Hayat pahalılığı süreci yönetilemeyen bir keşmekeşe dönüştü
Hükümetin hayat pahalılığı ödeneğini dondurmayı hedefleyen, aynı zamanda yönetsel becerilerini de sınayan yasa tasarıları ve kararname süreci, sonunda yönetilemeyen bir keşmekeşe dönüştü.
Bugünkü genel grev ve Meclis önündeki eylem sürerken hükümet, “diyalog ve uzlaşı zemininde alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi” gerekçesine sığınarak 11 yasa tasarısını ve yasa gücünde kararnamenin geri çekildiğini açıkladı.
Ne var ki hükümetin hayat pahalılığına ilişkin yeni önerisi muhalefet milletvekilleriyle bile paylaşılmadan gündeme getirildi.
Öneriye göre net maaşı 75 bin TL ve altında olanlar düzenleme dışında bırakılırken, bu sınırın üzerindeki maaşlarda hayat pahalılığı artışının yalnızca yüzde 50’sinin hemen ödenmesi, kalan kısmının ise Ocak 2027’ye ertelenmesi öngörülüyor. Bu yaklaşım ise hem muğlak hem de tutarsız bir çerçeve ortaya koyuyor; üstelik çalışanları artması muhtemel enflasyon karşısında ciddi bir alım gücü kaybıyla baş başa bırakabilecek bir nitelik taşıyor.
Sendikalar, hükümetin önerisi üzerine genel grev ve eylemlerine yarın da devam etme kararı aldı.
"Ülkedeki en büyük kriz hükümetin kendisidir”
Sendikalar adına ortak açıklama yapan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem, UBP-DP-YDP hükümetini halkın iradesini yok saymakla suçladı.
Eylem, hükümetin günlerdir süren toplumsal tepkiye rağmen Meclis’i yeniden toplayarak hayat pahalılığı ödeneğinin kaldırılması ya da dondurulmasına yönelik adımlar attığını belirterek, “Halkımızın ortaya koyduğu mücadele ve irade hiçe sayılmaktadır” dedi.
Ekonomik krizin faturasının emekçilere kesildiğini savunan Eylem, özellikle asgari ücretliler, sabit gelirle geçinmeye çalışan kesimler ve yoksulların hedef alındığını ifade etti. “Kriz bahanesiyle emekçilerin üzerine acımasızca yükleniliyor. Ülkedeki en büyük kriz hükümetin kendisidir” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Sendikaların geri adım atmayacağını vurgulayan Eylem, yarın ülke genelinde grev yapılacağını açıkladı. “Sendikalarımız kararlı bir şekilde genel grevde olacak ve saat 09.00’da Meclis önünde olacağız” diyen Eylem, grev yasağı ilan edilen alanlarda da eylemlerin süreceğini belirtti.
Eylem, yasağın tanınmayacağını ve sivil itaatsizlik eylemlerinin gündemde olduğunu ifade ederek, tüm halka çağrıda bulundu. “Tüm halkımızı, gerçek yurtseverleri mücadeleye katılmaya davet ediyoruz” dedi.






Eylem alanında öfke ve coşku birlikte yükseldi
Meclis içindeki karmaşa, dışarıdaki eylem alanında bambaşka bir atmosfere dönüştü.
Bugünkü eyleme katılan çalışanların yüzlerinde yalnızca öfke değil, aynı zamanda diri ve bulaşıcı bir coşku vardı. Meclis binasının önünde ‘hükümet istifa’ sloganı yükselirken, kalabalığın içinde neşe yayan bir enerji hüküm sürdü. Özellikle hükümete her dersten sıfır karne notu veren KTÖS üyesi ve KTÖS bando takımından öğretmen Emel İpçiler’in standup tadındaki çıkışı, eylemin en çok ilgi gören anlarından biri oldu.

Önceki Meclis önü eylemlerinin sertliğine alışık olanlar için, bugünkü tablo başka türlü bir manzara sundu. Biber gazının genizleri yakmadığı, arbede ve tutuklamaların gölge gibi alana çökmemiş olduğu eylemde, Meclis bahçesi ‘Hırsız var’ pankartıyla bir direniş alanı olmanın yanı sıra neredeyse bir halk buluşmasını, hatta yer yer bir piknik alanını çağrıştırdı.

Çocuğunu yanına alıp gelenler, sandviçini çantasından çıkarıp yiyenler, şezlongunu kapıp gelenler aynı çimenlikte birbirine karıştı. Bir köşede arkadaşının kollarına güneş kremi sürenler vardı; başka bir köşede ise köyünden ya da mahallesinden tanıdığı polislerle koyu bir sohbete dalanlar... Mücadelenin sert yüzüyle hayatın gündelik sıcaklığı, yerleşkede iç içe geçti.








Eylemler başladığından beri Meclis’e geldiği söylenen anne bir köpek de gün boyunca oradaydı; vaktini eylemcileri izleyerek geçirdi, olup biteni anlamaya çalışan eski bir mahalle sakini gibiydi. Aklı tabii ki emzireceği yavruları ve eylemcilerden arta kalacak yiyeceklerdeydi.

Cami ve kumarhane tabelası arasında memleketin ironisi
‘Cumhuriyet Piknik Yerleşkesi’nin hemen dışında ise KKTC’nin ironisi bütün çıplaklığıyla duruyordu: Caminin çaprazında yükselen bir kumarhane tabelası, memleketin dönüştürülen halini ve çelişkilerini tek bir karede topluyordu.












Yorumunuz