Yazılar

Yurttaş gazeteci Serdinç Maypa

Kıbrıs’ın iki yanında da medya ve sosyal medya üzerinde devletin otorite kurma çabaları salgınla birlikte arttı ve bu tepkiler ilk seçimlerde Kıbrıs’ın iki yakasında da olağan dışı sandık sonuçları çıkmasına neden olacak. 

Medya patronlarının siyasetçilerden nemalanması, devletten ve firmalardan gelen reklam gelirlerini gazeteciliğin önüne yerleştirmesi medya çalışanlarını baskı altında bırakıyor ve etliye sütlüye karışmayan bir yayıncılık olağan hale geliyor. Bu faşist eğilim, özellikle devleti ve olabilecek tüm kurum ve kuruluşları iktidar partisinin birer işletim sistemine dönüştürmeyi hedefleyen, popülist iktidarların bulunduğu ülkelerde yayılıyor. 

Tetikçi ‘gazete’ler, mafya bağlantılı ‘haber siteleri’, arkasında aşırı milliyetçi, popülist partilerin bulunduğu sosyal mühendislik ‘mecra’ları ve Türkiye’den şiddetli kasırgalarla manipüle edilen, paçalarından borç akan havuz medyası ile KKTC’de de basın baskılanıyor.

Popülist siyasetçilerin basını susturmak için attığı, hukuksuz her adım halkın vicdanında geri teper ve sandıklarda iktidar partilerinin oy hanelerine düşen sayılar olarak yazılır. Kârlılığı korumak için sıradanlaşan, baskıya meydan okuyamayan medyalarsa okuyucuları ve izleyicileri tarafından terk edilir.

Basın içeriden susturuldukça halkın zihninde doğan boşluğu seri hareket edebilen ‘yurttaş gazeteciliği’ doldurmaya başlar. Çin’de, Rusya’da, Suriye’de, Suudi Arabistan’da, İran’da, Kolombiya’da veya Brezilya’da tutuklanan, saldırıya uğrayan ve maalesef öldürülen ‘yurttaş gazeteciler’ var. 

'Yurttaş gazeteciliği' kavramını, geleneksel medyanın baskı altında olduğu ülkelerde, daha önce profesyonel olarak bir yayın kuruluşunda çalışmamış fakat haksızlıklara tahammül edemediği için elektronik ortamı kullanarak, sosyal medya üzerinden olayların üzerine giden, istikrarlı, objektif, bağımsız ve muhalif haberciler için kullanıyoruz. 

Türkiye’de gazetecilik eğitiminde duayen isimlerden Prof. Dr. Süleyman İrvan’a göre, bir olay esnasında elinde, o anda bir fotoğraf makinesi ya da kamera olduğu için ‘tanık haberciliği’ yapan kişi ile tanık haberciliğinin bir türü olarak 'yurttaş gazeteciliği'ni ayıran en önemli fark buradadır: Yurttaş gazeteciler, medyada sansürün yaşandığı ülkelerde ortaya çıkar. Türkiye’de Gezi olayları sırasında CNN Türk penguen belgeseli yayınlarken, yurttaş gazeteciler anında parktan yayın yapıyordu. Medyadaki sansür nedeniyle Gezi direnişinden bu yana Türkiye’de birçok yurttaş gazeteci ortaya çıktı. 

Sürekli baskı altındaki bir gazeteci ister istemez otosansür geliştirir ve kamu yararını gözeten haber üretemez hale gelir. Gazetecileri memurları olarak görmek isteyen medya patronları, yöneticileri ve yaptıkları yayınlar vasatın alında kalır. Özel haberlerin, özel araştırmaların yapılmadığı, ağır sansüre tabi bir medya ortamında yurttaşlar gerçekleri duymak isterken, geleneksel medyanın dokunamadıkları üzerine konuşan, yazan yurttaş gazeteciler geleneksel medyanın çekildiği alanı toplumsal destekle kaplamaya başlar. Serdinç Maypa gibi yurttaş gazetecilerin yaptığı haberler bu nedenle gündem değiştirmektedir.

Türkiye’den taklide pek hevesli siyasilerimiz, entegrasyon karşılığında kalan son Rum mallarını yutmaya motiveyken, bir yandan da ithal sosyal medya sindirme taktiklerini polis üzerinden uygulamaya çalışıyor olabilirler mi?

Öyleyse, verdikleri mesaj şu mudur: Yolsuzluklara dokunanı yakarız, Türkiye’den öcüleri üzerinize salarız, trollerle kışkırtarak tehdit savurturuz; olmadı polise ifadeye çağırtırırız! Pek yakında iletmeyi deneyecekleri mesaj ise çözümden, federasyondan, iki toplumluluktan bahsedeni bir yolunu bulur, sustururuz mu olacaktır?

Kıbrıs’ın iki yanında da medya ve sosyal medya üzerinde devletin otorite kurma çabaları salgınla birlikte arttı ve bu tepkiler ilk seçimlerde Kıbrıs’ın iki yakasında da olağan dışı sandık sonuçları çıkmasına neden olacak. 

FETÖ’cü yayın organlarını dışarıda bıraksak da, Türkiye, hapishanelerindeki gazeteci sayısıyla açık ara dünya şampiyonudur ancak iktidar koalisyonu oy kaybetmektedir. Medya üzerinde baskı kurarak hiçbir iktidarın başarılı olamayacağını sürekli fire veren, son belediye seçimlerinde kilit kentleri kaybedenlere bakıp göremeyenler karşısında, Kıbrıs Türk basınının meslek örgütleri ortak ses çıkarabilmelidir.

Avrupa Birliği ve UNESCO gibi kurumlar, IFJ gibi uluslararası meslek örgütleri baskı altındaki ülkelerde yurttaş gazetecilerin korunması için çalışırken, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ve Basın-Sen başta olmak üzere Kıbrıs Türk meslek örgütleri Serdinç Maypa gibi yurttaş gazetecilerin olabildiğince korunabilmesi için birlikte çaba göstermelidir. 

:

Yorumunuz