Kanada'nın Vancouver kentinde 26 Ekim Pazartesi günü başlayan davada, 15 genç federal hükümetin iklim değişikliği karşısındaki politikalarını yargıya taşıdı.
Haftalarca sürmesi beklenen duruşmalarda, Kanada devletinin küresel ısınmanın yol açtığı tehlikelere karşı vatandaşlarını koruma sorumluluğu tartışılıyor.
Le Monde'un haberine göre, davacılardan bazıları 2019 yılında hukuki mücadeleyi başlattıklarında henüz çocuk yaştaydı. Bugün 17 ile 25 yaşları arasında bulunan gençler, hükümetin iklim değişikliğiyle mücadelede yeterli önlemleri almamasının anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürüyor.
Davacılar, mahkemeden Kanada'nın yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği haklarını haksız biçimde ihlal ettiğinin tespit edilmesini ve hükümetin bilimsel verilerle uyumlu bir iklim eylem planı hazırlamasını talep ediyor.
“Gelecek nesiller denediğimizi bilsin”
Duruşmalarda gençler, iklim değişikliğinin günlük yaşamları üzerindeki etkilerini anlattı. Kanada'nın New Brunswick eyaletindeki Metepenagiag Mikmak Yerli topluluğunun üyesi olan 25 yaşındaki Sophia Sidarous, 27 Ekim'deki ifadesinde orman yangınlarının topluluğunun yaşamını nasıl etkilediğini aktardı.
Aşırı sıcaklıklar nedeniyle geleneksel törenlerin iptal edildiğini, kültürlerinde önemli bir yere sahip somon balığının giderek azaldığını belirten Sidarous, mücadelesinin gelecek kuşaklar için olduğunu vurguladı.
Sidarous, mahkemede ifade vermesinin nedenini “Gelecek nesillerin denediğimizi bilmesini istiyorum” sözleriyle açıkladı.
Yedi yıllık hukuk mücadelesi
Gençlerin Kanada hükümetine karşı başlattığı hukuki süreç 2019 yılına dayanıyor. Federal Mahkeme, 2020 yılında davanın kapsamını fazla geniş bularak başvuruyu reddetti. Ancak Aralık 2023'te temyiz mahkemesi, itiraz edilen hükümet politikalarının daha açık biçimde tanımlanması koşuluyla davanın yeniden görülmesine olanak tanıdı.
Bunun üzerine davacılar, başvurularını 2021 yılında kabul edilen Kanada Net Sıfır Emisyon Hesap Verebilirlik Yasası ile hükümetin 2030 iklim planına odakladı.
Kanada'nın söz konusu planı, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 seviyesine kıyasla yüzde 40-45 oranında azaltmayı hedefliyor. Gençler ise mevcut önlemlerin bu hedeflere ulaşmak ve temel haklarını korumak açısından yetersiz olduğunu savunuyor.
Mahkeme devletin iklim sorumluluğunu belirleyecek
Kanada'da bugüne kadar hiçbir mahkeme, devletin iklim değişikliği karşısındaki anayasal sorumluluğunu bu kapsamda karara bağlamadı.
Oxford Üniversitesi'nde doktora araştırmacısı olan Catherine Savard, davanın Kanada hukukunda tarihi bir emsal oluşturabileceğini belirtiyor. Savard'a göre mahkemenin yanıtlaması gereken temel soru, anayasanın devlete yalnızca vatandaşlarının haklarını ihlal etmeme yükümlülüğü mü getirdiği, yoksa onları iklim değişikliğinin tehlikelerinden korumak için aktif önlemler alma sorumluluğu da yükleyip yüklemediği.
Davacıların karşı karşıya bulunduğu en önemli hukuki güçlüklerden biri ise hükümetin politikalarıyla yaşadıkları zararlar arasında nedensellik bağı kurabilmek. Kanada hükümeti bu bağlantıyı reddediyor. Hükümetin avukatı B.J. Wray, 26 Ekim'deki duruşmada iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve ancak uluslararası ölçekte çözülebileceğini savundu.
Wray, Kanada'nın emisyonlarının dünya toplamının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu belirterek gençlerin hükümete yerine getiremeyeceği bir yükümlülük getirmeye çalıştığını ileri sürdü.
Kanada dünyanın dördüncü büyük ham petrol üreticisi
Dava, Kanada'nın enerji üretimi ve iklim hedefleri arasındaki çelişkileri de gündeme taşıdı. Dünyanın dördüncü büyük ham petrol üreticisi olan Kanada'da petrol ve doğal gaz sektörü, ülkenin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 30'undan sorumlu. Resmî verilere göre sektörün emisyonları 1990-2024 yılları arasında yüzde 76 arttı.
Kanada İklim Enstitüsünün tahminleri ise ülkenin toplam sera gazı emisyonlarının 2025 sonu itibarıyla 2005 seviyesine göre yalnızca yüzde 9,5 azaldığını ortaya koyuyor. Bu oran, hükümetin 2030 yılı için belirlediği yüzde 40-45'lik azaltım hedefinin oldukça gerisinde bulunuyor.
Davacılardan 19 yaşındaki Albert Lalonde, 2019 yılında iklim aktivisti Greta Thunberg'in de katıldığı ve Montreal'de yaklaşık 500 bin kişinin sokaklara çıktığı gösterileri hatırlatarak aradan geçen yıllarda yeterli ilerleme sağlanmadığını söyledi. Lalonde, hükümetin iklim politikalarını somut değişiklikler yaratmayan yüzeysel önlemler olarak değerlendirdi.
Mark Carney hükümetinin enerji politikaları da tartışılıyor
2025 yılında başbakanlık görevine gelen Mark Carney'in enerji politikaları da iklim savunucularının eleştirilerine konu oluyor. Daha önce Birleşmiş Milletler'in iklim finansmanı özel temsilciliğini yürüten Carney, göreve geldikten sonra bireysel tüketicilere uygulanan karbon vergisini kaldırdı.
Carney hükümeti ayrıca Alberta eyaletindeki petrol üretimini Pasifik kıyılarına bağlayacak yeni bir boru hattı projesini destekliyor. Projenin Kanada'nın petrol ihracatını artırabileceği belirtiliyor.
Carney, 30 Haziran'da yaptığı açıklamada enerji politikasındaki değişikliklerin önümüzdeki yıllarda, önceki Başbakan Justin Trudeau hükümetinin planladığından daha yüksek emisyonlara yol açacağını kabul etti.
Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı davayı etkileyebilir
Kanada'daki dava, dünya genelinde hükümetlerin iklim değişikliği karşısındaki sorumluluklarını yargıya taşıyan girişimlerin bir parçası.
Uluslararası Adalet Divanı, Temmuz 2025'te yayımladığı danışma görüşünde, devletlerin iklim yükümlülüklerini ihlal etmelerinin uluslararası hukuka aykırı fiil oluşturabileceğini ve belirli koşullarda tazminat sorumluluğu doğurabileceğini ortaya koymuştu. Bu görüşün Kanada'daki davanın değerlendirilmesinde de etkili olabileceği belirtiliyor.
Catherine Savard, mahkemenin hükümetin iklim politikalarını yetersiz bulabileceğini, ancak alınacak önlemlerin belirlenmesi konusunda devlete hareket alanı bırakabileceğini ifade ediyor.
Vancouver'da devam eden davada son savunmaların Şubat 2027'de yapılması bekleniyor.
Yedi yıldır hukuk mücadelesini sürdüren Albert Lalonde ise iklim değişikliğiyle mücadele konusunda umudunu koruduğunu belirterek umudun eylemden doğan bir disiplin olduğunu söylüyor.
Kaynak: Le Monde













Yorumunuz