Libya'nın doğusundaki Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi'nin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onaylamasının ardından Yunan-Amerikan Liderlik Konseyi, Washington yönetiminden anlaşmaya açıkça karşı çıkmasını istedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın hukuki geçerlilik konusunda doğrudan değerlendirme yapmaması Atina'da tartışma yaratırken, Yunanistan da itirazını Birleşmiş Milletler'e taşımıştı.
Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin 20 Ekim'de Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onaylamasının ardından Doğu Akdeniz'deki diplomatik hareketlilik sürüyor.
Yunanistan'ın anlaşmaya karşı Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde girişimde bulunmasının ardından ABD merkezli Yunan-Amerikan Liderlik Konseyi (HALC) de Washington yönetimine çağrı yaptı.
Yunanistan'da yayımlanan Kathimerini gazetesinin 24 Ekim tarihli haberine göre HALC, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya gönderdiği mektupta, Türkiye-Libya mutabakatına karşı daha açık ve güçlü bir Amerikan tutumu benimsenmesini istedi.
Yunan-Amerikan toplumunun ABD'deki siyasi etkisini artırmayı ve Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin çıkarlarını Amerikan karar alma mekanizmalarında savunmayı amaçlayan HALC, özellikle ABD Kongresi ve yönetimi nezdinde dış politika, güvenlik ve Doğu Akdeniz konularında lobi faaliyetleri yürütüyor.
ABD'nin doğrudan itiraz etmemesi Yunan lobisini harekete geçirdi
Kathimerini'nin haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye-Libya mutabakatına ilişkin soruya verdiği yanıtta anlaşmanın hukuki geçerliliğine doğrudan itiraz etmediğine dikkat çekildi.
Washington yönetimi, Türkiye ve Yunanistan'ı deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklarını iyi niyetli müzakereler yoluyla çözmeye çağırmıştı.
HALC ise ABD'nin bu yaklaşımının Türkiye ve Libya tarafından mutabakatın zımnen kabul edildiği şeklinde yorumlanabileceğini savundu.
Örgüt, Rubio'ya gönderdiği mektupta anlaşmanın Doğu Akdeniz'deki Amerikan enerji yatırımları ve stratejik çıkarları açısından risk oluşturduğunu ileri sürerek ABD yönetiminin daha belirgin bir diplomatik tutum benimsemesini talep etti.
Yunanistan anlaşmayı BM'ye taşımıştı
Yunanistan, Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin 20 Ekim'deki onay kararının ardından Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatına yönelik itirazlarını Birleşmiş Milletler'e taşımıştı.
Yunanistan'ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Aglaia Balta, Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis'in talimatıyla 22 Ekim'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e mektup göndermişti.
Mektupta, Yunanistan'ın 2019 tarihli Türkiye-Libya mutabakatının Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğu ve anlaşmaya taraf olmayan ülkelerin deniz yetki alanları üzerindeki haklarını değiştiremeyeceği yönündeki görüşü yinelendi.
Atina yönetimi, Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararının anlaşmanın hukuki durumunu değiştirmediğini savunmuştu.
Yunanistan ayrıca 21 Ekim'de BM Güvenlik Konseyi'nde gerçekleştirilen kapalı istişarelerde anlaşmayı gündeme getirerek Doğu Akdeniz'in güvenliği ve istikrarı açısından risk oluşturduğunu ileri sürmüştü.
Yunanistan ve Mısır deniz yetki alanları görüşmelerini genişletiyor
Yunanistan'ın diplomatik girişimleri BM ile sınırlı kalmadı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati, 22 Ekim'de yaptıkları görüşmede iki ülke arasında mevcut deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının genişletilmesine yönelik görüşmelere başlanması konusunda uzlaştı.
Yunanistan ve Mısır, 2020 yılında Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının bir bölümünü sınırlandıran anlaşma imzalamıştı. Ancak iki ülke arasındaki deniz sınırlarının tamamı belirlenmemiş, özellikle Rodos'un doğusunda ve Meis Adası çevresindeki alanlar anlaşmanın dışında bırakılmıştı.
Yeni görüşmelerde, daha önce sınırlandırılmayan bu alanların da anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor. Söz konusu bölgeler, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan mutabakatın öngördüğü deniz yetki alanlarıyla bağlantılı olduğu için yeni bir anlaşma, Doğu Akdeniz'deki mevcut hukuki ve diplomatik anlaşmazlıkları daha da belirgin hale getirebilir.
AB de Türkiye-Libya mutabakatına karşı tutumunu yineledi
Avrupa Birliği, 21 Ekim'de yaptığı açıklamada Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararından üzüntü duyulduğunu bildirmişti.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas adına yayımlanan açıklamada, Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ve deniz hukukuyla bağdaşmadığı savunulmuştu.
AB, anlaşmanın üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağı yönündeki tutumunu korurken Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne desteğini yinelemişti.
ABD, tarafları doğrudan görüşmeye çağırdı
ABD Dışişleri Bakanlığı ise 22 Ekim'de Kathimerini'ye yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları anlaşmazlıklarının iyi niyetli müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtti.
Bakanlık, Türkiye ve Yunanistan'ın NATO müttefiki olduğunu hatırlatarak iki ülkenin anlaşmazlıklarını doğrudan görüşmelerle ele almasını istedi.
Washington, deniz yetki alanlarına ilişkin sorunların çözümünün bölgesel istikrarı güçlendireceğini, enerji yatırımları ve arama faaliyetleri için uygun koşullar oluşturacağını bildirdi.
Kaynaklar: Kathimerini - Kathimerini: Yunan lobisinden Rubio'ya Türkiye-Libya anlaşmasına müdahale çağrısı (24 Ekim 2026) – Euronews – Avrupa Birliği Konseyi













Yorumunuz