Dünya

IMF analistleri, artan maliyetler ve sosyo-politik sonuçları konusunda uyardı

'Tüm yollar daha yüksek fiyatlara ve daha yavaş büyümeye çıkıyor'

Orta Doğu’da tırmanan savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkileri derinleşirken, Uluslararası Para Fonu (IMF) Blog’da, IMF'nin beş bölge departmanının direktörleri ve Araştırma, Para ve Sermaye Piyasaları ve Mali İşler departmanlarının başkanları bir analiz yayımladı. 

Bugün yayımlanan analizde, krizin enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, enflasyondan finansal piyasalara kadar çok yönlü ve eşitsiz sonuçlar doğurduğuna dikkat çekildi. 

IMF analistlerine göre dünya ekonomisi, henüz önceki krizlerin etkisinden tam olarak çıkamamışken yeni bir şokla karşı karşıya kaldı ve bu durum küresel toparlanma umutlarını zayıflatıyor. 

“Tüm yollar daha yüksek fiyatlara ve daha yavaş büyümeye çıkıyor”

Analistler, “Savaş küresel ekonomiyi farklı şekillerde etkileyebilecek olsa da, tüm yollar daha yüksek fiyatlara ve daha yavaş büyümeye çıkıyor” tespitini yaptı.

Ortak yazıda, savaşın etkisinin küresel olmakla birlikte ülkeler arasında eşit dağılmadığı vurgulandı. Enerji ithalatçısı ülkelerin ihracatçılara kıyasla, düşük gelirli ekonomilerin ise zengin ülkelere göre çok daha kırılgan olduğu belirtilirken, özellikle yeterli rezervi ve mali tamponu bulunmayan ülkelerin risk altında olduğu ifade edildi. Savaşın doğrudan etkilediği ülkelerde altyapı ve üretim kapasitesinde ciddi hasar oluştuğu, bunun da kısa vadede büyüme beklentilerini aşağı çektiği kaydedildi. 

Enerji ithalatçısı ülkeler için adeta “gelir üzerinde ani ve büyük bir vergi yükü” etkisi yaratıyor

Enerji fiyatlarının krizden en hızlı etkilenen alan olduğu belirtilen analizde, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzı açısından kritik rolüne dikkat çekildi. Küresel petrolün yaklaşık yüzde 25-30’unun ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 20’sinin bu dar geçitten taşındığı hatırlatılırken, Hürmüz Boğazı'nın fiili olarak kapanmasının özellikle yakıt ithalatçısı ülkeler için adeta “gelir üzerinde ani ve büyük bir vergi yükü” anlamına geldiği belirtildi.

Maliyet artışları, darbeyi hafifletmek için mali kaynakların sınırlı olduğu yerlerde sosyal ve politik sonuçlar doğurma ihtimalini güçlendiriyor

Artan enerji maliyetlerinin küresel üretim zincirlerini de doğrudan etkilediği ifade edilirken, tanker ve konteyner taşımacılığındaki aksaklıkların navlun ve sigorta maliyetlerini yükselttiği, teslimat sürelerini uzattığı kaydedildi. Gübre sevkiyatındaki kesintilerin ise gıda fiyatlarını yukarı çekerek özellikle düşük gelirli ülkelerde ciddi bir gıda güvenliği riski oluşturabileceği uyarısı yapıldı. 

Düşük gelirli ülkelerin bazılarının bu tür yardımlar azalmaktayken daha fazla dış desteğe ihtiyaç duyabileceği kaydedildi. Analizde, düşük gelirli ülkelerde hane halkı harcamalarının yaklaşık üçte birinin gıdaya gitmesinin, bu tür artışların sosyal ve politik sonuçlar doğurma ihtimalini güçlendirdiği vurgulandı.

"En savunmasız kesimler en ağır yükü taşıyacak. Düşük gelirli ülkelerdeki insanlar, fiyatlar yükseldiğinde en büyük riskle karşı karşıya kalır; çünkü bu ülkelerde gıda, ortalama tüketimin yaklaşık yüzde 36’sını oluştururken, bu oran gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde %20, gelişmiş ekonomilerde ise %9'dur. Bu durum, gübre ve gıda fiyatlarındaki her sıçramayı sadece ekonomik bir sorun değil, özellikle de darbeyi hafifletmek için mali kaynakların sınırlı olduğu yerlerde sosyo-politik bir sorun haline getirir" denildi.

Ücret taleplerinden üretim maliyetlerine kadar geniş bir alanda zincirleme etkiler yaratacak

Savaşın enflasyon üzerindeki baskıyı yeniden artırabileceği de raporda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Enerji ve gıda fiyatlarındaki kalıcı artışların, zaten düşürülmesi zor olan enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği, bunun da ücret taleplerinden üretim maliyetlerine kadar geniş bir alanda zincirleme etkiler yaratabileceği ifade edildi. Özellikle Avrupa’da enerji kaynaklı yeni bir fiyat dalgasının yaşam maliyeti krizini derinleştirebileceği değerlendirmesi yapıldı. 

Finansal piyasalarda ise dalgalanmanın arttığına dikkat çekildi. Küresel hisse senedi piyasalarında düşüşler yaşanırken, tahvil getirilerinin yükseldiği ve finansal koşulların sıkılaştığı belirtildi. Bu durumun, özellikle gelişmekte olan ülkelerde borçlanma maliyetlerini artırarak yeniden finansman risklerini büyüttüğü kaydedildi. IMF yazarları, yüksek borç seviyeleri ve sınırlı rezervlerle karşı karşıya olan ekonomilerin bu süreçten daha ağır etkilenebileceği uyarısında bulundu. 

Finansman sağlama konusunda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekildi

IMF analistleri, mevcut tablonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi riskler de barındırdığına işaret ederek, ülkelerin dikkatli ve ülkeye özgü politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Yazarlar, özellikle kırılgan ekonomilere yönelik politika desteği, kapasite geliştirme ve finansman sağlama konusunda uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Kaynak: IMF Blog

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın