejiminin 30 Kasım 2026’ya kadar uzatıldığı, ancak listenin boş olduğu kaydedildi.

Komisyon’un 2025 raporunda ise yaptırım listesinde bir kişi bulunuyordu. Böylece AB’nin yaptırım rejimi yürürlükte kalırken, listede yaptırım uygulanan bir kişi kalmadı.

2025 ve 2026 raporları karşılaştırıldığında, Kıbrıs konusunda değişmeyen siyasi anlaşmazlıkların yanı sıra yeni askeri ve enerji gelişmeleri de dikkat çekiyor.

Komisyon, her iki raporda da Türkiye’nin iki devletli çözüm politikasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla çeliştiğini belirtti. Ankara’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımaması, kapalı Maraş’ta atılan adımlar ve BM Barış Gücü’nün faaliyetlerine getirilen kısıtlamalar da ortak eleştiri başlıkları arasında yer aldı.

Buna karşılık 2026 raporunda, İran savaşı sırasında Kuzey Kıbrıs’taki askeri varlığın artırılması ve Türkiye ile KKTC arasında doğal gaz boru hattı geliştirilmesine yönelik mutabakat zaptının imzalanması yeni gelişmeler olarak kaydedildi.

İran savaşı sırasında Kuzey Kıbrıs’a F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı

Avrupa Komisyonu’nun 2025 raporunda, Türkiye’nin Lefkonuk’taki (Geçitkale) insansız hava aracı üssü ile Boğaz’daki deniz üssünü geliştirmeye devam ettiği belirtiliyordu.

2026 raporunda da bu iki askeri tesisin daha fazla geliştirildiği kaydedildi. Dolayısıyla üslerin genişletilmesine yönelik faaliyetler, Komisyon tarafından ilk kez gündeme getirilen bir konu değil.

Ancak 2026 raporunda yeni bir askeri gelişmeye yer verildi. Komisyon, İran savaşı bağlamında Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki askeri varlığını geçici olarak artırdığını, bölgeye F-16 savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşlandırdığını bildirdi.

Raporda ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs çevresindeki deniz alanlarında askeri tatbikatlarını sürdürdüğü ve Türk insansız hava araçlarının Kıbrıs uçuş bilgi bölgesi ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ulusal hava sahasındaki faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.

Kıbrıslı balıkçı teknelerine yönelik taciz ve yasa dışı, bildirilmemiş ve düzenlenmemiş balıkçılık faaliyetlerine ilişkin bildirimler de Komisyon’un eleştirileri arasında yer aldı.

Türkiye-KKTC doğal gaz boru hattı anlaşması 2026 raporuna girdi

İki rapor arasındaki önemli farklılıklardan biri enerji alanında ortaya çıktı.

Avrupa Komisyonu, 2026 raporunda Türkiye ile KKTC arasında Temmuz 2026’da deniz altından doğal gaz boru hattı geliştirilmesine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandığını kaydetti.

Avrupa Komisyonu, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan doğal gaz boru hattı anlaşmasının Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin izni ve onayı alınmadan yapıldığını ileri sürdü.

Raporda, Türkiye ile KKTC arasında planlanan elektrik bağlantısına ilişkin itirazlar da tekrarlandı.

2025 raporunda ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji faaliyetleri ve bölgedeki elektrik bağlantısı projeleriyle ilgili anlaşmazlıklar ele alınmıştı.

Temmuz 2026’da imzalanan doğal gaz mutabakatı, önceki raporun değerlendirme döneminden sonra gerçekleştiği için 2026 raporundaki yeni gelişmeler arasında yer aldı.

AB’nin Türkiye'ye yönelik sondaj yaptırımları listesi boşaldı

Avrupa Komisyonu’nun iki raporu arasındaki en somut farklılıklardan biri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki izinsiz sondaj faaliyetleri nedeniyle oluşturulan AB yaptırım listesinde görüldü.

2025 raporunda, AB’nin yaptırım rejimini 30 Kasım 2025’e kadar uzattığı ve listede bir kişinin bulunduğu belirtiliyordu.

2026 raporunda ise yaptırım rejiminin 30 Kasım 2026’ya kadar uzatıldığı, ancak listenin boş olduğu kaydedildi.

Böylece AB’nin yaptırım rejimi yürürlükte kalırken, yaptırım listesinde herhangi bir kişi bulunmuyor.

Her iki raporda da Türkiye’nin değerlendirme döneminde Doğu Akdeniz’de yeni izinsiz sondaj faaliyeti gerçekleştirmediği belirtiliyor.

Ekran görüntüsü: Avrupa Komisyonu, 2026 Türkiye Raporu, s.109

Ekran görüntüsü: Avrupa Komisyonu, 2025 Türkiye Raporu, s.103

Kapalı Maraş konusunda aynı eleştiriler tekrarlandı

Avrupa Komisyonu’nun kapalı Maraş konusundaki değerlendirmesinde ise iki yıl arasında önemli bir değişiklik görülmedi. 2025 raporunda Türkiye’nin Maraş’ın açılmasına yönelik adımlarını geri almadığı belirtilmiş, BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararlarına atıfta bulunulmuştu.

2026 raporunda da aynı eleştiriler tekrarlandı.

Komisyon, Maraş’ın eski sakinleri dışındaki kişilerin bölgeye yerleştirilmesinin kabul edilemeyeceğine ilişkin BM kararlarını hatırlatarak Türkiye’nin açılma yönündeki adımlarını geri almadığını kaydetti.

BM Barış Gücü’nün kapalı Maraş bölgesindeki faaliyetlerine 2022 yılında getirilen kısıtlamaların devam ettiği de belirtildi.

2025 raporunda ayrıca 19 Temmuz 2025 tarihinde Kuzey Kıbrıs’taki mülklerini ziyaret eden beş Kıbrıslı Rum’un tutuklanması, gözaltında tutulması ve yargılanmasına yer verilmişti.

BM Barış Gücü konusunda anlaşmazlık devam ediyor

Her iki raporda da Türkiye’nin, BM Barış Gücü’nün görev süresinin Kıbrıslı Türk toplumunun onayı alınmadan uzatılmasına yönelik itirazlarına yer verildi.

Komisyon, BM Barış Gücü’nün görev yetkisinin Kıbrıs adasının tamamını kapsadığını vurguladı.

2026 raporunda, Barış Gücü personelinin hareket serbestisine getirilen kısıtlamaların personelin güvenliği açısından risk oluşturabileceği belirtildi. Bu konuda da 2025 raporuna kıyasla temel bir değerlendirme değişikliği bulunmuyor.

İki devletli çözüm konusunda AB’nin tutumu değişmedi

Avrupa Komisyonu’nun 2025 raporunda Türkiye’nin iki devletli çözümü savunmaya devam ettiği, iki toplumlu ve iki bölgeli federasyon temelindeki bir müzakere sürecinin başarılı olmayacağı yönünde açıklamalar yaptığı belirtilmişti.
2026 raporunda da Türkiye’nin iki devletli çözüm çağrılarını sürdürdüğü ve bu yaklaşımın BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla çeliştiği ifade edildi.

Komisyon, AB’nin Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde, ilgili Güvenlik Konseyi kararları ve AB ilkeleri doğrultusunda kapsamlı biçimde çözülmesini desteklediğini yineledi.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki gözlemci statüsü de her iki raporda ele alındı. Avrupa Komisyonu, BM Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarına atıfta bulunarak, AB’nin Kıbrıs Cumhuriyeti dışında adada başka bir devleti tanımama politikasını sürdürdüğünü belirtti.

Kıbrıs sorunu Türkiye-AB ilişkilerinde koşul olmaya devam ediyor

2025 ve 2026 raporlarında Kıbrıs sorununun çözümünde ilerleme sağlanması, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli bir koşul olarak değerlendirildi.

Komisyon, Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımamasını ve bütün AB üyesi ülkelere yönelik yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmemesini eleştirmeyi sürdürdü.

Kıbrıs Cumhuriyeti bağlantılı gemilere yönelik kısıtlamalar, ulaştırma alanındaki sorunlar ve Türkiye’nin Ankara Anlaşması Ek Protokolü kapsamındaki yükümlülükleri de devam eden anlaşmazlıklar arasında yer aldı.

Komisyon’un değerlendirmesi, Kıbrıs sorununun yalnızca siyasi çözüm müzakereleriyle sınırlı kalmadığını, Türkiye’nin AB ile ekonomik ve kurumsal ilişkilerini de etkilediğini ortaya koydu.

Bir yılda değişen ne oldu?

Avrupa Komisyonu’nun 2025 ve 2026 Türkiye raporları, Kıbrıs konusunda siyasi yaklaşımın büyük ölçüde korunduğunu gösteriyor.

İki devletli çözümün reddedilmesi, kapalı Maraş konusunda geri adım çağrısı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması talebi ve BM çerçevesinde çözüm desteği değişmeyen başlıklar arasında bulunuyor.

Buna karşılık 2026 raporunda üç gelişme öne çıkıyor: İran savaşı sırasında Kuzey Kıbrıs’a F-16 ve hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması, Türkiye-KKTC doğal gaz boru hattı mutabakatı ve AB’nin Doğu Akdeniz sondaj yaptırımları listesinin boşalması.

Dolayısıyla iki rapor arasındaki temel fark, AB’nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin siyasi yaklaşımında değil, Kuzey Kıbrıs’ın askeri ve enerji alanlarında yaşanan yeni gelişmelerin değerlendirilmesinde ortaya çıkıyor.

Kaynaklar: Avrupa Komisyonu 2025 Türkiye raporu  - Avrupa Komisyonu 2026 Türkiye raporu 

Bu haberle ilgili herhangi başka bir bilgi ve/veya belgeye sahipseniz Mikro-Makro’ya iletisim@mikro-makro.net’den veya +90 533 852 60 63’den ulaşabilirsiniz.
:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın