Özel Haber

Gizli kayıt davası: Tekin Arhun’un ilk teminatına ne oldu?

Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde 31/05/2021 tarihinde yapılan 180/21 nolu teminat duruşmasında, polis memuru 2. zanlı Tekin Arhun hakkında daha önceden teminata bağlanmış bir davası olmadığını beyan etti. Arhun'a 2014 yılında okunan evrakta sahteleme davasının teminatına ne oldu?

Gün geçmiyor ki Tekin Arhun hakkında yeni bir iddia daha gündeme getirilmesin. 

Geçen ay sonu görülmeye başlanan ‘gizli kayıt ve montaj’ davası olarak bilinen davada, polisin Mahkeme Yargıcı’na şahadet verirken, 2. zanlı konumundaki Tekin Arhun’un daha önceden ‘herhangi bir teminatlı davası’ olmadığını bildirmesi dikkat çekti.

Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde 31/05/2021 tarihinde yapılan 180/21 nolu teminat duruşmasında, Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nde Adli Şube’de görev yapan ve soruşturmanın tahkikatını yürüten Müfettiş Muavini polis memuru Ömür Dalkıran’ın Tekin Arhun ve diğer iki zanlı İsmail Karaböcek ve Nurettin Arapsoy’un daha önce haklarında herhangi bir teminatlı dava olmadığı beyanında bulunduğu ortaya çıktı.

Mikro-Makro’nun önce dosya numarasını bulduğu, ardından kararına ulaştığı ve yayınladığı kamuoyunda ‘Tekin Arhun’un evrakta sahteleme’ davası olarak bilinen, 4354/2008 numara ve tarihli davada, 27.03.2014 tarihinde, Lefkoşa Polis Müdürlüğü, Adli Şube memuru Umut Kulle’nin verdiği şahadette iki zanlı hakkında Polis’in dava okuduğunu söylediğini belgeleriyle paylaşmıştık. Hakkında 2014 yılında dava okunan iki zanlının Tekin Arhun ve Bora Turgut Muslu olduğunu kaynaklarımızdan teyit ederek açıklamıştık.

2014 yılında polisin dava okuduğu Tekin Arhun’a teminat konulmuş olması şart olduğuna göre ve Polis’in 2021 yılında okuduğu bir başka davada daha önce Arhun hakkında teminat olmadığını beyan etmesi nedeniyle Arhun’un ilk teminatına ne olduğunu merak ettik.

Polis evrakta sahteleme dosyasını Başsavcılığa gönderdikten sonra Başsavcılık dosyanın ileriye götürülmeyeceği bilgisini ya da makul bir gerekçeyi Mahkeme’ye bildirerek Arhun hakkındaki ilk teminatın kaldırılmasını mı sağladı? 

Teminatla birlikte Tekin Arhun’a yurtdışı yasağı konduysa ve sonradan makul bir gerekçe sunularak yurtdışı yasağı kaldırıldıysa, bu sefer de teminatın, kefillerin kefaletinin veya şahsi kefaletin artırılarak teminat şartlarının ağırlaştırılması gerekmez miydi? 

Polis neden ilk teminat hakkında Mahkeme Yargıcına bilgi vermedi? Evrakta sahteleme gibi çok ciddi bir suça ilişkin yapılan soruşturma sırasında bir Mahkeme’nin kolay kolay teminatı kaldırmayacağı öngörülüyor. Tekin Arhun’a konan teminat kaldırıldıysa hangi gerekçelerle, hangi kurum tarafından kaldırılması talep edildi?

Yoksa elektronik sistemde bir hata mı oluştu ve Tekin Arhun’a ait teminata bağlandığı bilgisi silindi mi? Bir sistemde çok zor bir ihtimal dahilinde bile olsa bir hata oluşmuşsa bu sadece bir teminat ve bir zanlı için gerçekleşmez. Başka kişilerin teminat bilgilerinin de başına aynı durum gelmelidir.  

Daha önce Polis eski Genel Müdürü Süleyman Manavoğlu’nun gelini F. Manavoğlu’nun, gerçekte Tekin Arhun’un büyük ortağı olduğu bir başka şirketin ana hisselerine sahip olduğu Fast Easy adlı finans şirketinde çalıştığını kayıt altına almıştık. Tekin Arhun’a evrakta sahteleme davasında konan teminat ne zaman kaldırıldı?

Polis’in okuduğu davadan sonra Tekin Arhun’a takipsizlik kararı vermediği ve dosyayı Başsavcılığa gönderildiği anlaşıldığına göre, teminat nasıl kaldırıldı? Kaldırılmadıysa neden polis memuru yargıca böyle bir bilgi verdi? Acaba polis memuru Savcılıktan mı bu bilgiyi alarak Mahkeme ile paylaştı? O halde Savcılık evrakta sahteleme davasında Polis’in evrakta ve Emare 28’de ‘gözle görülür fark’ olduğunu şahadet olarak vermesine rağmen bir ara davanın ilerletilmemesi kararına mı vardı? Yoksa başka bilmediğimiz bir durum mu söz konusu? 

Şayet teminat kaldırılmadıysa ve sistemde bir silinme gerçekleşmediyse, Mahkeme’ye neden böyle bir beyanda bulunuldu? Eğer teminat kaldırılmadıysa ve Mahkeme Yargıcı Arhun hakkında bir başka teminat olduğunu bilseydi, belki de iki teminatı olan birinin tutuklu yargılanmasına karar verebilirdi. Elbette yargıç yine de bir zanlının tutuksuz yargılanması kararını üretilebilir. Mahkeme’nin takdirine kimse karışamayacak olsa da, Mahkeme’ye neden böyle bir bilgi verildiği hususunda soru işaretleri ortadan kaldırılmalıdır. 

En azından iki davada 'tefecilik' ve 'hile' yaptığına karar verilen, yüksek faiz taleplerinden hiçbir şartta ödün vermeden insanların mülklerine ve iş yerlerine çöktüğü ileri sürülen Tekin Arhun'un polisin kayıt altına alınmış evrakta sahteleme bulguları ortadayken arada ne değişmiştir de teminatı iptal edilmiştir? 

ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) gibi saygın bir kuruma bağlı EBİ A.Ş'nin Bafra Arıtma Tesisi’ne ilişkin verdiği orijinal raporda Tekin Arhun’un sahteleme yapıp yapmadığı hususunun yıllardır yok dosyada eksik var; yok ifadeler tamamlanmadı; yok Başsavcılık kararını vermedi diye ötelenmesinin yanı sıra, bir yandan da teminat kaldırılmışsa bunun ne zaman yapıldığını kamuoyunun bilmeye hakkı vardır.

Kendi halinde yurttaşın davalarına takipsizlik kararı verildiğinde bile teminat kararlarının kaldırılması için ayrı başvuru yapılması gerekirken, 'hile yapan' bir 'tefeci' olduğu mahkeme kararlarına geçen bir zatın teminatı hangi değişen koşullar nedeniyle kaldırılmıştır, kaldırılmışsa şayet? Teminat kaldırılmamışsa polis neden Mahkeme'ye böyle bir şahadet vermiştir? 

Bu konuda Polis Genel Müdürlüğü’nün ve/veya Savcılığın komuoyunu aydınlatmasını bekliyoruz.

: