Sayın Başbakan doğuştan şanslı siyasetçilerdendir.
Meclis’e ilk kez CTP ve TDP’nin 1991 ara seçimini boykot ettiği dönemde girmiştir.
Oyların çöpten çıktığı, dönemin Türkiye iktidarı ANAP’ın 1990 KKTC Genel Seçimleri’ne UBP lehine müdahale ettiği iddialarının gündeme geldiği yıllardı… Bu tartışmaların ardından yapılan 1991 ara seçiminde CTP ve TDP sandığı boykot etti. Muhalefetin yarattığı boşluktan yararlanarak Meclis’e ilk kez giren isimlerin başında ise Girne’den Ünal Üstel ve Kutlu Evren geliyordu.
Ünal Üstel’in bahtı o kadar açıktır ki 2020’de UBP kurultayında Faiz Sucuoğlu birinci seçilirken beş aday arasında sonuncu gelmesine rağmen, Sucuoğlu Hükümeti yine ve yeni müdahale söylentileri altında istifa edince 2022’de başbakanlığa terfi etti.
Üstel, UBP üyeleri tarafından genel başkan seçilmeden başbakanlık koltuğuna oturdu; dört ay sonra yapılan kurultaya ise tek aday olarak girdi ve seçimi haliyle kazandı.
Şili’den Cezayir’e kadar milletvekilliğine dönem sınırı getiren ülkeler bulunmasına rağmen KKTC’de üst üste yıllarca vekil seçilebilirsiniz.
Komşuda Demokratik Seferberlik (DISY) üç dönem sınırı uygularken, Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) 2023'te üç dönemlik sınırı iki döneme indirdi. Sosyal Demokrasi Hareketi (EDEK) ile Yeşiller de en fazla iki döneme izin veriyor. Bizde ise ömür yettiğince aday olabilirsiniz.
Avrupa’da tersi örnekler çoğalıyor: Otoriter eski lideri Viktor Orbán'dan çok çeken Macaristan’daki yeni yönetim, anayasa değişikliği ile 2030 yılından itibaren milletvekillerinin görev süresini en fazla 12 yılla sınırlandırmayı kabul etti.
Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi’nin (EPRS) 2025 tarihli bir çalışmasında milletvekilliğine dönem sınırı getirilmesi lehindeki argümanlar da sıralanıyor. Çalışmaya göre dönem sınırları, siyasi oligarşiyi önleyebilir, siyasi yenilenmeyi ve yeni isimlerin parlamentoya girmesini teşvik edebilir, gençlerin, kadınların ve yeterince temsil edilmeyen grupların siyasetteki temsilini artırabilir. Siyasi gücün belirli kişilerde yoğunlaşmasını ve profesyonel siyasetçi sınıfının oluşmasını sınırlayabileceği, hesap verebilirliği güçlendirebileceği, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması riskini azaltabileceği ve siyasi kurumlara güveni artırabileceği de savunuluyor.
35 yıldır siyasi sahnede bulunan Üstel, bunun yaklaşık 29 yılını milletvekili olarak geçirdi. Aradaki altı yıllık dönem dışında milletvekili, bakan ve nihayetinde başbakan olarak siyasetin merkezindeydi. 29 yıllık milletvekilliğinin ardından Üstel’in mevcut karma oy sistemiyle bir kez daha sandıktan çıkıp çıkamayacağı ise bilinmiyor.
Seçim sistemimizde karma oy kullanmak isteyen seçmen, herhangi bir partiye ‘EVET’ mührü basmadan, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlar içinde farklı partilerin adayları ve bağımsız adaylar arasında seçim yaparak isimlerinin karşısındaki karelere işaret koyabiliyor. Karma kullanmayan seçmen ise bir partiye mühür vurabiliyor; isterse mühür vurduğu partinin adayları arasında tercih de yapabiliyor.
Merhum İrsen Küçük’ün, başbakanlığı dönemindeki muhteşem icraatlarından sonra 2013 Milletvekilliği Erken Genel Seçimi’nde karma oy sistemi nedeniyle siyasete veda ettiği yıllardır anlatılır.
Peki gerçekten öyle miydi?
YSK sonuçlarına göre Küçük 3 bin 391 tercih aldı ve toplam oyu 10 bin 799’da kaldı; UBP’nin Lefkoşa listesini dokuzuncu sırada tamamladı. Üstelik Küçük, tercih sayısında UBP’nin 16 adayı arasında beşinci sıradaydı. Tercihlerde listenin üst sıralarında yer almasına rağmen toplam oyda dokuzunculuğa gerilemiş ve Meclis dışında kalmıştı. Dolayısıyla Küçük’ün siyasete vedasını yalnızca karma oy sistemine bağlamak, 2013'te kurulan sandığın anlattığı hikâyeyi eksik bırakıyor.

Tarih :29.07.2013 Kaynak: Yüksek Seçim Kurulu
Ünal Üstel de benzeri bir sonuçla yüzleşmekten, dolayısıyla milletvekili dokunulmazlığını kaybetmekten mi endişe ediyor?
Öyleyse karmanın kaldırılması Ünal Üstel’i kurtarmaya yetmeyebilir. İrsen Küçük örneğinin gösterdiği gibi, tercih desteği bile bazen yetmiyor. Ömrü vefa ettiği sürece seçilmesi garanti edilecekse tercihlerin de kaldırılması gerekebilir!
Oldu olacak, müdahale dedikodularını tastamam önlemek için seçim yapmaktan da vazgeçelim. Üstel, UBP üyeleri tarafından genel başkan seçilmeden başbakan olabildiğine göre, hiç seçim yapmadan yeniden başbakan olmasının da herhalde bir yolu bulunur.
Sonrasında KKTC’de ifade özgürlüğüne ağır darbe vuracak Ceza Değişiklik ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarılarıyla tam otoriter bir rejim mi kurulur, oligarşi ülkenin ışıklarını ebediyen mi söndürür, orasını kimse bilemez.
18 Ağustos’ta Meclis komitesi karma oyu kaldırmakta uzlaşmaya çalışacak. Karma oydan beslenen vekiller kadar düzenledikleri karma listeler üzerinden oy alışverişi örgütleyen ‘akil insanlar’ da var. Hepsinin ölümüne savunduğu bir partisi var ama tamamen karşısında oldukları partilerin adayları arasından hazırlanan ‘al gülüm ver gülüm’ listeleriyle istedikleri isimleri seçtirmeye çalışıyorlar.
Kısacası, siyasal partiler içinde karma oyun kaldırılmasına karşı çıkacak birçok kişi bulunuyor. Karma kalkarsa seçime katılımın düşmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Tercihi de kaldırırsanız seçmenin aday üzerindeki etkisini daha da azaltırsınız. Bu durumda azınlık oylarıyla göstermelik seçimli bir KKTC demokrasisi isteyeceklere gün daha parlak doğacaktır.
Gelgelelim siyasetin de bir sarkacı vardır. Sarkaç bir yönde uzun süre kaldığında, karşı yöne doğru salınma eğilimi güçlenir. Uzun iktidarlar değişim talebini, baskı özgürlük arzusunu, aynı isimlerin yıllarca siyasette kalması ise yeni isimlere duyulan ihtiyacı artırabilir.
Seçim sistemini değiştirerek sarkacın hareketini yavaşlatabilirsiniz. Ama durdurabilir misiniz?
Demek istediğim, karma kalksa, tercihler bile kaldırılsa Ünal Üstel’i seçmeyenler çıkabilir.
Şansın da bir sonu var!













Yorumunuz