Yazılar

Kara parada ispat yükümlülüğü zanlıya geçmelidir!

KKTC pazarındaki birçok şirket sahibi ülkedeki kara paranın piyasaya nakit pompaladığını savunur!

KKTC pazarındaki birçok şirket sahibi ülkedeki kara paranın piyasaya nakit pompaladığını savunur. Kara parayla emlak alınır, araba satışları patlar, vitrinlerdeki renkli ayakkabılar hızla satılır, kara paranın döndüğü sektörlerin çalışanları cafeleri, restoranları doldurur, alışveriş yaparlar diye düşünenler çoktur. 

Kara paracılar durdurulmayıp kendi sektörlerine girdiğinde, haksız rekabete dayanamayıp kepenk kapatmak zorunda kalırlar ama günlük yaşayan ahalimiz için ‘yarın’ zaten yoktur. 

Kıbrıs Türk toplumunun yarınını yok eden kara paranın ta kendisidir ve fakat bunun da bir önemi olmayabilir. Toplumumuz sadece bugünde ve ‘an’da yaşar. Bu ülkenin siyasetinin Türkiye tarafından belirlenmesinin nedeni o normalleştirdiğiniz kara paradır, kayıt dışılıktır.

Kara paradan beslenen siyasiler yasa dışı rantlarına dokunulmaması için Türkiye ile sürekli pazarlık halindedir: ‘Ben sana dokunmuyorum, ne dersen yapıyorum sen de benim rüşvet kanallarıma dokunma. Siz oradan, biz buradan…’ 

Türkiye istese KKTC’de kara paranın k’sını bile bırakmaz değil mi? Kendi çıkarlarına göre pazarı eğiyor, büküyor, göz dağı veriyor ama KKTC’nin tanınmamışlığı arkasında Türkiyeli siyasilerin bir kısmı da KKTC’deki kara paradan yasa dışı fayda sağlıyor olmalı. Yoksa KKTC'de hükümetleri değiştiren, cumhurbaşkanlarını belirleyen, partileri yerle bir eden 'koskoca' Türkiye için KKTC’deki düzeni temizlemek 4 gününü almaz. 

KKTC’deki bazıları da çok akıllıdırlar ya, bu durumu fırsat olarak görebiliyor. Sanal bet, forex, tefecilik ne ararsanız… Her biri cimriliği ile meşhur kara para üreticilerinin, iş yoz siyasileri, çürük polisleri ve çürük avukatlarla çürük yargı mensuplarını doyurmaya gelince keselerini sonuna kadar açmalarının nedeni rüşvet alanları kendilerine bağlamak ve devleti içeriden ele geçirmektir. 

Devletin yoz yöneticileri ve yoz memurları böylelikle kara paracıların fedailerine dönüşür. Onların istedikleri yasayı geçirir, istemediklerini geçirmezler. Aleyhlerine olan soruşturmaların kapatılmasına çalışırlar. Tüm bunlar olurken gerçekte kazandıklarının çok azını vergi niyetine verir, bir de utanmadan çok vergi verdikleri üzerinden PR’larını yaparlar.

Bu arada kara paracılar her sektöre sızar, istifledikleri parayı kendi kurdukları şirketlerle aklamaya çalışırlar. Neredeyse her sektörde tekel olmaya çalışır, namuslu diğerlerini er ya da geç canlı canlı midelerine indirirler. Para hırsından gözü dönmüş bu zavallılar maddi olanla o kadar haşır neşirdir ki hiçbir şeyden tatmin olmazlar. Daha fazlası ve daha da fazlası ve de çok daha fazlası diye geçerken ömürleri, arkalarındaki fedai devletin hiçbir temiz ferdi yokmuşcasına kendilerini sonsuza kadar koruyacağını sanırlar. Görünürde ne hapis ne de can korkusu vardır bunların. Gerçekte korkularını ve huzursuzluklarını bastırırlar. Çoğu esrarkeştir ya da hem keş hem alkoliktir veya keş, ayyaş, sapık, kumarbaz diye de doz artabilir. İnsanın psişik dünyası sanıldığından çok daha komplike olduğundan muhtemelen, kötülerin hepsi esasen delirmiştir. Kontrollü deliler gibi görünürlerken dışarından, içerden çoktan çökmüşlerdir. Kimi erkek kara paracılar yogaya falan bile sarar, etrafa gülücükler dağıtır. İnanmayın. Mutsuzdurlar. Kötülükten besleniyor olmaları gerçekte kötülüklerinin altında ezilmedikleri anlamına gelmez. Hepsi ezilir. Her şeyin en kocamanı, en lüksü içinde, nitelikli dolandırıcılıkla, yağmayla hiçbir yere sığdıramadıkları para kendilerini ne yapsalar mutlu etmez.

Kara para sadece yasa dışı sanal bette değil, forexde, kripto parada, casinolarda, gece kulüplerinde, emlakta ve hatta hiçbir şekilde bankacılık faaliyeti yürütmemesi gereken ama KKTC Merkez Bankası’nın ayyuka çıkan denetim zaafiyetleri nedeniyle bazı bankalarda da aklanır. Geçenlerde bir soru sorduk Sn. Rifat Günay’a: Viyabank’ın satış parası Kıbrıs Kapital Bank’dan mı Merkez Bankası’na yattı diye. Cevap var mı? Yok. Viyabank kime satıldı? Ağır Ceza’da yargılananlara el altından ikinci bir banka daha mı satıldı?

Yeni neslimizin kimi genç üyeleri rol modeli olarak bu tipleri gördüğünden üreterek, namuslu ve onurlu bir hayat sürmektense bunların peşinde organize suç teşkilatının bir parçasına dönüşmeye meyillidir. Akıllı gençlerimiz zaten daha çocukluktan ülkeden kaçmaya yazgılı yoğun bir eğitimden geçirilerek, gittikleri gibi buraya dönmeyecektir. Aileleri de bu kirli pazarda kalmalarını istemeyecektir.

Yani kara para önce siyasetinizi ve siyasilerin iş birliği ile devleti ele geçirir, muhalefetiniz ve basınınız kara parayla susturulur, sonra piyasada tekelleşir ve en sonunda da isyankâr olması gereken yeni nesli peşine takar! Bir de tersinden düşünelim: Farz edelim ki üretken, kaliteli ürününü ve hizmetini dünyaya satan, adil rekabetin olduğu bir yer olsaydı burası, kara paranın önünü alan ve partizanlarından vergi toplamaktan çekinmeyen bir devlet yönetimiyle kendi kendini yöneten, kendi kendine yeten, bağımsız karar verebilen bir ülke olabilirdik. Elektrik fiyatlarını kısmen sübvanse eden, çocuklarınızın okul ihtiyaçlarına katkı koyan bir devletimiz olabilirdi. Kara para gelsin, sorun yok öyle mi gerçekten? Ülkenin zararına çalışan siyasilerin tek işleri kara paradan pay kapmakken, para için boyunduruk altına girerken siz de oturmuş yaşam standartlarınızın yükseleceğini mi umuyorsunuz? İmkânsız! Sadece birileri yiyecek, elinizden her şey alınırken, sesinizi çıkarana dek daha da yoksullaşacaksınız…

Kara paradan beslenen siyasiler eliyle tüm devlet yozlaşıyor ve balık elbette baştan kokuyor. Mark Buddle daha ülkede oturma izni almamışken, 2021’in Temmuz ayında kabarık suç dosyası üç üst düzey polis memuruna C.G.N’ye, T.K’ya, A.N’ye verilmedi mi? Gerekenler yapılmamış olmalı ki adama bir de eski İçişleri Bakanı Kutlu Evren tarafından oturma izni sağlandı! Ne karşılığında? Uyuşturucu parasıyla, bir başka ülkede işlenmiş suçların gelirleri ile KKTC’de mülkler alınsın, petrol istasyonlarına ortak olunsun, kara paranın aklanmasında yoz avukatlar kolaylaştırıcı olarak çalışsın diye mi?

Sahi ne oldu Mark Buddle soruşturması? Daha kamuoyuna yansımayanlar var. Hele bir kapatılmaya kalkısın da o soruşturma, o zaman açıklayalım isterseniz! Bundan sonra böyle, oyun oynuyoruz malum!

Hazır suç gelirleri demişken… Hükümet ardı sıra getirdiği yasaları sırasına göre ele almadığı, sonra sunulanı önce gündemine soktuğu için önemli yasalar bir türlü tartışılıp komisyondan Meclis’e gelemiyor.

4 Nisan 2022 tarihli Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasa Tasarısı’nın Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde çoktan tartışılıp Meclis’e gelmesi gerekirken, nedendir bilinmez 10 Haziran 2022 tarihli Organize Sanayi Bölgeleri Yasa Tasarısı öne alındı. 

Suç gelirleri üretildiği ve aklandığı için ülke aylardır görebileceği en büyük depremle sarsılıyorken üstelik. 8 Şubat’ta silahlı saldırıda Halil Falyalı hayatını kaybediyor, 5 ay sonra Avustralya’nın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından birinin, Mark Buddle’ın 1 senedir elini kolunu sallaya sallaya KKTC’de suç gelirlerini akladığı ortaya çıkıyor, sonrasında Ercan’dan milyonlarca Euro’nun girip çıktığı belirleniyor ama suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi gibi bir derdi yok hükümetin! Bunlar sadece son 6 ayda olanlar ve yalnızca ortaya çıkanlar... Demek ki yetmemiş bizim siyasilere… Daha da kan dökülmesi mi gerekiyor?

Suç gelirlerinden fayda sağlayan siyasilerin ortak eseri olan bu rezil ve kirli manzarayı izlemeye devam mı edelim? Suç gelirlerinden yasa dışı gelir elde eden bazı yoz siyasilerin işine gelmiyor mu yasa? Hangi çıkar çevreleri yasaya muhalefet ediyor? Açıklasınıza…

Yasada çok da üzerinde konuşulmayan bir madde var: ‘Tedbir Koyma, Müsadere ve Müsadereden Elde Edilen Gelirler ve Kullanılması’nı düzenleyen 17’inci kısımdaki, 7’inci maddede, ‘Soruşturma esnasında tedbir konulan malvarlıklarının suçtan elde edilmiş mal varlığı olmadığının ispat yükümlülüğü, hakkında soruşturma başlatılan kişi ve/veya kişilere aittir. Tedbir konulan mal varlıklarının yasal faaliyetlerden elde edildiği veya iyi niyetle malik veya tasarrufunda olunduğu makul surette kanıtlandığı takdirde ilgili mal varlıklarına konan tedbir mahkeme tarafından kaldırılır’ deniyor.

İşte bu madde suç işleyerek gelir elde edenlerin ve aklayanların karabasını! Şu anda ispat yükü soruşturmayı yapan kurumlarda olduğu için hem Polis’in hem de Savcılığın elini kolunu en çok bağlayan unsur da bu! Yeni yasayla ispat yükü zanlıya geçecek. Zanlı, kaynağı şüpheli gelirini nereden elde ettiğini kanıtlarıyla sunmak zorunda kalacak. Yasanın geçmesi en çok da bu nedenle birilerinin hiç işine gelmiyor olabilir. 

Biz yasanın yontulmadan derhal geçmesini istiyoruz, itirazı olan?

Can Sarvan’a [email protected]’den doğrudan ulaşabilirsiniz.
:

Yorumunuz

share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın