Güney Kıbrıs’ta hayvancılıkla uğraşan gruplar, itlafların derhal durdurulmasını talep ederek daha sert eylemlere başvuracakları uyarısında bulunuyor. Virüsün yayılmasının önüne geçmek amacıyla dün yapılan toplantıda yeni ve daha sert önlemler masaya yatırıldı.
Politis gazetesinin haberine göre, şap hastalığı etrafındaki tablo giderek daha da kötüleşiyor. Virüsün Batı Lefkoşa’ya yayılmasının ve şu ana kadar 52 bine ulaşan itlafların ardından, hayvan varlığının yüzde 10’unun yok olmasına yol açan bu süreç nedeniyle pazar günü güney Lefkoşa’da yapılan protestonun ardından hayvancı grupları daha sert önlemler alma tehdidinde bulunuyor.
Hayvancılar eylemlerini tırmandırıyor: AB Gayriresmî Zirvesi sırasında perşembe günü güney Lefkoşa’da yolları kapatacaklar
Hayvancılar, özellikle toplu itlafların durdurulması yönündeki taleplerinin karşılanmaması halinde, perşembe günü güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek AB Zirvesi sırasında Rizoelias dönel kavşağında, ayrıca Larnaka Havalimanı ve Larnaka Limanı’nda yol kapatma eylemlerine gidecekleri uyarısında bulunuyor. Böylece, güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı açısından önemli bir günde “kaos” yaratılabileceği belirtiliyor.
Aynı zamanda hem Tarım Bakanlığı düzeyinde hem de epidemiyoloji ekibi düzeyinde, veterinerlik krizinin siyasallaştırılmasından duyulan ciddi kaygı öne çıkıyor. Protesto gösterileri gibi görüntülerin krizin yönetimini olumsuz etkilediği, ayrıca virüsün niteliği ve mücadele önlemleri hakkında kamuoyuna taşınan bazı değerlendirmelerin bilim insanlarına göre bilimsel bir temelden yoksun olduğu ifade ediliyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti Tarım Bakanı Maria Panayiotou dün ANT1’e verdiği röportajda, Avrupalı uzmanların da dile getirdiği üzere, bilimsel verileri ve virüsün tehlikesini göz ardı eden kişilerin siyasi müdahalelerinin şap hastalığı krizinin yönetimini olumsuz etkilediğini söyledi. Ayrıca gazetenin edindiği bilgilere göre, akademik camiaya mensup epidemiyoloji ekibi üyeleri de kamuoyuna açık açıklamalarla sürece müdahil olmaya hazırlanıyor.
AB mevzuatı ve protokollerine uygun biçimde uyguladığı önlemleri “boşa kürek çekmek” olduğunu savunan protestocu gruplar “İşgal altındaki bölgeler”deki farklı uygulamaya dikkat çekiyor
Habere göre, hayvancılıkla uğraşan protestocu grupların argümanlarının merkezinde “işgal altındaki bölgeler faktörü” bulunuyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin şu ana kadar AB mevzuatı ve protokollerine uygun biçimde uyguladığı önlemleri “boşa kürek çekmek” olarak nitelendiren eylemciler, kuzeyde Kıbrıslı Türklerin farklı bir politika izlediğini, yani itlaf olmaksızın aşılama yoluna giderek “virüsle yaşamayı” tercih ettiklerini belirtiyor. Bu nedenle, şap hastalığının tekrar tekrar ortaya çıkmasının durmayacağını belirtiyorlar.
Tarım örgütleri de AB’nin itlaf protokollerinden muafiyet konusunu yeniden gündeme getirmeyi planlıyor
Aynı konuda tarım örgütlerinin de yeniden girişimde bulunmaya hazırlandığı belirtiliyor. Her ne kadar 13 Mart’ta Hayvan Sağlığından sorumlu Avrupa Komiseri Oliver Várhelyi’den resmî olarak “hayır” yanıtı almış olsalar da, konu yeniden gündeme getirilmeye hazırlanıyor. Tarım örgütleri, virüsün yayılması riskinden dolayı hayvancı grupların protestolarını kınamakta ve bu gösterilere katılmamaktadır. Üstelik seçimler yaklaşırken, bazı kişilerin huzursuzluklarının merkezinde siyasi saiklerin gizlendiğini de düşündükleri aktarılıyor. Buna rağmen, kendi aralarında yaptıkları toplantılarda, virüsü kontrol altına alma önlemlerinin sonuç vermediğinin görülmesi üzerine, hükümetten AB ile yeni bir müzakere başlatılmasını isteme konusunda mutabakata vardılar.
Kıbrıslı Türklerin hayvanları itlaf etmeden aşılayarak “virüsle yaşamaları” gerekçe olarak gösterilecek
Gazetenin edindiği bilgiye göre, gelecek hafta bu konu hem şap hastalığı tazminat komitesi toplantısında hem de hellim komitesi oturumunda gündeme getirilecek. Özellikle, Kıbrıs’ın AB’den talepleri ve müzakere başlıkları arasına itlaf protokollerinden muafiyet konusunun yeniden alınması istenecek. Gerekçe olarak ise, Kıbrıs’ın izole bir ada olması ve “işgal altındaki bölgelerde” Kıbrıslı Türklerin hayvanları itlaf etmeden aşılayarak “virüsle yaşamaları” gösterilecek; böylece tüm hayvan varlığının aşamalı biçimde yok olmasının önüne geçilmesi talep edilecek.
İki toplumlu komite toplanıyor
Öte yandan, iki tarafta ortak bir politika izlenmesi meselesinde İki Toplumlu Sağlık Teknik Komitesi düzeyinde yeni bir gelişme yaşandı. On beş günün ardından Kıbrıslı Türk tarafı, Rum tarafının talebine yanıt vererek Veterinerlik Alt Komitesi’nin ikinci toplantısının yapılmasına onay verdi.
Rum tarafı, AB’nin Kıbrıs Türk toplumunu finanse ettiğini hatırlatarak Kıbrıs Türk tarafından Avrupa müktesebatına dayalı, birleşik ve uyumlu bir politika izlemesini istiyor
Hatırlanacağı üzere 17 Mart’taki toplantıda, Kıbrıs Cumhuriyeti Veterinerlik Hizmetleri’nden veterinerler kişisel olarak Kıbrıslı Türk taraftan Avrupa müktesebatına dayalı, birleşik ve uyumlu bir politika izlemesini istemişti. Stratejilerinin değiştirilip değiştirilemeyeceğini incelemek ve bunu kendi hiyerarşilerine sunmak için süre talep eden Kıbrıslı Türk Veterinerlik Alt Komitesi üyeleri, gelecek haftaki toplantıda yeniden bir araya gelecek. Habere göre, böylece “işgal altındaki bölgelerin” nasıl bir tutum benimseyeceği netleşecek. Bu bilgileri, İki Toplumlu Sağlık Teknik Komitesi’nin Rum eş başkanı Leonidas Filaktou, “İkinci Bakış” programında ve Politis 107.6 radyosunda yaptığı açıklamada paylaştı.
Filaktou aynı zamanda, İki Toplumlu Teknik Komite tarafından yapılan baskının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, belirleyici rolü AB’nin oynaması gerektiğini söyledi. AB’nin Kıbrıs Türk toplumunu finanse ettiğini hatırlatan Filaktou, krizin yönetiminde ortak uygulamaların sağlanabilmesi için bunun önemli olduğunu ifade etti.
Haberin tamamını Politis’ten okuyabilirsiniz. Fotoğraf: Dialogos.











Yorumunuz