Trump’a, ABD temsilcileriyle görüştüğü söylenen İranlılara güvenip güvenmediği sorulduğunda, kimseye güvenmediğini söyledi ancak ‘doğru kişilerle muhatap olduklarını’ gösterdiğini belirttiği bir ‘hediye’ aldıklarını ima etti.
Trump, salı günü Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada, ‘Bize bir hediye verdiler ve o hediye bugün ulaştı’ dedi. ‘Bu, çok büyük bir hediyeydi; son derece yüksek değerdeydi. Bunun ne olduğunu size söylemeyeceğim ama çok önemli bir kazanımdı.’
Daha fazla ayrıntı vermesi istendiğinde Trump, bunun ‘petrol ve gazla ilgili’ olduğunu söyledi ancak daha ileri gitmedi. ‘Yaptıkları çok hoş bir şeydi. Ama bana gösterdiği şey, doğru kişilerle muhatap olduğumuzdur” dedi.
İsrail'in BM Büyükelçisi Danny Danon, bildiği kadarıyla İsrail'in bu hafta Pakistan'da ABD ve İran arasında yapılması planlanan görüşmelerin bir parçası olmadığını söyledi.
Salı günü BM muhabirlerine yaptığı açıklamada, "Şu anda İsrail ve ABD olarak İran'daki askeri hedefleri vurmaya devam ediyoruz ve bunu yapmaya devam edeceğiz" dedi.
Wall Street Journal’ın İki ABD yetkilisine dayandırdığı haberine göre, Pentagon, İran'a karşı operasyonları desteklemek amacıyla ordunun seçkin 82. Hava İndirme Tümeni'nden yaklaşık 3.000 askeri Orta Doğu'ya konuşlandırmayı planlıyor ve önümüzdeki saatlerde yazılı bir emir bekleniyor.
82. Hava İndirme Tümeni'nin muharebe tugayı, Amerikan ordusunun acil müdahale gücü olarak görev yapıyor ve 24 saatten kısa sürede dünyanın herhangi bir yerine konuşlandırılabiliyor. Havaalanlarını ve arazileri güvence altına almak için düşman veya tartışmalı bölgelere paraşütle atlama eğitimi alıyorlar. Yetkililer, tugayın planlama ve koordinasyondan sorumlu olan tümen karargâhıyla birlikte konuşlandırılacağını belirtti.
Aynı yetkililer, İran'a kara birlikleri gönderme kararının henüz verilmediği konusunda uyardı. Ancak 82. Tümenin hareketi, ABD Başkanı Trump'ın isterse Hürmüz Boğazı'nı zorla yeniden açmaya, İran'ın stratejik adalarını veya kıyı şeridini ele geçirmeye veya rejimin yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirmek için bir misyon başlatmaya çalışmasının önünü açıyor.
New York Times, Trump yönetiminin 82. Hava İndirme Tümeni'ni İran operasyonlarına göndermeyi değerlendirdiğini ilk olarak bildirdi.
Tel Aviv'in doğusundaki Bnei Brak'ta bulunan bir konutta büyük hasar olduğu kaydedilirken, İsrail'in orta kesiminde en az yedi farklı bölgede daha hasar tespit edildiği bildirildi.
Salı günü İran İsrail'e 12. kez füze saldırısı yaptı. Ayrıca Lübnan'daki militanların fırlattığı roketler de İsrail'in kuzeyinde saatlerce hava saldırısı sirenlerinin çalmasına neden oldu ve en az bir kadının ölümüne yol açtı.
Salı gecesi meydana gelen olayda tesiste herhangi bir can kaybı veya teknik hasar bildirilmedi; İran Atom Enerjisi Kurumu ise olaydan İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ni sorumlu tuttu.
Geçen hafta İran ve Rusya tarafından da benzer bir olay bildirildi; her iki ülke de Rus yapımı Buşehr tesisinin arazisine bir füzenin isabet ettiğini ve savaşın şiddetlendiği bir dönemde radyolojik bir olay olasılığının gündeme geldiğini söyledi.
ABD'li yetkililerin görüşmeler hakkında bilgi verdiği kaynaklara göre, Veliaht Prens Muhammed bin Salman bölgeyi yeniden şekillendirmek için "tarihi bir fırsat" görüyor.
Amerikalı yetkililerden görüşmeler hakkında bilgi alan kişilere göre, Suudi Arabistan'ın fiili lideri Veliaht Prens Muhammed bin Salman, ABD-İsrail askeri harekatının Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek için "tarihi bir fırsat" sunduğunu savunarak Trump'ı İran'a karşı savaşa devam etmeye zorluyor.
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen bir dizi görüşmede Prens Salman, Trump'a İran'ın aşırılıkçı hükümetinin yıkılması yönünde baskı yapması gerektiğini iletti.
Velihat Prens Salman, İran'dan uzun vadeli tehditlerin hükümetin devrilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini savunuyor
Görüşmelere yakın kaynaklara göre Velihat Prens Salman, İran'ın Körfez için uzun vadeli bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdidin ancak hükümetin devrilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini savundu.
İsrail Başbakanı Netanyahu da İran'ı uzun vadeli bir tehdit olarak görüyor, ancak analistler, İsrailli yetkililerin iç karışıklıklarla boğuşan ve İsrail'i tehdit edemeyecek kadar başarısız bir İran devletini muhtemelen bir kazanım olarak göreceğini, Suudi Arabistan'ın ise İran'da başarısız bir devleti ciddi ve doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak değerlendireceğini söylüyor.
Ancak hem Suudi hem de Amerikan hükümetlerindeki üst düzey yetkililer, çatışmanın uzaması halinde İran'ın Suudi petrol tesislerine daha da yıkıcı saldırılar düzenleyebileceğinden ve ABD’nin bitmek bilmeyen bir savaşın içinde sıkışıp kalabileceğinden endişe duyuyorlar.
Savaşın Suudi Arabistan ekonomisi ve ulusal güvenliği üzerindeki sonuçları çok büyük. İran'ın Amerikan-İsrail saldırısına karşılık olarak gerçekleştirdiği insansız hava aracı ve füze saldırıları, petrol piyasasında şimdiden büyük aksamalara yol açtı.
Suudi yetkililer, Salman’ın savaşı uzatmak için baskı yaptığı iddiasını reddetti.
Suudi hükümeti yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan Krallığı, bu çatışma başlamadan önce bile her zaman barışçıl bir çözümü desteklemiştir" dedi ve yetkililerin "Trump yönetimiyle yakın temas halinde olduklarını ve bağlılıklarının değişmediğini" belirtti.
Hükümet açıklamasında, “Bugün öncelikli endişemiz, halkımıza ve sivil altyapımıza yönelik günlük saldırılardan kendimizi savunmaktır. İran, ciddi diplomatik çözümler yerine tehlikeli bir uçurum oyunu seçti. Bu durum, ilgili tüm paydaşlara zarar veriyor, ancak en çok İran'a zarar veriyor” dedi.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişilerin aktardığına göre, Trump zaman zaman savaşı sona erdirmeye açık görünse de, Prens Muhammed bin Salman bunun bir hata olacağını savundu ve Tahran'daki hükümeti zayıflatmak için İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırılar için baskı yaptı.
Suudi hükümetinin düşünce tarzına aşina olan analistler, Prens Salman’ın muhtemelen bir savaştan kaçınmayı tercih ettiğini ancak Trump'ın şimdi geri adım atması durumunda Suudi Arabistan ve Orta Doğu'nun geri kalanının, cesaretlenmiş ve öfkeli bir İran'la tek başına karşı karşıya kalacağından endişe duyduğunu söylüyor.
Bu görüşe göre, yarım kalmış bir taarruz Suudi Arabistan'ı sık sık İran saldırılarına maruz bırakacaktır. Böyle bir senaryo ayrıca İran'a Hürmüz Boğazı'nı periyodik olarak kapatma gücü de verebilir.
Bazı istihbarat analistleri, Prens Salman’ın savaşı Suudi Arabistan'ın Orta Doğu'daki nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak gördüğünü ve savaş devam etse bile Suudi Arabistan'ın kendini koruyabileceğine inandığını düşündüklerini söylediler.
Trump, Velihat Prens’le yaptığı görüşmelerde petrol fiyatları ve bunun ekonomiye verdiği zarar konusunda endişelerini dile getirdi. Amerikalı yetkililerden bilgi alan kişilere göre, Suudi lider bunun sadece geçici bir durum olduğu konusunda güvence verdi.
Velihat Prensin iddialı mega projeleri ve yapay zekaya yapılan büyük yatırımları Suudi Arabistan bütçesinde açığa neden olacak
Ancak Amerikalı ve bölgesel yetkililer, petrol piyasalarının savaştan sonra hızla toparlanacağına dair derin bir şüphe duyuyorlar. Ekonomistler, Suudi Arabistan'ın savaşın neden olduğu açığı telafi edemeyeceğini, çünkü karayolu boru hattının normalde Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün sadece küçük bir kısmını taşıyabildiğini söylüyor.
Suudi Arabistan, boğazın kapanmasının etkilerini diğer Körfez ülkelerine göre daha iyi atlatabilecek konumda olsa da, boğazın kısa süre içinde yeniden açılmaması durumunda ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.
Savaş başlamadan önce bile Prens Salman, Suudi Arabistan'ı küresel bir iş merkezi haline getirmek için kendine koyduğu 2030 son tarihine yaklaşırken ciddi mali zorluklarla karşı karşıyaydı. Hükümeti, iddialı mega projeler ve yapay zekaya yapılan büyük yatırımların ülkenin sınırlı kaynaklarını zorlaması nedeniyle önümüzdeki birkaç yıl boyunca bütçe açığı öngörüyor.
İran'la uzun sürecek bir savaş tüm bunları riske atar. Prens'in başarısı, yatırımcılar ve turistler için güvenli bir ortam yaratmasına bağlıdır.
ABD Başkanı Trump, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in İran'daki savaşı çözmek için görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiği bir sosyal medya paylaşımının ekran görüntüsünü yayınladı.
Şerif, X'ten yaptığı paylaşımda, "ABD ve İran'ın onayı şartıyla, Pakistan, devam eden çatışmanın kapsamlı bir şekilde çözümü için anlamlı ve sonuçlandırıcı görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır ve onur duyuyor" yazıyordu ve paylaşımda Trump Beyaz Saray temsilcisi Steve Witkoff ve İran dışişleri bakanını etiketledi.
Trump'ın hesabından, Truth Social hesabına gönderilen mesajın ekran görüntüsü herhangi bir ek yorum yapılmadan paylaşıldı. Trump, İran'ın "çok şiddetli bir şekilde" anlaşma yapmak istediğini ve çatışmayı sona erdirmek için kendisinin de bir anlaşma yapmak istediğini söylemişti.
Çin'e ait gemi, konum transponder verilerine göre, İran'ın bu ayın başlarında kurduğu Larak ve Qeshm adaları arasındaki ücretli geçiş koridorundan geçti.
Çinli finans haber sitesi Caixin'e göre, Panama bayraklı Newvoyager gemisi, bu koridordan geçen ilk Çin sahipli konteyner gemisi oldu.
Caixin'in haberine göre, Çin'in Anhui eyaletindeki bir nakliye şirketine ait olan gemi, pazartesi günü transit geçiş sırasında "Çin Sahibi" statüsünü duyurdu.
Verilere göre gemi pazar günü İran sularından yola çıktı ve pazartesi günü boğazdan ayrıldı.
İran, Hürmüz Boğazı'nda düşman olmayan gemiler için "güvenli geçişin" mümkün olduğu konusunda ısrar etti. Hindistan ve Pakistan ile bağlantılı gemiler de boğazdan geçen gemiler arasında yer alıyor.
İsrail polisinin değerlendirmesine göre, salı sabahı Tel Aviv'e 220 poundluk, yaklaşık 100 kiloluk bir savaş başlığı taşıyan bir İran füzesi isabet etti. Bu nadir olay, Tahran'ın İsrail'e karşı yeni bir tür mühimmat kullandığını gösteriyor.
İsrail polisinin yayınladığı videolara göre, füze bir yerleşim bölgesindeki bir sokağa isabet ederek yakındaki apartmanlara ve araçlara ağır hasar verdi. İsrailli sağlık görevlileri, saldırıda dört kişinin hafif yaralandığını söyledi.
Salı günü Tel Aviv'e isabet eden savaş başlığının boyutu, İran'ın İsrail'e daha önce fırlattığı tek parça savaş başlıklarının yaklaşık yarısı kadar, ancak Tahran'ın mevcut çatışma sırasında sahil kentine düzenli olarak fırlattığı misket bombalarından çok daha büyük.
İsrailli bir güvenlik yetkilisine göre, İran'ın İsrail'e fırlattığı düzenli balistik füzeler yaklaşık 235 kilogramlık savaş başlıklarına sahipken, misket bombası taşıyan füzeler ise her seferinde 3 ila 12 kilogram arasında patlayıcı içeren düzinelerce küçük bomba bırakabiliyor.
İsrail ordusu, Lübnan'da Hizbullah'ın kontrolündeki benzin istasyonlarını hedef alan ikinci bir hava saldırısı dalgası gerçekleştirdiğini ve İran destekli militan grubun kullandığını söylediği altyapıya yönelik saldırıları tırmandırdığını açıkladı. İsrail, tesislerin, grupla bağlantılı olduğu iddiasıyla 2020 yılında ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım uygulanan Amana adlı bir yakıt şirketi tarafından işletildiğini belirtiyor.
Amana, internet sitesine göre Lübnan'da yaklaşık 45 benzin istasyonundan oluşan bir ağ işletiyor ve bunların çoğu Hizbullah'ın kalelerinde bulunuyor. Sivil halka benzin satıyorlar, ancak bu bölgelerdeki sivil yakıtın tek veya ana kaynağı değiller. İsrail, bu tesislerin Hizbullah için milyonlarca dolar gelir sağladığını, militan amaçlarla kullanılan araçlara yakıt sağladığını ve grubun faaliyetleri için sivil bir kılıf görevi gördüğünü söylüyor.
İran savaşı nedeniyle dizel ve benzin fiyatlarındaki aşırı artış karşısında ülkeler farklı önlemler alıyor. Almanya'da, yakıt şirketleri için kâr vergisi veya pompa fiyatlarındaki artışların düzenlenmesi konusunda görüşmeler sürüyor. İrlanda ise farklı bir yaklaşım benimsiyor ve yakıtta önemli bir vergi indirimi yapmaya başlıyor.
İrlanda Başbakanı Micheál Martin, benzin üzerindeki özel tüketim vergilerinin litre başına 15 sent, dizel üzerindeki vergilerin ise litre başına 20 sent azaltılacağını açıkladı. Bu indirim çarşamba gece yarısından itibaren yürürlüğe girecek ve mayıs ayı sonuna kadar sürecek. Vergi indirimi, Orta Doğu'daki çatışmanın hane halkları ve işletmeler üzerindeki "fiyat şoklarının en kötü etkilerini" hafifletmeyi amaçlayan 250 milyon avroluk bir önlem paketinin parçası.
Sadece birkaç gün önce, İtalya da kararnameyle benzin ve dizel üzerindeki vergileri geçici olarak düşürdü. Roma hükümetine göre, bu önlem litre başına 25 sentlik anlık bir fiyat düşüşüne yol açmayı amaçlıyordu.
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand R. Marcos Jr., imzaladığı bir başkanlık kararnamesine göre, "kritik derecede düşük enerji arzı tehlikesi" karşısında ülkenin enerji sektörünü istikrara kavuşturmak için ulusal enerji acil durumu ilan etti.
Petrol ürünlerinin net ithalatçısı olan ve 7.000'den fazla adadan oluşan Güneydoğu Asya takımadaları, yakıt konusunda dış kaynaklara büyük ölçüde bağımlıdır. Karara göre, Orta Doğu'daki artan gerilimler nedeniyle ülkenin enerji güvenliği, Hürmüz Boğazı gibi hayati tedarik yollarındaki "kesintilere karşı savunmasızdır".
Marcos, ülkenin devlet haber ajansı PNA'nın bildirdiğine göre, ilan edilen ulusal acil durumun, ada ülkesi hükümetinin "istikrarlı ve yeterli enerji tedarikini sağlamak" için koordineli önlemler uygulamasına olanak tanıyacağını vurguladı. Kararnameye göre, yakıt, gıda ve ilaç gibi temel malların tedarik ve dağıtımını izlemek ve toplu taşımanın devamlılığını sağlamakla görevli bir komite kuruluyor.
Savaşın başlamasından yaklaşık bir hafta sonra Marcos, kaynakları korumak ve elektrik ve petrol tüketimini azaltmak için bazı devlet dairelerinde geçici olarak dört günlük çalışma haftası uygulaması emri verdi. Ayrıca gereksiz devlet seyahatlerini ve faaliyetlerini de yasakladı.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın fırlattığı bir füzenin Bahreyn'de görev yapan BAE ordusuna bağlı bir sivil yükleniciyi öldürdüğünü bildirdi.
Yüklenici Fas uyruklu olup Bahreyn'de "rutin" bir görevde bulunuyordu. Açıklamada, saldırıda bakanlığın beş çalışanının daha yaralandığı belirtildi.
Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in İran'la olan savaşının Hazar Denizi'ne doğru genişlemesinin Rusya tarafından "son derece olumsuz" karşılanacağını söyledi.
Bir gün önce Rusya ve İran'ın üst düzey diplomatları arasında gerçekleşen ve her iki tarafın da çatışmaların Hazar bölgesine "tehlikeli bir şekilde yayılmasından" duyduğu endişeyi dile getirdiği bir görüşme yapılmıştı.
Geçtiğimiz hafta İsrail, savaşın başlamasından bu yana ilk kez savaş uçaklarının Hazar Denizi'ndeki İran Donanması altyapısını vurduğunu açıkladı. Dünyanın en büyük iç su kütlesi olan Hazar Denizi, güneyde İran ve kuzeybatıda Rusya ile çevrilidir.
İsrail kurtarma ekiplerinin bildirdiğine göre, İsrail'in kuzeyinde salı günü Lübnan'dan açılan roket saldırısında otuzlu yaşlarında bir kadın hayatını kaybetti. Saldırıda, İsrail ile İran destekli İslamcı hareket Hizbullah arasında çatışmalar yaşanıyordu.
İsrail'in Kızılhaç muadili olan Magen David Adom (MDA), salı günü yaptığı açıklamada, güneydeki Hula Vadisi'nde 30'lu yaşlarında bir kadının bilinci kapalı ve çok sayıda ağır yaralanmış halde bulunduğunu bildirdi. Örgüt ayrıca, şarapnel parçalarından hafif yaralanan iki kişinin daha olduğunu belirtti.
İsrail ordusu olaydan kısa bir süre önce Lübnan'dan bölgeye onlarca roket atıldığını belirtti.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın salı öğleden sonra yayınladığı son verilere göre, "2 Mart ile 24 Mart tarihleri arasında şehit sayısı 1.072'ye, yaralı sayısı ise 2.966'ya yükseldi." Ulusal Haber Ajansı NNA'nın bildirdiğine göre, bakanlık son 24 saatte "33 vatandaşın öldüğünü ve 90 kişinin yaralandığını" belirtti.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İranlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde hızlı barış görüşmeleri çağrısında bulundu. Bakanlığından yapılan açıklamada, Wang'ın İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'ye, savaşan tarafların bunu başarmak için mevcut tüm araçları kullanması gerektiğini söylediği belirtildi. Açıklamada, Wang'ın Arakçi'ye "tüm tartışmalı konuların güç kullanımıyla değil, diyalog ve müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini" söylediği ifade edildi.
Arakçi'nin Wang'a "İran tarafının sadece geçici bir ateşkes değil, çatışmaya kapsamlı bir son vermeye kararlı olduğu" konusunda güvence verdiği belirtildi. Görüşmenin İran tarafının "talebi üzerine" gerçekleştiği bildirildi.
ABD'li petrol devi ConocoPhillips'in CEO'su Ryan Lance, şirketin ve diğer yatırımcıların yüz milyonlarca dolar yatırım yaptığı Katar petrol ve doğal gaz tesislerinin ek koruma altına alınması için Trump yönetimine çağrıda bulunduklarını söyledi.
CEO Lance, ConocoPhillips’in yönetimin korunması gereken yerler listesini deniz ve hava kuvvetleri üsleri, askerler, elçilikler ve ABD vatandaşlarının ötesine genişletmesini istediğini belirtti. Şirketin son birkaç haftadır bir dizi gerekli olmayan personeli tahliye etmek zorunda kaldığını söyleyen Lance, "Katar'daki ABD varlıklarını da korunması gerekenler listesine eklemek çok önemli" dedi.
Shell CEO'su Wael Sawan, Güney Asya'da yakıt arzının daraldığını ve yakında Kuzeydoğu Asya'da da sıkılaşacağını, İran savaşı nedeniyle Avrupa'da da nisan ayından itibaren arz açığı yaşanmaya başlayacağını söyledi.
Shell’in hükümetlerle temas kurduğunu belirten Sawan, talebin azaltılması, yeni tedariklerin sağlanması ve mevcut yakıt stoklarının kullanılması gibi seçeneklerin değerlendirildiğini aktardı.
Houston'da düzenlenen bir enerji konferansında konuşan Sawan, “Duruma bakarsanız, jet yakıtı şimdiden etkileniyor. Sıradaki dizel olacak. Ondan sonra benzin gelecek ve tabii ki yaz mevsimine giriyoruz ki bu da kuzey yarımkürede genel olarak araç kullanım mevsimidir” dedi.
Geçtiğimiz hafta, İran'ın füze saldırısı Shell'in Katar'daki Pearl gaz-sıvı yakıt tesisini vurdu ve İngiliz petrol devinin en değerli varlıklarından birini devre dışı bıraktı. Sawan, saldırıda herhangi bir yaralanma olmadığını ve tesisin güvenli olduğunu söyledi.
Devlet medyasına göre, Muhammed Bagher Zolghadr İran Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığına atandı. Geçen hafta İsrail hava saldırılarında öldürülen Ali Laricani'nin yerini aldı. Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünden sonra Laricani, ülkenin en güçlü adamı ve perde arkasındaki kilit isim olarak kabul ediliyordu.
72 yaşındaki Zolghadr, Devrim Muhafızları'nın eski bir komutanıdır. En son olarak İran Uzlaşma Konseyi başkanlığını yürütmüş, öncesinde ise dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın içişleri bakan yardımcılığı görevini üstlenmiştir. Zolghadr, nispeten pragmatik olan Laricani'nin yerini alan sertlik yanlısı bir isim olarak kabul ediliyor.
Diplomatik deneyimi olmayan Zolghadr'ın atanması, daha geniş bir eğilimi doğruluyor: İran'da stratejik karar alma giderek güvenlik aygıtı içinde yoğunlaşıyor. Bu durum, müzakere masasında uzlaşma olasılığını artırmıyor.
Siyasi suikastler pragmatik liderlerin ölümüne neden oldu, Devrim Muhafızları artık daha militarist ve aşırı hale geldi
İran uzmanı Danny Citrinowicz, "İran, Devrim Muhafızları'nın doğrudan etkisi altında askeri diktatörlüğe doğru bir adım daha atıyor" diye yazıyor. "Ali Laricani'nin suikastı meselesi yeniden gündeme geliyor. Devrim Muhafızları'nın son derece aşırı ortamında nispeten pragmatik olan kişileri öldürmek, çatışmadan sonraki gün pek bir fayda sağlamayacaktır. İran bazı açılardan zayıflarken, aynı zamanda daha aşırı ve militarist hale geliyor" diyor.
Kızılay'a göre, İran'daki İsrail-Amerikan saldırılarında 82.000'den fazla sivil tesis hasar gördü veya yıkıldı. İran Kızılayı Başkanı Pirhussein Kolivand, bunun yaklaşık 62.000 ev ve 281 tıp merkezi, hastane ve eczaneyi kapsadığını söyledi.
Kolivand, doğrudan saldırılar veya yakındaki yerleri hedef alan saldırılar sonucu toplam 498 okulun hasar gördüğünü belirtti. Ayrıca Kızılay'ın kendisinin de hedef alındığını, 17 ambulans istasyonu ve 12 ambulansın füzelerle doğrudan vurulduğunu bildirdi.
Kaynaklar: New York Times - Wall Street Journal - Le Monde - AP











Yorumunuz