Dünya

Dünyada borç baskısı: Devletlerin faiz faturası hızla büyüyor

Küresel tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyelerine çıkarken, devletlerin borçlanma maliyetleri hızla artıyor. Özellikle Fransa’da büyüyen kamu borcu ve faiz yükü bütçe üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

Dünyanın önde gelen ekonomilerinin borçlanma maliyetleri son yılların en yüksek seviyelerine çıkarken, özellikle Fransa’nın kamu borcu ve bütçe görünümüne ilişkin endişeler ülkenin tahvil faizleri üzerinde ek baskı yaratıyor.

Le Monde’un analizine göre, bir dönem sıfıra yakın, hatta negatif faizlerle borçlanabilen Batılı ülkeler artık yatırımcıların çok daha yüksek getiri talepleriyle karşı karşıya. ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere ve Japonya’da uzun vadeli devlet tahvili faizleri hızla yükseliyor.

Orta Doğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını artırması, enflasyon beklentilerinin yeniden bozulması ve merkez bankalarının faiz artırımlarına yönelebileceği beklentisi, devletlerin borçlanma maliyetlerindeki yükselişin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

ABD’den Japonya’ya devletlerin borçlanma maliyetleri yükseliyor

Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 4,25'e yaklaşırken, İngiltere'de aynı vadeli borçlanma maliyeti yüzde 5,26'ya çıktı.

Euro Bölgesi'nin mali açıdan en güçlü ülkelerinden kabul edilen Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 3,38'e yükselerek 2011'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Japonya'nın 10 yıllık borçlanma maliyeti yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine çıkarken, uzun vadeli tahvillerde de benzer bir tablo oluştu. İngiltere'nin 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,2'yi aşarak 1998'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, ABD'nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 5,27 ile 2007'de görülen seviyelere yaklaştı.

ChatGPT yardımıyla.

Fransa, Almanya'dan daha yüksek risk primi ödüyor

Ancak piyasalardaki baskı bütün ülkelerde aynı düzeyde değil. Fransa, 2026 yazından bu yana diğer büyük Euro Bölgesi ekonomilerinden daha sert bir risk fiyatlamasıyla karşı karşıya.

Fransız ve Alman devlet tahvilleri arasındaki faiz farkı, yani "spread", yüzde 0,8'in üzerine çıktı. Yıl başında bu fark yüzde 0,6'nın altındaydı.

Yatırımcıların Fransa'dan Almanya'ya kıyasla daha yüksek faiz istemesinde ülkenin büyüyen kamu borcu, bütçe görünümü ve 2027 bütçesine ilişkin siyasi belirsizlikler etkili oluyor.

Piyasaların hassasiyeti öyle arttı ki Fransa Ekonomi Bakanlığı'nın sıcak hava dalgasının ekonomik büyümeyi 0,1 puan azaltabileceğine ilişkin değerlendirmesi, ülkenin risk priminin birkaç dakika içinde 0,02 puan yükselmesine yetti.

Enflasyon yeniden borç piyasalarının merkezinde

Tahvil faizlerindeki yükselişin en önemli nedenlerinden biri yeniden hızlanan enflasyon. ABD ile İran arasında çatışmaların yeniden başlaması ve petrol ile doğal gaz fiyatlarının yükselmesi enerji kaynaklı enflasyon endişelerini artırdı.

Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon ağustosta yüzde 3,3'e yükselerek son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. ABD'de ise temmuz ayı enflasyonu yüzde 3,4 olarak gerçekleşti.

Bu gelişmeler merkez bankalarının para politikasını yeniden sıkılaştırabileceği beklentisini güçlendirdi. Avrupa Merkez Bankası'nın 10 Eylül'deki toplantısında faiz artırabileceği, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) da enflasyon karşısında daha sıkı bir politika izleyebileceği beklentileri tahvil piyasalarında şimdiden fiyatlanıyor.

Devletlerin dev teknoloji şirketleriyle borçlanma rekabeti

Borçlanma maliyetlerini artıran bir başka gelişme ise tahvil piyasasına gelen devasa finansman talebi.

ABD'nin kamu borcunun 40 trilyon doları aşması yatırımcıların uzun vadeli mali sürdürülebilirliğe ilişkin endişelerini artırırken, Avrupa'da da yüksek kamu borçları daha fazla tahvil ihracını gerekli kılıyor.

Üstelik devletler artık yalnızca birbirleriyle değil, yapay zeka yatırımlarını finanse etmek isteyen teknoloji şirketleriyle de sermaye için rekabet ediyor.

Goldman Sachs'ın 21 Temmuz tarihli değerlendirmesine göre büyük teknoloji şirketleri 2026'da şimdiden yaklaşık 500 milyar dolar borçlandı. SpaceX, Meta, Google ve Anthropic gibi şirketlerin yapay zeka altyapısına yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapması ve bunu giderek daha fazla borçlanmayla finanse etmesi, küresel tahvil piyasasındaki fon talebini büyütüyor.

Fransa'da borcun faizi eğitime ayrılan bütçeyi aşacak

Faizlerdeki yükseliş, yüksek borçlu ülkeler açısından yalnızca finans piyasalarını ilgilendiren bir sorun değil. Artan faiz giderleri bütçede eğitim, sağlık, altyapı ve yatırımlara ayrılabilecek kaynakları azaltıyor.

Fransa'da kamu borcunun yalnızca faiz ödemelerinden oluşan maliyeti 2025'te yüzde 11'den fazla artarak 64,7 milyar euroya ulaştı.

Fransa Sayıştayı'nın tahminine göre bu tutar 2030'a gelindiğinde 100 milyar euroya yaklaşabilir. Böylece borç faizleri, 2020'lerin başındaki seviyesinin yaklaşık üç katına çıkmış olacak. Daha çarpıcı bir eşik ise 2027'de aşılabilir. Mevcut projeksiyonlara göre Fransa'da borç faiz ödemeleri, Milli Eğitim bütçesini geride bırakarak devletin en büyük harcama kalemi haline gelebilir.

İtalya'da borç yükündeki artış Fransa'nın da üzerinde

Eurostat verilerinden hazırlanan grafiğe göre 2025 yılında kamu borcunun GSYH'ye oranındaki artışta İtalya yaklaşık 4 puanla ilk sırada yer aldı.

İtalya'yı 2,6 puanla Polonya ve 2,4 puanla İspanya izledi. Belçika ve Fransa'daki artış ise 2,2 puan oldu. Bu oran hem AB hem de Euro Bölgesi ortalamasının üzerinde gerçekleşti.

Almanya'daki artış 1 puanda kalırken Hollanda ve İsveç'te kamu borcu yükündeki yükseliş çok daha sınırlı oldu.

ChatGPT yardımıyla.

Ortaya çıkan tablo, küresel ekonomide yıllarca süren "ucuz para ve ucuz borç" döneminden yüksek faizli kamu finansmanı dönemine geçişin devlet bütçeleri üzerindeki etkisinin giderek ağırlaştığını gösteriyor.

Kaynak: Le Monde

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın