Dünya

'İran'ın düşmanları, bölgesel bir ülkenin desteğiyle, İran adalarından birini işgal etmeye hazırlanıyor'

BM Genel Sekreteri, 'Savaş kontrolden çıktı' dedi. Petrol fiyatlarının etkisi neden gecikmeli hissedilecek?
İran çarşamba günü Orta Doğu'daki savaşı durdurma yönündeki Amerikan planını reddetti

İsrail Tahran'a hava saldırıları düzenler ve ABD bölgeye paraşütçüler ve daha fazla deniz piyadesi konuşlandırırken İran, İsrail ile Körfez Arap ülkelerine yönelik daha fazla saldırı başlattı. Bu saldırılardan biri Kuveyt Uluslararası Havalimanı'nda büyük bir yangına yol açtı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, devlet televizyonuna verdiği bir röportajda, hükümetinin savaşı sona erdirmek için görüşmelere girmediğini ve "herhangi bir müzakere planlamadığını" söyledi. 

"Şu ana kadar düşmanla hiçbir müzakere gerçekleşmedi ve herhangi bir müzakere planımız da yok" dedi.

Arakçi açıklamayı, İran devlet televizyonunun İngilizce yayın yapan bir kanalında bir İranlı yetkilinin, İran'ın Amerika'nın ateşkes teklifini reddettiğini ve çatışmaların sona ermesi için kendi talepleri olduğunu söylemesinden ardından yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşüldüğünü söylediği 15 maddelik çerçeve planın, yaklaşık bir yıl önce nükleer görüşmeler sırasında müzakere ekibi tarafından ortaya atılan ve artık güncelliği yitmiş bir öneriye dayandığı iddi edildi.

Orijinal 15 maddelik plan, Mayıs 2025 sonlarında yapılan müzakerelerin temelini oluşturmuştu; ancak İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik hava saldırıları nedeniyle görüşmeler kısa süre sonra çökmüştü.

İran kendi 5 maddelik teklifinde, İran’a karşı savaşın yeniden başlamasını önleyecek “somut” garantiler verilmesini, savaş zararlarının karşılanması ve tazminat ödenmesini, İran’a karşı savaşın ve Orta Doğu genelindeki “tüm direniş gruplarına” yönelik savaşın sona ermesini ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınmasını talep etti. 

"İran'ın düşmanları, bölgesel bir ülkenin desteğiyle, İran adalarından birini işgal etmeye hazırlanıyor"

İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bağher Ghalibaf, X’ten yaptığı açıklamada, "Bazı bilgilere göre, İran'ın düşmanları, bölgesel bir ülkenin desteğiyle, İran adalarından birini işgal etmeye hazırlanıyor" uyarısında bulundu.

Paylaşımda şu ifadeler yer alıyor: “Düşmanın tüm hareketleri silahlı kuvvetlerimizin tam gözetimi altındadır. Eğer çizgiden çıkarlarsa, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapısı, hiçbir kısıtlama olmaksızın, amansız saldırıların hedefi haline gelecektir.”

Ne bölgesel ülkenin neresi olduğu ne de hangi İran adasından bahsedildiği belirtildi, ancak birçok yorumcu ABD'nin stratejik öneme sahip Harg Adası'nı ele geçirmek için kara kuvvetleri gönderebileceğinden endişe duyuyor.

Geçtiğimiz hafta ABD, İran'ın petrol ihracatının %90'ını işleyen adadaki askeri tesisleri bombaladıysa da petrol altyapısına saldırmaktan kaçındı.

ABD Orta Doğu'ya hava indirme birliğinden 1.000'den fazla ek asker göndermeye hazırlanıyor.

İran, Lübnan'ın da herhangi bir ateşkes anlaşmasına dahil edilmesini istiyor

Reuters'e konuşan ve İran'ın pozisyonuna aşina altı bölgesel kaynağa göre, İran arabuluculara Lübnan'ın ABD ve İsrail ile yapılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi gerektiğini söyledi ve savaşın sona ermesini, Hizbullah'ın güney Lübnan'ın büyük bölümlerini işgal etmesine yol açan İsrail'in saldırısının durdurulmasına bağladı.

İran'ın Press TV kanalı çarşamba günü, İranlı bir yetkilinin sözlerine atıfta bulunarak, Tahran'ın ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın hem İran'a hem de bölgedeki diğer "direniş gruplarına" karşı savaşın sona ermesini sağlamasını istediğini bildirmişti.

Üst düzey bir İranlı yetkili çarşamba günü Reuters'e verdiği demeçte, Tahran'ın bölgesel savaşı sona erdirmeye yönelik ABD teklifini hâlâ incelediğini ve Tahran'ın henüz teklifi tamamen reddetmediğini belirtti.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen altı bölgesel kaynak, Tahran'ın mart ayının ortalarında arabuluculara, İsrail'in Lübnan silahlı grubu Hizbullah'a yönelik saldırılarını da durduracak bir anlaşma arayışında olduğunu bildirdiğini söyledi.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili Reuters'e verdiği demeçte, İran'ın "vekâlet faaliyetlerine" son verilmesinin ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının "Lübnan'da ve bölge genelinde barış ve istikrarın sağlanması için hayati önem taşıdığını" söyledi.

Bölgesel kaynaklardan biri ise Reuters'e, Hizbullah'ın daha geniş kapsamlı bir anlaşmaya dahil edilmesi konusunda "İran'dan güvenceler" aldığını belirtti.

Kaynak, "İran Lübnan'a öncelik veriyor; 2024 ateşkesinden sonra yaşananlar gibi İsrail'in Lübnan'daki ihlallerini kabul etmeyecek" dedi ve İsrail'in son İsrail-Hizbullah savaşını sona erdiren 2024 ateşkesine rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarına atıfta bulundu.

İsrail'in Lübnan'a düzenlediği saldırılarda en az 1.094 kişi hayatını kaybetti, bunların arasında en az 121 çocuk da bulunuyor ve 1,2 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

BM Genel Sekreteri, "savaş kontrolden çıktı” dedi ve İran savaşına son vermek için yeni bir özel temsilci görevlendirdi

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının üzerinden üç haftadan fazla süre geçtikten sonra, BM Genel Sekreteri "savaş kontrolden çıktı" dedi.

Orta Doğu'daki devam eden çatışmanın çeşitli taraflarını kınayarak, savaşın "liderlerin hayal bile edemeyeceği sınırları aştığını" söyledi.

Geçen ay ortak saldırılarıyla İran'a karşı savaşı başlatan ABD ve İsrail'e, "insan acıları derinleşirken, sivil kayıplar artarken ve küresel ekonomik etki giderek daha yıkıcı hale gelirken" çatışmaları sona erdirmeleri çağrısında bulundu.

Guterres sözlerine şöyle devam etti: "İran'a mesajım, komşularına saldırmayı bırakmalarıdır."

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kişisel temsilcisi olan deneyimli Fransız diplomat Jean Arnault'un "çatışma ve sonuçlarına ilişkin BM çabalarına" liderlik etmek üzere atandığını açıkladı.

Guterres, "Mesajım şu ki, diplomasi galip gelmelidir. Ve diplomasi samimi bir diyalog gerektirir" şeklinde konuştu.

Arnault'un New York'tan yapmaya çalıştığı şeyi sahada da yapacağını, yani arabuluculuk ve barış için yapılan tüm çabaları destekleyeceğini söyledi.

Guterres, Arnault'un tüm taraflarla temas halinde olacağını ve savaşın bölgedeki ve ötesindeki siviller üzerindeki etkisini, özellikle de az gelişmiş ülkelerdeki ekonomik çalkantıyı inceleyeceğini söyledi.

