İnsan hakları, etik ve değer felsefesi alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’nin sınırlarını aşan bir etki yaratan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun 10 yıl genel sekreterliğini, 5 yıl başkanlığını yapan Kuçuradi, UNESCO’nun Dünya Felsefe Günü’nü ilan etmesini sağlayan isimdi. İnsan onurunu felsefi çalışmalarının merkezine yerleştiren Kuçuradi, 90’ıncı yaş gününe iki gün kala yaşamını yitirdi.
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı, Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu (FISP) Onursal Başkanı, filozof ve akademisyen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 Ekim’de hayatını kaybetti.
4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğan Kuçuradi için 90’ıncı doğum günü olan 4 Ekim’de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu’nda tören düzenlenecek. Kuçuradi, törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Dünya Felsefe Günü’nün ilan edilmesini sağladı
Kuçuradi’nin uluslararası alandaki etkisinin en dikkat çekici izlerinden biri, bugün dünyanın birçok ülkesinde kutlanan Dünya Felsefe Günü oldu.
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Kuçuradi’nin ölümünün ardından yayımladığı mesajda, onun UNESCO’da Dünya Felsefe Günü’nün ilan edilmesini sağlayan kişi olduğunu özellikle vurguladı.
Her yıl kasım ayının üçüncü perşembe günü Dünya Felsefe Günü olarak kutlanıyor.
Kuçuradi, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’nda 1975’ten itibaren çeşitli görevler üstlendi; son olarak Felsefe İzleme Grubu Başkanlığı görevini yürütüyordu.
Maltepe Üniversitesi Felsefe ve İnsan Hakları UNESCO Kürsüsü’nün de başkanlığını yaptı.
Dünya felsefesini yönetti
Kuçuradi’nin uluslararası etkisi yalnızca eserleri ve akademik çalışmalarıyla sınırlı değildi.
Dünyadaki felsefe kuruluşlarını bir araya getiren International Federation of Philosophical Societies – Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun (FISP) yönetim kuruluna 1983’te giren Kuçuradi, 1988-1998 yılları arasında federasyonun genel sekreterliğini yaptı.
1998’de FISP Başkanı seçilen Kuçuradi, bu görevi 2003’e kadar sürdürdü ve daha sonra federasyonun Onursal Başkanı oldu. Aynı yıl İstanbul’da düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin başkanlığını yaptı.
Kuçuradi ayrıca Paris merkezli International Institute of Philosophy’nin 2014-2017 yılları arasında başkanlığını yürüttü.
Felsefesinin merkezinde “insan” vardı
Kuçuradi’nin çalışmalarının merkezinde insan, insanın değeri, etik ve insan hakları bulunuyordu.
İnsan haklarını yalnızca hukuki düzenlemeler veya siyasi talepler olarak değil, insanın değerine ilişkin felsefi bilgi temelinde ele aldı. Etik ve değer felsefesindeki çalışmalarını insan haklarının kavramsal temelleriyle buluşturan yaklaşımı, Türkiye’nin yanı sıra uluslararası felsefe çevrelerinde de etkili oldu.
Hacettepe’de Felsefe Bölümü’nü kurdu
İstanbul’da doğan Kuçuradi, 1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi.
Akademik yaşamının başlangıcında filozof Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı oldu. 1965’te Schopenhauer ve Nietzsche’de insan problemi üzerine hazırladığı çalışmayla doktorasını tamamladı.
1965-1968 yılları arasında Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptıktan sonra Hacettepe Üniversitesi’ne geçti. 1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu ve 2003 yılında emekli oluncaya kadar 34 yıl bölüm başkanlığını yürüttü. 1970’te doçent, 1978’de profesör oldu.
Kuçuradi, akademik çalışmalarının yanı sıra insan hakları alanında kurumsal sorumluluklar da üstlendi. İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı ve İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanlığı’nı 1980’den itibaren yürüten Kuçuradi, 2007’den bu yana Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü ile İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerini sürdürüyordu.
Kuçuradi ayrıca Kuçuradi Felsefe ve İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı, Ölüm Cezasına Karşı Uluslararası Komisyon üyesi, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi ve Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesiydi.
Nietzsche’den Kant’a
Kuçuradi’nin felsefi üretiminin önemli bir bölümünü insan ve değer problemi oluşturdu.
Max Scheler ve Nietzsche’de Trajik, Nietzsche ve İnsan, Schopenhauer ve İnsan, İnsan ve Değerleri, Etik, Sanata Felsefeyle Bakmak, Çağın Olayları Arasında ve Uludağ Konuşmaları başlıca eserleri arasında yer aldı.
Kuçuradi aynı zamanda Immanuel Kant’ın temel eserlerinin Türkçeye kazandırılmasında önemli rol oynadı. Pratik Aklın Eleştirisi, Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi ve Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena çevirilerinde yer aldı.
Goethe Madalyası’ndan UNESCO Aristoteles Madalyası’na
Uluslararası çalışmaları Kuçuradi’ye çok sayıda ödül ve akademik unvan getirdi.
1996’da Goethe Madalyası aldı. Aynı yıl Girit Üniversitesi, 2000’de ise Peru’daki Ricardo Palma Üniversitesi tarafından kendisine onursal felsefe doktorası verildi.
2001’de Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı’na layık görüldü. 2002’de UNESCO İnsan Hakları Eğitimi Ödülü’nde mansiyon aldı, 2003’te ise UNESCO Aristoteles Madalyası ile ödüllendirildi.
Kuçuradi’nin aldığı ödüller arasında Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü de bulunuyor.
Yaşamını “iyiliğe, etiğe ve insan onuruna” adadı
Yaklaşık 60 yıllık akademik yaşamı boyunca Kuçuradi, insan haklarından siyasete, eğitimden meslek etiğine kadar çağdaş dünyanın sorunlarını “insanın değeri” üzerinden ele aldı.
DW Türkçe’ye verdiği söyleşide çağımızın insan anlayışını “İnsanları robotlaştırmaya, robotları da insanlaştırmaya çalışıldığı bir zamanda yaşıyoruz” sözleriyle eleştiren Kuçuradi, insan ilişkilerinin güçlüğünü ise “Dünyanın en zor şeyi insan ilişkileridir. Ondan zor bir şey yok. Mars’a da giderler ama insan ilişkilerini becermek çok daha önemli” sözleriyle anlatıyordu.
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu da Kuçuradi’nin ardından yayımladığı mesajda onun yaşamını “iyiliğe, etiğe ve insan onuruna” adadığını belirterek, insan hakları ve felsefeye kattığı evrensel değerlerle yaşamaya devam edeceğini vurguladı.
Kaynaklar: UNESCO Türkiye - Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü













Yorumunuz