İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden, hakkındaki intihal ve akademik geçmişine yönelik iddiaların ardından geçen hafta istifa eden Prof. Jason Arday, 41 yaşında hayatını kaybetti.
Arday’in ailesi cuma günü ölüm haberini doğrularken, Londra Metropolitan Polisi ölümü “beklenmedik” olarak değerlendirdiğini ancak şüpheli olduğuna inanılmadığını açıkladı.
İngiliz eğitim sosyoloğu Jason Arday, 2023 yılında 37 yaşında Cambridge Üniversitesi’nde göreve başlayarak, üniversite tarihinin en genç siyah profesörü olmuştu.
Ailesi: Sürekli bir taciz kampanyasına maruz bırakıldı
Arday’ın ailesi, Cambridge’de göreve başlamasından sonra akademisyenin “sürekli bir taciz kampanyasına” maruz kaldığını savundu. Açıklamada, bilgi kirliliğinin Arday üzerinde ağır bir etki yarattığı belirtilerek, onun “nazik bir insan olduğu ve her zaman herkesin içindeki en iyiyi görmek istediği” ifade edildi.
Aile, “Bu olağanüstü babayı, partneri, kardeşi, amcayı ve evladı kaybetmiş olmanın şoku içerisindeyiz” dedi.
Cambridge Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Deborah Prentice de Arday’ın ailesi ve arkadaşlarına başsağlığı diledi.
Sıra dışı bir yaşam öyküsü
Ganalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Güney Londra’da büyüyen Arday, anılarında çocukluğunda öğrenme güçlükleri yaşadığını, 11 yaşına kadar konuşamadığını ve 18 yaşına kadar okuyamadığını yazmıştı.
Doktorasını tamamlayan Arday, yükseköğretimde ırkçılık üzerine çalışmalar yaptı ve 2023’te Cambridge’de Jesus College bünyesindeki eğitim profesörlüğüne atandı. Fakat yükselişi, 2026 yazında akademik çalışmaları ve yaşam öyküsünün bazı bölümlerinin sorgulanmasıyla ciddi bir krize dönüştü.
İntihal iddiaları ve istifa
Tartışmalar, Arday’in doktora tezinde intihal yaptığı ve kişisel öyküsünün bazı unsurlarını olduğundan farklı gösterdiği iddialarıyla yayıldı.
İddiaları ilk gündeme getiren akademisyenin daha önce siyahlarla beyazlar arasındaki zeka farklılıklarını genetik temelde açıklamaya çalışan görüşleriyle tartışma yaratmış olması, suçlamaların arkasındaki motivasyon konusunda da gündeme getirdi.
Gazetecilerin Arday’in akademik geçmişi ve yaşam öyküsünü incelemeye başlamasıyla yeni tutarsızlık iddiaları ortaya çıktı. Tartışmalar, Simon & Schuster tarafından yayımlanması planlanan anı kitabının çıkışı yaklaşırken daha da yoğunlaştı.
Arday geçen hafta Cambridge’deki görevinden istifa etti. İstifasının ardından, Cambridge’e atanmasından sonraki yılların yoğun kamuoyu incelemesi ve kişisel saldırılarla geçtiğini yazmıştı. Suçlamalar ve spekülasyonlar karşısında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bir ailem var ve onların yanında olmak istiyorum. Biraz huzura, mahremiyete ve sıradan bir hayata yeniden kavuşmak istiyorum. Artık hayatımın her ayrıntısının kamuoyunun incelemesine ve yargısına açık olduğu, sürekli göz önünde yaşadığım hissiyle devam etmek istemiyorum.
Kendi iyiliğim, ailem ve bu zorlu süreç boyunca yanımda duranlar için, bu dönemi geride bırakmanın tek yolunun görevimden ayrılmak olduğu sonucuna vardım.
Bu karar, akademiye ya da beni Cambridge’e getiren değerlere olan inancımı kaybettiğim anlamına gelmemeli. Aynı şekilde, hakkımda ortaya atılan iddiaları ve oluşturulan anlatıları kabul ettiğim şeklinde de yorumlanmamalı. Bu, yalnızca bir insandan makul olarak katlanması beklenebileceklerin sınırına ulaşmış birinin verdiği karardır.”
Cambridge de inceleme altında
Retraction Watch'a göre Arday’in çalışmalarındaki olası tekrar ve benzerliklere ilişkin iddialar Cambridge içerisinde yıllardır biliniyor, ancak üniversite yapılan uyarıları dikkate almıyordu.
Başlangıçta Arday’i savunan Cambridge yönetimi, tartışmanın büyümesi üzerine işe alınma süreci hakkında bağımsız soruşturma başlatılacağını açıkladı ve vakayı “bir sapma” ve “rahatsız edici” olarak nitelendirdi.
Bazı Cambridge akademisyenleri ise açık mektupla üniversitenin krizi yönetme biçimini eleştirdi.
Arday için 14 bin imzalı dayanışma kampanyası
İngiltere merkezli Good Law Project de Arday’e destek amacıyla bir kampanya başlattı.
14 bin imza toplayan kampanyada intihal suçlamalarının “tamamen yanlış” olduğu, daha önce iki üniversite tarafından yapılan incelemelerde herhangi bir usulsüzlük kanıtına rastlanmadığı ve ilgili akademik dergilerin de iddiaları destekleyecek bir temel bulmadığı savunuldu.
Kampanya, özellikle sağ eğilimli medyanın Arday’in itibarını ve kariyerini hedef aldığını öne sürerek tartışmanın ırksal boyutuna dikkat çekti.
Claudine Gay tartışmasını hatırlattı
Arday olayı, siyah akademisyenlerin intihal iddiaları üzerinden hedef alındığı yönündeki daha geniş tartışmayı da yeniden gündeme getirdi.
2023 sonunda ABD’de muhafazakâr medya, Harvard Üniversitesi Rektörü Claudine Gay’in çalışmalarındaki intihal iddialarını yoğun biçimde gündeme taşıdı. Harvard, Gay’in bazı çalışmalarında uygun atıf yapılmadan kullanılan “mükerrer ifadeler” tespit edildiğini açıkladı.
Harvard’ın ilk siyah başkanı Gay kısa süre sonra istifa etti ve kendisine yönelik kampanyanın kısmen “ırksal husumetten” kaynaklandığını savundu.
Gay’in istifasının ardından muhafazakâr aktivist Christopher Rufo’nun Harvard’da çalışan başka siyah kadın akademisyenlerin çalışmalarındaki intihal iddialarını gündeme taşıması, özellikle ırk ve çeşitlilik alanında çalışan siyah akademisyenlerin sistematik biçimde hedef alınıp alınmadığı tartışmasını doğurdu.
Irk, eğitim ve nöroçeşitlilik üzerine çalışıyordu
Arday’in akademik çalışmalarının merkezinde ırk, eğitim, nöroçeşitlilik ve ruh sağlığı bulunuyordu. Chantelle Jessica Lewis ile yazdığı ve Princeton University Press tarafından 2025’te yayımlanan "We See Things They’ll Never See" (“Onların Asla Göremeyeceği Şeyleri Biz Görüyoruz”) adlı kitabında eğitim sistemi ve toplumdaki “nörotipik hegemonyayı” sorguladı.
2023’te BBC’ye verdiği röportajda akademik hayata başladığında gönderdiği çalışmaların sürekli reddedildiğini anlatan Arday, son derece sert bulduğu hakem değerlendirme sürecini zamanla bir öğrenme deneyimine dönüştürdüğünü söylemişti.
Kaynaklar: New York Times - Good Law Project













Yorumunuz