Avrupa’nın iki büyük ülkesinde aynı günlerde yükselen toplumsal hareketler, eşitsizlik ve kamu politikaları üzerinden sokağı yeniden siyasetin merkezine taşıyor.
İspanya’da on binlerce kişi barınma hakkı için yürürken, Fransa’da lise öğrencilerinin eğitimde eşitlik ve daha iyi koşullar talebiyle başlattığı eylemler yüzlerce okula yayıldı. Madrid’de “Genel greve doğru” pankartları taşınırken, Fransa’da sol parti LFI öğrencilerin yanında yer aldı; bir grup öğretmen de gençlere yönelik güvenlikçi politikaya tepki gösterdi.
İspanya’dan Fransa’ya, Avrupa’da ekim ayının ilk günlerine toplumsal hareketler damga vuruyor.
İspanya’da konut krizine karşı büyüyen hareket 3 Ekim Cumartesi günü ülkenin birçok kentinde on binlerce kişiyi sokağa çıkarırken, Fransa’da yaklaşık iki haftadır devam eden lise öğrencilerinin eylemleri ülke geneline yayıldı.
İki ülkedeki hareketlerin talepleri farklı. Ancak İspanya’da barınma hakkı ve yatırım fonlarının konut piyasasındaki rolü, Fransa’da ise eğitimde eşitsizlik, öğretmen eksikliği ve kamu kaynakları tartışmaların merkezinde.
Madrid’de “Genel greve doğru”
İspanya’da konut hakkı için düzenlenen gösterilerin en büyüğü Madrid’de gerçekleşti.
Başkentte farklı noktalardan hareket eden kortejler, üzerinde “Genel greve doğru” yazan büyük bir pankartın arkasında kent merkezine yürüdü.
Madrid’de gösteriye katılanların sayısını yetkililer yaklaşık 70 bin, Kiracılar Sendikası ise 500 bin olarak açıkladı.
Hareketin fitilini ateşleyen olaylardan biri, 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 70 yıldır yaşadığı Madrid’deki evinden çıkarılması oldu. Abascal’ın evini satın alan yatırım şirketinin kirayı yüzde 275 artırmak istemesinin ardından yaşlı kadının tahliye edilmesi, ülkedeki konut krizinin sembollerinden birine dönüştü.
Kiracılar Sendikası sözcülerinden Valeria Racu, hareketin ortaya çıkardığı toplumsal enerjiyi Pedro Sanchez hükümetini de hedef alan sözlerle değerlendirdi. Racu, sokaklarda uzun zamandır görülmeyen “yeni bir enerji” bulunduğunu savunarak, sekiz günlük halk hareketinin “sekiz yıllık ilerici hükümetten” daha fazlasını yapabildiğini ileri sürdü.
Hükümetin konut paketi parlamentoda reddedildi
Gösteriler, Pedro Sanchez hükümetinin konut krizine karşı hazırladığı iki acil düzenlemenin İspanya Temsilciler Kongresi tarafından reddedilmesinden bir gün sonra gerçekleşti.
Düzenlemeler; kırılgan durumdaki hanelerin tahliyelere karşı korunmasını 2030’a kadar uzatmayı, sezonluk ve oda kiralamalarını daha sıkı denetlemeyi, yatırım fonlarının konut satın almasını sınırlandırmayı ve bazı kira sözleşmelerini uzatmayı öngörüyordu.
İlk düzenleme 178’e karşı 172, ikincisi ise 184’e karşı 16 oyla reddedildi.
Konut krizinin odağında Airbnb ve yatırım fonları tartışması
İspanya’daki protestoların hedefinde yalnızca yüksek kiralar değil, konut piyasasının giderek yatırım alanına dönüşmesi de bulunuyor.
Airbnb gibi turistik kiralama platformları ile yatırım fonları, konutları satın alarak ya da kısa dönemli kiralamaya yönlendirerek fiyatların yükselmesine ve kent sakinleri için konut arzının azalmasına yol açmakla suçlanıyor.
İspanya Merkez Bankası’na göre yaklaşık 50 milyon nüfuslu ülkede 700 bin konut açığı bulunuyor.
Fransa’da öğrenciler sokağa çıktı
Komşu Fransa’da ise protestoların merkezinde lise öğrencileri bulunuyor.
