Dünya

İran 4 bin kilometre uzaktaki ABD-İngiliz üssü Diego Garcia’ya füze fırlattı

Trump İran savaşını bitirmeyi düşündüğünü açıklarken Tahran BAE’ni tehdit etti. İsrail, İran’daki askeri harekatın bu hafta “önemli ölçüde tırmanacağını” açıkladı.
ABD Başkanı Trump, İran'a karşı askeri operasyonu azaltarak savaşı sonlandırmayı düşünüyor

ABD Başkan Trump sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, ABD'nin İran ile savaşı "hedeflerine çok yaklaştığı" gerekçesiyle "sonlandırmayı" düşündüğünü söyledi. 

Daha önce Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde gazetecilere şunları söylemişti: "Ateşkes yapmak istemiyorum. Biliyorsunuz, karşı tarafı kelimenin tam anlamıyla yok ederken ateşkes yapmazsınız." Trump, savaşın neredeyse bittiğini defalarca söylemişti, ancak ABD saldırıları yoğunlaşmaya devam etti.

“Sanırım kazandık,” diyen Trump, İran hakkında “tek yaptıkları boğazı tıkamak” dedi.

Daha sonra cuma günü sosyal medya paylaşımında şunları yazdı: “Hürmüz Boğazı, gerektiğinde onu kullanan diğer ülkeler tarafından korunmalı ve denetlenmelidir — Amerika Birleşik Devletleri bunu yapmaz! Talep edilirse bu ülkelere Hürmüz konusundaki çabalarında yardımcı oluruz, ancak İran tehdidi ortadan kaldırıldığında buna gerek kalmamalıdır."

Trump'ın cuma günkü mesajının tamamı şöyle: 

"Orta Doğu’daki büyük askerî çabalarımızı, İran’ın terörist rejimine ilişkin olarak sona erdirmeyi değerlendirirken hedeflerimize çok yaklaşmış bulunuyoruz: (1) İran’ın füze kapasitesini, fırlatma rampalarını ve bunlarla ilgili her şeyi tamamen etkisiz hale getirmek. (2) İran’ın savunma sanayi altyapısını yok etmek. (3) Uçaksavar silahları da dahil olmak üzere donanmasını ve hava kuvvetlerini ortadan kaldırmak. (4) İran’ın nükleer kapasiteye yaklaşmasına asla izin vermemek ve böyle bir durumun ortaya çıkması halinde ABD’nin hızlı ve güçlü şekilde karşılık verebilecek bir konumda olmasını her zaman sağlamak. (5) İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt ve diğerleri dahil olmak üzere Orta Doğulu müttefiklerimizi en üst düzeyde korumak. Hürmüz Boğazı, gerektiğinde onu kullanan diğer ülkeler tarafından korunmalı ve denetlenmelidir — Amerika Birleşik Devletleri bunu yapmaz! Talep edilirse bu ülkelere Hürmüz konusundaki çabalarında yardımcı oluruz, ancak İran tehdidi ortadan kaldırıldığında buna gerek kalmamalıdır. Önemli olan, bunun onlar için kolay bir askerî operasyon olacak olmasıdır."

Ekran görüntüsü: Truth Social 

İran medyası cumartesi günü Natanz yakınlarındaki nükleer tesisinin vurulduğunu, ancak radyoaktif sızıntı tespit edilmediğini bildirdi

İran devlet medyasının haberine göre, İran cumartesi sabahı Natanz yakınlarındaki nükleer tesisinin vurulduğunu, ancak radyoaktif sızıntı tespit edilmediğini ve yakın çevrede yaşayanlar için herhangi bir tehlike bulunmadığını açıkladı. Bu haberin bağımsız olarak doğrulanması ise şu ana kadar mümkün olmadı. İsrail ordusu cumartesi günü Natanz’ı vurduğunu reddetti. Natanz, İran’ın nükleer programının kalbi olarak kabul ediliyor ve ülkenin nükleer yakıtının büyük bölümü burada üretildi.

ABD ordusu da konu hakkında henüz açıklama yapmadı. Savaşın daha önceki aşamalarında ABD-İsrail hava saldırıları Natanz’ı hedef almış, uydu görüntüleri uranyum zenginleştirme için santrifüjlerin bulunduğu yeraltı mağarasına açılan girişlerin yıkıldığını göstermişti. ABD ile İsrail haziran ayında da bu tesise saldırmıştı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), X platformunda yayınladığı bir mesajda, "İran'ın Natanz nükleer tesisine yönelik bir saldırı hakkında bilgilendirildiğini, ancak dışarıda radyasyon seviyelerinde herhangi bir artış tespit edilmediğini" açıkladı. IAEA, bu bilgiyi incelediğini duyururken, Genel Direktörü Rafael Grossi, nükleer bir olayın riskini önlemek için askeri itidal çağrısını yineledi.

BAE: İran’dan üç balistik füze ile sekiz insansız hava aracı fırlatıldı

Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, ülkenin cumartesi günü İran’dan fırlatılan üç balistik füze ile sekiz insansız hava aracını engellediğini açıkladı.

Daha önce, Ramazan Bayramı dolayısıyla sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran’ın komşu Müslüman ülkelerle çatışma arayışında olmadığını söyleyerek onları “kardeşler” olarak nitelendirdi.

İranlı yetkililer, saldırılarının defalarca Körfez ülkelerinde ev sahipliği yapılan ABD askeri üslerini hedef aldığını, bu ülkelere yönelik olmadığını belirtti.

İsrail, İran’daki askeri harekatın bu hafta “önemli ölçüde tırmanacağını” açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, yaptığı açıklamada ABD-İsrail’in İran’daki askeri harekatının bu hafta “önemli ölçüde tırmanacağını” söyledi, ancak iki ordunun neyi hedef almayı planladığını belirtmedi.

"ABD Başkanı Donald Trump ve [İsrail] Başbakanı Binyamin Netanyahu önderliğindeki saldırılar devam edecek (...). Savaşın tüm hedeflerine ulaşılıncaya kadar durmayacağız" diye ekledi Katz.

ABD Başkanı Trump zaman zaman savaşın daha kısa sürede sona erebileceğini ima etse de İsrailli yetkililer kamuoyuna sürekli olarak İran’la uzun sürecek bir çatışmaya hazırlıklı olmaları gerektiğini söylüyor.

İran saldırılarında şu ana kadar dokuz ülkedeki en az 37 petrol rafinerisi, doğal gaz sahası ve diğer enerji tesisi hasar gördü

İran, Körfez komşularına yönelik saldırılarına devam ederek dünyanın enerji arzını ve küresel ekonomiyi sarsıyor.

New York Times'ın analizine göre, ABD ve İsrail'in İran'ı bombalamaya başlamasından bu yana dokuz ülkedeki en az 37 petrol rafinerisi, doğal gaz sahası ve diğer enerji tesisi insansız hava aracı ve füze saldırılarında hasar gördü.

ABD ve Orta Doğu yetkilileri bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutarken, İran da bazı saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

Axios, ABD'nin Orta Doğu'ya yolda olanların yanı sıra yeni ek birlikler konuşlandırmaya hazırlandığını ileri sürdü

Axios haber portalı, Trump yönetiminin İran'ı Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlamak için stratejik öneme sahip Harg adasını ele geçirmeyi düşündüğü yönündeki haberinde, yolda olan üç deniz piyade birliğinin yanı sıra Beyaz Saray ile Pentagon'un daha fazla kuvvet konuşlandırmayı düşündüğünü iddia etti.

Haber, ABD'li bir yetkilinin aktadıklarına dayandırıldı.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, Trump'ın önceliğinin boğazdan geçişi yeniden sağlamak olduğunu söyledi.

"Hürmüz Boğazı'nın açılmasını istiyor. Bunu gerçekleştirmek için Harg Adası'nı ele geçirmesi gerekiyorsa, bunu yapacak. Kıyıdan bir işgal yapmaya karar verirse, bunu da yapacak. Ancak bu karar henüz verilmedi" diye konuştu.

Körfez ülkelerine İran saldırıları devam etti

Kuveyt ordusu gece boyunca insansız hava aracı ve füze saldırısına maruz kaldığını duyurdu. Suudi Arabistan ise ülkenin doğusunda 20'den fazla insansız hava aracını ele geçirip imha ettiğini iddia etti.

İsrail, İran'ın kendi topraklarına doğru birkaç füze salvosu ateşlediğini bildirmesinin ardından, gece saatlerinde Tahran'daki "rejim hedeflerini" vurduğunu açıkladı. Dün akşam saatlerinde Kudüs'te patlama sesleri duyuldu.

İran, Birleşik Arap Emirlikleri'ni Hürmüz Boğazı yakınlarındaki adalara yönelik saldırılara izin vermemesi konusunda uyardı

Tahran, Birleşik Arap Emirlikleri'ni, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki stratejik öneme sahip iki adaya kendi topraklarından yapılacak saldırılara izin vermemesi konusunda uyardı. 

İran ordusunun merkezi operasyon komutanlığı, "Eğer Birleşik Arap Emirlikleri topraklarından kaynaklanan herhangi bir saldırganlık daha olursa, güçlü İran silahlı kuvvetleri BAE'deki Ras el-Hayme'ye ağır saldırılar başlatacaktır" açıklamasını yaptı.

Açıklama Tasnim haber ajansı tarafından yayımlandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi İran’ın ateşkes değil, savaşın tamamıyla, kapsamlı ve kalıcı bir şekilde sona ermesini istediğini bildirdi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, devlet medyasında yer alan bir habere göre, ülkesinin ateşkes değil, "savaşın tamamıyla, kapsamlı ve kalıcı bir şekilde sona ermesini" istediğini söyledi.

Arakçi, dördüncü haftasına giren çatışmayı "yasa dışı ve kışkırtılmamış" olarak nitelendirerek, İran'ın "gerektiği sürece" kendini savunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney, Türkiye ve Umman'a yönelik son saldırılardan İran'ın veya vekillerinin sorumlu olduğunu reddetti

İran'ın yeni dini lideri, Fars yeni yılını ve Ramazan ayının sonunu kamuoyuna yaptığı bir açıklamayla kutladı, ancak kendisi görünmedi. Yeni liderin sağlık durumuyla ilgili sorular devam ediyor.

Ayetullah Mücteba Hamaney, yaklaşık iki hafta önce dini lider olarak atanmasından bu yana kamuoyunda görülmedi veya sesi duyulmadı. Pentagon yetkilileri, İsrail-ABD bombardımanında ağır yaralandığına inandıklarını söylediler.

Cuma günü yayınlanan bildiri, İran medyasında tam metin olarak yayımlandı ve devlet televizyonunda okundu.

Hamaney açıklamasında, Türkiye ve Umman'a yönelik son saldırılardan İran'ın veya vekillerinin sorumlu olduğunu reddetti, ancak İran'a atfedilen diğer Körfez ülkelerine yönelik çok daha fazla sayıdaki saldırıya değinmedi. NATO hava savunma sistemleri, Türkiye üzerinden ateşlenen İran füzelerini engellemiş, insansız hava araçları ise Umman limanlarını ve diğer tesisleri hedef almıştı.

Türkiye ve Umman'a saldırılar için İsrail tarafından düzenlenen "sahte bayrak oyunu" dedi

Mücteba Hamaney açıklamasında, "İyi ilişkiler içinde olduğumuz Türkiye ve Umman'ın bazı bölgelerine yönelik saldırılar, hiçbir şekilde İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri ve direniş cephesinin diğer güçleri tarafından gerçekleştirilmemiştir" denilerek, aksi yöndeki iddiaların İsrail tarafından "sahte bayrak oyunu" olduğu belirtildi.

Ayrıca, sürekli çift haneli enflasyon, yüksek işsizlik ve giderek değer kaybeden bir para birimiyle boğuşan İran'ın kötü durumdaki ekonomisine çözüm bulacağına söz verdi. Sıradan İranlıların endişelerini dinlemek için taksiyle gizlice seyahat etme alışkanlığı olduğunu iddia etti.

“Birçok durumda, kendi görüşlerimin sizin görüşlerinizle örtüştüğünü gördüm; bu görüşler genellikle ekonomik ve yönetimsel konulara ilişkin çeşitli eleştiriler şeklinde ifade ediliyordu” dedi.

Hükümetin sorunları çözmek için “etkili ve uzman” bir plan oluşturduğunu ve bunun “yakında uygulamaya hazır olacağını” söyledi.

Hamaney, gelecek İran yılının sloganını "ulusal birlik ve ulusal güvenlik gölgesinde bir direniş ekonomisi" olarak ilan etti.

Uluslararası yaptırımlar karşısında İran'ın kendi kendine yeterli olma ihtiyacını ifade etmek için sık sık "direniş ekonomisi" terimini kullanan babasının sözlerini tekrarladı.

İran 4 bin kilometre uzaktaki Hint Okyanusu'nun ortasındaki ABD-İngiliz üssü Diego Garcia’ya füze fırlattı

Wall Street Journal'ın haberine göre, İran, Hint Okyanusu'nun ortasında, İran topraklarından yaklaşık 4.000 kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiliz üssü Diego Garcia'ya iki balistik füze fırlattı.

Gazetenin ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, füzelerden hiçbiri hedefine isabet etmedi. Yetkililerden ikisine göre, füzelerden biri uçuş sırasında arızalandı ve bir ABD savaş gemisi ikinci füzeyi engellemek için bir füze ateşledi. Pentagon konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

İran orta menzilli balistik füzeleri ilk kez kullandı

Saldırı, İran'ın orta menzilli balistik füzeleri ilk kez operasyonel olarak kullanması ve Orta Doğu'nun çok ötesine uzanarak ABD çıkarlarını tehdit etme yönünde önemli bir girişim olarak değerlendirildi.

İran'ın, 4.000 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'yı hedef alması, füzelerinin Tahran'ın daha önce kabul ettiğinden daha geniş bir menzile sahip olduğunu gösteriyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi geçen ay, İran'ın füzelerinin menzilini kasıtlı olarak 2.000 kilometreyle sınırladığını söylemişti.

Daha önce Wisconsin Nükleer Silah Kontrolü Projesi'nin bir parçası olan İran Gözlem Örgütü, İran'ın 4.000 kilometreye kadar menzile sahip operasyonel füzeleri olduğunu belirtmiş; İsrail'in Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi ise İran füzelerinin azami menzilini yaklaşık 3.000 kilometre olarak tahmin etmişti ancak daha uzun menzilli silahların geliştirildiğine dair raporlar olduğunu bildirmişti.

Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'ye kullanması için izin verdiği üslerden biri

Birleşik Krallık toprağı olan Chagos Takımadaları'ndaki uzak bir adada bulunan Diego Garcia, Birleşik Krallık'ın ABD'nin "İran'a karşı belirli savunma operasyonları" için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir. ABD için stratejik bir üs olan Diego Garcia'da özellikle nükleer denizaltılar, bombardıman uçakları ve muhripler konuşlandırılmıştır.

Birleşik Krallık, 2025 yılında Chagos Takımadaları'nı Mauritius'a iade etme konusunda bir anlaşma imzalarken, Diego Garcia üssü için 99 yıllık kira sözleşmesini elinde tuttu.

İngiltere, Diego Garcia ve daha geniş Chagos Adaları'nın egemenliğini Mauritius'a devretmek için görüşmeler yaparken, adadaki ABD-İngiltere askeri üssünü uzun vadeli bir kira sözleşmesiyle korumayı da müzakere ediyordu. Trump ve bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri bu öneriye itiraz etmişti.

Türkiye’nin ardından beş Arap ülkesi İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye'nin güneyinde gerçekleştirdiği saldırıları kınadı.

Mısır, Katar, Ürdün ve Kuveyt de kınamaya katılarak, Suriye'nin egemenliğinin güvence altına alınması ve uluslararası toplumun bu tür saldırıları önlemedeki rolünün önemini vurguladı.

İsrail ordusu, Dürzi nüfusuna yönelik saldırılara "karşılık" verme gerekçesiyle, perşembeyi cumaya bağlayan gece Suriye rejiminin altyapısını, Suriye’nin güneyindeki Suriye rejimine ait askeri kamplardaki bir karargâhı ve "silahları" hedef aldığını açıklamıştı.

Suriye, "aldatıcı bahaneler ve uydurma argümanlar altında gerçekleştirilen yeni bir saldırganlığı" ve "İsrail işgalcisinin tırmanma politikasını ve ulusal işlere müdahale politikasını" kınadı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni "sorumluluklarını üstlenmeye ve devam eden İsrail ihlallerine ve saldırılarına son vermek için acil önlemler almaya" çağırdı. 

Cuma günü Türkiye "tehlikeli bir tırmanışı" kınamış ve uluslararası toplumu Suriye'deki bu saldırılara "son vermeye" çağırmıştı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın cuma günü yaptığı açıklamada, “İsrail’in Suriye’nin güneyindeki askeri altyapıyı hedef alan saldırısını, tehlikeli bir tırmanma olarak görüyor ve bunu güçlü şekilde kınıyoruz.

Uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olan İsrail saldırılarının durdurulmasını teminen uluslararası toplumu üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeye çağırıyor ve bu bağlamda 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın uygulanmasının öneminin altını çiziyoruz.

Türkiye, şimdiye kadar olduğu üzere bundan sonra da Suriye’nin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliği temelinde ülkede kalıcı istikrar ve güvenliğin tesisine dönük çabalarında Suriye Hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde olmaya devam edecektir” denilmişti.

İran Dışişleri Bakanı, Japon gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceği konusunda güvence verdi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, cuma günü Japon haber ajansı Kyodo News'e telefonla verdiği röportajda, "Boğazı kapatmadık. Açık" dedi ve İran'ın Japonya için güvenli geçişler sağlamaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Arakçi’ya göre, İran'a saldıran ülkeler kısıtlamalarla karşı karşıya kalırken, diğerlerine yardım teklif ediliyor. Uygulamada, İran, İsrail ve ABD'nin saldırılarına karşılık olarak Hürmüz Boğazı'na erişimi engelledi ve boğaza bağımlı ülkeler alternatifler bulmak ve kaynaklarını tüketmek için çabalıyor.

Japonya, dünyanın beşinci büyük petrol ithalatçısı olup, petrolünün %95'i Orta Doğu'dan, %70'i ise Hürmüz Boğazı'ndan geçmektedir. Tokyo, pazartesi günü, dünyanın en büyük stratejik petrol rezervleri arasında yer alan ve 254 günlük iç tüketime eşdeğer olan rezervlerini kullanmaya başlayacağını duyurdu.

İran donanması, bir Hint petrol tankerine Hürmüz Boğazı'ndan geçişinde refakat etti

Bloomberg'in gemideki bir subaya dayandırarak verdiği habere göre, İran donanması geçen hafta, Yeni Delhi ile diplomatik kanallar aracılığıyla önceden varılan bir anlaşmanın ardından, bir Hint sıvılaştırılmış petrol gazı tankerine Hürmüz Boğazı'ndan geçişinde refakat etti.

Kısmen denizcilik takip verileriyle de doğrulanan habere göre, İranlı yetkililer, tamamı Hint vatandaşı olan geminin ve mürettebatının kimliklerini doğruladıktan sonra onlara izleyecekleri kesin bir rota verdi. Böylece iki Hint gemisi boğazdan geçebildi. 

Reuters'e göre, Basra Körfezi'ndeki Birleşik Arap Emirlikleri'nin Şarjah limanı yakınlarında demirlemiş olan Hindistan bayraklı iki sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) tankeri, Pine Gas ve Jag Vasant, cuma günü yola çıkmaya hazırlanıyordu. Reuters'e konuşan kaynaklar, İran'ın geçen hafta Hindistan bayraklı iki LPG taşıyıcısının boğazdan geçişine izin verdiğini bildirmişti.

Denizcilik takip verileri ayrıca, Pakistan'a giden bir petrol tankerinin yakın zamanda Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini gösteriyor; bu da bazı ülkelerin, ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaya rağmen gemileri için güvenli geçiş konusunda pazarlık yapabildiğini düşündürüyor.

İran Petrol Bakanlığı: Uluslararası pazarlar için ham petrol fazlamız yok

İran, uluslararası pazarlara sunabileceği fazla ham petrol rezervine sahip olmadığını açıkladı. İran Petrol Bakanlığı sözcüsü cuma günü X‘ten yaptığı açıklamada, İran’ın "denizde veya uluslararası pazarlara tedarik edebilecek" rezervi bulunmadığını belirtti. 

Sözcü, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in ilgili açıklamalarının "alıcılara yanlış umut vermek amacıyla yapıldığını" da sözlerine ekledi. 

İran artık daha fazla petrol satabiliyor ama parasını alamıyor

Washington merkezli danışmanlık firması Rapidan Energy'de jeopolitik analist Fernando Ferreira, ABD'nin halihazırda denizde bulunan İran petrolünün satışına izin veren yaptırım muafiyetlerine rağmen Tahran petrol için ödeme alamadığını kaydetti. Bunun da İran'ın daha fazla petrolü satmasının olası olmadığını gösterdiğini söyledi.

ABD Hazine Bakanlığı'nın cuma günü geç saatlerde açıkladığı muafiyet, yükselen petrol fiyatlarını düşürmek amacıyla, yaptırım uygulanan İran petrolünün 20 Mart'tan önce gemilere yüklenmesi durumunda satışına, teslimatına ve boşaltılmasına geçici olarak izin veriyor. Ancak bu muafiyet, İran ile bankacılık yasağına ilişkin bir istisna içermiyor. Ferreira, "İran'ın Çin ile ödeme kanalları çalışırken bu kanalı kullanmasının bir anlamı yok" dedi.

İran petrol ihracatının büyük kısmını Çin'e yapıyor ve Çin de bunun bedelini alternatif kanallar aracılığıyla ödüyor. Ferreira'ya göre, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayland veya Vietnam gibi Asyalı alıcılar, bu muafiyet fırsatını değerlendirerek küçük miktarlarda petrol satın alabilirler.

Emtia veri şirketi Kpler'e göre, çarşamba günü itibarıyla İran, savaşın başlamasından bu yana 20 tankere en az 30,4 milyon varil ham petrol ve kondensat yükledi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçici muafiyetin piyasaya yaklaşık 140 milyon varil petrol sunacağını ileri sürmüştü.

ABD enerji şirketlerine petrol ödünç veriyor

ABD hükümeti, yüksek petrol fiyatlarını dizginlemek için Stratejik Rezerv'den enerji şirketlerine 45,2 milyon varil ham petrol ödünç verdi. Enerji Bakanlığı'nın açıkladığına göre, petrolü alan şirketler arasında BP, Shell, Marathon Petroleum ve Vitol bulunuyor. 

Bu miktar, geçen hafta Amerikan hükümeti tarafından serbest bırakılan 86 milyon varile kadar olan petrolün ilk dilimini ve %52'sini temsil ediyor. ABD, bu yıl ve gelecek yıl toplam 172 milyon varil petrolü kullanıma sunmayı planlıyor. Katılımcı şirketler daha sonra petrolü, ek ham petrol şeklinde %22'ye varan bir primle iade etmek zorundalar. 

