Fransa, 2026 yazının ardından ekonomik, çevresel ve toplumsal krizlerin aynı anda derinleştiği bir dönemden geçiyor.
Le Monde gazetesi, 11 Ekim tarihli kapsamlı haberinde, ülkenin farklı bölgelerindeki yurttaşların yaşadığı ekonomik güçlükleri, kamu hizmetlerindeki bozulmayı ve geleceğe ilişkin kaygıları ele aldı. Gazeteye göre, art arda gelen krizler karşısında Fransız toplumu protesto ile tükenmişlik arasında sıkışmış durumda.
Her dört haneden ancak biri bütçesini dengeleyebiliyor
Fransa'da enerji, ulaşım, gıda ve konut giderlerindeki artış, hane bütçelerini giderek daha fazla zorluyor.
Ekonomik Araştırmalar ve Uygulamalar Merkezi'nin (CEPREMAP) 2016'dan bu yana yürüttüğü araştırmaya göre, gelirleriyle giderlerini dengeleyebildiğini belirten hanelerin oranı yüzde 28'e geriledi. Hanelerin yüzde 22'si birikimlerini tüketirken, yüzde 6'sı borçlanmak zorunda kalıyor.
Bretonya bölgesindeki Caulnes kasabasında yaşayan 31 yaşındaki depo çalışanı Jérémie, her gün yaklaşık 100 kilometre yol kat ediyor. Akaryakıt istasyonunda harcamasını 30 avroyla sınırlayan Jérémie, kırsal bölgelerde otomobilsiz yaşamanın mümkün olmadığını anlatıyor.
Jérémie'ye göre greve gitmek veya gösterilere katılmak bile ekonomik imkân gerektiriyor. Bir günlük ücret kaybı, geçim sıkıntısı yaşayan çalışanlar açısından önemli bir yük oluşturuyor.
Aynı istasyonda konuşan 33 yaşındaki girişimci Thomas ise uzun çalışma saatlerine rağmen yeterince kazanamadığından ve artan vergilerden şikâyet ediyor. Ekonomik koşulların düzelmemesi halinde Fransa'dan ayrılmayı düşündüğünü belirtiyor.
Kamu borcu milli gelirin yüzde 119'una ulaştı
Başbakan Sébastien Lecornu hükümeti, artan toplumsal talepler karşısında ciddi bütçe kısıtlamalarıyla karşı karşıya.
Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü'nün (INSEE) verilerine göre, kamu borcu gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 119'una ulaşarak rekor seviyeye çıktı.
Faiz oranlarındaki yükseliş borçlanma maliyetlerini artırırken, hükümetin kamu harcamalarını genişletme imkânı daralıyor.
Le Monde, mali piyasalardaki baskının büyümesi halinde Fransa'nın 2010'lu yıllarda Yunanistan'ın yaşadığına benzer bir borç krizi riskiyle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.
Hükümetin önündeki temel sorunlardan biri, kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması yönündeki talepler ile bütçe açığını kontrol altına alma zorunluluğu arasındaki gerilim.
Konut krizi çalışan aileleri de vuruyor
Yükselen faizler, yaklaşık on yıldır devam eden konut krizini daha da ağırlaştırıyor.
Lille yakınlarında çalışan kamu görevlisi Djamel Gouissem ve eğitimci eşi Laureline, işyerlerine yakın bir konut için yeterli kredi alamadıkları için kentten 40 kilometre uzaklıkta, eski bir madencilik bölgesinde 110 bin avroya ev satın aldı.
Ancak evin yalıtımının yenilenmesi gerekiyor. Çiftin gelirinin devlet yardımlarından yararlanma sınırının biraz üzerinde olması, gerekli tadilatın ertelenmesine yol açtı.
Yaz aylarındaki aşırı sıcaklar nedeniyle ikinci çocuklarının odasına küçük bir klima taktırmak zorunda kalan aile, evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ebeveynlerinden maddi destek almayı değerlendiriyor.
Her iki eşin de çalışmasına rağmen geçimlerini sağlamakta zorlanması, Fransa'da çalışan kesimlerin karşılaştığı ekonomik sıkıntının örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Liselerdeki protestolar büyüyor: Yaklaşık 7 bin gözaltı
Ekonomik sıkıntılar ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler, gençler arasında da tepkilere yol açıyor.
Fransa genelinde liselerde başlayan protestolarda öğrenciler, öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları ve eğitim koşullarındaki eşitsizlikleri gündeme taşıyor.
Bazı okullarda tuvaletlerin kullanılamaz durumda olması, temel hijyen malzemelerinin bulunmaması ve öğretmenlerin uzun süre yerine görevlendirme yapılmaması öğrencilerin başlıca şikâyetleri arasında.
Üniversitelere de yayılan eylemlere güvenlik güçlerinin müdahalesi tartışma yaratıyor.
Gazetenin aktardığına göre, protestolar kapsamında yaklaşık 7 bin kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların çoğunluğunu çocuklar oluşturuyor. Bu sayı, 2018'deki Sarı Yelekliler protestolarının en yoğun döneminde görülen seviyelerin de üzerinde.
Gençlerin kaygıları eğitim koşullarıyla sınırlı kalmıyor. İklim değişikliği, yapay zekânın istihdam üzerindeki olası etkileri ve toplumsal eşitsizlikler de protestoların arka planında yer alıyor.
2026'da yaklaşık 98 bin hektar alan yandı
Fransa'da 2026 yazı, aşırı sıcaklar ve orman yangınları nedeniyle son yılların en ağır dönemlerinden biri oldu. Nîmes kentinde sıcaklıklar 113 günden fazla 30 derecenin, 69 gün boyunca da 35 derecenin üzerine çıktı.
Uzun süren sıcak hava dalgaları, özellikle yaşlılar, çocuklu aileler ve yeterli soğutma imkânına sahip olmayan haneler için günlük yaşamı güçleştirdi.
Nîmes'de yaşayan 50 yaşındaki psikolog Mathilde, yaz boyunca klimanın bulunduğu oturma odasında uyumak zorunda kaldığını, aşırı sıcakların COVID-19 dönemindeki kapanmalara benzer bir toplumsal izolasyon yarattığını anlattı.
Dört çocuk annesi Amara Fitdaoui ise çocuklarını serinletebilmek için geceleri kalkarak vücutlarına ıslak bezler koyduğunu belirtti.
Fransa Ulusal Orman Ofisi'nin (ONF) 24 Eylül'de açıkladığı ilk bilançoya göre, 2026 yılında ülkenin Avrupa kıtasındaki topraklarında yaklaşık 98 bin hektar orman ve tarım arazisi yandı.
Bu miktar, son 20 yılın ortalamasının beş katına karşılık gelirken, 1976'da kaydedilen 100 bin hektarlık rekor seviyeye yaklaştı.
Yangınlarla mücadelede ekipman ve personel eksiklikleri de gündeme geldi. Temmuz ayında dört itfaiyeci yaşamını yitirirken, binlerce itfaiyeci 29 Eylül'de Paris'te gösteri düzenledi.
Çevre yatırımlarına ayrılan kaynak azalıyor
İklim krizinin etkileri ağırlaşırken, yerel yönetimlerin çevresel dönüşüm projelerine destek sağlayan Yeşil Fon'un bütçesi daralıyor.
2024'te 2,5 milyar avro olan fon, 2025'te 1,15 milyar avroya, 2026'da ise yaklaşık 837 milyon avroya geriledi.
Hükümetin 2027 bütçe taslağında fona 150 milyon avro ek kaynak ayrılması öngörülüyor. Ancak 200 milyon avronun merkezi devlete ait kamu binalarının enerji yenileme projelerine yönlendirilmesi nedeniyle yerel yönetimlere kalan kaynak azalacak.
Isı Fonu'nun bütçesinin de 2026'daki 800 milyon avrodan 2027'de 500 milyon avroya düşürülmesi planlanıyor.
Tarımda 10 milyar avroluk kayıp: 30 bin işletme acil yardım bekliyor
Kuraklık ve artan enerji maliyetleri, Fransa'nın tarım sektörünü ağır biçimde etkiledi. Ülkenin en büyük çiftçi sendikası FNSEA, tarımsal kayıpların 10 milyar avroya ulaştığını hesaplıyor.
Coordination rurale Başkanı Bertrand Venteau'ya göre, tarımsal üretim modellerinin genelinde kayıplar yüzde 30 düzeyine ulaşırken, bazı işletmelerde bu oran yüzde 70'e kadar çıkıyor.
Tarım Bakanlığı ise 30 bin işletmenin acil ve kapsamlı mali desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. FNSEA Başkanı Arnaud Rousseau, Fransız tarımının varlığını sürdürebilmesinin tehlikeye girdiği uyarısında bulundu.
Gard bölgesinde bağcılık ve tahıl üretimi yapan Romaric Viala, bazı tarlalarında verim kaybının yüzde 80'e ulaştığını, ayçiçeği üretiminde ise ortalama yüzde 60 düşüş yaşadığını anlattı.
Hükümet, 8 Ekim'de çiftçilere sıfır faizli işletme kredileri sağlanacağını açıkladı. Ayrıca 10 milyon varilden fazla petrolün piyasaya sunulması kararlaştırıldı. Alınan önlemlerin mali açıdan iflas noktasına gelen işletmeleri kurtarmaya yetmeyeceği belirtiliyor.
Kamu çalışanlarında memnuniyetsizlik, aşırı sağa yakınlık artıyor
Fransa'da toplumsal huzursuzluğun yayıldığı alanlardan biri de kamu sektörü. Özellikle hastanelerde personel ve kaynak yetersizliği, çalışanların iş koşullarını ağırlaştırıyor.
Fransa Demokratik İşçi Konfederasyonu'nun (CFDT) 30 Nisan'da yayımladığı kamu çalışanları araştırmasına göre, çalışanların yüzde 47'si endişeli, yüzde 34'ü ise bıkkın olduğunu belirtiyor.
CFDT Sağlık ve Sosyal Hizmetler Ulusal Sekreteri Rozenn Guéguen, kamu hizmetlerindeki yetersizliklerin siyasi sonuçları olabileceğine dikkat çekiyor.
Araştırmacı Luc Rouban'ın ağustos ayında yayımladığı çalışma, kamu çalışanları arasında aşırı sağcı Ulusal Cephe (Rassemblement National-RN) partisine yakınlığın arttığını ortaya koyuyor.
Siyasi bir partiye yakınlık bildiren merkezi devlet çalışanları arasında RN'ye yakın olduğunu belirtenlerin oranı 2019'da yüzde 12 iken, 2026'da yüzde 24'e yükseldi.
Bu oran yerel yönetim çalışanlarında yüzde 29, hastane çalışanlarında ise yüzde 28'e ulaştı. Her iki alanda da 2019'a kıyasla yaklaşık iki katlık artış kaydedildi.
Rouban, bu gelişmede kamu çalışanlarının yeterince değer görmedikleri yönündeki düşüncelerinin etkili olduğunu değerlendiriyor.
Gençlerin protestolarında aşırı sağın yükselişine tepki
Le Monde'a göre, gençlerin protestolarını besleyen unsurlardan biri de aşırı sağın iktidara gelme ihtimaline yönelik kaygılar. Özellikle göçmen kökenli öğrencilerin yoğun olduğu işçi sınıfı mahallelerinde başlayan lise eylemlerinde, siyasi geleceğe ilişkin endişeler öne çıkıyor.
Paris VIII-Vincennes-Saint-Denis Üniversitesi önündeki blokajda konuşan 18 yaşındaki güzel sanatlar öğrencisi Firdaws Kilani, gelecekte öğretmen olmayı hedefliyor. Kilani, gençlerin harekete geçmemesi halinde ileride çok geç olabileceğini düşünüyor. Kendi kuşağının geleceğe ilişkin kaygılarını ise tek kelimeyle sığdırıyor: Onur.
Gazetenin değerlendirmesine göre, borç krizi, iklim felaketleri, alım gücündeki düşüş, tarımsal kayıplar ve kamu hizmetlerindeki sorunlar Fransa'da birbirini ağırlaştıran bir krizler zinciri oluşturuyor. Hükümetin daralan mali imkânları karşısında toplumsal hoşnutsuzluğun nasıl yönetileceği, ülkenin önündeki temel siyasi ve ekonomik sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Le Monde













Yorumunuz