Créteil bölgesinde başlayan ve giderek ülkeye yayılan hareket; öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, okulların fiziki koşulları ve eğitimde eşitsizlik gibi sorunları gündeme taşıdı. Hareketin en yoğun günlerinde binden fazla okulun etkilendiği bildirildi; 2 Ekim’de de 700’den fazla okulda eylem veya aksama yaşandı.
Fransa’daki hareketin siyasi boyutu da giderek belirginleşiyor. Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki sol parti Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise, LFI) öğrencilerin taleplerine açık destek verirken, eylemlerde yaşanan şiddet olaylarını kınadı. Hükümet ise LFI ve radikal sol grupları hareketi siyaseten yönlendirmekle suçladı.
Le Monde’un incelediği Paris Emniyet Müdürlüğü istihbarat notu aşırı solun Seine-Saint-Denis’de hareketin başlangıcından itibaren rol oynadığını ileri sürerken, gazete eldeki bulguların aynı zamanda öğrenci hareketinin parçalı ve kendiliğinden gelişen yapısına işaret ettiğini aktardı.
Öğretmenlerden öğrencilere destek
Fransa’da bir grup öğretmen ve eğitim çalışanı da Le Monde’da yayımlanan ortak yazıyla öğrencilerin yanında yer aldı.
Eğitimciler, öğrencilerin eylemlerinin Cumhuriyet okulunun eşitlik vaadine bağlılığını ifade ettiğini savunarak hükümetin güvenlik politikasını eleştirdi.
Öğretmenler, gençleri dinlemek ve taleplerini demokratik biçimde oluşturmalarına imkân vermek yerine karşılarına “bir şiddet duvarı” çıkarıldığını belirtti.
Öğrenci eylemleri sırasında güvenlik güçlerinin müdahaleleri de tartışma yarattı. Gazete, ağır yaralanan gençlerin bulunduğunu ve en az dört olay hakkında polis denetim birimi IGPN tarafından soruşturma başlatıldığını bildirdi.
Macron: “Öfkeyi anlıyorum ama şiddet meşru değil”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise gençlerin kaygı ve öfkelerini anladığını ancak bunların şiddeti meşru kılamayacağını söyledi.
Macron, Madrid’de Pedro Sanchez ile düzenlediği basın toplantısında öğrenci hareketinin bazı taleplerini anlayışla karşıladığını belirtirken, öğrencileri şiddete teşvik ettiğini düşündüğü siyasi aktörleri eleştirdi.
Fransa hükümeti başlangıçta ağırlıklı olarak güvenlik politikasıyla karşılık verdiği hareket karşısında daha sonra diyalog arayışına da yöneldi. Eğitim Bakanı Edouard Geffray, 2 Ekim’de sendikalar, öğrenci temsilcileri ve velilerle görüşerek “okul demokrasisi” konusunda çalışma sözü verdi.
İki ülke, iki hareket, ortak bir itiraz
İspanya ve Fransa’daki hareketler aynı örgütlenmenin ya da aynı siyasi çizginin parçası değil.
Ancak aynı günlerde iki ülkede de gençlerin, kiracıların, öğretmenlerin ve sendikaların barınma hakkı, kamusal eğitim, sosyal eşitlik ve kamu politikaları üzerinden sokağa çıkması Avrupa’da toplumsal muhalefetin yeniden hareketlendiğine işaret ediyor.
Madrid’de “Genel greve doğru” pankartının arkasında yürüyen kiracılardan Fransa’da okullarının önünde toplanan lise öğrencilerine uzanan tablo, özellikle solun geleneksel olarak sahiplendiği sosyal haklar ve eşitsizlik başlıklarının yeniden kitlesel eylemlerin merkezine yerleştiğini gösteriyor.
Fakat Fransa örneğinde hükümet ile muhalefet arasındaki en büyük tartışmalardan biri tam da burada düğümleniyor: Hükümet LFI ve radikal solu hareketi yönlendirmekle suçlarken, öğrenciler ve hareketi destekleyenler eylemlerin eğitim sistemindeki somut sorunlardan doğduğunu savunuyor.













Yorumunuz