İran savaşı Asya ekonomisini ağır şekilde etkiledi

Hürmüz Boğazı ablukası, özellikle Asya'nın büyük bir bölümünü sert bir şekilde etkiliyor ve orada faaliyet gösteren Avrupa şirketleri için de sonuçları olması muhtemel. Alman hükümetinin dış ticaret ajansı Almanya Ticaret ve Yatırım (GTAI) tarafından yapılan bir analize göre, Asya'nın petrol ve doğal gaz ithalatının büyük bir bölümünün Körfez bölgesinden yapıldığını gösteriyor. Tankerler, İran tehditleri veya sigorta sorunu nedeniyle bu rotadan kaçınıyor. Rapora göre, Avrupa-Asya rotasındaki hava kargo maliyetleri de son zamanlarda %60'a varan oranda arttı.

Ham petrolünün neredeyse tamamını Körfez bölgesinden temin eden Japonya gibi enerjiye bağımlı ekonomiler ciddi şekilde etkileniyor. Rapor, sonuçların özellikle Güney ve Güneydoğu Asya'da şimdiden hissedildiğini belirtiyor: Yükselen enerji fiyatları ve arz kıtlığı, işletmeler ve hane halkları üzerinde baskı oluşturuyor. 

Bu nedenle birçok ülkedeki hükümetler, rezervleri serbest bırakmak ve sübvansiyon sağlamak gibi önlemlerle müdahale ediyor. Aynı zamanda, daha yüksek maliyetler ve daha zayıf talep, tüketimi ve yatırımı olumsuz etkileyebilir.

United Airlines, yüksek yakıt fiyatları nedeniyle 2026'daki uçuş programını azalttı: Petrol türevi kerosen fiyatları son haftalarda iki katından fazla arttı

İran'la yaşanan savaş nedeniyle yakıt fiyatlarındaki sert artışın ardından, ABD havayolu şirketi United Airlines uçuş programını azaltıyor. CEO Scott Kirby, bu yıl için planlanan kapasitenin yaklaşık yüzde beşinin geçici olarak askıya alınacağını açıkladı. United Airlines şu anda petrol fiyatlarının varil başına 175 dolara yükseleceğine ve 2027 yılı sonuna kadar varil başına 100 doların altına düşmeyeceği bir projeksiyona göre hazırlanıyor. Ancak Kirby, durumun bu kadar vahim olmayabileceğini de sözlerine ekledi.

United CEO'su, petrol türevi kerosen fiyatlarının son haftalarda iki katından fazla arttığına dikkat çekti. Mevcut seviyelerde bu, havayolu şirketi için yıllık on bir milyar dolarlık ek yakıt maliyeti anlamına gelecektir.

Aynı zamanda Kirby, havayolunun sağlam bir mali rezervi olduğunu ve gelecekte yatırımlardan kısma niyetinde olmadığını çalışanlarına garanti etti. 

Trump, NATO müttefiklerini "korkak" olarak nitelendirdi 

ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefiklerini Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatının güvenliğini sağlamakta başarısız oldukları için "korkaklar" olarak nitelendirdi. Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, ABD olmadan savunma ittifakının kağıttan kaplan olduğunu belirtti. Müttefikleri İran'ın nükleer silah programına karşı mücadeleye katılmamakla suçladı. 

"Savaş askeri olarak 'KAZANILDIĞINA' göre, şimdi yüksek petrol fiyatlarından şikâyet ediyorlar ama Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yardım etmiyorlar. Bu onlar için çok kolay olurdu ve çok az risk içerirdi. KORKAKLAR, bunu UNUTMAYACAĞIZ!" diye devam etti Trump.

ABD Başkanı geçtiğimiz günlerde NATO müttefiklerinden ve diğer ülkelerden, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasındaki Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmalarını istemişti.

İran'da protestoların ardından üç kişi idam edildi; 19 yaşındaki güreşçi Saleh Mohammadi asıldı

Salih Muhammedi 19. yaş gününü İran'da gözaltında geçirdi. Güreşçi, diğer iki adamla birlikte idam edildi. Rejim net bir mesaj veriyor ve yakında daha fazla idam gerçekleşebilir.  

Savaş gerçekten bitecek mi? İşte olasılıklar

Savaşın başlamasının üzerinden üç hafta geçtikten sonra, İran rejimi kazanmakta olduğuna ve Washington'a, Tahran'ın Orta Doğu enerji kaynakları üzerindeki hakimiyetini önümüzdeki on yıllar boyunca pekiştirecek bir anlaşma dayatma gücüne sahip olduğuna inanıyor.

Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu, piyasaları sakinleştirmeye ve Tahran'ı belirsizlik içinde bırakmaya çalışırken, savaşın ne kadar süreceği konusunda çelişkili sinyaller vermeye devam ediyor. Netanyahu perşembe günü savaşın "insanların düşündüğünden çok daha hızlı" biteceğini söyledi. Trump ise Pentagon Orta Doğu'ya binlerce ek deniz piyadesi gönderirken bile, ABD'nin çatışmayı "yakın gelecekte" sonlandıracağını belirtti.

Sorun şu ki, İran'ın da silahların ne zaman susacağına dair söz hakkı var ve şimdilik zamanın kendi lehine işlediğini düşünüyor gibi görünüyor.

İran’ın ateş açma oranı 10 gün öncesine kıyasla aslında arttı

ABD ve İsrail'in füze rampalarını ve füze stoklarını imha etme konusundaki iyimser açıklamalarına rağmen, İran Orta Doğu genelinde her gün düzinelerce balistik füze ve çok daha fazla insansız hava aracı fırlatma kabiliyetini korudu.

Azalmak yerine, son günlerde ateş açma oranı 10 gün öncesine kıyasla aslında arttı. İran'ın bu hafta düzenlediği saldırılar Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki önemli enerji tesislerine felaket boyutunda hasar verirken, İran'ın petrol ihracatı da hızla artmaya devam etti.

Basra Körfezi'nin en önemli geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişi, yalnızca İran'ın izniyle mümkün olmaya devam ediyor. Bu arada, yükselen petrol ve doğal gaz fiyatları dünya ekonomilerine giderek artan bir acı veriyor ve Trump'ı, 28 Şubat'ta hızlı bir zafer beklentisiyle başlattığı savaşı sona erdirmeye zorluyor.

Nispeten kolay ve ucuz bir şekilde çok fazla hasara ve kargaşaya neden olabiliyorlar”

İran analisti ve İran'ın dış ilişkileri üzerine bir kitabın yazarı Dina Esfandiary, "İranlılar savaşı bitirmeye hazır değiller çünkü önemli bir ders aldılar: Nispeten kolay ve ucuz bir şekilde çok fazla hasara ve kargaşaya neden olabiliyorlar. Şimdi de tüm dünyanın bu dersi öğrenmesini istiyorlar" dedi.

Tahran, elindeki kozları görerek, Washington ve Körfez ülkeleri ağır bir bedel ödemedikçe ateşkesi kabul etmeyeceğini taahhüt etti. İran Parlamentosu Dışişleri ve Savunma Komitesi sözcüsü İbrahim Rızai, cuma günü askeri komutanlarla yaptığı görüşmenin ardından, Tahran'ın "saldırganları cezalandırmaya odaklandığı" için ABD ile herhangi bir görüşmenin gündemde olmadığını söyledi. Diğer İranlı liderler de aynı derecede zafer kazanmış bir tavır sergiledi; Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'ı ABD için bir başka Vietnam olarak nitelendirdi.

Bu söylemler, Washington'ın kararlılığını hafife alıyor olabilir. Wall Street Journal’a konuşan ve ilk Trump yönetiminde Beyaz Saray Orta Doğu Özel Elçisi olarak görev yapan Jason Greenblatt, "Bu kibir tehlikeli çünkü Başkan Trump'ın asla kazanmalarına izin vermeyeceğini anlayacak kadar zeki değiller. Ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu anlamıyorlar. Bu çok büyük bir bedele mal olabilir, ancak sorunu çözmemenin bedeli yıllar içinde çok daha pahalıya mal olacaktır" iddiasında bulundu.

İran yüklü tazminat talep ediyor ve Hürmüz Boğazı’nı İran geçiş noktasına dönüştürmek istiyor

İranlı liderlerin son günlerde savaşı sona erdirmek için öne sürdüğü şartlar arasında ABD ve müttefiklerinden büyük miktarda tazminat ödenmesi ve Amerikan askeri güçlerinin bölgeden çıkarılması yer alıyor. Ayrıca, uluslararası hukuka göre serbest seyrüseferin garanti altına alındığı uluslararası bir su yolu olan Hürmüz Boğazı'nın, bir İran geçiş noktasına dönüştürülmesini de talep ettiler.

İran, Hürmüz Boğazı’nda her geminin Tahran'a geçiş ücreti ödemesini savunuyor

İran, Hürmüz Boğazı'na "yeni bir statü" getirmeyi planlıyor; bu statüye göre boğazdan geçen her geminin Tahran'a geçiş ücreti ödemesi gerekecek. İran'ın ekonomi işlerinden sorumlu danışmanı ve Yüksek Danışma Kurulu üyesi Muhammed Mokhber, Mehr haber ajansına yaptığı açıklamada, "İran, yaptırım uygulanan bir ülke konumundan bölgede ve dünyada güçlenen bir ülke konumuna geçecek. Egemenlik arayan kibirli güçlere yaptırım uygulayacağız" dedi.

ABD'nin veya Körfez ülkelerinin böyle bir düzenlemeyi kabul edeceğini hayal etmek zor. Trump, gerekirse güç kullanarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden açacağına defalarca söz verdi ve Orta Doğu'ya deniz piyade birliklerinin gönderilmesi emrini verdi. 

Askeri uzmanlara göre, insansız hava araçları ve taşınabilir gemisavar füzeler çağında, Hürmüz Boğazı'nı almak hiç de kolay olmayacak, ancak imkansız da değil. Emekli ABD Hava Kuvvetleri Korgenerali ve Mitchell Havacılık ve Uzay Çalışmaları Enstitüsü Dekanı David Deptula, ABD'nin hava üstünlüğü sayesinde 24 saat kesintisiz istihbarat ve gözetleme uçuşlarının, İran silah sistemlerinin hızlı bir şekilde hedef alınmasıyla birleştiğinde, her şeyi değiştirebileceğini söyledi.

“Bu bir gecede olacak bir şey değil, ancak zamanla Hürmüz Boğazı, bu çatışma başlamadan önce gördüğümüz gemi trafiği seviyelerine geri dönecek. Bunun birkaç hafta içinde olacağı makul bir tahmindir. İranlılar boğazın kontrolünü ele geçirmeyecek, biz ele geçireceğiz” dedi.

Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika programı direktörü Sanam Vakil, İran'ın stratejik boğazın kontrolünü ele geçirmesine izin vermenin jeopolitik sonuçlarının kabul edilemez olacağını söyledi. "Eğer ABD geri çekilir ve İran İslam Cumhuriyeti'ni en iyi yaptığı şeyi yapmaya, yani herkesi rehin almaya bırakırsa, o zaman savaş ABD ve Başkan Trump için kesin bir başarısızlık olacaktır" dedi.

Diplomatlar ve analistler, Trump'ın piyasa baskısı veya savaşa hızlı bir son verilmesini isteyen seçmenlerin isteği üzerine İran'ı Hürmüz Boğazı'nın kontrolünde bıraksa bile, bu düzenlemenin uzun süre sürdürülebilir olmayacağını ve yakın zamanda yeni bir savaş turuna yol açacağını söylüyor.

Dubai merkezli Qamar Energy danışmanlık firmasının CEO'su Robin Mills, "Bu durum Körfez ülkeleri için hiç de tahammül edilebilir veya kabul edilebilir bir durum olmazdı ve Körfez'in enerji müşterilerinin birçoğu için de, hatta Çin için bile, Hindistan ve Japonya için de kesinlikle tahammül edilebilir veya kabul edilebilir olacağını düşünmüyorum" dedi. "ABD için bile, bu aşağılanma bir noktada Trump'ı veya başka birini geri dönmeye ve bunu değiştirmeye çalışmaya sevk edecektir" diye ekledi.

"İran rejimi hayatta kalırsa, daha da köklü ve militarist hale gelecek"

Orta Doğu Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı ve ABD-İran ilişkileri üzerine bir kitabın yazarı olan Alex Vatanka, İran liderliğinin müzakere etmeyi seçmesi halinde ABD ile bir anlaşma için önemli bir pazarlık gücüne sahip olmasına rağmen, İran’ın ilk günlerinden beri gerçekçi olmayan katı politikalara bağlı kalma geçmişine de sahip olduğunu söyledi.

Vatanka, İran-Irak savaşı sırasında İran'ın 1982 yılına kadar topraklarının her karışını özgürleştirdiğini, ancak büyük yıkım ve her iki tarafta yüz binlerce kayıptan sonra Saddam Hüseyin rejimiyle 1988'de ateşkes anlaşmasına vardığını belirtti.

“İran tarafının diplomatik ve askeri cephede fırsatları değerlendirmeme geçmişi var. Bu rejim görünüşe, sloganlara, zayıf görünmemeye çok önem veriyor. Ancak gerilimi tırmandırabilecek olan sadece İranlılar değil. Amerika Birleşik Devletleri de gerilimi tırmandırabilir” dedi.

Tüm dehşetine rağmen, İran-Irak savaşı aynı zamanda İran rejiminin ana efsanesini de yarattı ve sonraki on yıllar boyunca iktidarını pekiştirdi. Rejimin en tehlikeli düşmanı ise esasen İran halkıdır: Ocak ayındaki gösterileri bastırırken binlerce protestocu öldürüldü.

Paris'teki Sciences Po Üniversitesi'nde İran uzmanı olan Prof. Nicole Grajewski, mevcut çatışmada İran rejim hayatta kalırsa, içeride daha da güç kazanmasına olanak sağlayabileceği konusunda uyardı. "Rejim bunu yeni bir İran-Irak savaşı olarak gösterebilir. Bu savaşın sonucu, rejimi daha da köklü ve militarist hale getirecek, hayatta kalma ve ABD ile İsrail'e karşı koyma düzleminde yeni bir mitoloji yaratacak" dedi.

Kaynaklar: New York TimesWSJ - Spiegel

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın