Dünya

Bilim tarihçisi Robert Proctor: 'Cehaletin altın çağında yaşıyoruz'

Amerikalı aydın, Stanford Üniversitesi'nde bilim tarihi profesörü Robert Proctor, yıllardır bilimin araçlarının kötüye kullanılmasıyla cehaletin nasıl inşa edilebileceğini inceliyor. Le Monde gazetesi bilim tarihçisi Proctor'la görüştü.

Amerikalı bilim tarihçisi, Stanford Üniversitesi'nden Prof. Robert Proctor, "agnotoloji" (kasıtlı cehalet üretimi bilimi) kavramını geliştirerek, bazı sanayicilerin özellikle sigara üreticilerinin, ürünlerinin veya faaliyetlerinin zararı konusunda nasıl şüphe uyandırdıklarını ortaya koyan yeni bir disiplin yarattı. 

Bilim tarihçisi, cehaletin sadece henüz öğrenilmemiş olanla ilgili olmadığını, aynı zamanda siyasi bir manevra, bilgi sahibi olmanızı istemeyen güçlü kurumlar tarafından yaratılan bir bilgisizlik olduğunu vurguluyor.

Siyasi ve felsefi konularda insanların bilgisi çoğu zaman inanca, geleneğe ve daha çok propagandaya dayalı

Köklü bir cehalet döneminde yaşadığımızı ifade eden Proctor, bilginin ‘erişilebilir’ olmasının o bilgiye ulaşıldığı anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

Proctor, siyasi ve felsefi konularda insanların bilgisinin çoğu zaman inanca, geleneğe ve daha çok propagandaya dayalı olduğunu belirtiyor.

Cehaletin yayılma koşullarının insanların bir olguyu anlamadığında ve ticari ya da siyasi nitelikli özel çıkar gruplarının bir konu hakkında kafa karışıklığı yaratmaya çalıştığında ortaya çıktığını düşünüyor.

Le Monde gazetesinin görüştüğü Robert Proctor, Trump yönetiminin dolandırıcılığa ve suistimale karşı savaş kisvesi altında bilime karşı bir savaş yürüttüğünü söyledi. Trump yönetiminin, insanları ilgilendiren tüm araştırmaları, farklılıkların incelenmesini, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konularını ilgilendiren her şeyi ve çevreyle veya iklimle ilgili her türlü bilimi hedeflediğini belirtti.

“Donald Trump'ın ikinci yönetimi birincisinden çok farklı. [Muhafazakâr düşünce kuruluşu] Heritage Foundation'ın "Proje 2025"  aracılığıyla çok daha iyi hazırlanmış durumda ve sadece hükümetin üç kolunu değil, aynı zamanda ana akım medyanın ve X gibi sosyal ağların bazı kısımlarını da kontrol ediyor. Hareketlerinin hızıyla herkesi şaşırtıyor. On binlerce araştırmacı ve kamu çalışanı işten çıkarılıyor. Bu, hükümetin ve bilimin radikal bir şekilde siyasallaştırılması amacıyla, kasıtlı olarak yürütülen belirleyici bir siyasi test çerçevesinde gerçekleştirilen bir tür büyük temizliktir.” dedi.

Robert Proctor, Fotoğraf: Standford 

"'Cehaletin altın çağı' dediğim bir çağda yaşıyoruz"

Proctor, “’Cehaletin altın çağı" dediğim bir çağda yaşıyoruz. Bu durum, küresel çapta güçlü adamlar tarafından, erkekliğe karşı savaş olarak adlandırılan şeyin tersine çevrilmesiyle ve aynı zamanda sosyal medyada her türlü önyargı ve peşin hükmün yayılmasıyla yönlendiriliyor.’ tespitini yaptı.

"Dünyanın düz olduğuna inanan insanların sayısının muhtemelen hiçbir zaman bu kadar yüksek olmadı"

"Amerikan nüfusunun önemli bir kesiminin biyolojik evrime inanmadığı"nı, "Dünyanın düz olduğuna inanan insanların sayısının muhtemelen hiçbir zaman bu kadar yüksek olmadığı"nı dile getiren Robert Proctor, sosyal medya algoritmalarıyla kişilerin yalnızca kendi inançlarını, düşüncelerini ve bakış açılarını destekleyen içeriklere maruz kalmalarından [yankı odası] faydalanan türlü türlü tuhaf komplo teorilerinin Trump gibi birini ortaya çıkarmak için adeta "kusursuz bir ortam" yarattığını kaydetti.

Meslektaşlarıyla birlikte öğrencilerin giderek daha fazla sayıda Hristiyan haçı taktığını gözlemlediğini vurguladı: "Hristiyan milliyetçiliğinin yeniden canlandığı bir dönemdeyiz"

Meslektaşlarıyla birlikte öğrencilerin giderek daha fazla sayıda Hristiyan haçı taktığını gözlemlediğini vurgulayan bilim tarihçisi, otuz yıldır öğrencilerine anket yaptığını ve ABD’de "Stanford Üniversitesi lisans öğrencilerinin yaklaşık %15'inin dünyanın altı bin yıl önce yaratıldığına inandığını ve insan ile maymunların ortak kökenini kabul etmediği"ni açıkladı. 

ABD'de "Erkeklerin yaratılışçı olma olasılığı kadınların neredeyse iki katı"

Bunun esas itibariyla "Hristiyan köktendinciliğiyle bağlantılı olduğunu düşündüğü"nü belirterek, "erkeklerin yaratılışçı olma olasılığı kadınların neredeyse iki katı ve kendilerini 'teknoloji meraklısı' olarak tanımlayan öğrencilerin yaratılışçı olma olasılığı, beşeri bilimler alanında eğitim gören öğrencilere göre iki kat daha fazladır (…) Hıristiyan milliyetçiliğinin yeniden canlandığı bir dönemdeyiz.” dedi.

“Trump iklime ve doğaya karşı bir savaş başlattı; bu, iklimin en büyük suçlularının rüyasıdır. Bozulmamış vahşi yaşam alanlarında yeni sondajların yapılması, sera gazı emisyonlarına ilişkin kontrollerin geri alınması ve onlarca yıllık çevresel ilerlemenin durdurulması veya tersine çevrilmesiyle, düzenleyici bir Vahşi Batı'nın habercisidir. Amerika açısından çevresel karanlık bir çağa giriyoruz” diyen Proctor, “En büyük zarar iklim bilimi alanında görülecek. Trump, Dünya'nın bir araştırma konusu olmasını istemiyor. Öte yandan önümüzdeki altı ay içerisinde Mars'a insanlı bir misyon gerçekleştireceğini düşünüyorum çünkü Elon Musk'ın çok önemli bir etkisi var. Ve bu, Trump'ın zihniyetine çok uygun olan bir tür erkeksiliğe, kahramanca bir bilimkurguya karşılık geliyor.” ifadelerini kullandı.

Röportajın tamamını Le Monde’dan okuyabilirsiniz.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın