Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme kararlılığı, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından memnuniyetle karşılandı. Lavrov, 2014'te Moskova tarafından ilhak edilen Ukrayna yarımadası Kırım ile hemen bir paralellik kurdu.
"Grönland doğal olarak Danimarka'nın bir parçası değildir"
20 Ocak Salı günü düzenlediği yıllık basın toplantısında, "Kırım, Rusya'nın güvenliği için Grönland'ın Amerika Birleşik Devletleri için olduğu kadar önemlidir" dedi. Amerikan başkanının düşüncelerini yankılayan Lavrov, Danimarka'nın özerk bölgesi üzerindeki kontrolünü sömürge geçmişinin bir "kalıntısı" olarak nitelendirdi. "Grönland doğal olarak Danimarka'nın bir parçası değildir" diye ekledi.
"Bir NATO üyesinin başka bir NATO üyesine saldırması" senaryosundan eğlenen Lavrov, "böyle bir şeyin olabileceğini daha önce hayal etmenin ne kadar zor olduğunu" vurguladı. Amerikan başkanının Arktik adasını ilhak etme arzusunu haklı çıkarmak için öne sürdüğü Moskova ve Pekin'in Grönland'a ilişkin toprak emellerine gelince, "Washington'da Rusya ve Çin'in böyle planları olmadığını gayet iyi biliyorlar" dedi.
Gerçekten de, transatlantik ilişkilerin değişkenliği, NATO'nun çöküşünü hayal eden Vladimir Putin için bir nimettir. Donald Trump'ın sert söylemi, müttefikler arasında Rus tehdidi algısı konusunda var olan bölünmeyi pekiştirdiği ölçüde Putin’e fayda sağlıyor. Çoğu Avrupalı lider Rusya ile savaş olasılığına ikna olmuşken, Amerikan yönetimi Rusya'nın Avrupa’ya yönelik herhangi bir yayılmacılığını dikkate almayı reddediyor.
Rus gazeteleri bayram ediyor
Pazartesi günü Rus basını manşetlerini Amerikan yönetimi ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ilişkilerdeki soğukluğa ayırdı. Moskovsky Komsomolets gazetesi, "Avrupa'nın tamamen kaybolduğunu görmek memnuniyet verici" diye ilan ederken, "on yıllarca Rusya'nın saldırısına uğramayı bekleyen Danimarka'nın nihayet darbenin NATO'dan geldiğini görmesi" ile alay etti.
Hükümet gazetesi Rossiyskaya Gazeta ise Amerikan başkanının fetih planlarına coşkuyla yaklaştı. Gazete, "Eğer 4 Temmuz'da, Amerika Birleşik Devletleri'nin bağımsızlığının 250. yıldönümünün kutlanacağı günde, Grönland'ın ilhakını tamamlarsa tarihe geçecek. Grönland ile Amerika Birleşik Devletleri, Rusya'dan sonra, Kanada'nın önünde dünyanın en büyük ülkesi olacak. Bu, Abraham Lincoln'ün 1862'de köleliği kaldırması kadar unutulmaz bir olay olacak (...)" ifadelerini kullandı.
Gazetede 19 Ocak’ta “Grönland, NATO’nun mezarlığı” başlığıyla yayımlanan bir makalede, Donald Trump’ın NATO’ya Grönland’ın ilhakının sunduğu jeopolitik avantajlara kıyasla daha az değer verdiği sonucuna varılıyor.
"İktidar değişimleri Rusya ve Belarus'ta değil, milliyetçi güçlerle Avrupa'da yaşanacak"
Komsomolskaya Pravda adlı bulvar gazetesi de bu görüşü destekleyerek, ABD yönetiminin vadettiği iktidar değişimlerinin Rusya ve Belarus’ta değil, aşırı sağcı, milliyetçi ve yönetime hazır güçlere dayandığı Avrupa’da yaşanacağını memnuniyetle karşıladığını belirtiyor.
Bu coşku duygusu, Rusya'nın Amerikan eylemleriyle zayıfladığı, imzalanan stratejik ortaklıklara rağmen Rusya’nın Venezuela ve İran gibi müttefiklerine yardım edemediği bir dönemin ardından geliyor. Ayrıca, Rusya bir denizaltı konuşlandırılacağını açıklamasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Atlantik'te petrol tankerlerinden birini ele geçirmesini engelleyemedi. Grönland'ı çevreleyen tartışma, Rusya’ya itibarını yeniden kazanmak için bir fırsat sunuyor.
"Grönland, Ukrayna'nın tabutuna son çivi olabilir"
Rusya açısından olumlu olan, Donald Trump'ın tutarsız davranışları etrafındaki medya çılgınlığının, Ukrayna'daki savaşı arka plana itmesidir. Rusya uzmanı tarihçi Françoise Thom, "Grönland, Ukrayna'nın tabutuna son çivi olabilir çünkü Avrupalılar bu konuya o kadar odaklanmış durumdalar ki, kaderi Avrupa güvenliği için çok daha önemli olmasına rağmen bu ülkeyi ihmal etme riskiyle karşı karşıyalar" diyor.
Kriz, Moskova’da Avrupalı liderlerle diyaloğu yeniden başlatmak için bir fırsat olarak görülüyor. Washington’un artık müttefiklerine düşman muamelesi yapması ve yayılmacı hedeflerine karşı çıkan devletlere ekonomik yaptırımlar uygulamakla tehdit etmesi, Rus yönetimini Donald Trump’a karşı bir denge unsuru olarak devreye girmeyi önermeye teşvik ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron bir ay önce, “Putin’le yeniden konuşmak gerekiyor” demişti. Kremlin’in efendisi ise buna hazır olduğunu gösteriyor.
Putin 15 Ocak’ta Amerikalı mevkidaşına örtülü bir göndermede bulunarak, “Diplomasi, uzlaşma arayışı ve tavizler giderek daha sık biçimde tek taraflı ve son derece tehlikeli eylemlerle yer değiştiriyor. Devletler arasında bir diyalog yerine, gücüne güvenerek iradesini dayatmanın, hayat dersleri vermenin ve emirler yağdırmanın kabul edilebilir olduğunu düşünenlerin monoloğunu duyuyoruz” diye yakınıyordu.
"Avrupalılar, iki gangsterden birini diğerine karşı seçmek gerektiği fikrinden vazgeçmeli"
Putin iki cephede birden oynuyor. Ham güce olan düşkünlüğünü paylaştığı Donald Trump’la uyum içinde görünürken, aynı zamanda Avrupa’yı kendi safına çekmek için harekete geçmiş durumda; Ukrayna’yı gözden çıkarmaya ve AB’ye, diplomatlarının deyimiyle, yeni bir “Avrupa ve Avrasya” güvenlik mimarisi dayatmaya kararlı. İki yırtıcı arasında sıkışan Brüksel, önceliklerini belirlemek zorunda kalacak.
Tarihçi şu uyarıyı yapıyor: “Avrupalılar, iki gangsterden birini diğerine karşı seçmek gerektiği fikrinden vazgeçmeli. Bunu geçmişte Stalin’le yaptık; bize hiç iyi gelmedi.”
Şimdilik, Putin’in sert stratejisi, ordusunun Ukrayna’nın büyük kentlerinde (Kiev, Zaporijya, Dnipro, Odessa) su, elektrik ve ısınma altyapısını sistematik biçimde yok ederek halkı yıldırmayı hedeflemesi, Avrupa’yı, Donald Trump’ın sert çıkışlarından daha az endişelendiriyor. Oysa Trump da, Ukrayna halkının karşı karşıya kaldığı bu trajik kaderde azımsanmayacak bir paya sahip.
Trump'ın göreve gelmesinden bu yana Ukrayna'da Rus hava saldırıları ve sivil ölümleri arttı
Trump’ın göreve başlamasından bu yana Rus hava saldırıları önemli ölçüde yoğunlaştı.Birleşmiş Milletler’e göre, Ocak–Kasım 2025 döneminde 2.300’den fazla Ukraynalı sivil hayatını kaybetti, 11.000’den fazlası yaralandı; bu da 2024’ün aynı dönemine kıyasla %26, 2023’e kıyasla ise %70 artış anlamına geliyor. Askeri yardım yetersiz. Nitekim Ukrayna hava savunması, Amerikan yapımı Patriot sistemlerini besleyecek füzelerin tükenmesiyle karşı karşıya kaldı. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, 16 Ocak'ta Kiev'de düzenlediği basın toplantısında, "Şafak vakti bir komutan beni aradı ve sekiz [Rus] füzenin yaklaştığını, ancak bunları önleyecek hiçbir şeyinin kalmadığını söyledi" dedi.
Kaynak: Le Monde











Yorumunuz