Özel Haber

Müdahalelerle istikrarsızlık KKTC’deki çetelere nasıl yarıyor?

B planı da vardı. KKTC'de müdahalelerle yaratılan istikrarsızlık en çok çetelerin işine yarıyor...

KKTC’de müdahalelere kapıyı sonuna kadar açık bırakan partilerin kurduğu hükümetlerin düşürülmesi ağır ve kasvetli bir gerçek olarak karşımızda duruyor. 

Mesele, 100 günlük eylem planına UBP’nin imza atmaması hiç değil üstelik. O imza atılsaydı, bu sefer B planı devreye sokulmayacak mıydı? 6 UBP vekili Meclis’te güvenoyu vermeyerek, hükümetin düşmesini her şartta zaten sağlamayacak mıydı? 

Kendi ayakları üzerinde durmaktan siyasilerin ve partizanların çıkarları uğruna vazgeçenler olduğu sürece hükümetlere şu veya bu gerekçe ile müdahale edilme süreci devam edecek. 

2023’e bir oy bir oydur diye bakanlar, Faiz Sucuoğlu’nun hasbelkader Türkiye’de CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü diye seçimlerde KKTC’den CHP için çalışacağını varsayabilir, bir başka parti özelleştirme yapmayı kabul etmediği için iktidardan uzaklaştırabilir. 

Bu müdahalelerin sayısının artması karşısında çözüm, kimsenin kabul etmeye bile yanaşmadığı şeyin yapılmasıdır: Kendi ayaklarımızın üzerinde, mücadelesini vererek durmak. Böyle bir mücadeleyi bugün, Kıbrıs sorununun çözümüne ertelemeksizin nasıl vereceğini, gelirleri ve giderleri hangi kaynaklarla denkleştireceğini madde madde açıklayan bir parti var mı etrafta?

Böyle bir parti olmadığı için ülke yıllardır mülk ve arazi kapışan, kendilerine özel yasalar ve kararnameler çıkartan, siyasilerle işbirliği ile devletin içine çöken çetelere kaldı.

Ödedikleri bedel yaptıkları yanında koca bir hiç...

Çeteler yasa dışı işlerle büyüdükçe elebaşları ve mensupları mağdurların mücadelesi ile bedel ödemeye başlar gibi göründü. Gerçekte şu ana kadar ödedikleri bedel yaptıkları yanında hiçtir. 

İstikrarsızlaştırılan KKTC’de çetelerin ellerini kollarını bağlayacak yasaların geçmesi geciktirilmekle kalmıyor, belirsizlikten yararlananlar kurumlar içinde yayılmaya devam ediyor.

Devletin borçlanacağı başka banka mı yok?

Hakkında açılmadık dava kalmayan, aleyhine birçok Mahkeme kararı bulunan, şahsına ve şirketlerine yönelik her gün yeni bir iddia ortaya atılan ve Ağır Ceza'da yargılanmasına emir verilen Tekin Arhun'un bankasından devlet neden borçlanmaya devam ediyor mesela? Başka banka mı yok? 

Daha önce Mikro-Makro’da belgelerini sunduğumuz ve Mahkeme kararını ayrıntıları ile aktardığımız bir olay vardı. Esasında konu çok basit: Geçici bir ticari sıkıntı yaşayan bir arkadaşları için toplam 1 milyon 550 bin sterlinlik 24 adet çek veren 4 arkadaş arasından, en büyük meblağ için çek imzalayan iş insanının Tekin Arhun tarafından dolandırılmaya çalışılması! 

İş insanlarından arkadaşlarını kurtarmak için aldığı çekleri vadesi gelmeden, aldıktan 10 gün sonra işleme koyan Arhun hem yardımcı olunan hem de yardım eden toplam 5 iş insanını gözlerinin içine baka baka mağdur etti!

O dönem çekleri karşılıksız çıkan çek sahiplerinin hapis cezasına çarptırılmasından faydalanan Tekin Arhun 5 iş insanını çalışamaz duruma getirmekle kalmadı, hesaplardaki bütün parayı hemen çektiği için ödenemeyen çekler için dava da açtı. 

Gerçekte ekstre yok, dekontları hırsız çalmış, çekler de güya bulunamıyor!

Açılan davada Arhun, yüksek miktarda çekleri arkadaşı için kesen iş insanına yaklaşık 630 bin sterlin borç verdiğini ileri sürdü. İş insanı Arhun’dan borç falan almamıştı, sadece arkadaşının Arhun’a olan borcunu ödemesi için vadeli çekler vermiş, arkadaşından da karşılığına çek almıştı. Tekin Arhun iş insanının kendisinden borç aldığına dair ekstre gösteremediği gibi dekontları de ofisine giren hırsızların çaldığını iddia etti. Toplam 7 çekin 6’sı kendi bankasındandı. Arhun eski adıyla Yeşilada Bank, yeni adıyla Kıbrıs Kapital Bank’ta çeklerin bulunamadığını öne sürdü. Ama bir çek kendi bankasından değildi. İşin o kısmını atladı! Başka bankaya ait çekini o bankadan talep eden mağdur iş insanı çekin arkasında cirosu olmadığını ispat etti. 

Arhun Mahkeme’ye yalan beyanda bulunmuş, iş insanını dolandırmaya teşebbüs etmiş, fişlerde sahteleme yapıp tedavüle sürmüştü. 

O zaman Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı olan Yargıç Talat Usar ve Kıdemli Yargıç Cenkay M. İnan tarafından görülen, 4202/2013, 3677/2013 ve 4237/2017 numaralı konsolide edilmiş hukuk davasının kararı 21 Haziran 2021’de okundu.

Mahkeme, Tekin Arhun’un ve TEK-JEN Ltd'nin (Yeni adıyla Kıbrıs Finans Ltd., daha sonraki adıyla Kıbrıs Kapital Trading Ltd.)
Gayri yasal olarak faizcilik yaptığı, 
Çekleri hile ile elde ettiği, 
Dava sırasında birçok çelişik şahadette bulunduğu, 
Ekstre fişlerinde montaj yapıldığı, 
Aldığı çekleri başkalarına ciro etmesi nedeniyle esasen davacı olarak bu çekleri elinde bulundurmaya veya bu çekleri bir kıymet karşılığı elinde bulunduran kişi olmaya haiz olmadığı 
ve 
Çeklerin karşılıksız çıktığını Davalıya ihbar yoluyla bildirmediği bulgularıyla toplamda 630 bin sterlinlik çekin geçersiz olduğuna emir ve hüküm verdi.

Polis yasal olarak bankanın 12 sene saklaması gereken çekleri bulabildi mi?

Mahkeme kararının ardından iş insanı Polis’e şikâyette bulundu. Aradan geçen süreye rağmen bu kadar açık bir olayda Polis ciddi bir soruşturma yürüttü mü? Bir bankanın yasal olarak 12 sene boyunca saklaması gereken çekler bulunabildi mi? Olayın üzerinden sadece 9,5 sene geçtiğine dayanarak, bankanın bu çekleri yasal olarak saklaması şartken çekler bulunamadıysa ve banka delil saklıyorsa Polis bunun üzerine gitti mi? Polis soruşturmasını tamamladı mı? Tamamladıysa Başsavcılık Polis’in yaptığı soruşturmanın yeterli olduğunu düşünüyor mu? Başsavcılık bunca mağduriyet yaratan Tekin Arhun’a yeni bir dava açmayacak mı?

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın