Özel Haber

Tekin Arhun’un tutuklanması göstermelik mi?

KKTC'nin Susurluğu mu patlıyor?

Bugün aralarında Tekin Arhun ve Lefkoşa Adli Polis eski amiri Ali Savaş Altan'ın bulunduğu 4 zanlının tutukluluk talebiyle Lefkoşa Kaza Mahkemesi’ne çıkarılması ve haklarında birer günlük tutukluluk kararı verilmesi KKTC’nin ana gündemiydi. “Kamu Görevlisi Tarafından Rüşvet alma", "Resmi evrak sahteleme" ve "Resmi evrakı tedavüle sürme" gibi suçlardan yargılanmakta olan Ali Savaş Altan’ın Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüşülecek davasını aklamak için diğer zanlılar bir ses kaydının orijinalini sildikleri ve orijinal kayıdı değiştirerek CD hazırladıkları iddiasıyla tutuklanmıştı.

 

Tekin Arhun, Fotoğraflar - Kıbrıs Gerçek

Peki bu olayın arkasında aslında ne vardı?
Her şey dün gece yarısını geçtikten sonra, ‘Hukuk Adalet’ takma adı ile bazı avukatlara gönderilen bir e-posta ile başladı. 

E-posta’nın kim tarafından yazıldığı tespit edilemese de yazan kişinin hukuk camiasının içini dışını iyi bilen bir avukat, hatta yargı sistemine çökmüş şebekeden ciddi rahatsızlık duyan bir yargıç olma ihtimali yüksek. 

E-postada avukat Serhan Çınar ve Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı avukat Hasan Esendağlı, Başsavcı Sarper Altıncık ve toplum içinde ‘tefeci’ olarak bilinen Tekin Arhun arasındaki ilişkiler ifşa ediliyordu. Haberin devamında bahse konu e-postayı okuyabilirsiniz.

Mailde “Başsavcı’nın geri dönmüş bazı bet ofis ve tefeci çekleri Tekin Arhun’un elindedir. Bunu da ayarlayan Hasan Esendağlı ve Serhan Çınar’dır. Bunun karşılığında Tekin Arhun’un sahte evrak dosyası ileri gitmeyecek sözü verilmiştir. Alan memnun satan memnun. Bu yüzden dosya Başsavcı’nın yanında çekmecede duruyor. Hepimiz saf saf adalet bekleyelim bu memlekette” deniyordu.

Mikro-Makro soruyor: Sarper Altıncık’a açılan 5399/2018, 5400/2018, 5401/2018, 5402/2018 numaralı davalardaki borcu kim ödedi?

Mikro-Makro’nun yaptığı araştırmalara göre ilgili e-postadaki iddialarda doğruluk payı yüksek. Başsavcı Sarper Altıncık Başsavcı olarak seçilmeden önce çok yüksek miktarda borçluydu ve çekleri karşılıksız çıktığı için geri dönüyordu. 2016 yılında muhtemelen bankalarda limitlerinin üzerinde borçlanma yaptığı için finans kuruluşları ile çalışmaya başladı. Ancak finans kuruluşlarına da borçlarını ödeyemiyordu. Finans kuruluşlarından daha fazla borçlanma yapamayınca 2018 yılında çek çevirmeye başladı. Çek çevirmek denilen sistem şöyle mi işliyordu: Piyasada kredibilitesi düşük olmayan kişilere Sarper Altıncık çek yazmış gibi mi gösteriliyordu? O kişiler ya da şirketler çekin bedelini aldıktan sonra Altıncık'a mı ödüyordu?

2018 yılında bir finans şirketine ödemediği borçları nedeniyle Sarper Altıncık’a tam 4 dava açıldı. Bu davaları, bugün saatlerce yaptığımız araştırmalarda ortaya çıktığı üzere şimdilik 30 küsur dava arasından Başsavcılığın açtığı davaları ayırarak tespit ettik. KKTC Mahkemeler sitesinin ziyaretçiye açık Tebliğ Takip Sistemi’nde Altıncık’ın adının geçtiği diğer birçok dava kamuoyuna mal olmuş, Altıncık’ın devlet görevlisi olarak adının geçtiği davalarken, 5399/2018, 5400/2018, 5401/2018 ve 5402/2018 dosya numaralı ve tarihli davalara ilişkin tebliğlerden anlaşılacağı üzere bu dosya numaralı davalar sadece ve kişi olarak Sarper Altıncık’a açılmıştı. Fakat davalar ileriye gitmemiş görünüyordu. Demek ki sorun neyse çözülmüştü.

Araştırmalarımıza dayanarak daha sonradan Başsavcı olacak Sarper Altıncık’a dava açan şirketin bir finans kuruluşu olduğunu ve bu finans kuruluşunun Nicosia Finans Ltd. olduğunu iddia ediyoruz. Görüştüğümüz Nicosia Finans yetkilisi bu konuda bilgi veremeyeceğini söylemekle yetindi. Şüphelerimizde haklıydık çünkü Nicosia Finans Ltd. doğrulamasa da bu davaların o davalar olduğunu bilen kaynaklarımız dosya numaralarını doğruladı. Altıncık’a açılan davalar finans kuruluşuna ödemediği borçlar içindi ve dava süreci çok ilerlemeden borçlar aniden kapatılmıştı.

Sarper Altıncık’ın piyasada dönen çekleri ve finans şirketlerine olan borçları hakkında iki farklı kaynaktan elde ettiğimiz bilgilere göre soruyoruz: Sarper Altıncık'ın finans şirketlerine olan borçları Hasan Esandağlı’nın aracılığında nakit olarak ödenerek, kapatıldı mı? Gönderilen e-postadaki iddiaları göz önünde bulundurduğumuzda, bu nakit meblağların Tekin Arhun tarafından avukat Serhan Çınar’a, Çınar tarafından da Esandağlı’ya verildiğini mi düşünmeliyiz? E-postada aynen şu ifadeler geçmektedir: “Başsavcı’nın geri dönmüş bazı bet ofis ve tefeci çekleri Tekin Arhun’un elindedir. Bunu da ayarlayan Hasan Esendağlı ve Serhan Çınar’dır. Bunun karşılığında Tekin Arhun’un sahte evrak dosyası ileri gitmeyecek sözü verilmiştir. Alan memnun satan memnun. Bu yüzden dosya Başsavcı’nın yanında çekmecede duruyor. Hepimiz saf saf adalet bekleyelim bu memlekette.”

O tarihlerde de duyduğumuz olayı 2 sene önce de araştırmıştık ve Başsavcılık seçimleri öncesinde Altıncık’ın seçilmesine karşı çıkanlar yaptıkları kulislerde çeklerin Tekin Arhun tarafından toplandığını, Altıncık’ın borçlarını ödeyecek hiç parası olmadığını iddia ediyordu. Dolayısıyla 2020 yılındaki Başsavcılık seçimlerinden 2 sene önce Altıncık’ın piyasaya borçlarının Tekin Arhun tarafından kapatıldığı dile getiriliyordu. Altıncık borçları kapatıldıktan sonra 2 Şubat 2019’da Başsavcı Yardımcılığı’na atandı. Ardından Haziran 2020’de Başsavcı olarak göreve başladı. Aralarında Yüksek Mahkeme yargıçlarının da bulunduğu Yüksek Savcılar Kurulu, hakkında 'kumar borcu' olduğu ve zamanında 'borçlarını ödeyemediği', 'borçalarının Tekin Arhun tarafından kapatıldığı' gibi iddialar dillendirilen, üstelik seçim öncesi hukuk camiasında herkesin duyduğu bu iddiaları dikkate almayarak, Sarper Altıncık’ı Başsavcı olarak neden seçmişti?

Şimdi kamu yararını gözeterek soruyoruz:

1.    Tekin Arhun dün gönderilen e-postadan sonra olası dedikoduları önlemek için göstermelik olarak mı tutuklandı?

2.    Tekin Arhun aleyhine verildiği bilinen, evrakta sahteleme yaptığı (3724/2010 tarihli ve dosya numaralı dava), tefecilik yaptığı (3384/2016 tarihli ve dosya numaralı dava) ve eski ortağı Cafer Gürcafer’in oğullarına devrettiği hisselere hukuksuzca el koyduğuna yönelik (2668/2015 tarihli ve dosya numaralı dava) davalarda Polis ve Başsavcılık neden bugüne kadar Arhun dosyalarında yol katedememiştir?

3.    İddiaların ve haberimizin ardından Yüksek Savcılar Kurulu Başsavcılık seçimleri yenilemeyecek mi?

4.    Avukat Hasan Esendağlı hakkındaki iddialardan sonra Kıbrıs Türk Barolar Birliği seçimleri tekrar yapılacak mı?

5.    KKTC yargısının bağımsızlığına yönelik ciddi tehditler varken yargımızın ortaya atılan iddialara cevabı ne olacak?

6.    Yargı içinde avukat ‘Serhan Çınar mafyası’ oluştuğu savı karşısında Çınar’ın ofisi Oktay Feridun ve Ortakları Hukuk Bürosu lehine verilen kararlar tekrar gözden geçirilecek mi?

7.    Çok başarılı bulunan ve dürüstlüğü ile toplumda büyük takdir toplayan bazı alt mahkeme yargıçlarının ve kaza mahkemesi başkanlarının bazı avukatların hukuk sisteminde kanser gibi yayılmasından ötürü rahatsızlıkları olduğu doğru değil midir? 

8.    Avukat Serhan Çınar’la Tekin Arhun arasında ne tür bir işbirliği vardır ki Arhun’un davalarının pek çoğu Oktay Feridun ve Ortakları tarafından savunulmaktadır?

9.    Serhan Çınar’ın bir oğlunun Tekin Arhun’un sahibi olduğu banka Capital Bank’da Yönetim Kurulu üyesi olması ilginç bir tesadüf müdür?

10.  KKTC hukuk sisteminde görev yapan birçok yargıcın avukat Serhan Çınar’ın hukuk bürosu Oktay Feridun ve Ortakları’nda staj yaptığı yanlış mıdır?

Devamı gelecek…
Mikro-Makro Medya Ltd’nin sahiplerinin ve çalışanlarının ve bağlı şirketlerinin ve ortaklarının Tekin Arhun’la ve şirketleriyle hiçbir ticari ilişkisi olmayıp, herhangi bir borç alacak ilişkisi içinde değillerdir. 

Söz konusu, dün gece bir dizi avukata gönderilen e-mail aşağıdaki gibidir:

"Değerli Meslektaşlarım, Basın mensupları ve tüm ilgililer,

KKTC'de avukatlık mesleğimizi icra etmemizin önü her gün daha fazla kesilmektedir. İşimizde ne kadar iyi olduğumuzun artık önemi kalmamıştır ve gitgide daha kötü günler göreceğimiz ortadadır. Organize örgüt gibi davranan bazı meslektaşlarımız aralarına devletten bazı kişileri alarak tüm hukuk camiasına zarar vermektedirler. Ceza davalarında savcıları ve diğer davalarda da bazı yargıçlarımızı işin içine karıştırarak mesleğimizi kirletmektedirler. Bu işlerin içinde kimlerin olduklarını hepimiz biliyoruz ama çekindiğimiz için konuşamıyoruz.   Mahkemelerde davalarımız varken yargıç veya savcılar konusunda konuşmaktan çekiniyoruz.    Ben de bu yüzden hepinize ve basına bu yazıyı gönderiyorum.  Herkes olayların nasıl geliştiğini görsün ve önlemlerini alsın.   Bu yozlaşmanın arkasında kimlerin olduğunu görsün.    Herkes özgürce konuşsun  !

Yozlaşmanın başında en başta Serhan Çınar ofisi ve barolar birliği başkanı Hasan Esendağlı ofisi vardır.   Bu ofisler ve bu ofislere hizmet eden bazı meslektaşlarımız da bu organizasyona dahildir.    Barolar birliği genel kurulu geçtiğimiz ay yapıldı ve Hasan Esendağlı gizli tuttuğu bir hamleyle son dakikada adliye kurulu üyeliğine Süleyman Dolmacı'yı önerdi. Halbuki seçim yapılmayacak ve Hasan Esendağlı başkanlığa ve Adliye Kurulu üyeliğine devam edecekti.   Hasan Esendağlı güzel bir hamle yaparak eşi Melek Esendağlı için bu operasyonu yaptı çünkü Hasan Esendağlı adliye kurulu üyesi olsaydı seçimde eşine oy veremeycekti.   Halbuki Süleyman Dolmacı yüksek mahkeme yargıç seçiminde Melek Esendağlı için istediği gibi çalışacak ve Yüksek mahkemeye seçilmesi için oy verebilecek.  Görevi budur ve yapacaktır.  Hasan Esendağlı eşini Yüksek mahkemeye terfi ettirmenin en kolay yolunu buldu ve biz meslektaşları kandırarak amacına ulaşmayı denemektedir.   Herkese hayırlı olsun ama   Yargımız için hayırlı olmayacağı kesindir !   Bu hamleyi durdurmak hepimizin görevidir.

Gelelim operasyonun neden yapıldığına !   Neyi neden yaptıklarını bilmemiz önemlidir çünkü hedef masum değildir.  Esas düşünceleri Cratos otel davasıdır. Bunu açık ve seçik herkesin bilmesi gerekmektedir. Dava Melek Esendağlının önündedir ve bu davayı Serhan Çınar kazanmalıdır ve kazanacaktır.   Ortada Hasan Esendağlı görünmese de organizasyonu yapan kendisidir.  Arada işi ayarlayan ve mesajları ileten bazı arkadaşlar olduğu bilinmektedir.    Bu işten alınacak olan para Serhan Çınar ve Hasan Esendağlı arasında bölüşülecektir.  Bahsedilen miktar 5 milyon dolardır ( 42 milyon TL  ) .   Planlara göre Melek Esendağlı  bu davayı bitirip Serhan leyhine kararı da okuduktan sonra bir sonraki münhalde Yüksek Mahkeme yargıcı olacak ve bu davanın istinafı için ilerideki dönemde gene destek verecek.   Planı izleyin ve görün.    Para çok büyük olduğu için herşeyi göze almış durumdadırlar.    Geri adım atmayacaklar ve  dava sonucunda Serhan Çınarın kazandığını göreceksiniz ve o zaman ne dediğimi anlayacaksınız.   Zaten şimdiye kadar geçen celselerde ve ara emri süresinde olanları herkes biliyor.    Para büyük olunca hizmette sınır yok !        

Daha da önemlisi Hasan Esendağlı savcılığı tam anlamıyla kontrol altına almıştır.   Diğer bir olayda kuyumcu bir iş adamının ağır cezada yargılanmaktan nasıl kurtarıldığını ve bu duruma savcılığın ve mahkemenin ses çıkarmadığını herkes biliyor ama gene konuşamıyor. Zaten kuyumcu Erdinç bey yakın çevresine Hasan Esendağlı'ya bu iş için 50000 sterlin ödediğini söylemektedir.   Bu davayı başından sonuna bir inceleseler daha neler bulacaklar ! Bu da tam öyle oldu işte.   Böyle bir davayı diğer avukatlar en fazla 5000 sterline yapabilirken Hasan Esendağlının 50000 alması normaldir. Hakketmiştir !

Başsavcıyla Hasan Esendağlının yakınlığını bilmeyen yoktur.        Kumar borçlarının altında ezilen başsavcıyı nasıl kurtardığını ve tefecilerle bet ofis borcu davalarının nasıl halledildiğini anlatırsa başsavcının nasıl başsavcı olduğunu da öğrenebilirsiniz. Bu diyet borcu Hasan Esendağlı için altın değerindedir ve bunu sürekli kullanmaktadır.    Arada büyük paraların da döndüğünü tahmin edebilirsiniz.   Bu konu Yüksek mahkeme başkanı tarafından çok iyi bilinmektedir.          Narin hanımın savcılıktaki sağkolu olan İlter hanım başsavcı ile irtibatı sağlamakla görevlidir.   Yukardan gelen mesajları başsavcıya    iletir ve  uygulattırır.

Başsavcının geri dönmüş bazı bet ofis ve tefeci çekleri Tekin Arhunun elindedir. Bunu da ayarlayan Hasan Esendağlı ve Serhan Çınardır. Bunun karşılığında Tekin Arhunun sahte evrak dosyası ileri gitmeyecek sözü verilmiştir. Alan memnun satan memnun.   Bu yüzden dosya başsavcının yanında çekmecede duruyor. Hepimiz saf saf adalet bekleyelim bu memlekette.Çok bekleriz. Şimdi Serhan ve Hasan beyin gücünün nerden geldiğini anladınızmı?

Serhan Çınar ve Hasan Esendağlı ikilisi tam bir mafya düzeni kurdular.     Yüksek mahkeme başkanının oğlu hangi ofistedir bir bakınız. Narin hanım gitmeden oğlunun yargıç olacağını da göreceksiniz.  Çünkü bu saltanat ancak böyle devam eder.     Serhan beyin milyon dolarlık yatını  nasıl aldığını kendisine sorunuz.    Şimdiye kadar ne kadar vergi ödediğini de sorunuz .   Siz soramazsanız devlet sorsun.   Hasan başkanımızın maddi durumunu sorgulayınız bakalım . Bütün büyük davaların bu meslektaşlarımıza gitmesi raslantımıdır?      İyi incelerseniz sonucu göreceksiniz ve tiksineceksiniz. Siz 3 kuruşluk dava için 50   takla atarken onlara milyonluk davalar kendikendine gelmektedir.    Bazı arkadaşlarımıza davaları sanki onlar yaparmış gibi pas ettiklerini de çok gördük.    Arkada işi onlar -  hallederken - onlara hizmet eden arkadaşlarımız davayı kendi yapmış gibi görünsün diyedir.  Bu kişilerin yönlendirmesiyle bazı savcıların ve bağlantıların bazı yargıçlar üzerinde kullanılmasıyla bu memlekette hukuk kalmamıştır.  Bir yargıcın karısı avukat, diğerinin kocası avukat, öbürünün evladı avukat olursa ve buna izin verilirse ülkede hukuk kalmaz.  Adalet ve yargı ölmüştür .      Biz düzgün  çalışmaya uğraşan avukatlar olarak boşuna uğraşıyoruz.   

Çok   acil olarak baro seçimi yenilenmelidir ve bu çirkef durumdan kurtulmamız lazımdır.   Yüksek mahkemenin ve Adliye kurulunun bu duruma hemen müdahale etmesi lazımdır.   Yargıçlar da bu çarpık ilişkiler konusunda uyarılmalıdır.   Yarın çok geç olacaktır  !

Yakında Cratos davasının nasıl sonuçlandığını herkes görecek ve haklı olduğum ortaya çıkacak! Serhan ve Hasan beyefendilerin daha önce yaptığı diğer davalara da dikkat edin. Hiç beklemediğiniz şekilde nasıl dava kazandıklarını şimdi daha iyi anladınız mı ?   Bunların kazandığı tüm davalar incelenmelidir.   İyi bağlantılarla bu arkadaşların ofislerinden çıkıp yükselenler ve kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklar sayesinde mesleğimizin  düştüğü durum   bunlardır. Hepsine yazıklar olsun  !

Daha çok anlatacak olaylar  var.   Yakında yeni bilgiler ve isimler  vereceğim.  Bu yazıyı heryere yayın ve okutun.

Tüm basına bu yazıyı gönderiyorum  çünkü  bu işi daha fazla saklamamak lazım.  Araştırırlarsa tüm yazılanların ne kadar doğru olduğunu görecekler    

Yargıya güvenenler bu yazıyı 1000 defa okusunlar  !"

: