Dünya

Almanya İsrail’i destekliyor, Çekya ve Macaristan yaptırımlara karşı, İtalya renk vermiyor

İsrail’e yönelik yaptırımlar Avrupa’da görüş ayrılıklarını derinleştirdi. Almanya İsrail’e desteğini sürdürürken, Çekya ve Macaristan yaptırımlara karşı çıkıyor; İtalya ise belirsiz tutumunu koruyor. AB genelinde uzlaşma sağlanamayınca Birleşik Krallık ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 11 Avrupa ülkesi ile Kanada, Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticarete karşı bağımsız harekete geçti. Türkiye de 12 ülkenin adımına destek verdi.

İsrail ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkilerde yeni bir eşik aşıldı. Birleşik Krallık ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu 11 Avrupa ülkesi ile Kanada, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlere yönelik yaptırım uygulama kararı aldı.

Birleşik Krallık, Fransa, Danimarka, İspanya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Norveç, Polonya, Portekiz ve İsveç ile Kanada, 8 Eylül'de ortaklaşa açıkladıkları kararla Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleriyle ticareti hedef alan önlemler alacaklarını duyurdu.

Her ülkenin yaptırımların nasıl uygulanacağına ilişkin kendi düzenlemesini hazırlaması bekleniyor.

Karar, Avrupa Birliği'nin (AB) 27 üyesinin İsrail'e yönelik ortak bir yaptırım politikası üzerinde anlaşamaması üzerine bir grup ülkenin bağımsız hareket etmesi açısından önem taşıyor.

İngiltere İsrail'e karşı daha sert bir politika başlattı

Yeni İngiliz hükümeti, İsrail politikasında önceki hükümetlerden daha sert bir çizgi benimseyerek girişimin öncülerinden biri oldu.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Parlamento'daki konuşmasında “etnik temizlik”, “savaş suçları”, “uluslararası insancıl hukukun ihlali” ve “yerleşimci terörizmi” ifadelerini kullanarak İsrail hükümetine eleştiriler yöneltti.

Londra ayrıca ilk kez Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024'te verdiği ve İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını hukuka aykırı bulan görüşünü açık biçimde destekledi.

İngiliz hükümeti, İsrail'in yerleşimleri genişletmeye yönelik projelerine katılan İngiliz şirketlerine de yaptırım uygulayacağını duyurdu.

E1 projesi 'kırmızı çizgi' oldu

Avrupa ülkelerinin kararında özellikle İsrail hükümetinin ağustos ayında onayladığı E1 yerleşim projesinin etkili olduğu belirtiliyor.

Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki stratejik bölgede hayata geçirilmesi planlanan proje, Filistin topraklarının kuzey ve güney arasındaki coğrafi bağlantısının daha da zayıflayacağı gerekçesiyle uzun süredir uluslararası eleştirilerin odağında bulunuyor.

Miliband, E1 projesinin hayata geçirilmesini “iki devletli çözümün yıkımı” olarak değerlendirdi.

İsrail'deki yerleşim karşıtı bir aktivist, Daniel Seidemann ise yaptırımların, İsrail bankaları ve finans kuruluşlarının E1 projesini finanse etmesini engelleyecek bir caydırıcılık yaratması gerektiğini savundu.

E1 projesine ilişkin İsrail ihalesinin 19 Ekim'de kapanması bekleniyor.

İsrail'den İngiltere'ye misilleme

İsrail yönetimi İngiltere'nin kararına bir dizi diplomatik önlemle karşılık verdi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin Kudüs'teki konsolosluğunun kapatılacağını açıkladı. Aralarında İşçi Partisi eski lideri Jeremy Corbyn'in de bulunduğu 12 İngiliz ismin İsrail'e girişinin yasaklandığı da bildirildi.

İsrail ayrıca Gazze'deki ateşkesi izlemekle görevli uluslararası merkezdeki İngiliz personelin çıkarılacağını duyurdu.

İsrailli yetkililer İngiliz hükümetini antisemitizmle suçlarken, İsrail Başbakan Netanyahu daha önce İngiltere'yi hedef alan açıklamalarda bulunmuştu.

Yasa dışı yerleşimlerde üretilen sanayi ve tarım ürünleri hedefte

Planlanan ticari yaptırımların yaklaşık üçte ikisini tekstil ve plastik gibi sanayi ürünlerinin, geri kalanını ise tarım ürünlerinin oluşturduğu belirtiliyor. Hizmetlerin yaptırımların dışında bırakılması öngörülüyor.

Avrupa Komisyonu, İsrail yerleşimlerinden Avrupa'ya yapılan ve yaptırımlardan etkilenebilecek ticaretin değerini 100 milyon euronun altında olduğunu tahmin ediyor. Dünya Bankası ise 2012'de söz konusu ticaretin değerini yaklaşık 230 milyon euro olarak hesaplamıştı.

AB yaklaşık 20 yıldır İsrail ile tercihli ticaret düzenlemelerinin sağladığı avantajları Batı Şeria'daki yerleşimlerde üretilen mallara uygulamıyor.

Brüksel merkezli European Middle East Project'ten Martin Konecny, tam bir yasağın mevcut uygulamadan çok daha güçlü sonuçlar yaratabileceğine dikkat çekerek, İsrailli ihracatçıların ürünlerin geri gönderilmesi, imha edilmesi ve daha yüksek para cezalarıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

Fransa, İngiltere ile birlikte hareket etme kararı aldı

Fransa'nın girişime katılma kararının Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Londra ziyareti sırasında kesinleştiği belirtildi.

Paris ve Stockholm daha önce AB genelinde İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ambargo veya ek gümrük vergileri uygulanmasını önermiş ancak girişim üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle sonuçsuz kalmıştı.

Fransa, AB düzeyinde ilerleme sağlanamayınca İngiltere ve diğer ülkelerle birlikte hareket etme yoluna gitti.

AB, İsrail konusunda ortak politika oluşturamıyor

Yeni karar aynı zamanda AB içerisinde İsrail politikasında giderek belirginleşen ayrışmayı ortaya koydu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Eylül 2025'te AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın kısmen askıya alınmasını önermiş ancak 27 üye devlet arasında gerekli uzlaşma sağlanamamıştı.

Almanya sistematik olarak İsrail’i destekleyen bir tutum sergilerken, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan gibi diğer ülkeler de bu anlaşmanın tamamen veya kısmen askıya alınmasını reddetti. Muhafazakâr Janez Janša’nın yeniden hükümetin başına geçmesiyle birlikte Slovenya da artık bu ülkeler arasında yer alıyor.

AB ülkeleri mayıs ayında şiddet yanlısı İsrailli yerleşimci örgütlere yaptırım uygulanması konusunda oy birliğine varabilmiş ancak yerleşimlerde üretilen malların ticaretinin yasaklanması konusunda aynı uzlaşmayı sağlayamamıştı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın konuyu yeniden gündeme getirmesine rağmen sonuç alınamaması üzerine, İsrail'e karşı daha sert önlemler isteyen ülkeler AB çapında bir karar beklemek yerine kendi ulusal düzenlemelerini hayata geçirme yoluna gitti.

Yeni yaptırım kararı, özellikle İngiltere ve Fransa gibi İsrail'in önemli Batılı ortaklarının yerleşim politikasına karşı ekonomik araçları doğrudan kullanmaya başlaması bakımından İsrail-Avrupa ilişkilerinde önemli bir politika değişikliğine işaret ediyor.

AB'deki çıkmazın ardından ülkeler bağımsız harekete geçti

AB'nin İsrail politikalarında oldukça belirsiz bir tutum sergileyen İtalya'dan destek alamayan en kararlı ülkeler, İspanya, İrlanda, Belçika ve Hollanda'nın daha önce belirlediği örneği izleyerek bağımsız olarak yasa çıkarmaya karar verdiler.

Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada, Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallarla ticareti yasaklamak üzere ulusal önlemler geliştireceklerini açıkladı.12 ülkenin ortak bildirisinde, ülkelerin ulusal prosedürlerine göre ticari kısıtlamalar getireceği veya bu yöndeki önlemleri aktif biçimde değerlendirdiği belirtildi. 

Ortak açıklamada İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki politikalarının iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığı belirtilerek, özellikle E1 yerleşim projesi ile yerleşimci şiddetindeki artışa dikkat çekildi. İsrail'e yerleşimlerin genişletilmesini durdurma çağrısı yapıldı. 

Kaynak: Le Monde

Türkiye'den 12 ülkenin kararına destek

Türkiye de Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada'nın öncülüğündeki 12 ülkenin kararına destek verdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 8 Eylül'de yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerle ticaret ve iş ilişkilerini yasaklamaya yönelik adımların “memnuniyetle karşılandığını ve desteklendiğini” bildirdi. 

Bakanlık, İsrail'in iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerinin giderek yoğunlaştığını belirterek, yasa dışı yerleşimlerin Filistin Devleti'nin varlığını tehdit eden sistematik bir işgal politikasına dönüştüğünü vurguladı.

Açıklamada uluslararası toplumun diğer üyelerine de benzer kararlar alma çağrısı yapılarak, Türkiye'nin 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması yönündeki çabalarını sürdüreceği vurgulandı.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın