Dünya

Japonya faizi 31 yılın zirvesine çıkardı: Karar neden tüm dünyayı ilgilendiriyor?

Faiz arttı ancak yen değer kaybetti...

Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) politika faizini yüzde 1,25’e çıkararak 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye taşıması, yalnızca Japon ekonomisini değil küresel finans piyasalarını da yakından ilgilendiriyor.

Japonya’nın uzun yıllar boyunca dünyadaki en ucuz finansman kaynaklarından biri olması, yatırımcıların düşük faizle yen borçlanıp parayı ABD hisseleri, tahviller ve daha yüksek getiri sağlayan diğer piyasalara taşımasına olanak sağladı.

“Yen carry trade” olarak bilinen bu işlemler nedeniyle Japonya’da borçlanma maliyetinin artması, dünyanın farklı piyasalarında tutulan yatırımlar üzerinde de etkili olabilecek bir değişim anlamına geliyor. 

BoJ, cuma günü politika faizini 0,25 puan artırarak yüzde 1’den yüzde 1,25’e çıkardı ve Japonya’da politika faizi 31 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Karar 2’ye karşı 7 oyla alındı. 

Faiz arttı ancak yen değer kaybetti

Normal koşullarda faiz artışının bir ülkenin para birimini desteklemesi beklenirken, BoJ kararının ardından yen dolar karşısında yüzde 1,3 değer kaybederek dolar başına yaklaşık 158 yen seviyesine geldi.

Piyasanın faiz artışını büyük ölçüde önceden fiyatlamış olması ve BoJ yönetimindeki iki üyenin karara karşı çıkması, bankanın bundan sonraki faiz artırımlarının hızı konusunda soru işaretleri yarattı. 

BoJ Başkanı Kazuo Ueda ise temel enflasyonun bankanın yüzde 2 hedefini aşma riskine dikkat çekerek para politikasında yeni bir aşamaya geçildiğinin sinyalini verdi. 

Kaynak: Financial Times

Trump yönetimi daha güçlü bir yen istiyordu

BoJ’un faiz artışı, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Japonya’dan para politikasını normalleştirmesini ve yenin güçlenmesini sağlayacak adımlar atmasını istediği bir dönemde gerçekleşti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ağustos sonunda Japon hükümeti ile BoJ’un daha güçlü bir yene yol açacak adımlar atacağına inandığını söylemişti. Bessent, BoJ’un faiz artırımlarına devam etmesi gerektiği yönünde de daha önce birçok kez mesaj vermişti. 

Washington’ın kaygısı yalnızca Japonya ile ticaret veya dolar-yen kuru değildi. Bessent, yendeki düzensiz hareketlerin yatırımcıları bazı pozisyonlarını zorunlu olarak kapatmaya itebileceğini, bunun küresel finans piyasalarında istikrarsızlığa ve ABD’de hanehalkı ile şirketlerin borçlanma maliyetlerinin artmasına kadar uzanan sonuçlar yaratabileceğini belirtmişti. 

ABD ve Japonya yeni desteklemek için birlikte müdahale etmişti

ABD’nin yenin değerine ilişkin kaygısı temmuz sonunda doğrudan piyasa müdahalesine kadar uzandı. ABD ve Japonya, 31 Temmuz’da yen satın alarak para birimini desteklemek amacıyla ortak döviz müdahalesi gerçekleştirdi. Bu, iki ülkenin 2011’den bu yana gerçekleştirdiği ilk koordineli yen müdahalesiydi. 

Bessent müdahalenin ardından, ABD’nin Japonya’nın yenin önemli ölçüde düşük değerlenmesini düzeltmeye yönelik piyasa ve para politikası adımlarını desteklediğini belirterek, gerekirse Washington’ın yeni bir ortak müdahaleye katılabileceğini de açıklamıştı. 

BoJ faiz artırdı ancak Trump yönetiminin istediği sonuç şimdilik oluşmadı

Bu nedenle BoJ’un faizi yüzde 1,25’e çıkarmasının ardından ortaya çıkan tablo dikkat çekici. Trump yönetiminin daha güçlü yen beklentisine ve BoJ’un faiz artışına rağmen Japon para birimi karar sonrasında değer kazanmak yerine dolar karşısında geriledi.

Bu durum aynı zamanda carry trade açısından da önemli. Daha yüksek Japon faizleri yenle borçlanmanın maliyetini artırırken, yenin değer kaybetmeye devam etmesi bu işlemlerin çözülmesini geciktirebilir. Dolayısıyla küresel piyasalar açısından belirleyici olan yalnızca BoJ’un faiz artırması değil, faiz artışlarının devam edip etmeyeceği ve bunun yenin değerine nasıl yansıyacağı olacak.

Dünyanın ucuz finansman kaynaklarından biri Japonya’ydı

Japonya’nın faiz kararının küresel öneminin arkasında, onlarca yıldır uygulanan çok düşük faiz politikası bulunuyor.

Yatırımcılar ve özellikle kaldıraç kullanan fonlar, düşük maliyetle yen üzerinden finansman sağlayıp bu parayı daha yüksek faiz veya getiri sunan ülkelere ve finansal varlıklara taşıyabiliyor.
Bu strateji finans piyasalarında “yen carry trade” olarak adlandırılıyor.

Uluslararası Ödemeler Bankası’na (BIS) göre carry trade, düşük faizli bir para biriminden finansman sağlanarak daha yüksek getirili başka bir para birimi veya varlığa yatırım yapılmasına dayanıyor. Yen de uzun yıllardır düşük Japon faizleri nedeniyle bu işlemlerde kullanılan başlıca finansman para birimlerinden biri. 

Faiz arttıkça yenle borçlanmanın avantajı azalıyor

BoJ faizleri artırdığında bu sistemin temelindeki hesap değişmeye başlıyor.

Yen üzerinden finansman sağlamak pahalılaşırken Japonya ile diğer ülkeler arasındaki faiz farkı da azalabiliyor. Böyle bir ortamda bazı carry trade işlemlerinin getirisi yatırımcı açısından daha az cazip hale gelebiliyor.

Özellikle yen aynı zamanda değer kazanırsa risk daha da büyüyebiliyor. Çünkü yen borçlanan yatırımcı, borcunu kapatırken daha pahalı hale gelen yeni satın almak zorunda kalabiliyor. BIS, carry trade işlemlerinde kullanılan kaldıracın bu pozisyonları faiz, döviz kuru ve piyasa oynaklığındaki değişikliklere karşı hassas hale getirdiğine dikkat çekiyor. 

Carry trade çözülürse ne olur?

Buradaki kritik nokta, yatırımcıların pozisyonlarını kapatmaya başlaması halinde ortaya çıkabilecek zincirleme etki.

Örneğin düşük faizle yen üzerinden finansman sağlayarak ABD hisselerine yatırım yapan bir fon, carry trade pozisyonunu kapatmak istediğinde elindeki hisseleri satıp yen satın alarak borcunu kapatabilir.

Çok sayıda yatırımcının aynı anda benzer işlemleri gerçekleştirmesi, yalnızca döviz piyasasını değil hisse senetleri ve diğer riskli varlıkları da etkileyebilir.

BIS, geçmişte carry trade pozisyonlarının hızlı biçimde kapatılmasının kaldıraç azaltımını hızlandırarak hisse senedi piyasalarındaki sert hareketleri ve döviz kurlarındaki dalgalanmaları büyüttüğünü belirtiyor. 

2024’te yaşandı

Bu risk yalnızca teorik değil. Ağustos 2024’te yen carry trade pozisyonlarının kısmen çözülmesi küresel piyasalardaki sert dalgalanmanın büyümesine katkıda bulundu.

BIS’in daha sonra yaptığı incelemeye göre kaldıraçlı işlemlerin çözülmesi, hisse senedi ve döviz piyasalarındaki ilk hareketleri güçlendirdi. Kurum, o dönemde carry trade pozisyonlarının büyüklüğünün kesin olarak hesaplanmasının zor olduğunu ancak çeşitli göstergelerin yaklaşık 40 trilyon yen, dönemin kuruyla 250 milyar dolar civarında bir büyüklüğe işaret ettiğini belirtti. 

BIS ayrıca carry trade pozisyonlarının gerçek büyüklüğünü belirlemenin zor olduğunu vurguluyor. Bunun nedenlerinden biri, işlemlerin önemli bölümünün doğrudan kredi yerine vadeli işlemler, döviz swapları ve opsiyonlar gibi türev araçlarla kurulması. 

Japon yatırımcılar sermayelerini ülkeye geri taşıyabilir

BoJ’un faiz artırımlarına devam etmesinin bir başka olası sonucu da Japon yatırımcıların yurt dışındaki yatırımlarının cazibesinin değişmesi.

Japonya’da faizlerin ve tahvil getirilerinin yükselmesi, bazı Japon yatırımcıların daha önce daha yüksek getiri bulmak amacıyla yurt dışına çıkardıkları sermayenin bir bölümünü Japon varlıklarına yönlendirmesini teşvik edebilir.

Ancak bunun hızlı ve büyük çaplı gerçekleşeceği kesin değil. Etkinin büyüklüğü BoJ’un bundan sonraki faiz kararlarına, yenin seyrine ve Japonya ile diğer büyük ekonomiler arasındaki faiz farkına bağlı olacak. 

Bugünkü karar küresel satış dalgası anlamına gelmiyor

BoJ’un son faiz artırımı tek başına carry trade işlemlerinin kitlesel biçimde çözüleceği veya küresel piyasalarda yeni bir satış dalgası başlayacağı anlamına gelmiyor.

Nitekim kararın hemen ardından yen güçlenmek yerine değer kaybetti. Bu durum, yatırımcıların BoJ’un bundan sonraki faiz artırımlarının ne kadar hızlı gerçekleşeceği konusunda henüz ikna olmadığını gösteriyor. 

Japonya’nın onlarca yıl süren son derece düşük faiz döneminden giderek uzaklaşması, küresel finans sisteminin önemli finansman kaynaklarından birinin koşullarının değiştiği anlamına geliyor.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın