Kıbrıs

Hasgüler’in açıklamaları ve ANT1’in Türkiye’nin askeri hazırlık iddiaları gündemde

Mehmet Hasgüler: 'Yeni kriz hattı Kıbrıs merkezli olacak'

KKTC kabinesinde danışman olarak görev yapan Kıbrıslı Türk akademisyen Prof. Dr. Mehmet Hasgüler’in Doğu Akdeniz ve Ege’nin yeni kriz hattı olabileceğine yönelik değerlendirmeleri ile Yunanistan merkezli ANT1 televizyonunun adanın kuzeyinde askeri hazırlık yapıldığına dair iddiaları, Kıbrıs ve çevresindeki gerilim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

“Yeni kriz hattı Kıbrıs merkezli olacak”

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, İran sonrası jeopolitik gerilimin Doğu Akdeniz ve Ege’ye kayabileceğini savunarak, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında gelişen iş birliğinin Türkiye ve KKTC’ye yönelik daha geniş kapsamlı bir planın parçası olabileceğini öne sürdü.

Türkiye gazetesine verdiği demeçte Hasgüler, Yunanistan-İsrail-Rum Kesimi ittifakının KKTC ve Türkiye’ye karşı deniz ve havadan fiilî saldırı başlatabileceğini iddia ederek, söz konusu planın “Amalek” adıyla anıldığını ileri sürdü.

Hasgüler, “İran’ın ardından yeni kriz bölgesi Doğu Akdeniz ve Ege olacak” diyerek, Kıbrıs merkezli bir gerilimin yalnızca bölgesel dengeleri değil NATO’nun geleceğini de etkileyebileceğini belirtti. “Kıbrıs odaklı bir savaş NATO’nun ölüm ilanı anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.

“Amalek” vurgusu ve tarihsel arka plan

Hasgüler’in dikkat çektiği “Amalek” ifadesi, Mağusa’nın en eski adlarından biri olarak bilinirken, İbrani kutsal metinlerinde düşman bir kavmi tanımlamak için kullanılıyor. Son dönemde bazı Yahudi entelektüellerin Netanyahu için bu nitelemeyi kullanmasının da bu tarihsel arka planla ilişkili olduğu belirtiliyor.

Kıbrıs’ın, Siyonist ideolojide tarihsel olarak özel bir yere sahip olduğunu savunan Hasgüler, M.S. 112 yılında adada patlak veren Yahudi isyanı ve sonrasında yaşanan sürgünlerin unutulmadığını ifade ediyor. Bu isyanın bastırıldıktan sonra Yahudilerin Kıbrıs’tan kovulduğunu, Ada’ya girişlerinin yasaklandığını ve bu yasağın 19. yüzyıla kadar sürdüğünü hatırlatıyor.

“İran sonrası sırada Kıbrıs var”

Hasgüler’e göre 1945 sonrası kurulan birçok rejimin zamanla değiştirildiği bir süreçte, İran mevcut yapıya uymayan bir aktör olarak görülüyor. Bu nedenle savaş yoluyla dönüştürülmek istendiğini savunan akademisyen, asıl hedefin enerji kaynakları üzerindeki kontrol olduğunu dile getirdi.

Bu sürecin ardından sıranın “dondurulmuş çatışma” alanı olarak görülen Kıbrıs’a gelebileceğini belirten Hasgüler, “Bu uzun süredir hazırlanan bir projeksiyon. Şu an yoğunluk İran’a veriliyor ancak sonraki kriz Kıbrıs olabilir” dedi.

NATO dengesi zayıflıyor

Kıbrıs’ta uzun yıllardır söz edilen “NATO dengesi”nin iki temel unsura dayandığını işaret eden Hasgüler, bunların Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyesi olması ve Birleşik Krallık’ın adadaki egemen üsleri olduğunu ifade etti.

Ancak bu dengenin artık eskisi kadar güçlü olmadığını vurgulayan Hasgüler, ABD’de ve Avrupa’da NATO’nun geleceğine ilişkin tartışmaların bu tabloyu zayıflattığını söyledi.

Hasgüler, Kıbrıs’ın bugün birçok ülkenin askeri ve stratejik varlık gösterdiği bir merkez haline geldiğine dikkat çekti. Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın üslerinin yanı sıra Türkiye’nin garantörlük ve ikili anlaşmalar çerçevesindeki askeri varlığının sürdüğünü ifade etti.

ABD ve Fransa’nın da Doğu Akdeniz’de etkinliklerini artırma arayışında olduğunu belirten Hasgüler, İsrail’in ise Güney Kıbrıs ile güvenlik ve istihbarat başta olmak üzere birçok alanda derin iş birliği kurduğunu dile getirdi.

Ekonomik ve demografik etkiler

Hasgüler, İsrail’in Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerinin yalnızca askeri değil ekonomik ve toplumsal boyutları da olduğunu belirterek, İsrailli yatırımcıların adanın hem kuzeyinde hem güneyinde artan biçimde mülk edindiğine dikkat çekti.

Güney Kıbrıs’ta özellikle Larnaka ve Limasol bölgelerinde İsrail varlığının belirgin hale geldiğini ifade eden Hasgüler, bu etkinin zamanla siyasi karar alma süreçlerine de yansıdığını savundu.

İki senaryo: Savaş ya da enerji ortaklığı

Hasgüler’e göre bölgede iki temel senaryo öne çıkıyor. İlk senaryo, Yunanistan-İsrail-Güney Kıbrıs ekseni ile Türkiye arasında Kıbrıs merkezli bir deniz ve hava çatışması yaşanması ihtimali.

İkinci senaryo ise enerji temelli bir iş birliği modeli. Bu çerçevede Türkiye’ye Karpaz bölgesinde egemen üs verilmesi ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması gündeme gelebilir. Bu ihtimalin, geçmişte gündeme gelen Acheson Planı benzeri bir yaklaşımı yeniden tartışmaya açabileceği ifade ediliyor.

“Pandora’nın kutusu açılabilir”

Hasgüler, her iki senaryonun da 1964’ten bu yana çözümsüz kalan Kıbrıs meselesinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirterek, “Bu gelişmeler Pandora’nın kutusunun açılması anlamına gelir” dedi.

Kıbrıs’ın küresel ölçekte yalnızca bir ada meselesi değil, Doğu-Batı ve Müslüman-Hristiyan ekseninde daha geniş bir jeopolitik ayrışmanın yansıması olarak da okunabileceğini savunan Hasgüler, mevcut sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.

ANT1’den Kıbrıs’ın kuzeyinde askeri altyapı modernize ediliyor iddiası

Yunanistan merkezli ANT1 televizyonu, Türkiye Gazetesi’nde yer alan Mehmet Hasgüler analizlerine atıfla, adanın kuzeyindeki askeri altyapıya ilişkin dikkat çekici iddialar yayımladı.

ANT1’in haberinde, Türkiye’nin kuzeydeki askeri varlığını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir modernizasyon sürecine girdiği öne sürüldü. Bu kapsamda altı F-16 savaş uçağının varlığının kalıcı hale getirilmesine yönelik hazırlıklar yapıldığı, Tymbou (Ercan) Havalimanı’nda hangar ve mühimmat depoları inşa edildiği iddia edildi.

İHA üssü ve erken uyarı sistemleri

Haberde ayrıca Lefkonuk Havalimanı’nın (Geçitkale) insansız hava araçları için üs haline getirildiği ve Bayraktar İHA’ları için bir komuta merkezi kurulduğu ileri sürüldü. Dipkarpaz, Karpaz bölgesi, Kormacit Burnu ve Beşparmaklar’da erken uyarı sistemlerinin geliştirildiği de iddialar arasında yer aldı.

Bunun yanı sıra yaklaşık 40 kilometre menzilli çok namlulu roketatar sistemlerinin kuzeyde çeşitli bölgelere sevk edildiği, özel kuvvetlerin takviye edilerek mevcut askeri yapının tugay seviyesine çıkarılmasının hedeflendiği öne sürüldü.

Tatbikatlar ve iletişim iddiaları

ANT1, son haftalarda özellikle Pergama (Beyarmudu) bölgesinde askeri hareketliliğin arttığını, gece tatbikatlarında mekanize birliklerin ara bölge ve İngiliz üslerine yakın hatlara kadar ilerlediğini iddia etti. Haberde ayrıca iletişim sistemlerini engellemeye yönelik antenlerin yerleştirildiği ve ara bölgede bu nedenle telsiz sorunları yaşandığı da öne sürüldü.

Kaynaklar: TürkiyeANT 1

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın