Dünya

AİHM Büyük Daire’den ikinci Kavala kararı: Mahkûmiyeti ‘yok hükmünde’ sayılmalı

AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmederken, Türkiye’nin tazminat ve yargılama giderleri kapsamında toplam 113 bin 342 euro 57 cent ödemesine karar verdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana Türkiye'de cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını Strazburg’da açıkladı.

Mahkeme, Kavala’nın ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AİHM ayrıca, Kavala’ya yönelik tedbirlerin Sözleşme’de öngörülen amaçların dışında kullanıldığına karar verdi.

Koşullu salıverilme imkânı tanımayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının da insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını ihlal ettiğini belirleyen Büyük Daire, Kavala’nın “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakılması ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğine hükmetti.

Mahkeme, Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku bakımından “yok hükmünde” sayılması gerektiğini de vurguladı.

AİHM’den altı ayrı ihlal tespiti

Büyük Daire, 15’e karşı 2 oyla AİHS’in (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) şu hükümlerinin ihlal edildiğine karar verdi:

Madde 5/1: Özgürlük ve güvenlik hakkı, 

Madde 6/1: Adil yargılanma hakkı, 

Madde 10: İfade özgürlüğü, 

Madde 11: Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, 

Madde 18: Sözleşme’deki haklara getirilen kısıtlamaların öngörülen amaçlar dışında kullanılmasının yasaklanması, 

Madde 3: Koşullu salıverilme imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı.

Kararda muhalif kalan iki yargıcın Faris Vehabović ile Türkiye adına seçilen yargıç Saadet Yüksel olduğu belirtildi.

AİHM: “Bariz bir adalet reddi”

Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Kavala hakkında 25 Nisan 2022’de verilen ve daha sonra kesinleşen mahkûmiyet kararına ilişkin değerlendirme oldu.

AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın mahkûmiyetinin “bariz bir adalet reddi” oluşturan bir yargılama sonucunda ortaya çıktığına hükmetti.

Mahkeme, yargılamada usulün adilliğini ve mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini etkileyen ciddi ve temel eksiklikler bulunduğunu belirtti.

AİHM’e göre söz konusu eksiklikler, iç hukukun yorumlanmasındaki sıradan bir hatanın ötesine geçerek keyfîlik oluşturdu. Bu nedenle Kavala’nın mahkûmiyetinin ardından özgürlüğünden yoksun bırakılmasının da AİHS’in 5/1. maddesi anlamında hukuka uygun olmadığına karar verildi.

TCK’nın 312. maddesinin yorumlanmasına eleştiri

AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçunu düzenleyen 312. maddesinin Gezi Parkı olayları bağlamında uygulanışını da değerlendirdi.

Mahkeme, hükmün yorumlanma biçiminin kapsamını öngörülemez şekilde genişlettiğini ve kişileri keyfî müdahaleye karşı koruyacak asgari güvenceleri sağlamadığını tespit etti.

AİHM: "Amaç Kavala’yı cezalandırmak ve susturmaktı"

Büyük Daire, AİHS’in 18. maddesi kapsamında yaptığı değerlendirmede Kavala hakkında ceza yargılaması başlatılması, tutukluluğunun devam ettirilmesi ve mahkûm edilmesine yönelik tedbirlerin “ağırlıklı olarak gizli bir amaçla” uygulandığı sonucuna vardı.

AİHM’e göre bu amaç, Kavala’yı Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade etmesi nedeniyle cezalandırmak ve susturmaktı.

"Ceza hukuku araçsallaştırıldı"

Mahkeme, dosyanın art arda açılan davalar, suçlamaların hukuki nitelendirmelerindeki değişiklikler ve tekrarlanan tutuklamalar yoluyla ceza hukukunun araçsallaştırıldığını ortaya koyduğunu belirtti.

AİHM ayrıca Kavala’nın yargılanmasını, Türkiye’de siyasi muhaliflerin, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin geniş yorumlanan ceza hükümleri temelinde tutuklanması ve yargılanması bağlamında değerlendirdi.

Kararda, Türkiye’deki yapısal eksikliklerin özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yürütme organının yargı kararları üzerinde etki kurmasını kolaylaştırdığı da kaydedildi.

Ceza mahkûmiyeti “yok hükmünde”; “Mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmalı”

AİHM, kararların bağlayıcılığını düzenleyen Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında Türkiye’nin Kavala’yı “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakması gerektiğine hükmetti.

Büyük Daire, yeni kararın ardından Kavala’nın cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin tespit edilen ihlallerin sürdürülmesi anlamına geleceğini belirtti.

Mahkeme ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Sözleşme hukuku bakımından “yok hükmünde” sayılması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’nin mahkûmiyetin doğurduğu sonuçları ortadan kaldırmasını istedi.

Türkiye 113 bin 342 euro ödeyecek

AİHM, Türkiye’nin Kavala’ya üç ay içerisinde 70 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmetti. Türkiye ayrıca Kavala’nın 43 bin 342 euro 57 cent yargılama giderlerini karşılayacak. Türkiye’nin karar kapsamında ödemesi gereken toplam tutar 113 bin 342 euro 57 cent olacak.

Mahkeme, Türkiye Hükümeti'nin Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun tüketilmediği yönündeki ön itirazını da reddetti.

Kavala'nın ayrıca incelemeye gerek görülmeyen şikâyetleri

Mahkeme, Kavala'nın tutukluluğun hukuka uygunluğunun süratle incelenmesi hakkına ilişkin 5/4, masumiyet karinesini düzenleyen 6/2 ve ‘kanunsuz ceza olmaz’ ilkesini güvence altına alan 7. madde kapsamındaki şikâyetlerini ise ayrıca incelemeye gerek görmedi.

İkinci başvuru 2019 kararından sonraki dönemi kapsıyor

“Kavala v. Türkiye (no. 2)” davası, AİHM’in 10 Aralık 2019’da verdiği ilk Kavala kararından sonraki dönemi kapsıyor.

Kavala ikinci başvurusunda devam eden tutukluluğu, hakkında yürütülen ceza yargılaması ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan mahkûmiyetinden şikâyet etmişti.

AİHM Büyük Dairesi ikinci başvuruya ilişkin duruşmayı 25 Mart 2026’da Strazburg’da yaparak tarafları dinlemişti.

AİHM 2019’da da Kavala’nın serbest bırakılmasını istemişti

Kavala, 18 Ekim 2017’de İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı. Gezi davası soruşturması kapsamında 1 Kasım 2017’de tutuklandı.

AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğu nedeniyle AİHS’in 5/1 ve 5/4. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetti.

Mahkeme ayrıca, tutukluluğun Kavala’yı susturmaya yönelik ve AİHS’te öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna vararak 5/1. maddeyle bağlantılı olarak 18. maddenin de ihlal edildiğine karar verdi.

AİHM, Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğuna son vermesini ve derhal serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini bildirdi. Karara rağmen Kavala serbest bırakılmadı.

Türkiye hakkında ihlal prosedürü işletildi

Kavala’nın ilk AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesi üzerine, AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’ye birçok kez serbest bırakma çağrısında bulundu.

Sonuç alınamaması üzerine Komite, Şubat 2022’de AİHS’in 46/4. maddesi kapsamında ihlal prosedürünü işleterek dosyayı yeniden AİHM’e taşıdı.

AİHM Büyük Dairesi, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti.

Kavala dosyası, Avrupa Konseyi tarihinde bu istisnai mekanizmanın işletildiği ikinci dava oldu.

Beraat etti ancak cezaevinden çıkamadı; ağırlaştırılmış müebbet cezası kesinleşti

Kavala, 18 Şubat 2020’de Gezi davasında beraat etti ancak cezaevinden çıkamadan, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin başka bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Ertesi gün “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı.

9 Mart 2020’de ise aynı soruşturma kapsamında bu kez “siyasal veya askeri casusluk” suçlamasıyla hakkında ikinci bir tutuklama kararı verildi. 20 Mart’ta ilk suçlama yönünden tahliye edilmesine rağmen casusluk suçlamasındaki tutukluluğu nedeniyle cezaevinde kalmaya devam etti.

Kavala, 25 Nisan 2022’de casusluk suçlamasından da beraat etti. Ancak aynı gün, Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak Türk Ceza Kanunu’nun ‘Hükûmete karşı suç’ başlıklı 312. maddesi kapsamında, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve hükmen tutukluluğunun devamına karar verildi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 28 Eylül 2023’te ağırlaştırılmış müebbet cezasını onamasıyla mahkûmiyet kesinleşti ve cezanın infazına başlandı. Dolayısıyla Kavala bugün casusluk suçlaması nedeniyle değil, TCK 312 kapsamında verilen ve kesinleşen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle cezaevinde bulunuyor.

Mahkûmiyetin kesinleşmesinin ardından Kavala’nın avukatları 18 Ocak 2024’te AİHM’e ikinci başvuruyu yaptı.

AİHM Büyük Dairesi’nin ikinci başvuru hakkında açıkladığı karar nihai nitelik taşıyor ve karara karşı temyiz yolu bulunmuyor. Kararın uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenecek.

Kaynaklar: AİHM Büyük Daire’nin 25 Ağustos 2026 tarihli nihai kararı Euronews - Osman Kavala web sitesi

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın