Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı Mirjana Spoljaric, dünyadaki silahlı çatışmaların sayısının 15 yılda iki katına çıkarak 130’a ulaştığını açıkladı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaşan çatışmaların giderek birbirine bağlandığını belirten Spoljaric, siyasi liderlerin savaş kurallarını ve insani değerleri göz ardı etmesinin küresel bir felaket riskini artırdığı uyarısında bulundu.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı Mirjana Spoljaric, The New York Times gazetesinden Lulu Garcia-Navarro’ya verdiği röportajda, dünyanın farkına varmadan üçüncü dünya savaşına girmiş olabileceğini belirtti.
Röportajda Spoljaric, Gazze, Ukrayna, İran, Irak, Sudan ve Myanmar gibi çatışma bölgelerinde edindiği deneyimleri aktarırken, uluslararası hukuk kurallarının giderek aşındığını ve diplomatik çözüm kapasitesinin zayıfladığını anlattı.
Dünyada halen 130 uluslararası ve ülke içi silahlı çatışma bulunduğunu belirten Spoljaric, bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek sayı olduğunu vurguladı.
“Üçüncü dünya savaşının başlangıcında, hatta ortasında olabiliriz”
Spoljaric, dünyanın yeni bir dünya savaşına yaklaşıp yaklaşmadığı sorusuna, bunun ancak tarihsel süreç içinde anlaşılabileceği yanıtını verdi.
Gelecekte yazılacak tarih kitaplarının, bugünün üçüncü dünya savaşının başlangıcı ya da ortası olarak değerlendirilebileceğini belirten Spoljaric, İkinci Dünya Savaşı yaşanırken Kızılhaç'ın da olayların tarihsel boyutunu henüz bilmediğini hatırlattı.
İçinde bulunulan dönemi bir savaş on yılı olarak nitelendiren Spoljaric, uluslararası toplumun savaş hukukunun önemini yeniden kavraması gerektiğini vurguladı.
Savaşın artık siyasi hedeflere ulaşmak için kullanılan bir araç olmaktan çıkarak kendi başına bir amaca dönüşmeye başladığını belirten Spoljaric, bazı liderlerin iktidarlarını sürdürebilmek için çatışmaların devam ettiği koşullardan yararlandığına dikkat çekti.
“Liderler artık umursamıyor”
Spoljaric, dünya liderlerinin savaş hukukuna yönelik uyarılara giderek daha az kulak verdiğini belirtti.
Bazı liderlerin kesin zafer elde etmek için savaş kurallarının uygulanamayacağını savunduğunu aktaran Spoljaric, tarihte mutlak zaferin bulunmadığını, bu yaklaşımın daha fazla ölüm ve yıkım getirdiğini vurguladı.
Siyasi liderlerin yaşanan insani acılara karşı duyarsızlaşmasını en büyük tehlikelerden biri olarak değerlendiren Spoljaric, özellikle empati ve toplumsal öfke eksikliğinin endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.
Gazze’de yaşananlar insani ve ahlaki sınırları aştı
Görevi kapsamında Gazze'yi birden fazla kez ziyaret eden Spoljaric, bölgede karşılaştığı insani yıkımı anlattı.
Gazze'de ebeveynlerini kaybetmiş çocuklarla, kollarını ve bacaklarını yitirmiş sivillerle karşılaştığını belirten Spoljaric, savaşın sona ermesini isteyen insanların yaşadıkları karşısında büyük bir çaresizlik hissettiğini aktardı.
Röportajda, milyonlarca Filistinlinin Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 30'unda yaşamaya zorlandığı, binaların yüzde 80'inden fazlasının yıkıldığı veya hasar gördüğü bilgisine de yer verildi.
Spoljaric, 2025 yılında Gazze'deki koşulları yeryüzündeki cehennemden daha kötü olarak nitelendirdiğini hatırlatarak bu değerlendirmesinin bugün de geçerli olduğunu belirtti.
Gazze'de Filistinlilerin ve İsraillilerin yaşadıklarının hukuki, ahlaki ve insani standartları aştığını ifade eden Spoljaric, insanların enkaz altında hayatta kalmasının yeterli görülmesine karşı çıktı.
“Bazı insanların hayatı daha mı değerli?”
Spoljaric, insani yardım ve yaşam koşulları konusunda uygulanan çifte standartlara da dikkat çekti.
Avrupa'daki insanların ihtiyaçları değerlendirilirken normal yaşam koşullarına dönmelerinin önemsendiğini, Güney Sudan, Somali veya Gazze gibi bölgelerde ise insanların hayatta kalmasının yeterli kabul edilebildiğini belirtti.
Bu yaklaşımın insan yaşamları arasında ayrım yapılması anlamına geldiğini vurgulayan Spoljaric, çifte standartların uzun vadede herkes için tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin yaşadıklarını hatırlatarak insanların kendilerini bir gün aynı ayrımcılığın karşı tarafında bulabileceklerini ifade etti.
İsrail, Kızılhaç'ın tutuklulara erişimini engelledi
Röportajda İsrail'deki Filistinli tutuklular ile Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin durumuna da değinildi.
Spoljaric, Kızılhaç'ın Gazze'deki İsrailli rehineleri esaret altında bulundukları dönemde ziyaret edemediğini, ancak serbest bırakılmaları ve geri dönüşleri için yürütülen çalışmalarda rol aldığını açıkladı.
Rehinelerin ilk günden itibaren koşulsuz serbest bırakılması gerektiğini savunan Spoljaric, müzakerelerde daha erken baskı kurulması halinde daha fazla hayatın kurtarılabileceğini belirtti.
Bu süreçte Hamas'ın o dönemki lideri İsmail Haniye ile görüşmek üzere iki kez Katar'a gittiğini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de doğrudan görüştüğünü aktardı.
İsrail'in Kızılhaç'ın cezaevlerindeki tutuklulara erişimine izin vermemesine de değinen Spoljaric, 7 Ekim öncesinde örgütün İsrail tarafından tutulan kişileri onlarca yıl boyunca ziyaret edebildiğini hatırlattı.
Cenevre Sözleşmeleri uyarınca savaşın taraflarının Kızılhaç'a gerekli erişimi sağlamakla yükümlü olduğunu vurgulayan Spoljaric, işkencenin hiçbir koşulda kabul edilemeyeceğini belirtti.
İran, Rusya ve Çin arasındaki ilişkiler çatışmaları birbirine bağlıyor
Spoljaric, günümüzdeki savaşların artık belirli coğrafi bölgelerle sınırlı kalmadığını, birbirine bağlı çatışma sistemlerine dönüştüğünü anlattı.
İran'ın Rusya ile, Rusya'nın Çin ile ilişkileri ve Yemen'deki Husiler üzerinden Suudi Arabistan'a yayılan çatışmaların bu bağlantıların örnekleri olduğunu belirtti.
Devletler arasındaki askeri işbirliklerinin değiştiğini, silahlı grupların ise ülkeler ve kıtalar arasında ideolojik, teknolojik ve ekonomik bağlar kurduğunu ifade etti.
Bu grupların silah ve teknolojiyi binlerce kilometrelik mesafeler boyunca paylaşabildiğine dikkat çeken Spoljaric, Yemen'deki bir gerilimin kısa sürede başka ülkelere yayılabileceğini vurguladı.
Bölgedeki iki önemli deniz boğazının çatışmalardan etkilendiğini belirterek savaşların ekonomik sonuçlarının da giderek ağırlaştığını kaydetti.
Trump’ın İran’a yönelik tehditlerine savaş suçu uyarısı
Röportajda ABD Başkanı Donald Trump'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İran'ı yok etmekle tehdit eden açıklamaları da gündeme geldi.
Spoljaric, belirli bir siyasetçiyi doğrudan suçlamaktan kaçınırken siyasi liderlerin kullandığı dilin yıllar içinde giderek sertleştiğine dikkat çekti.
Savaşta hiçbir kuralın veya kırmızı çizginin bulunmadığını ima eden açıklamaların silah taşıyan kişilere tehlikeli mesajlar verdiğini belirtti.
Bu tür söylemlerin bazı koşullarda savaş suçu oluşturabilecek eylemleri teşvik edebileceği uyarısında bulundu.
Spoljaric, nefret söyleminin ve şiddeti normalleştiren siyasi dilin uluslararası güvenlik açısından ciddi riskler yarattığını vurguladı.
“Savaş başlatmak kolaylaştı, bitirmek zorlaştı; müzakere etmeyi unuttuk, savaşları bitiremiyoruz"
Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı Mirjana Spoljaric, dünya genelinde savaşların giderek uzamasının nedenlerinden birinin siyasi liderlerin müzakere yeteneklerini kaybetmesi olduğunu belirtti.
Savaş başlatmanın kolaylaştığını, ancak çatışmaları sona erdirmenin giderek zorlaştığını vurgulayan Spoljaric, uzun yıllar müzakere yürütmeyen siyasi aktörlerin diplomatik çözüm üretme becerilerini yitirdiğine dikkat çekti.
Spoljaric, bu durumu uzun süre ameliyat yapmayan bir kalp cerrahının yeniden ameliyat masasına dönmesine benzetti. Müzakerenin de sürekli uygulanması ve geliştirilmesi gereken bir beceri olduğunu vurguladı.
Güney Afrika'daki Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) üst düzey bir temsilcisiyle yaptığı görüşmeyi de aktaran Spoljaric, karşı tarafın daha önce hiç müzakere yürütmediğini, bu nedenle görüşme masasına oturmadan önce onlara müzakere etmeyi öğretmek zorunda kaldıklarını anlattı.
İran ile ABD arasındaki görüşmelere de değinen Spoljaric, 2013-2015 yıllarındaki nükleer müzakerelere kıyasla bugünkü koşulların çok daha karmaşık olduğunu belirtti.
Taraflar arasında güven oluşturmanın ilk ve en büyük güçlük olduğunu vurgulayan Spoljaric, savaşın artık son çare olarak görülmediği bir uluslararası ortamda, tarafların müzakere sürerken bile yeniden çatışmaya hazırlandığını ifade etti.
Çatışmaların birbirine bağlanması, askeri ittifakların değişmesi ve devlet dışı silahlı grupların uluslararası ilişkilerdeki etkisinin artması da diplomatik çözümü güçleştiren unsurlar arasında gösterildi.
Spoljaric, bu koşullarda müzakerelerin uzun zaman ve karşılıklı taviz gerektirdiğini belirterek güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Kızılhaç'ın ilk kadın başkanı savaşın kadınlar üzerindeki etkisini anlattı
2022 yılında göreve gelen ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin ilk kadın başkanı olan Spoljaric, savaş bölgelerinde kadınların karşılaştığı koşullara da değindi.
Mali'nin kuzeyine yaptığı ziyarette, yerel toplumsal kurallar nedeniyle erkek seleflerinin görüşemediği kadınlarla bir çadırda bir araya gelebildiğini anlattı.
Bu görüşmenin, kadınların savaş sırasında maruz kaldıkları çok katmanlı şiddeti ve korunmasızlığı daha derinden anlamasını sağladığını belirtti.
Kadınların uluslararası insani kuruluşların yönetiminde yer almasının, dünya nüfusunun yarısının yaşadığı sorunların daha iyi anlaşılması açısından önem taşıdığını vurguladı.
“İnsanlığı korumayı yeniden öncelik haline getirmeliyiz”
Spoljaric, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan uluslararası düzenin ve Cenevre Sözleşmeleri'nin önemini koruduğunu belirtti.
Bu düzenin kusurlarına rağmen Avrupa'nın yeni bir dünya savaşına sürüklenmesini önlemekte önemli rol oynadığını ifade etti.
Uluslararası toplumun silah sistemleri, savunma teknolojileri ve askeri hazırlıklara yoğunlaşmak yerine barışa yönelik ortak bir siyasi irade oluşturması gerektiğini savundu.
Dünyanın yeniden barış fikri etrafında birleşebileceğini belirten Spoljaric, insanlığın ortak değerlerini korumaya öncelik verilmesi çağrısında bulundu.
Kaynak: New York Times













Yorumunuz