Fiber Optik Protokolü onay yasa tasarısına ilişkin görüşmeler dünkü Meclis oturumunda CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ve Başbakan Ünal Üstel’in konuşmalarının ardından devam etti.
Kürsüye çıkan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, konunun yaklaşık dört aydır tartışıldığını, özellikle son bir haftada paydaşlarla uzun toplantılar yaptıklarını söyledi.
Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) nezdinde yapılan toplantıların kayıt altına alındığını belirten Arıklı, “Büyük oranda uzlaşı sağladık, elbette üzerinde anlaşılamayan bazı maddeler de var” dedi.
Arıklı, toplantılar sonucunda BTHK’nın taleplerinin tamamına yakınının, internet servis sağlayıcılarının taleplerinin yaklaşık yüzde 90’ının, sendikaların taleplerinin ise yaklaşık yüzde 50’sinin karşılandığını söyledi.
Telekomünikasyon Dairesi’nin gelir kaybına uğrayacağı ve çalışanların işsiz kalacağı yönündeki iddialara da değinen Arıklı, Telekomünikasyon Dairesi’nin yaptığı işleri yapmaya devam edeceğini, mevcut gelirlerini de koruyacağını söyledi. Arıklı, “Telefon Dairesi’nin görev, yetki ve sorumluluklarında herhangi bir değişiklik söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
Bakan Arıklı: “Fiyat tarifeleri BTHK tarafından belirlenecek”
Fiyatların nasıl belirleneceğine ilişkin eleştirilere yanıt veren Arıklı, BTHK’nın düzenleyici kurum olarak tarifeleri maliyetleri dikkate alarak belirleyeceğini kaydetti.
Türk Telekom’un perakende alanına girmeyeceğini de sözlerine ekleyen Arıklı, protokol kapsamında Türk Telekom’un perakende faaliyette bulunmayacağını, rekabetin korunmasında BTHK’nın düzenleyici rol üstleneceğini belirtti.
Arıklı ayrıca fiber altyapısının ana omurgasının Telekomünikasyon Dairesi’nin kontrolünde olacağını ifade etti.
“Haberleşme devletin can damarlarından biridir”
Haberleşmenin stratejik bir alan olduğunu belirten Arıklı, “Haberleşme bir devletin can damarlarından biridir. Güvenlik açısından Türk Telekom ile çalışmak zorundayız” dedi.
Arıklı, onay yasasının Meclis’ten geçmesinin ardından resmi görüşmelere başlanacağını, ek protokolün de Meclis’e getirileceğini söyledi.
Arıklı’ya sorular: “Siz uzlaşı var diyorsunuz, sendikalar uzlaşı olmadığını söylüyor. Görüşmeleri canlı yayınlayalım”
CTP Milletvekili Sami Özuslu, yerinden söz alarak, yapılacak görüşmelerin canlı yayınlanmasını önerdi. Özuslu, “Gelin bu görüşmeleri birlikte yapalım, canlı yayınlayalım. Kimlerle uzlaşıldığını herkes görsün. Siz uzlaşı var diyorsunuz, sendikalar uzlaşı olmadığını söylüyor. Hodri meydan” ifadelerini kullandı.
CTP Milletvekili Erkut Şahali de yerinden söz alarak çalışılan ek protokolde Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen kimin muhatap olduğunu sordu. Şahali’ye yanıt veren Bakan Arıklı, muhataplarının Türk Telekom olduğunu ve görüşmelerin bu çerçevede yürütüldüğünü söyledi.
Süreç gereği ek protokolün belli bir aşamaya getirileceğini, ardından Bakanlar Kurulu’na sunulacağını kaydeden Arıklı, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti tarafıyla bir araya gelinerek ek protokolün imzalanacağını ifade etti.
CTP Milletvekili Ongun Talat da, sendikaların uzlaşı olmadığı yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatarak, Arıklı’nın “uzlaşı var” iddiasını sürdürüp sürdürmediğini sordu. Toplantılarda Türk Telekom yetkililerinin bazı konularda yetkili olmadıklarını ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine sormak durumunda olduklarını söylediklerinin paydaşlar tarafından aktarıldığını belirten Talat, “Kamuoyunu laf kalabalığıyla yanıltmaktan vazgeçin” dedi.
Talat ayrıca kurulacak şirketlerin hissedar yapısına işaret ederek, Türkiye’de yapılacak bir hisse değişikliğinin KKTC Bakanlar Kurulu’nun onayına tabi olmayacağını, bu nedenle ileri sürülen argümanların hukuken doğru olmadığını savundu. Arıklı ise Talat’a, “Gelin cümleyi birlikte yazalım” diyerek muhalefeti ek protokolün hazırlanmasına katkı koymaya çağırdı.
CTP Milletvekili Ürün Solyalı ise, henüz Türkiye Cumhuriyeti’ndeki resmi muhataplarla doğrudan görüşme yapılmadığına işaret ederek, ek protokolü kimin imzalayacağının netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Solyalı, onay yasasının Meclis’ten geçmesinin protokolün hemen yürürlüğe gireceği anlamına gelmediğini, yasanın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla hukuki sonuç doğacağından taraflara “Bugün geçsin, sonra hallederiz” şeklinde güvence verilmesinin hukuken doğru olmadığını savundu.
Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars da, ek protokolde hangi maddelerde uzlaşıya varıldığının netleşmediğini belirterek, onay yasası geçmeden ek protokole ilişkin bağlayıcı bir mutabakat olup olmadığını sordu.
Baybars, onay yasasında imzası bulunan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile ek protokol konusunda prensip anlaşmasına varılıp varılmadığını da sorguladı.
“Gerekli görülmesi halinde yargı yolunun her zaman açık olduğunu” söyledi
Bakan Arıklı, Baybars’ın sorularını yanıtında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı dahil ilgili tüm muhataplarla görüşmeler yapıldığını ve ek protokol konusunda prensipte bir sıkıntı bulunmadığını söyledi. Arıklı, ek protokolün mevcut protokolün gereği olduğunu, bu konuda onay alındığını kaydetti. İyi bir noktaya gelindiğini belirten Arıklı, muhalefetin desteğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, “Bu ülkenin faydasına olan bir konudur. Daha iyi, daha güzeli birlikte yapalım” dedi.
Arıklı, protokol ve ek protokollerin ilerleyen süreçte devreye gireceğini, ihtiyaç olması halinde yeni ek protokollerin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Anayasa aykırılığı iddiaları konusunda ise yetkili merciinin Anayasa Mahkemesi olduğunu kaydeden Arıklı, gerekli görülmesi halinde yargı yolunun her zaman açık olduğunu söyledi.
Fizibilite konusuna da değinen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, son yapılan çalışmaların ardından maliyet ve fiyatlamaya ilişkin rakamların değişeceğini söyledi. Arıklı, daha önce konuşulan 12 dolar seviyesinin güncellenebileceğini belirterek, “Perakende alanına girilmeyeceği için gelir yapısı değişiyor. Bu nedenle yeni bir fizibilite çalışmasına ihtiyaç var” dedi.
CTP Milletvekili Şahali: “Onaylanmış uluslararası anlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme’ye başvurulamaz”
Arıklı’nın ardından söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali, toplumun farklı kesimlerini temsil eden örgütlerin büyük bölümünün söz konusu yasaya karşı olduğunu belirterek, hükümetin buna rağmen ısrarla yasayı geçirmeye çalıştığını söyledi.
Arıklı’nın “Hazırlık aşamasında ben olsaydım protokol bu şekilde imzalanmazdı” sözlerini anımsatan Şahali, Anayasa’nın 90. Maddesine atıfta bulunarak, “Usulüne göre onaylanmış uluslararası anlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme’ye başvurulamaz” ifadeleri kullandı.
Başbakan Ünal Üstel’in Türk Telekom’un cirosuna ilişkin açıklamalarına da değinen Şahali, kamuoyunda dile getirilen rakamların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Şahali, hükümetin yetki ve sorumluluk alanına giren konularda inisiyatifi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki şirketlere devretmeye hazır bir görüntü verdiğini savunarak, buna tepki gösterdi. Şahali, uzlaşı oranlarına ilişkin yüzde 90-95 gibi ifadelerin de gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Bakan Arıklı’nın “ses kayıtları ortadadır” sözlerine yanıt veren Şahali, söz konusu kayıtların erişilebilir olmadığını belirterek, fizibilite raporuna dahi erişemediklerini ve kapalı toplantı kayıtlarının kamuoyuna açık olmadığını vurguladı.
Şahali, geçmişte imzalanan su temin anlaşmasını örnek göstererek, anlaşmaların içeriğine ilişkin eleştirilerin “Türkiye karşıtlığı” olarak sunulmasının da doğru olmadığını söyledi. Şahali, tartışmaların esas olarak suyun işletme modeline ilişkin olduğunu ifade etti.
Hastane projesi üzerinden de örnek veren Şahali, projelerde KKTC mevzuatında yer alan bazı şartlara uyulmadığını ve eleştirilerin çarpıtıldığını söyledi.
Şahali, sorunun yasal yükümlülüklerin değersizleştirilmesi ve söylenmeyen sözlerin söylenmiş gibi gösterilmesi olduğunu ifade etti.
CTP Milletvekili Akansoy da konuştu
CTP Milletvekili Asım Akansoy da konuşmasında, fiber optik altyapı protokolüne ilişkin görüş ve uyarılarını gerek kürsüden, gerek yazılı olarak uzun süredir paylaştıklarını söyledi.
Konunun neden sıradan bir mesele olmadığını ve hangi hassasiyetlerle ele alınması gerektiğini toplum örgütlerinin de ortaya koyduğunu belirten Akansoy, amaçlarının Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarını en verimli şekilde kullanarak bu adada daha iyi koşullarda yaşamasını sağlamak olduğunu kaydetti.
Başbakan ve hükümet yetkililerinin açıklamalarını eleştiren Akansoy, “Bu kadar itibarsızlaştırılmış ve yok sayılmış bir Meclis ortamında çalışmak giderek utanç verici hale geliyor” dedi.
Hükümete “talimat alıyorsunuz" eleştirisinde bulunarak, protokolle ilgili toplumun farklı kesimlerinden ciddi görüş ve katkılar geldiğini kaydeden Akansoy, bu görüşlerin dikkate alınması halinde bugün çok daha geniş bir uzlaşı ve “barış kültürü” içinde ilerlemenin mümkün olacağını söyledi.
"Strateji" kavramının, Kıbrıs Türk halkının ve KKTC kurumlarının çıkarları temelinde ele alınması gerektiğini kaydeden Akansoy, “Strateji; kendi devlet yapımızı, kurumlarımızı, yasalarımızı ve insan kaynaklarımızı gözeterek hareket etmek demektir” dedi.
Fiber optik altyapısının güvenlikle ilişkilendirilmesine de değinen Akansoy, veri güvenliğinin teknik düzenlemeler ve sistemler üzerinden sağlanabileceğini kaydetti. Akansoy, meselenin doğrudan güvenlik başlığıyla gerekçelendirilemeyeceğini söyledi.
Akansoy, “Kurumların, hukukun, egemenliğin ve kendi insanımızın gözetilmediği bir yapıya devlet demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Hükümetin 2023’ten bu yana 18 onay yasası gerektiren protokol imzaladığını hatırlatan Akansoy, bu protokollerin önemli bir bölümünün hayata geçirilmesinde ciddi sorunlar yaşandığını dile getirdi.
Akansoy, uzlaşı çağrılarına da atıfta bulunarak, iktidar ve muhalefetin birlikte hareket ederek, toplum yararını gözeten bir mutabakat sağlanması gerektiğini söyledi.
Fiber optik altyapının geliştirilmesine karşı olmadıklarını vurgulayan Akansoy, sürecin kamu yararı gözetilerek ihale yoluyla yürütülmesi, Kıbrıs Türk yatırımcısına pozitif ayrımcılık tanınması ve sürecin yanlış yönetilmemesi gerektiğini kaydetti.
Protokolün içerdiği risklere de dikkati çeken Akansoy, “Egemenlik devri, tekelleşme riski, fiyatlandırma mekanizması ve yerel bilişim sektörünün sürdürülebilirliği başlıklarında bu protokolde çok ciddi hukuki ve ekonomik çekinceler vardır. Anayasa ve hukuka uygunluk, egemenlik ve kamu yönetimi açısından da önemli sorunlar bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
CTP Milletvekili Uluçay: “Bu protokolle birçok şeyi bedelsiz devrediyoruz”
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay da ülkede geniş bir kesimin konunun nasıl ele alınması gerektiğine dair ortak bir noktaya ulaştığını belirterek, ortaya konulan bu ortak görüşlerin hükümetin izlediği yaklaşımın uzağında kaldığını söyledi.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın “Anayasa Mahkemesi’nden geri dönerse o zaman bakarız” açıklamasını eleştiren Uluçay, konunun basit olmadığını kaydetti. Uluçay, meselenin bir boyutunun protokol maddelerinin Anayasa’ya uygunluğu, diğer boyutunun ise protokolün KKTC piyasasına etkileri olduğunu kaydetti.
Protokolün iki tarafça imzalanarak, meclislere sunulduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçtiğini anımsatan Uluçay, “Şimdi sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi’nden geçmesine geldi” dedi. Uluçay, protokolün Meclis’te değiştirilerek ya da eklemeler yapılarak farklı bir metin halinde onaylanamayacağını ifade etti.
Bunun zamanında yapılmayan bir eksiklik olduğunu savunan Uluçay, KKTC’yi tek tanıyan ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan her türlü iş birliğinin önemli olduğunu ancak Anayasa ve yasaların öngördüğü usulün izlenmesi halinde bu tür sorunların yaşanmayacağını belirtti.
“Bu protokolün bazı maddeleri Anayasa’ya aykırı. Bu nasıl çözülecek?”
Komite toplantılarında yer alan paydaşların görüşlerini içeren bir protokol metniyle Ankara’ya gidilerek, imzaların atılması gerektiğini söyleyen Uluçay, KKTC açısından önemli olan bu konunun gereksiz tartışmalara yol açmadan yürürlüğe girebileceğini ifade etti.
“Bu protokolün bazı maddeleri Anayasa’ya aykırı. Bu nasıl çözülecek?” diyen Uluçay, hazırlığın imzalar atılmadan önce yapılması gerektiğini vurguladı. Uluçay, protokolün Ankara’da imzalanmadan önce süzgeçten geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Protokolde yer alan bazı maddeleri eleştirmeyi sürdüren Uluçay, protokolün Anayasa’dan geri dönmesi halinde ciddi sorunlar yaşanacağını belirterek, Ercan Havalimanı sözleşmesini örnek gösterdi.
Fiber Optik Protokolü'ne ilişkin komite toplantısında ilgili bakanı uyardığını kaydeden Uluçay, protokolde zamanlama, yürürlük, gelir ve yatırım konularının muğlak bırakılmaması gerektiğine dikkati çekti. Uluçay, KKTC’ye yapılan her yatırımın önemli olduğunu ve geleceğin teminatı niteliği taşıdığını ifade etti.
Protokolün bu noktaya getirilmemesi gerektiğini belirten Uluçay, ülke için önemli olan bu yatırımın mevcut haliyle ele alınmasının doğru olmadığını; çok daha ciddi ve özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk Telekom’un Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş bir şirket olduğunu anımsatan Uluçay, şirketin ileride satışa çıkarılabilecek bir konumda bulunduğuna dikkati çekti. “Bu protokolle birçok şeyi bedelsiz devrediyoruz” diyen Uluçay, şirketin satılması halinde yapılan yatırımların nasıl ve hangi kaynakla kamulaştırılacağını sordu.
Uluçay, fiber optik projesinin KKTC sınırları dahilinde ve KKTC’nin yetkisinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, bu sürecin yürütücüsünün ise Telefon Dairesi olması gerektiğini vurguladı.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak böyle davranma lüksümüz yoktur” diyen Uluçay, böylesine önemli bir konuda ortaya konulan ortak bakış açısının dikkate alınması ve bu görüşler gözetilerek hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
CTP Milletvekili Toros, protokolde yetki devri ve veri egemenliği maddelerinin açıkça ortaya konulmadığını belirtti
CTP Milletvekili Fikri Toros, Fiber Optik Protokolü’nün KKTC’nin geleceğini etkileyecek bir proje olduğu için ekonomik bağımsızlık, veri egemenliği, iş yapabilirlik ve vatandaş hakları açısından kritik bir kamu meselesi olduğunu söyledi.
Protokolde muğlak ve eksik ifadeler olduğunu savunan Toros, bağımsız teknik raporların, yetki devri ve veri egemenliği maddelerinin açıkça ortaya konulmadığını öne sürdü.
Ülkede siyasi sorun olduğunu söyleyen Toros, bu devrin siyasal ve jeopolitik yapısal sorunlara elverişli olduğunu söyledi. Toros, başka bir devletin sahip olduğu stratejik altyapı devrinin söz konusu olduğunu savundu.
Doğu Akdeniz’de enerji ve güvenlik konularında ortak menfaatlerin ele alındığı bir süreç yürütüldüğünü belirten Toros, bölgedeki komşu ülkeler arasında güçlü ittifaklar kurulduğunu ve bu ittifaklar dışında kalan ülkelerin enterkonnekte ve veri hatlarının önemli olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk halkının “kendi yurtlarında siyasi eşitlik” derdi olduğunu söyledi
Dijital altyapının stratejik ve egemenlik alanı olduğunu vurgulayan Toros, siber ve ulusal güvenlik açısından bu altyapının önemine dikkat çekti. Toros, Kıbrıs Türk halkının bölgedeki ortak sorunlardan ziyade “kendi yurtlarında siyasi eşitlik” derdi olduğunu söyleyerek, “Kapsamlı çözümde aktif bir özne olmak istiyoruz” dedi.
Fikri Toros, mevcut koşullarda kurumları ve insan kaynaklarını güçlendirerek, çözüme ulaşılacak güne kadar hazır olunması gerektiğini söyledi. Toros, şeffaflık, yerel ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi, denetleyici otoritenin bağımsızlığı ve tüm paydaşların katılımı ilkelerinin bu protokolde bulunmadığını savundu.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın ek protokol hakkında algı operasyonu yaptığını iddia eden Toros, protokol Anayasa Mahkemesi’ne sevk edildiği zaman ek protokolün anlamsız olacağını belirterek, mevcut protokolün komitede işlenerek güncellenmesi gerektiğini söyledi. Toros, protokole yerel paydaşların dahil edilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti.
Toros, bu tür yatırımlara karşı olmadıklarını vurgulayarak, protokolde iç yönetişim zaafiyeti olduğunu öne sürdü. Protokolün hükümetin savunduğu gibi bir jeopolitik güç aracı olmadığını savunan Toros, vizyonun bağımlılık değil, kapasite inşa eden bir model olması gerektiğini kaydetti. Toros, eğer kamu kaynağı yeterli değilse, kamu-özel ortaklığında bir yap-işlet-devret modelinde bir ihaleye çıkılması gerektiğini söyledi.
“Kapalı kapılar ardında hazırlandı ve hükümet ortakları bile bilgilendirilmedi”
Protokolün “kapalı kapılar ardında hazırlandığını ve hükümet ortaklarının bile bilgilendirilmediğini” iddia eden Toros, dijital dönüşüm çağında altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi gerektiğini ancak protokolle ilgili tartışma konusunun usulle alakalı olduğunu kaydetti.
Tüm paydaşların ortaya koyduğu endişe ve önerilerin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Toros, bu protokolün fırsat eşitsizliği ve belirsizlik yaratacağını savundu.
Mülkiyetin KKTC’ye ait olması ve güvence altına alınmasından taviz verilmemesi gerektiğini kaydeden Toros, dijital tekelleşmeye yol açabilecek protokolün Anayasa’nın yanı sıra egemenlik, şeffaflık ve adil rekabet düzeni ilkesiyle uyumlu şekilde revize edilmesi gerektiğini savundu.
CTP Milletvekili Derya, hükümetin memleketi “kolonize edilmiş bir toprak parçası”na çevirdiğini iddia etti
CTP Milletvekili Doğuş Derya da konuşmasında, uzun süredir komite ve genel kurulda detaylarla anlatmaya çalıştıkları protokolle ilgili hükümet ortaklarının tavrını eleştirdi.
Suyun ve fiber optiğin “peşkeş çekildiğini” iddia eden Derya, Başbakanın stratejik kurumları başka bir devlete devretmeye hazır olduğunu Meclis kürsüsünde itiraf ettiğini öne sürdü. Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durmaya ve kendi tırnaklarıyla kurduğu kurumlar için mücadele verdiğini belirten Derya, hükümetin memleketi kolonize edilmiş bir toprak parçasına çevirdiğini iddia etti.
Derya, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamalarını da eleştirerek, devlet kurumlarının ayaklar altına alındığını savundu. Başbakan Ünal Üstel’i Meclis kürsüsünden kendilerine yönelik tutumundan dolayı da eleştiren Derya, muhalefet milletvekillerinin nerede ne söyleyeceğini bildiğini söyledi.
“Mutabakat var ve uzlaşı sağlandı haberi, yalan haber”
“Mutabakat var ve uzlaşı sağlandı” diye yalan haber yaptırılarak, halkın kandırılmaya çalışıldığını iddia eden Derya, Meclis önüne kurulan polis bariyerlerini ve grev erteleme kararını eleştirdi.
KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkinin, iki devlet arasında olması gerektiği gibi normal bir ilişki olmadığının bu süreçlerle ispatlandığını öne süren Derya, hükümetin siyasetinin yabancılaştığını savundu. Güvenlik verileriyle birlikte halkın haysiyeti ve egemenliğinin teslim edildiğini iddia eden Derya, iki devlet arasında adaba yakışır ilişki oluşturulması gerektiğini belirtti.
Devletine sahip çıktığını söyleyenlerin devletin anahtarını devrettiğini iddia etti
Doğuş Derya, Meclis’te yapılan konuşmalarda da dile getirildiği gibi, yapıcı öneriler sunulduğuna işaret ederek, protokole ilişkin fizibilite çalışmasını görme talebini yineledi. Derya, maliyetlerin yüksek ve koşulların kötü olduğu ülke koşullarında tutunmaya çalışan yerli şirketlerin sürecin dışında bırakılmasını eleştirdi.
Derya, fiber optik konusundaki “ısrarın” Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden kaynaklandığını iddia ederek, mevcut hükümetten dolayı Türkiye’deki yöneticilerin KKTC’deki yöneticilere saygı duymadığını öne sürdü.
Devletine sahip çıktığını söyleyenlerin devletin anahtarını devrettiğini iddia eden Derya, şahsi korkular yüzünden devletin bütün kurumlarının darmadağın edildiğini iddia etti.
Bakan Çavuş, Türkiye’den su getirilmesi sürecinde benzeri tartışmalar yaşandığını ve arzulanan noktaya gelindiğini kaydetti
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın konuşmasını eleştirerek, UBP’nin Türkiye ile ilişkilerini “Anavatan-Yavruvatan” düşüncesiyle sürdürdüğünü belirtti.
Bu görüşe saygı duyulması gerektiğini söyleyen Çavuş, hükümetin icraat ve reformlarına dikkati çekerek, CTP’nin iktidarda olduğu dönemlerdeki icraatlarını eleştirdi.
Tüm konuşmaları dinlediğini vurgulayan Çavuş, Türkiye’den su getirilmesi sürecinde benzeri tartışmalar yaşandığını ve arzulanan noktaya gelindiğini kaydetti. Tüm icraatlara “peşkeş” denmesini de eleştiren Çavuş, tüm görüşlerin çok önemli olduğunu ancak bu görüşlerin hakaret şekline dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
CTP Milletvekili Özuslu: Hükümet milletvekilleri “Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” mantalitesi ile hareket ediyor
CTP Milletvekili Sami Özuslu, hükümet milletvekillerinin tüm birleşim boyunca dışarıda durduğunu ve oylama sırasında Genel Kurul’a katılarak oy verdiğini savunarak, bunun “Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım” mantalitesinin göstergesi olduğunu söyledi.
Fiber Optik Protokolü'nün Meclis Genel Kurulu’nda tartışılan kısımlarına dikkati çeken Özuslu, son bir haftadır gündemde olan konu komitede ele alınırken hükümeti uyarıldığını ve ilerleme olarak belirtilen konuların kendilerini haklı çıkardığını öne sürdü.
Anayasa’nın ve toplumun tüm kesimlerinin iradesinin ayaklar altına alındığı bir ortamda gerekirse Meclis İç Tüzüğü'nü çiğneyeceğini belirten Özuslu, hükümetin Anayasa'ya, meclis ile halkın iradesine saygısızlık yaptığını iddia etti. Özuslu, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamalarını da eleştirdi.
Meclis kapısına kurulan bariyer için Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’den özür beklediğini söyledi
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’den Meclis kapısına kurulan bariyer için özür beklediğini söyleyen Özuslu, bu uygulamanın ilk kez yapıldığına işaret ederek, bu karaların Kıbrıs Türk halkının demokratik yapısına uymadığını kaydetti.
Sami Özuslu, protokol konusunda ticari çevrelerle sendikaların aynı görüşü paylaştığına dikkat çekti. Hükümetin paydaşların öneri ve eleştirilerini dinlemediğini öne süren Özuslu, uzlaşma olduğu açıklamalarının “algı operasyonu ve kamuoyunu kandırmaya yönelik” olduğunu iddia etti.
Özuslu, projenin fizibilite raporunun daha önce kendisi tarafından talep edildiğini ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın raporu kendisine ulaştırmadığını söyledi. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın fizibilite raporu üzerinde çalışıldığı yönünde açıklama yaptığına işaret eden Özuslu, çalışmanın kim tarafından yapıldığını sordu.
Söz konusu fizibilite raporunun “resmi evrak olarak kaydedilmediğini” söyleyen Özuslu, protokolün Anayasa'ya aykırı olduğu uyarısının tüm paydaşlar ve Cumhurbaşkanı tarafından yapıldığına işaret etti. Özuslu, “Çoğunluğu bularak, protokolü geçirin ve eserinizle övünün” dedi.
CTP Milletvekili Solyalı, Anayasa Mahkemesi’nin 4/2016 dağıtım sayılı kararına dayanarak protokol konusunda halk oylaması yapılmasını önerdi
CTP Milletvekili Ürün Solyalı da konuşmasında, meclis iradesinin hükümet tarafından sakatlandığını öne sürdü. Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesi’nin görev tanımında, komiteye gelen bir konuyla ilgili Anayasa’ya aykırılık açısından şüphe varsa Savcılık’tan görüş alınması yönünde bir madde bulunduğunu kaydeden Solyalı, komite görüşmeleri sırasında hukukçu birçok paydaşın Anayasa’ya aykırılık hakkında görüş bildirdiğini belirtti.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın "Anayasa Mahkemesi’nin protokol sözleşmesinin birkaç maddesini iptal edeceği" yönünde açıklamaları olduğuna işaret eden Solyalı, protokol kapsamında tek bir maddenin bile Anayasa’ya aykırı bulunması halinde görüşülemeyeceğini söyledi.
Paydaşlar ve halkın olumsuz görüşlerine rağmen protokolün meclise getirildiğine işaret eden Solyalı, Arıklı ve Başbakan Ünal Üstel’in protokolün mecliste kabul edilmesine ilişkin söylem ve üslubunu eleştirdi. Halkın hükümetin yanında olmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin 2016 yılında verdiği bir karara atıfla devletin egemenlik hakkının başka bir devlete ve yabancı bir kuruluşa devredileceği ya da devletin egemenlik hakkının sınırlanabileceği durumlarda mahkemenin anlaşmanın imzalanmadan önce veya anlaşmanın onaylanmasından önce halk oylamasına gidilebileceğini belirttiğini söyledi.
Usulen Anayasa’ya aykırılık bulunabilir
Ayrıca mahkemenin görüş alınmadan protokolün hazırlanma sürecinin usulen Anayasa’ya aykırı bulunabileceğini kaydetti. Projenin fizibilite raporunun Telekomünikasyon Dairesi Müdürüne bile ulaştırılmadığını savunan Solyalı, hükümetin ifadelerinde tutarsızlık olduğunu öne sürdü.
“Bilişim Suçları Yasası”nın komitede görüşüldüğü sırada toplantıda 5 tane bakan bulunduğunu ancak Meclis Genel Kurul’unda hükümetten 3 kişiye hitap ettiğini anımsatan Solyalı, "meclis iradesi sakatlığının" bu şekilde oluştuğunu iddia etti.
CTP Milletvekili Solyalı, ulusal güvenlik sebebiyle uluslararası ihaleye çıkılamayacağı ifadelerine karşılık ihale şartnamesinde kısıtlama uygulamasına gidilebileceğini söyledi.
Meclis’teki grev yasaklanarak, geçerli bir sebep gösterilmeden anayasal hakkın engellediğini öne süren Solyalı, “hizmetlerin aksamaması” sebebiyle grev yasaklanamayacağını savundu. Solyalı, meclis önünde yapılması planlanan eylemin engellenmesini de eleştirdi.
Protokolün devlet egemenliğine sınır getireceğini iddia eden Solyalı, protokolün halkoylamasına götürülmesi önerisini yaptı. Solyalı, hükümetin işleri yapma yöntemiyle “kavga ettiklerini” söyledi.
Bağımsız Milletvekili Baybars: “Yasaya saygılı olması ve Anayasa’ya uygun davranması gereken sizlersiniz”
Onay yasa tasarısına ilişkin söz alan Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars, protokole ilişkin yalnızca teknik aksaklıklara değil, onay yasasıyla Meclis’e getirilen metnin Anayasa’ya aykırılığına ve rekabet hukukuna uygun olmamasına itiraz ettiklerini söyledi.
Baybars, bu eleştirilerin sadece muhalefet tarafından değil, komiteye katılan paydaşlar, sendikalar, oda ve birlik temsilcileri ile toplumun farklı kesimleri tarafından da dile getirildiğini kaydetti.
Baybars, “Eğer bu metin Anayasa’ya uygunsa ve herhangi bir eksiklik içermiyorsa, neden ek protokole ihtiyaç duyuluyor? Sorunluysa ve anayasal açıdan sakatlık varsa, neden geçirilmek isteniyor?” diyerek hükümete soru yöneltti.
Bu protokolün onaylanmasıyla hemen yürürlüğe girmeyeceğini belirten Baybars, gerekli hazırlıkların yapılmamasını eleştirdi.
Baybars, protokolün diplomatik yollarla karşı tarafa bildirildiği tarihte yürürlüğe gireceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanmış olmasının tek başına yürürlük için yeterli olmadığını ifade etti. Baybars, protokolün 11. maddesine atıfta bulunarak bu hususun metinde açıkça yer aldığını söyledi.
Kamu kurumlarının yetkilerinin başka şirketlere devredilmesini eleştiren Baybars, bugün gelinen noktada ek protokolle sorunların giderileceğine ne toplumun ne kurumların ne de protokolün uygulayıcısı olacak Telekomünikasyon Dairesi ile ticari paydaşlar olan internet servis sağlayıcılarının güveni bulunduğunu savundu.
Baybars, protokol metninin yalnızca bilgiye sunulmasının değil, içeriğinde de Anayasa’ya aykırı hükümler bulunduğunun defalarca dile getirildiğini, buna rağmen gerekli düzeltmelerin yapılmadığını söyledi.
Bugün gelinen noktada Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu ile Telekomünikasyon Dairesi yönetiminin de protokole ilişkin ciddi çekinceleri bulunduğunu kaydeden Baybars, herhangi bir fizibilite çalışmasının yapılmadığını da sözlerine ekledi.
Baybars, “Yasaya saygılı olması ve Anayasa’ya uygun davranması gereken sizlersiniz” diyerek hükümete tepki gösterdi. Baybars, veri güvenliğine ilişkin çekincelerini dile getirerek, verilerin nerede depolanacağı ve güvenliğin nasıl sağlanacağı sorularını yöneltti.
CTP Milletvekili Barçın, Anayasa’ya aykırılık iddiası bulunan bir protokolün bu haliyle yürürlüğe giremeyeceğini savundu
CTP Milletvekili Devrim Barçın ise, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen maddelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği ve ardından ek protokol yapılacağı yönündeki açıklamalarını eleştirdi.
Barçın, protokolün bu haliyle Cumhuriyet Meclisi’nden geçirilmesinin doğru olmadığını savunarak, bu yaklaşımın Türkiye Cumhuriyeti’ni de zor durumda bırakacağını ileri sürdü.
Anayasa’ya aykırılık iddiası bulunan bir protokolün bu haliyle yürürlüğe giremeyeceğini belirten Barçın, böyle bir durumda ek protokolle düzeltme yapılamayacağını, baştan Türkiye Cumhuriyeti ile yeni bir protokol müzakere edilmesi gerektiğini söyledi. Barçın, Anayasa’ya aykırı olduğunu kabul ettikleri bir metnin Meclis’ten geçirilmemesi gerektiğini söyledi.
Hükümetin Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkileri bu şekilde yürütmesinin sağlıklı olmadığını savunan Barçın, Arıklı’nın kamuoyunu doğru bilgilendirmediğini iddia etti.
Başbakan Ünal Üstel’i de eleştiren Barçın, protokollerle Türk Telekom’a tanınan bazı yetkilerin anayasal egemenlik alanına müdahale anlamı taşıdığını savundu.
Barçın, ihtiyaç halinde mevzuat değişikliklerinin ancak Cumhuriyet Meclisi’nin iradesiyle yapılabileceğini, hiçbir protokolle Meclis’in hangi yasayı yapıp yapmayacağının belirlenemeyeceğini ifade etti.
Bakan Arıklı “yabancı şirket” nitelemesine tepki gösterdi; şirketin Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi
Onay yasa tasarısına ilişkin son sözü alan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, “yabancı şirket” nitelemesine tepki göstererek, söz konusu şirketin Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi.
Türk Telekom’un KKTC genelinde yaklaşık 8 bin kilometre fiber altyapı döşeyeceğini kaydeden Arıklı, şirketin büyük ve güçlü bir yapı olduğunu, fizibilite raporunun güncellendiğini belirtti. Türk Telekom’un geçmişte Telekomünikasyon Dairesi’ne her zaman destek verdiğini ifade eden Arıklı, şirketin “düşman gibi" gösterilmesine ve itibarsızlaştırılmasına tepki gösterdi.
Veri depolama altyapısının KKTC’nin kontrolünde olacağını ileri sürdü
Veri güvenliğine de değinen Arıklı, veri depolama altyapısının KKTC’nin kontrolünde olacağını, uzun vadede ülkede bir veri saklama merkezi kurulmasının şart olduğunu söyledi. Siber güvenlik konusunda Türkiye Cumhuriyeti ile iş birliği yapılacağını belirten Arıklı, siber saldırılara karşı sürekli takviye alınması gerektiğini ifade etti.
Bilişim alanında uluslararası hukuka dayalı bir bilişim hukukuna acil ihtiyaç bulunduğunu da kaydeden Arıklı, nitelikli insan kaynağının artırılması gerektiğini, tersine beyin göçüyle yurt dışındaki uzmanların ülkeye kazandırılmasının önemli olduğunu vurguladı.
Arıklı, “Devlet e-devlet’e geçmezse ‘Bilişim Adası Kıbrıs’ hedefi hayata geçmez. Fiber altyapı bu hedefin temel unsurlarından biridir” dedi.
27 kabul 20 ret oyuyla Fiber Optik Protokolü Meclis’ten onay aldı
Konuşmaların ardından fiber optik projesine ilişkin onay yasa tasarısı açık isim okunmak suretiyle oylanarak 27 kabul 20 ret oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi.
Meclis’te ayrıca Mahkemeler (Değişiklik) Yasa Tasarısı da oylanarak, oy çokluğuyla kabul edildi.











Yorumunuz