“Gazze modeli Lübnan'da tekrarlanmamalıdır”

Hizbullah'ı İsrail'e yönelik saldırılarını durdurmaya, İsrail'i de askeri operasyonlarını ve saldırılarını sonlandırmaya çağıran Guterres, Gazze modeli Lübnan'da tekrarlanmamalıdır” dedi.

ABD Cumhuriyetçi Kongre üyesi: “Bu savaş ne kadar uzun sürerse, Kongre'nin ve Amerikan halkının desteğini o kadar hızlı kaybedecektir”

Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin savaşla ilgili brifinginden ayrıldıktan sonra ABD Cumhuriyetçi Kongre üyesi Nancy Mace, ABD birliklerinin İran'a konuşlandırılmasını desteklemeyeceğini söyledi.

"Az önce İran konusunda Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ndeki bir brifingden çıktım. Tekrar edeyim: İran’da sahaya asker gönderilmesini desteklemeyeceğim; bu brifingden sonra buna daha da fazla karşıyım" diye yazdı.

X'ten yaptığı bir diğer paylaşımında, Amerikan kamuoyuna sunulanlar ile bugün komite toplantısında ortaya konan askeri hedefler arasındaki uçurumun "son derece endişe verici" olduğunu ekledi.

“İran'daki savaş için Amerikan kamuoyuna sunulan gerekçeler, bugün Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde bize aktarılan askeri hedeflerle aynı değildi. Bu fark son derece endişe verici. Bu savaş ne kadar uzun sürerse, Kongre'nin ve Amerikan halkının desteğini o kadar hızlı kaybedecektir” diye yazdı.

Fransa, Körfez'deki hasarın petrol arzını günde 11 milyon varil azalttığını açıkladı

Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure çarşamba günü yaptığı açıklamada, Körfez'deki rafineri kapasitesinin %30 ila %40'ının hasar gördüğünü veya yok olduğunu ve bunun özellikle bazı Asya ülkelerinde petrol krizine yol açtığını söyledi.

"Sonuç olarak, şu anda günde 11 milyon varil petrolün eksik olduğu bir petrol piyasasıyla karşı karşıyayız" dedi.

Lescure, Katar'daki mevkidaşıyla görüştüğünü ve saldırılar sonucu doğal gaz üretim kapasitesinin %17'sinin yok edildiğini söyledi. Lescure, “Bunların yeniden devreye alınması yıllar alacak, yaklaşık üç yıl” dedi. Ayrıca Katar’ın acil olarak kapattığı bazı gaz tesislerinin yeniden faaliyete geçmesinin de aylar süreceğini belirtti.

Lescure'un belirttiğine göre, Fransa doğal gaz tedarikinde yaşanan kıtlık konusunda nispeten güvende, çünkü ülke elektriğinin %5'inden azını doğal gazdan karşılıyor ve elektriğin büyük kısmı nükleer santrallerden üretiliyor.

Petrol arz sıkıntısı Körfez'den dünyanın geri kalanına yayılıyor

Ticaret uzmanları, barış görüşmeleri hızlı bir şekilde sonuçlanmazsa, Orta Doğu'dan gelen belirli ham petrol türleri için rekor yüksek fiyatların yakında ABD ve diğer ülkelere de yansıyacağını söylüyor.

Wall Street Journal’ın haberine göre tüccarlar Hürmüz Boğazı'ndan geçebilen Birleşik Arap Emirlikleri petrolü için varil başına dudak uçuklatan 160 dolar ödüyorlar; bu fiyat küresel göstergelerin çok üzerinde.

Asyalı alıcılar dizel ve jet yakıtı üretmeye devam etmek için dünyanın dört bir yanından ham petrol çeşitleri arıyor

Tüccarlar, bu astronomik fiyatların, Basra Körfezi'nin yakında yeniden açılmaması durumunda piyasanın geri kalanını nasıl etkileyebileceğinin bir habercisi olduğunu söylüyor. Çünkü Asyalı müşteriler, dizel ve jet yakıtı üretmeye devam etmek için dünyanın dört bir yanından benzer ham petrol çeşitlerini arıyorlar.

Kısacası hızlı bir şekilde barış olmazsa, Orta Doğu ham petrolünün belirli türleri için rekor yüksek fiyatlar yakında ABD ve diğer yerlere de yansıyacak.

Norveçli yatırım bankası DNB Carnegie'de enerji analisti olan Helge Andre Martinsen, "Bu durum o kadar büyük bir aksamaya yol açacak ki, eğer hızla çözülmezse tam bir panik moduna gireceğiz" dedi.

Barışın sağlanması petrolün boğazdan tekrar akması anlamına gelir. Ancak o zaman bile, fiyatların savaş öncesi seviyelere düşmesi için, tüccarlar Basra Körfezi üreticilerinin savaşın ilk günlerinden itibaren uyguladıkları üretim kesintilerini tersine çevirmelerini görmek istiyorlar. Martinsen'e göre, bu aynı zamanda İran ve Rusya'ya uzun vadeli yaptırımların kaldırılmasını da gerektirir. ABD, piyasaları rahatlatmak için her ikisine de yaptırımları gevşetti, ancak bu sadece bir ay sürdü.

Petrol fiyatlarının etkisi gecikmeli hissedilecek

Petrol fiyatları savaşla ilgili her haber başlığında hareket ediyor gibi görünse de, aslında bu fiyatların petrol kuyularından benzin istasyonlarındaki pompalara kadar uzanan karmaşık lojistik ve finansal sistemde etkisini göstermesi haftalar, hatta aylar sürebilir.

Fiziksel petrol piyasası ile vadeli işlemlerdeki fiyatlar ayrışıyor

Fiyatlardaki en büyük fark, eskiden Körfez'den çıkan petrol ile daha uzak bölgelerden gelen farklı ham petrol türleri arasında görülüyor. Emtia verileri sağlayıcısı OPIS'e göre, Dubai olarak bilinen bir ham petrol türünün fiyatı, pazartesi günkü kapanış itibariyla 2026'da %150'nin üzerinde artış gösterdi. Bu, medyada belirtilen standart göstergelerin çok üzerinde bir artış. Buna karşılık, Brent petrol vadeli işlem fiyatları sakin bir seyir izleyerek perşembe gününe kadar yıl başından bu yana %72 arttı.

Başka büyük çarpıklıklar da var. Avrupa'da pompalanan petrol fiyatlarını yansıtan küresel gösterge Brent petrolü, Oklahoma'daki Cushing'de işlem gören Amerikan WTI gösterge fiyatına göre varil başına tarihsel olarak geniş bir 12 dolarlık primle işlem görüyor. 

Petrol tüccarlarına göre, aradaki fark Amerikan WTI'nın Asya'da petrole ihtiyaç duyulan yerden çok uzakta bulunmasından kaynaklanıyor. Daha düşük fiyat ayrıca, petrolü Asyalı alıcılara ulaştırmak için gereken daha yüksek nakliye maliyetlerini ve ABD'nin enerji kaynaklarını korumak için ham petrol ihracatını kısıtlayabileceği endişesini de yansıtıyor.

Asya rafinerileri, aşırı pahalı hale gelen Orta Doğu petrolünün yerine kükürt bakımından zengin petrol arayışında; bu durum Norveç, Rusya, Kolombiya ve hatta ABD'den gelen bazı ham petrollerin fiyatlarını yükseltiyor. Petrol sevkiyatları, Basra Körfezi'ndeki şokun en şiddetli olduğu ve tüccarların prim kazanabileceği Asya'ya yönlendiriliyor.

Brent petrol yetersiz bir gösterge haline geldi

Brent petrolünün kendisi Dubai petrolüne göre çok daha az kükürt içerir. Ayrıca, yaygın olarak takip edilen Brent vadeli işlem sözleşmeleri, birçok tüccarın savaşın sona ermiş olabileceğini düşündüğü mayıs ayında teslim edilecek ham petrol içindir. Bazıları da vadeli işlemlerin, bankaların, emtia tüccarlarının ve hedge fonlarının büyük kayıplardan kaçınmak için faaliyetlerini kısıtlaması nedeniyle, fiziksel petrol piyasasındaki koşullar için yetersiz bir gösterge haline geldiğini ve bunun da düşük işlem hacmi ve büyük iniş çıkışlardan oluşan kısır bir döngü yarattığını söylüyor.

Körfez piyasasında hesaplama sistemi bile değişti

Körfez'deki piyasalar o kadar kaotik ki, şu anda Dubai petrolünün fiyatlarına Dubai emirliğinden gelen ham petrol bile dahil edilmiyor. Boğazdan dışarı çıkamadığı için fiyat takip firmaları bu petrol türünü hesaplamalarından çıkardı.

Bunun yerine, fiyatlar Umman'dan (Hürmüz Boğazı'nın hemen dışında) gelen petrol anlaşmalarını ve Abu Dabi'den boru hatlarıyla Fujairah limanına (boğazın en dar bölümünün ötesinde) taşınan az miktardaki ham petrolü yansıtıyor.

Fransız petrol üreticisi TotalEnergies'in ticaret kolu, aktif bir şekilde onlarca kargo satın aldı. Total'in ne kadar petrolü daha sonra satmayı kabul ettiği öğrenilemedi, ancak bu devasa pozisyon, Asya rafinerilerinin kıt kaynaklar için yüksek fiyat ödeyeceği yönünde bir bahis anlamına gelebilir.

Körfez'den petrol elde etme yarışı, daha geniş uluslararası petrol piyasalarına da yayılmaya başladı. Norveç kıyılarındaki Johan Sverdrup sahasından elde edilen petrolün fiyatları, Brent petrolüne göre rekor seviyelere çıktı. Argus verilerine göre, endüstri jargonunda "ekşi" olarak adlandırılan diğer kükürt oranı yüksek ham petrollerin fiyatları da, Kuzey Alaska petrolü de dahil olmak üzere, hızla yükseldi.

"Hürmüz Barajı kapalı kalırsa Brent petrol fiyatlarının sonunda Orta Doğu ham petrolleriyle aynı seviyeye gelecek ve varil başına 150 doların üzerinde işlem görecek"

Enerji danışmanlık firması Energy Aspects'in kurucusu Amrita Sen, "Asya'nın dünyadaki her varil petrol için kıyasıya mücadele ettiğini gördünüz" dedi. Sen, Hürmüz Barajı kapalı kalırsa Brent petrol fiyatlarının sonunda Orta Doğu ham petrolleriyle aynı seviyeye geleceğini ve varil başına 150 doların üzerinde işlem göreceğini belirtti. Sen ayrıca, hareketlilikten uzak ve kükürt içermeyen WTI petrolünün ise büyük indirimlerle işlem görmeye devam edebileceğini ekledi.

Savaştan önce, küresel petrol arzının neredeyse beşte biri her gün bu boğazdan geçiyordu; bu da yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil rafine yakıt anlamına geliyordu. Yapılan düzenlemeler sayesinde, petrolün bir kısmı Suudi Arabistan'dan Kızıldeniz'e uzanan bir boru hattı da dahil olmak üzere alternatif güzergâhlardan akmaya başladı.

JPMorgan Chase analistlerine göre, pazartesi itibariyla, petrol borularının kapanması günlük petrol arzından 16 milyon varil eksiltmişti. Bu açık, borulardan daha fazla petrol akışı ve ABD ile müttefiklerinin stratejik stoklarından yapılacak salınımlarla önümüzdeki ay azalabilir. Ancak dünya ekonomisi yine de günlük 10 milyon varil petrol açığıyla karşı karşıya kalacak.

Kaynaklar: APNew York TimesGuardianWSJ

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın