Kıbrıs

Güney Kıbrıs'ta ELAM güçleniyor ve 2026 seçimlerinde iktidarın parçası olabilir

Alfa TV’nin son anketinde, göç ve güvenlik konularında aşırı sağcı Kıbrıslı Rum parti ELAM, en iyi görüşlere sahip parti olarak çıktı.

Güney Kıbrıs'ta aşırı milliyetçi görüşleri ile tanınan ELAM’ın (Ulusal Halk Cephesi) 24 Mayıs 2026'da yapılması öngörülen parlamento seçimlerinde iktidarın parçası olabileceği yönündeki tartışmalar giderek güç kazanıyor.

Alfa televizyonunun yayımladığı son ankette aşırı sağcı ELAM, özellikle göç ve güvenlik başlıklarında “en iyi görüşlere sahip parti” olarak öne çıkıyor.

ELAM artık daha geniş bir toplumsal kesime hitap ediyor

Alfa’nın anketine göre ELAM, geçerli oylar üzerinden yapılan hesaplamada yüzde 16,5’lik bir seviyeye ulaşarak üçüncü sıradaki yerini sağlamlaştırdı. Ancak anketin asıl çarpıcı sonucu, partinin artık sadece belirli bir tabana değil, daha geniş bir toplumsal kesime hitap etmeye başladığını göstermesi oldu. Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 38’i ELAM’ı kesin olarak reddettiğini ya da oy vermeyeceğini belirtti. Bu oran, AKEL’e oy vermeyeceğini söyleyenlerin oranıyla aynı düzeyde ölçüldü. Buna karşın göç ve güvenlik konusunda “en iyi politikaları olan parti hangisi” sorusunda ELAM zirvede yer aldı.

Politis gazetesi yazarı Antonis Polydorou, bu tabloyu değerlendirirken, mevcut koşulların ELAM’ı yalnızca daha da yükseltmeye değil, gelecekte iktidara gelmesine veya iktidarın parçası olmasına da elverişli olduğunu vurguluyor.

Yunanistan'da 2020 yılında kapatılan ve suç örgütü ilan edilen neo faşist Altın Şafak partisi ile bağlantılı ve “Kıbrıs’ın Altın Şafağı” olarak anılan ve marjinal bir çizgide görülen ELAM’ın bugün siyasi sistem içinde giderek “normalleşen” bir aktöre dönüşmesi, yalnızca partinin kendi stratejisinden değil, aynı zamanda siyasal düzenin onu dolaylı biçimde meşrulaştırmasından da kaynaklanıyor.

Sağ partilerin ELAM söylemlerini kullanmaya başlaması ELAM’a yaradı

Polydorou’ya göre ELAM, ilk ortaya çıktığı dönemden farklı bir görüntü çizmeye çalıştı; Yunanistan’daki “kardeş parti” Altın Şafak çizgisiyle arasına mesafe koydu, sert reflekslerini geri plana itti, daha “kurumsal” bir siyasal imaj üretmeyi hedefledi. Ancak asıl değişim, sistem partilerinin ELAM’ın yükselişini durdurmak isterken onun kullandığı dile yaklaşmasıyla başladı. Göç politikaları, güvenlik söylemi, kamuoyuna yönelik kampanyalar ve sembolik hamleler üzerinden ELAM’ın gündemine temas eden adımların, aşırı sağın etkisini sınırlamak yerine onu merkez siyasetin içine taşıdı.

Bu sürecin ELAM’a en büyük avantajı ise göç meselesinde sağlanan görünürlük oldu. Polydorou, örneğin demografik sorunları incelemek üzere ELAM’a özel bir komite verilmesi gibi girişimlerin, partinin göç başlığını siyasetin merkezine çekmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Alfa anketinde ELAM’ın göç politikalarında “en iyi pozisyona sahip parti” olarak görülmesi ve bu alanda yüzde 38’lik bir destek algısı oluşturması, partinin etkisini hangi eksende büyüttüğünü ortaya koyuyor.

DİSİ’den bazı isimler ELAM’a geçti

ELAM’ın meşrulaşmasında bir diğer kritik unsur ise geleneksel sağın içindeki kaymalar olarak görülüyor. Süreç içinde DİSİ çevresinden Pelekanos, Hambullas ve Papaharalambous gibi eski yetkililerin ve DİSİ kadrolarının ELAM’a yönelmesi, ayrım çizgilerinin silikleşmesine neden olurken, aşırı sağın “yasaklı alan” olmaktan çıkıp iktidar denkleminde hesaba katılan bir aktöre dönüşmesine yol açtı. Yazara göre, “Ayrım çizgileri silindi ve bir noktadan sonra DİSİ ile Cumhurbaşkanlığı çevresi, aşırı sağ partinin kadroları için adeta bir “kuluçka”ya dönüştü. Eski devlet görevlileri ve milletvekilleri bu kadar kolay ELAM’a transfer olurken ve Cumhurbaşkanı da onu zaman zaman ayrıcalıklı biçimde ele alırken, ELAM herhangi bir parti gibi bir seçenek haline geldi; siyasi risk küçüldü.”

Bu tablo, partinin artık sadece sağ muhalif oyların adresi değil, aynı zamanda “olası koalisyon dengesi” içinde konuşulan bir güç olmasını sağladı.

“Kıbrıs sorununda, iki bölgeli iki toplumlu federasyonun genel geçer savunusuna karşı 'vatansever nutuklarla' öne çıkıyor"

Yazara göre ELAM’ın yükselişi, sadece sistemin onu istemeden beslemesiyle değil, toplumdaki öfkenin kalıcı hale gelmesiyle de ilişkili. Siyasi sistemin çözüm üretememesi, toplumu dinleyememesi ve ardı ardına gelen skandallar, ELAM’ın kendini yetersiz ve yozlaşmış bir düzene karşı “cevap” gibi sunmasına imkân verdi. “Kıbrıs sorununda, iki bölgeli iki toplumlu federasyonun genel geçer savunusuna karşı “vatansever nutuklarla” öne çıktı; göç meselesinde sert sınır söylemiyle konuştu; toplumun karmaşıklığına “vatan-din-aile” üçlemesiyle cevap verdi; hayat pahalılığına ise kapalı ekonomi önerisiyle yaklaştı” ve bu söylemleri genişleyen hoşnutsuzluk zemininde karşılık buluyor, ELAM giderek boşluğu doldurmasını sağlıyor.

Polydorou’nun değerlendirmesi, Kıbrıs Rum siyasetinin bir kısır döngüye sürüklendiği uyarısıyla tamamlanıyor. Buna göre sistem çözümsüz kaldıkça ELAM yükseliyor, ELAM yükseldikçe söylemi daha belirleyici hale geliyor ve bu da diğer partilerin ona karşı net bir çizgi çizmesini daha da zorlaştırıyor. Sonuçta uzun süre “marjinal” görülen bir oluşum, giderek daha fazla “iktidarın olası partisi” gibi algılanıyor; geleneksel siyasi yapı ise ELAM’ın yükselişinde istemeden de olsa bir basamak haline geliyor.

Bu tablo, 2026 seçimleri yaklaşırken ELAM’ın yalnızca oy oranı açısından değil, siyasal pazarlık gücü bakımından da belirleyici bir aktöre dönüşebileceğini gösteriyor. Anketlerin işaret ettiği yükseliş eğilimi sürerse, ELAM’ın iktidar denklemine doğrudan dahil olması artık ihtimal dışı görülmüyor.

Kaynak: Politis

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın