Karpaz’da yaklaşık 30 yıldır faaliyet gösteren SeaBird işletmesinin, resmî izinlerle yapıldığı belirtilen ahşap restoranının sökülmesine rağmen işletmecilerine 45 gün hapis cezası verilmesi tartışma yarattı.
Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Feriha Tel, mahkeme süreçleri devam eden işletmeleri ziyaret ederek planlama onaylarını, inşaat ruhsatlarını ve ilgili dairelerin olumlu görüşlerini bizzat incelediğini açıkladı.
Taşkent Doğa Parkı Direktörü ve Cyprus Wildlife Kurucu Direktörü Kemal Başat ise geçmişte ruhsat ve olumlu görüş veren kamu kurumlarının kendi düzenledikleri belgeleri yıllar sonra geriye dönük olarak iptal ettiğini belirtti.
Her iki çevreci de hukuksuz yapılaşmaya karşı çıkarken, devletin verdiği izinlere güvenen işletmelerin cezalandırılmasını ve izinleri düzenleyen yetkililerin sorumluluğunun sorgulanmamasını eleştirdi.
SeaBird’ün ahşap restoranı söküldü, işletmecilere 45 gün hapis cezası verildi
Kemal Başat’ın aktardığına göre, Apostolos Andreas Manastırı’nın ilerisindeki SeaBird işletmesi yaklaşık 30 yıldır bölge insanı tarafından kiralanarak işletiliyor.
Eski gümrük binalarından oluşan kompleks içerisinde, artan talebi karşılamak amacıyla yıllar önce ahşap bir restoran düzenlemesi yapıldı. Başat, bu düzenlemenin Kaymakamlıktan alınan ruhsat ve Eski Eserler Dairesi’nin olumlu görüşüyle gerçekleştirildiğini belirtti.
Yıllar sonra devlet, restoranın yasal olmadığı gerekçesiyle dava açtı.
Başat’ın sosyal medyadan yaptığı paylaşıma göre, geçmişte izinleri, olumlu görüşleri ve sözleşmeleri düzenleyen kamu kurumları, kendi verdikleri belgeleri geriye dönük olarak iptal etmeye başladı.
İşletmeciler, restoranı mahkeme gününü beklemeden kendi elleriyle söktü. Buna rağmen Başat’ın açıklamasına göre işletmecilere 45 gün hapis cezası verildi.
Başat, yaşananları şu sözlerle eleştirdi: “E tamam da, adamların elindeki ruhsatlar, izinler, olumlu görüşler ne olacak?”
Feriha Tel: “İzinleri verenlerin sorumluluğu hiç mi yok?”
Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Feriha Tel de mahkeme süreçleri devam ederken söz konusu işletmeleri yerinde ziyaret ettiğini açıkladı.
Tel, işletmelerin ellerindeki planlama onaylarını, Çevre Koruma Dairesi ve Eski Eserler Dairesi’nin olumlu görüşlerini ve geçerli inşaat ruhsatlarını bizzat gördüğünü belirtti.
Yıllardır çevrenin korunması için mücadele ettiğini vurgulayan Tel, hukuksuz yapılaşmayı, doğa tahribatını ve işgalleri savunmasının mümkün olmadığını, ancak çevre koruma adı altında bedelin yalnızca küçük aile işletmelerine ödetilmesini kabul edemeyeceğini ifade etti.
Tel, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Peki, bu insanlar neden yargılandı? Devletin verdiği izinlere güvenerek yatırım yapan, yıllardır ailesinin geçimini bu işletmelerden sağlayan insanlar neden cezalandırıldı? Bu görüşleri veren, bu izinleri düzenleyen ve altına imza atan yetkililerin sorumluluğu hiç mi yok?” sorularını sordu.
Oasis ve Livana da mahkemeye çıkacak
SeaBird ile başlayan tartışmanın diğer işletmeleri de ilgilendirdiğini belirten Kemal Başat ise önümüzdeki günlerde Oasis, Livana ve bölgedeki birkaç başka işletmenin daha mahkemelerinin bulunduğunu açıkladı.
Başat, söz konusu işletmelerin büyük bölümünün 30–40 yıldır Karpaz’da yaşayan, geçimini bölge turizminden sağlayan aileler tarafından işletildiğini belirtti.
Bu işletmelerin devasa beton kompleksler veya çok katlı oteller olmadığını, bölgenin karakterine uygun mütevazı düzenlemelerden oluştuğunu savunan Başat, SeaBird’deki ahşap restoranı da bu açıdan örnek gösterilebilecek bir yapı olarak değerlendirdi.
“Kaplumbağa koruma sahillerinde kaplumbağalara yer kalmadı”
Feriha Tel, küçük işletmelere yönelik uygulamalarla ülke genelindeki çevre ihlallerine karşı gösterilen tutum arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
“Kaplumbağa koruma sahillerinde kaplumbağalara yer kalmadı! Memlekette devredilmedik orman arazisi bırakılmadı! Kültürel mirasımızın korunması büyük ölçüde UNDP’nin projelerine, hibelerine ve bütçelerine bırakıldı!” ifadelerini kullanan Tel, Çevre Koruma Dairesi, Orman Dairesi, Şehir Planlama Dairesi ve Eski Eserler Dairesi’nin sorumluluklarını sorguladı.
Hiçbir izni, ruhsatı veya resmî kaydı bulunmadan doğal alanları işgal edenlere karşı neden aynı kararlılığın gösterilmediğini soran Feriha Tel ise, şu ifadeleri kullandı: “Ormanlarımız elden çıkarılırken, sahillerimiz işgal edilirken, kültürel mirasımız kaderine terk edilirken herkes nerede?”
Kemal Başat: “Bugün ahşap restoranı söktürdüğünüz yerde yarın otel mi yapılacak?”
Kemal Başat ise küçük aile işletmelerinin ekonomik olarak ayakta duramaz hâle getirilmesinin Karpaz açısından daha büyük bir tehlike yaratabileceği uyarısında bulundu.
Bölge insanının yıllardır işlettiği yerleri bırakmak zorunda kalması hâlinde bu alanların gelecekte nasıl değerlendirileceğini sorgulayan Başat, dikkat çekici sorular yöneltti: “Bugün bu insanların ellerindeki işletmeleri bırakmak zorunda kalmalarına yol açarsanız, yarın o yerler başka ellere geçtiğinde ne olacak? Bugün ahşap restoranı söktürdüğünüz yerde, yarın beş yıldızlı mı, yedi yıldızlı mı otel yapılacağını mı tartışacağız? Yoksa en başından hedeflenen de bu mudur?”
Başat, devletin verdiği izinlere güvenerek yatırım yapan insanların cezalandırılması karşısında, bu izinleri düzenleyen yetkililerin sorumluluğunun ne olduğunun açıklanması gerektiğini belirtti.
Ortak çağrı: Hukuk herkese eşit uygulansın
Feriha Tel ve Kemal Başat, açıklamalarında çevre koruma politikalarının seçici biçimde uygulanmaması gerektiği üzerinde durdu.
Tel, devletin verdiği izinlerin hukuka uygunluğu tartışılıyorsa bu belgeleri düzenleyenlerin sorumluluğunun da araştırılmasını istedi.
“Elbette hukuka aykırı yapılaşmaya karşı mücadele edeceğiz. Ama hukuk herkese eşit uygulanmalı” diyen Tel, gerçek işgallere sessiz kalınırken küçük aile işletmelerine güç gösterilmesinin çevre korumacılığı olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Başat da Karpaz’ın özel çevre koruma bölgesi olmasının bölgede hiçbir düzenleme yapılamayacağı anlamına gelmediğini vurguladı.
Gerçek çevre korumacılığının neyin, nerede, nasıl ve hangi sınırlar içerisinde yapılabileceğini belirlemek ve bu sınırları herkese eşit uygulamak olduğunu ifade eden Başat, değişen turizm ihtiyaçlarının bilimsel, sürdürülebilir ve bölgenin doğal karakterine uygun planlamayla karşılanması gerektiğini söyledi.
“Karpaz’ı korumak, Karpazlıyı cezalandırmak değildir”
İki çevrecinin açıklamalarında öne çıkan ortak mesaj, Karpaz’ın doğal varlıklarının korunmasıyla bölge halkının ekonomik ve sosyal yaşamının birbirine karşıt hedefler olarak görülmemesi gerektiği oldu.
Tel, Karpaz halkını belirsizlikler, yasaklar ve cezalarla baş başa bırakmak yerine, bölgenin geleceğini planlayan ve ekonomik kalkınmayı çevre korumayla birlikte ele alan bir yönetim anlayışının mümkün olduğunu belirtti.
Başat ise yıllardır bölgede emek veren yerel işletmecilerin yıldırılarak ekonomik açıdan ayakta duramaz hâle getirilmesinin Karpaz’ı korumayacağını savundu.
Tel, “Karpaz’ı korumak, Karpazlıyı cezalandırmak değildir!” derken Başat da aynı noktaya dikkat çekti: “Karpaz’ı korumakla Karpaz insanını cezalandırmak aynı şey değildir!”
Her iki çevre örgütü yöneticisi de Karpaz insanını ve doğasını birlikte koruyan, adil ve uzun vadeli bir yönetim anlayışı çağrısında bulundu.
Kaynaklar: Feriha Tel Facebook hesabı - Kemal Başat Facebook hesabı













Yorumunuz