Kıbrıs

‘Moskova, Hristodulidis’i rotasını değiştirmesi için şantajla sıkıştırıyor’

Uzmanlar, internette yayınlanan sızıntı videonun tetiklediği güney Kıbrıs yolsuzluk skandalının Rus müdahalesinin izlerini taşıdığını iddia ediyor.

1 Ocak’ta güney Kıbrıs, Avrupa Birliği Konseyi’nin dönüşümlü dönem başkanlığını devraldı ve bu görevi haziran ayının sonuna kadar sürdürecek. 

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de katıldığı, altı aylık başkanlığın başlangıcını simgeleyen törenin ertesi günü ise X’te paylaşılan bir video, üst düzey Kıbrıslı Rum yetkililerin nakit bağışlar üzerinden seçim kampanyası harcama sınırlarını aşmanın yollarını konuştuğunu ve hatta bazı yöntemlerle Rus vatandaşlarının AB yaptırımlarını delmesine yardımcı olunabileceğine dair ifadeler kullandığını gösterir nitelikteydi.

Avrupa Parlamentosu’nda danışman Petar Tanev: "Kıbrıs’ın dönem başkanlığı sürekli bir siyasi ‘arka plan gürültüsü’ içinde ilerleme riski taşıyor"

Avrupa Parlamentosu’nda danışman olarak görev yapan Petar Tanev, Rus araştırmacı gazetecilik kuruluşu The Insider’a [Insider Ru] yaptığı değerlendirmede, skandalın iç siyasetin ötesine geçtiğini ve Kıbrıs’ın AB Konseyi’ndeki rolünü doğrudan etkilediğini söyledi.

Tanev, “Bu durum, Kıbrıs’ın AB Konseyi içindeki kurumsal güvenilirliğini doğrudan etkiliyor. AB dönem başkanlığı her şeyden önce bir güven işidir. Başkanlığı yürüten ülkenin siyasi olarak tarafsız, kurumsal olarak dayanıklı ve hakemlik rolünü üstlenirken itibarı tartışmasız olması gerekir” dedi. Tanev’e göre özellikle kaygı verici olan, yetkililerin kilit sorulara kapsamlı kurumsal yanıtlar vermek yerine savunma hattını yalnızca “dış müdahale” anlatısı üzerine kurmaya çalışmasıydı. “Videoda tam olarak kimler var, hangi devlet işleyişi etkilendi ve bu tür uygulamaların ortaya çıkmasına hangi sistemik zafiyetler izin verdi?” sorularının yanıtlanması gerektiğini vurguladı.

Tanev, güvenin yeniden tesis edilmesi için güney Lefkoşa’nın atması gereken adımlara işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “AB şu anda Rusya’ya yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmaya odaklanmışken, bu tür belirsizlikler Birliğin içinde zayıf bir halka gibi görünüyor. Kıbrıs’ın dönem başkanlığı sürekli bir siyasi ‘arka plan gürültüsü’ içinde ilerleme riski taşıyor. Avrupa Parlamentosu ve medyanın artan denetimi, üye ülkelerin güvensizliği gündemde olacak. Kıbrıs’ın bugün yalnızca dezenformasyon söylemiyle yetinmeyip bağımsız bir soruşturma, şeffaflık ve gerçek reformlarla güçlü bir kurumsal yanıt ortaya koyması kritik. Aksi halde bu dönem başkanlığı Avrupa gündemini güçlendiren bir platform olmaktan çok, hukukun üstünlüğü ve yaptırımların uygulanması sorununun sadece AB’nin çevresinde değil, tam merkezinde de ne kadar ciddi olduğunu hatırlatan bir örneğe dönüşebilir.”

Bu sırada, yolsuzluk ile Rusya ve Sovyetler Birliği’nin Kıbrıs üzerindeki etkisi konusunda birçok kitabın yazarı olan araştırmacı gazeteci Makarios Druşotis, yaşananların Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’e karşı yürütülen bir etki operasyonu olduğundan şüphe duymadığını söyledi.

Druşotis, The Insider’a yaptığı açıklamada, “Kıbrıs hükümeti videonun yayımlanmasını ülkenin AB Konseyi dönem başkanlığıyla ilişkilendiriyor… Rusya Büyükelçiliği de bu iddiaları yalanlamadı” dedi. Druşotis’e göre Rusya’nın Lefkoşa Büyükelçisi, yeni bir yorum yapmak yerine devlet kontrolündeki haber ajansı TASS’a bir açıklama göndererek, Kıbrıs’ın dönem başkanlığı boyunca diğer AB ülkelerini Moskova’ya karşı daha pragmatik ve ‘sorumlu’ bir yaklaşım benimsemeye teşvik etmesini umduğunu dile getirdi.

Gazeteci Makarios Druşotis: “Moskova, Hristodulidis’i rotasını değiştirmesi için şantajla sıkıştırıyor”

Druşotis, Sovyetler Birliği’nin ve ardından Rusya’nın Kıbrıs’taki gelişmeleri şekillendirmede tarihsel olarak önemli bir rol oynadığını belirterek, önceki yönetimde bakanlık yaptığı dönemde Hristodulidis’in Rusya ile iş birliğine yakın bir ilişki içinde görüldüğünü hatırlattı. Ancak Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, Avrupa Birliği içinde Rusya’nın giderek yalnızlaşmasının da etkisiyle politikalarını Batı ile uyum yönünde değiştirdiğini söyledi. Druşotis, “Moskova, Hristodulidis’i rotasını değiştirmesi için şantajla sıkıştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Videonun yayımlanması, adada Rus vatandaşlarını içeren gizemli iki olayın yaşandığı bir döneme de denk geldi.

8 Ocak’ta, yani videonun X’te ortaya çıktığı gün, Rusya Dış İstihbarat Servisi SVR ile bağlantıları bulunan şifreleme uzmanı, kriptograf Anton Panov’un görünüşe göre intihar ederek öldüğü bildirildi. Rus yetkililere göre Panov, Lefkoşa’daki Rusya Büyükelçiliği’nde çalışan bir personeldi ve geçen perşembe günü büyükelçilik yerleşkesi içinde bulunan ofisinde asılı halde bulundu. Kıbrıs polisi olayı “doğal olmayan ölüm” olarak kayda geçirdi ancak ilk bulguların bir suç unsuruna işaret etmediğini açıkladı. Kıbrıslı yetkililere büyükelçilik binasına erişim izni verilmedi; cenaze birkaç saat sonra avluda teslim edildi.

Büyükelçilik yetkilileri Panov’un bir intihar notu bıraktığını ancak bunun Kıbrıslı soruşturmacılarla paylaşılmadığını ve Moskova’ya gönderildiğini söyledi. Kıbrıs'ın devlet patologu tarafından yapılan otopsi, Panov’un asılmaya bağlı boğulma nedeniyle öldüğünü, herhangi bir darp ya da boğuşma izine rastlanmadığını ortaya koydu.

İntihar eden Rusya Büyükelçiliği görevlisinin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la bile iletişimi olduğu iddia edildi

The Insider, ulaştığı telefon kayıtlarının Panov’un SVR subaylarıyla operasyonel temaslar kurduğunu ve daha önce siber güvenlik ile bilgi güvenliği projelerinde çalıştığını gösterdiğini bildirdi.

Panov'un, Kıbrıs’a atanmasından kısa süre önce, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da dahil olmak üzere üst düzey yetkililer, bakan yardımcıları ve diplomatik örtü altında istihbarat görevlileri görevlendirdiği bilinen birimlerle bağlantılı isimlerle iletişim kurduğunu öne sürdü.

Rus istihbarat ve güvenlik kurumlarından sızdırıldığı ileri sürülen bilgileri yayımlamasıyla bilinen anonim Telegram kanalı VChK-OGPU ise Panov ile eşinin, Kırım’da başarısız bir emlak projesine büyük bir peşinat yatırarak bu parayı kaybettiğini ve projenin daha sonra dolandırıcılık şüphesiyle soruşturulduğunu iddia etti. Panov’un internette “Bizi soydu(lar)” diye yazdığı ve dosyanın kamuoyuna açıklanmasını istediği ileri sürüldü. Diğer bazı medya kuruluşları da Panov’un ciddi miktarda birikmiş kumar borçları olduğunu yazdı; bu iddialar daha sonra bağımsız gazeteciler tarafından da dile getirildi.

Güney Lefkoşa’daki Batılı diplomatlar, Panov’un ölüm koşullarıyla ilgili özel olarak endişelerini dile getirdi. Bir büyükelçi The Guardian’a, “Komplo teorileri çoğalabilir, ancak daha geniş gelişmelerle bağlantı ihtimali tamamen göz ardı edilemez” dedi. Bir başka diplomat ise durumu “gizemli ve ürkütücü” olarak tanımladı.

Rus medyası, ağır derecede çürümüş halde bulunan cesedin kayıp Rus iş insanı Vladislav Baumgertner'e ait olduğunu öne sürüyor

Panov’un ölümü, Kıbrıs’ta Rus iş insanı ve gübre devi Uralkali’nin eski CEO’su Vladislav Baumgertner’in kaybolmasından sonraki 24 saat içinde gerçekleşti ve iki olay arasında bağlantı olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Kıbrıs Rum polisi ise iki vakayı birbirine bağlayan bir bulgu olmadığını, “şu ana kadar herhangi bir işaret bulunmadığını” açıkladı.

14 Ocak’ta, Baumgertner’in kaybolduğu bildiriminden tam bir hafta sonra, Avdimou [Evdim] kıyı bölgesi boyunca, iş insanının telefonunun en son sinyal verdiği noktaya yakın bir yerde ağır derecede çürümüş bir ceset bulundu. St. Petersburg merkezli Fontanka gibi bazı yayın organları cesedin Baumgertner’e ait olduğunu yazarken, polis kimliğin kesinleşmesi için DNA testi sonuçlarını beklediklerini belirtti.

Kaynak: The Insider

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın