Dünya

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC Anayasa Mahkemesi’nin kararını eleştirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hizmet Sendikası’nın (Hizmet-Sen) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi’ne açtığı davaya ilişkin olarak KKTC Anayasa Mahkemesi’nin 15 Nisan’da yayınladığı kararın yankıları sürüyor. 

KKTC Anayasa Mahkemesi, Din İşleri Dairesi’nin verdiği hafızlık eğitimi kurslarının gözetim ve denetiminin Anayasa’ya göre KKTC Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yerine getirilebileceğine hükmetmişti.  

Anayasa Mahkemesi 2/2018, D.3/2021 sayılı gerekçeli kararında, 55/2017 sayılı Din İşleri Dairesi (Değişiklik) Yasası’nın 8A (1) fıkrasının 

Anayasa’nın, ‘Devletin laik bir Cumhuriyet olduğu’na yönelik 1. Maddesi’ne ve ‘Yasama yetkisinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına Cumhuriyet Meclisi’nde olduğu’nu yazan 4. Maddesi'ne aykırı olduğuna;  

Din İşleri Dairesi Yasası’nın 8(B)(2)(A) bendinin 

Anayasa’nın ‘Din eğitim ve öğretimi, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır’ diyen 23. Maddesi’nin 4. fıkrasına; 

ve 

Öğrenim ve Eğitim Hakkı’na yönelik Anayasa’nın 59. Maddesi’nin, ‘Her türlü öğretim ve eğitim etkinliği Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir’ şeklindeki 2. fıkrasına aykırı olduğuna karar vermişti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Türkiye’de basına yaptığı açıklamada, KKTC'de bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na giderken KKTC Cumhurbaşkanı ile bu konuyu etraflıca görüşmesini söylediğini aktardı. 

Türkiye Cumurbaşkanı Erdoğan: “Tavır değişti değişti, tavır değişmediği takdirde…”
Erdoğan, Çavuşoğlu'na, görüşmeden sonra da gerekli açıklamayı orada yapmasını söylediğini dile getirerek,

"Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yapmış olduğu bu açıklamayı bizim kabul etmemiz mümkün değil. Öncelikle Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın laikliği öğrenmesi lazım. Türkiye'de şu anda laikliğin uygulaması nedir, bunu da öğrenmesi lazım. Tavır değişti değişti, tavır değişmediği takdirde biz özellikle Kuzey Kıbrıs'ta inanç özgürlüğü noktasında oradaki yavrularımızın Kur'an eğitimi noktasında, onların eğitimine engel teşkil edecek adımların atılmasına asla müsamaha edemeyiz" diye konuştu. 

“Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla, her şeyiyle Türkiye'deki uygulamalar neyse bunları uygulama safhasına geçirmek durumundadır"

Türkiye'de din eğitimi ve öğretimi noktasında bu tür şeylerin çözüldüğünü vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Laiklik anlayışı onların anladığı gibi değildir ve Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla, her şeyiyle Türkiye'deki uygulamalar neyse bunları uygulama safhasına geçirmek durumundadır. Oradaki bazı sendikaların, dinden uzak sendikaların, din düşmanı sendikaların attığı adımları bizim de kabul etmemiz mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi Başkanı, bu yanlışından süratle dönmelidir. Dönmediği takdirde atacağımız adımlar da bundan sonraki süreçte farklı olacaktır, bunu da bilmeleri gerekir. Başkan Yardımcım Fuat Bey de bu konuyu Ersin Bey'le görüşmek suretiyle süratle bu işin düzeltilmesi konusunda gerekli adımların atılmasını kendisine bildirecektir. Ben de süreci takip ediyorum. Duruma göre bizler de adımlarımızı atacağız."

KKTC’ye ziyarette bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar arasındaki resmi görüşmelerin ardından yapılan basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bir soru üzerine, Kur'an kursları konusunda Din İşleri Dairesi'nin de yetkilendirilmesi için Başbakan'la görüştüğünü belirtti.

Tatar: “Benim isteğim derhal Din İşleri’nin de yetkilendirilmesi noktasındadır. Çünkü bu işi icra eden esas itibarıyla Din İşleri Başkanlığı’dır”

Tatar basın toplantısı sırasında Anayasa Mahkemesi'nin kararı üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Kur'an kurslarının kapanması asla mümkün olmaz (…) 1571'den beri bu topraklarda bugünlere Müslüman olarak, İslam’ın bir parçası olarak mücadelemizi hep inançlarımızla götürdük; bugüne kadar imanımızla geldik. Bu bakımdan Kur’an kurslarının kapanması gibi bir durum asla olamaz. Milli Eğitim Bakanlığı ile sabah görüştüm. Milli Eğitim Bakanlığı denetleyecek. Ama ben şuna da değindim. Bir defa burada bir sıkıntı yaratılmaya çalışılıyor. Düzenlenen yasada Din İşleri Başkanlığı’nın da yetkili olduğu, Kur’an kurslarının bu yetkiyle icraatının yapılması ama denetiminin Milli Eğitim Bakanlığı’nda olmasında hiçbir sıkıntı yok."

►"Gerekçeli karar görüldükten sonra Başbakan’la da görüştüm. Benim isteğim derhal Din İşleri’nin de yetkilendirilmesi noktasındadır. Çünkü bu işi icra eden esas itibarıyla Din İşleri Başkanlığı’dır. O bakımdan bunun derhal düzeltilmesi ve bütün bu spekülasyonlara da son verilmesi en büyük dileğim ve temennimdir. Çünkü bu çok hassas bir konudur ve meseleyi kışkırtıp başka yerlere çekmek ve birtakım gerginlikler yaratmaya hiç ihtiyacımız yoktur."

►"Burası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Burada inanç özgürlüğü de ibadet özgürlüğü de vardır. Herkese nasıl diğer alanlarda özgürlüğün fazlası varsa, burada da herkes dilediği gibi ibadetini de yapar kursuna da gider” dedi.

Çavuşoğlu: “Elbette bunun düzeltilmesi konusunda Saygıdeğer Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın yaptığı açıklamaları önemsiyoruz”

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise,

“Bu konu büyük bir hassasiyet yarattı. Öncelikle şunu söylemek isterim: Yargının bağımsızlığı ilkesine ilkesel olarak ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararın bağlayıcılığına her ülke saygı duyar. Hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Fakat bunu demek, Mahkeme’nin verdiği bir kararı eleştirmemek demek değildir. Eleştirme hakkımız var. Neden? Çünkü Mahkeme eğer hukuka uygun ya da talebe uygun karar vermediyse özellikle bunu ben eleştiririm. Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Bu karar ideolojik bir karardır. Anayasa’ya ya da hükmüne göre verilmiş bir karar değildir."

"Anayasa Mahkemesi’ne başvuran kişiler ne talep etmiştir? Burada çalışan bazı sendika ve bireyler bu kişilerin özlük hakları ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuşlardır. Anayasa Mahkemesi’ne bu sebeple başvurdukları halde Anayasa Mahkemesi konuyu niye buna getirip karar veriyor? Ayrıca bu kararın zamanlanması son derece manidardır. Tam Ramazan ayının ilk haftasında 2018’de yapılan bir başvurunun değerlendirilip karara bağlanması da son derece manidardır. Hiç kimse kusura bakmasın, yargıya saygımız var ama bu karar ideolojik bir karardır."

"Elbette bunun düzeltilmesi konusunda saygıdeğer Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın yaptığı açıklamaları önemsiyoruz. Elbette buradaki tüm Müslümanlar arasında hassasiyet yarattığı gibi Türkiye’de de bir hassasiyet yarattı. Ve Türkiye’de halkımızın, milletimizin hassasiyetini de bizzat sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dile getirmiştir. Temenni ediyoruz ki bundan sonra bu tür ideolojik yaklaşımlar olmasın. Gerçek anlamda hukukun üstünlüğü tesis edilsin. Bizim arzumuz ve temennimiz budur. Özellikle inançla ilgili konular hassastır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi herkesin inancı ve eğitim hakkı garanti altında tutulmalıdır” dedi.

: