Yazılar

Çıkış

Özel sektör çalışanlarının devlete alınmadıkça ‘işsiz’ kabul edildiği bir ülkede devlet güvencesi altında çalışmak isteyenlerin sayısını ne yapsanız azaltamazsınız.

Siyasal partiler sistemin değişiminde aralarında bir işbirliği yaparak, belirli kurallarda birleşmekte ve ortak kararları ile popülizmden uzaklaşmakta aciz kaldılar. Sistemi değiştireceğini söyleyen her parti sınıfta kaldı. Yeni vaatlerle ortaya çıkanlar da maalesef beklentileri karşılayamayacak. Çünkü bizde devlet, kendi içinde partizanlar savaşının yaşandığı küçük ordulardan oluşur. Partizanlara dokunduğunuz anda ortak çıkarları için birlikte harekete geçerler. Yeni bürokratlar atayabilmek için eskilerini müşavir listesine yazdıran hükümetler, rakip partizanlar arasında gizli uzlaşıyı müşavirlik vererek sağlamış ve dengede kalabilmek için kasasından boş yere para çıkarmayı bile göze almıştır ki karşıtlarını koltuktan vukuat çıkmadan kaldırabilsin!

Varsayalım ki herhangi bir politikacı ve lideri bulunduğu siyasal parti iktidara geldi ve sistemi değiştirme iddiasını gerçekleştirmek adına ciddi bir çabaya girişti… Dairelerde kendisinden olmayan rakip partizanlara nasıl sözünü geçirecek? ‘Yeni’yi temsil eden olarak eskileri müşavir listesine eklemeden kendisine nasıl yer açacak? Sistemi değiştirme iradesini sonuna kadar destekleyecek bir halk yoksa arkasında, daha ilk yılında çalışmayan ve değişime direnen, aralarında siyasal iş birliği yapan köstek partizanlarla bir başına, devleti yönetemediği ile kalacak.

Kızını, oğlunu, torununu devlet güvencesi altında memurluğa kazandırmak için aşındırmadık kapı bırakmayanların yanında bu ülkenin her sektöründe sistemi değişimini savunan, çıktıkları yolun tüm ağırlığını aileleri ile birlikte omuzlamaya çalışan ve bu uğurda ömrünü tüketmeye devam edecekler de var.

Siyasete hayat öpücüğü kondurma hevesiyle dalanların verdiği soluk, her seferinde yerini zehirli bir nefese bırakıyorsa ve âdeta bir ölüm öpücüğüne dönüşüyorsa gidişatın döngüsünü çözenler seslerini artık yükseltmeliler.

Kamunun partizanlığa dayanan örgütlülüğünü toplum yıkmaya çalışmayacaksa kaçınılmaz olarak başkaları yıkacaktır. O yapamadı, bunu getirelim; bu da yürütemedi şunu iktidara taşıyalım oyunu bir seçim daha kaldırır. Sonrası? Sonrasında sistemi tepeden tırnağa değiştirecek kontrole tabi, soğukkanlı bir teknokratlar hükümetine siyaset şimdiden hazır olmalı. Arka planda hangi zorlu pazarlıklar bunu tetikleyecekse tetiklesin değişimin önünü açacak tek çözüm budur. Parti liderlerinin ve kadrolarının arka planda durduğu, özenli ve görevini suiistimal etmeyecek teknokratların geçici süreyle öne çıktığı, acımayan, kayırmacılık yaparak çarkın bir dişlisine dönüşmeyecek, oy derdi olmayan yöneticilerin yönettiği bir Kuzey Kıbrıs ancak yolsuzlukla, haksızlıkla ve partizanlıkla başa çıkabilir.

Öyle görünüyor ki yenisiyle eskisiyle mevcut politikacılar var olan sistemin devamı için son kozlarını da oynamaktalar ve çöken yapı üzerine radikal kararlar alarak yeni bir düzen inşa etmekten çok uzaktalar. Halk bu yöndeki talebini ifade etmekten çekindikçe köhne anlayışı toptan yıkacak bir teknokratlar hükümetinin kurulması için ülkede radikal değişimi savunan özel sektörün liberal temsilcileri bir araya gelecek ve baskı grubu oluşturmaya başlayacaktır.

Özel sektörün yerel unsurları önüne engel üzerine engel çıkaran, yurt dışı sermayeye haksızca ve hukuksuzca dilediğini veren ve değişime direnen mevcut yapıya karşı girişilen mücadeleyi kazanmanın diğer bir yolu yoktur. Nitekim politikacılar partizanlar ile aralarının bozulmasını göze alamamaya devam edecek, kendi başlarını ağrıtmak yerine özel sektörün başını yakmaktan çekinmeyecektir.

O halde, özel sektörün demokrat temsilcilerinin sürdürülebilir ve geliştirilebilir, demokratik hakları koruyan bir devlet ve bir toplumun ortaya çıkışı için farklı iş birlikleri kurması ve siyaset üzerinde ciddi baskı kurması şarttır. Partiler üstü bir konsensüsle, devlete kayırılarak doldurulanlara, devlette iş yavaşlatanlara ve görevini kötüye kullananlara içeriden müdahale edebilecek tek mücadele yöntemi budur.

Yanlış özelleştirme uygulamalarının ve peşkeşlerin henüz ortaya tamamıyla çıkmamış vahim sonuçları ile karşı karşıya gelindiğinde, politikacıların bu baskıya direnecek gücü kuşkusuz kalmayacaktır.

Can Sarvan’a cansarvan@mikro-makro.net’den doğrudan ulaşabilirsiniz.
:

Yorumunuz

share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın