Türkiye’de Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün’ün ‘casusluk' iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada savcı tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi.
BirGün gazetesi yazarı Berkant Gültekin, Ekrem İmamoğlu ve diğer üç isme yönelik açılan “casusluk” davasını eleştirdiği bugünkü yazısında, davanın hukuki değil siyasi amaçlarla kurgulandığını savundu.
"İki gün boyunca duruşmaları izlememe rağmen hangi eylemin casusluk suçunu oluşturduğunu anlayamadım”
Silivri’de görülen davanın ilk iki gününü takip ettiğini belirten Gültekin, iddianamede casusluk suçunu somutlayan herhangi bir eylem bulunmadığını ifade ederek, “İki gün boyunca duruşmaları izlememe rağmen hangi eylemin casusluk suçunu oluşturduğunu anlayamadım” diye yazdı.
Yazıda, davanın merkezindeki isimlerden Hüseyin Gün’ün savunmasına geniş yer verildi. Gün’ün, iddianamede “casusluk” olarak gösterilen çalışmasının aslında açık kaynaklardan yapılan bir sosyal medya analizi olduğunu söylediği aktarıldı.
Gazeteci Gültekin, savcılığın iddiasına göre Gün’ün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden seçmen verileri elde ederek seçim manipülasyonu amacıyla rapor hazırladığını, ancak savunmalarda bunun yalnızca 2019 seçimlerinin iptalinden sonra yaklaşık 10-12 günlük sosyal medya analizinden ibaret olduğunun anlatıldığını aktardı.
Makalede dikkat çekilen önemli noktalardan biri de Hüseyin Gün ile İmamoğlu ekibi arasındaki temasın seçimden yalnızca 12 gün önce kurulmuş olması oldu. Gültekin, bu durumu alaycı bir dille yorumlayarak, “Yani İmamoğlu bu temas olmasa seçimi kazanamayacak. Hikâye bu” ifadelerini kullandı.
Etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün’ün devletle bağlantıları
Berkant Gültekin’in yazısında, Hüseyin Gün’ün savunmasında geçmişte devlet adına faaliyet yürüttüğüne dair ifadelerine de yer verildi. Gün’ün, FETÖ’ye ilişkin teknik çalışmalar yaptığını, yurt dışındaki FETÖ mensuplarının tespiti konusunda devlete destek verdiğini söylediği belirtilirken, Gün'ün şirketleri Trident ve GPlus şirketlerine 2016-2017 döneminde devlet adına faaliyet yürütme yetkisi verildiği ve bu yetki belgesinin dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay imzasını taşıdığı aktarıldı.
Gazeteci, “Gün devlet adına epey faaliyette bulunmuş ama anlaşılan sonradan pek işlevi kalmadığı için ıskartaya çıkarılmış. Daha doğrusu tekrar kullanılacağı zamana kadar hazırda bekletilmiş. Gün’ün Seher Alaçam’ın öz oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın şikâyeti sonrası 30 Haziran 2025’te Türkiye’ye girerken gözaltına alınıp 4 Temmuz’da tutuklanmasından aylar sonra, CHP’nin kurultay davasının (mutlak butlan) görüleceği 24 Ekim’de “casusluk” operasyonunun yapılması ve Gün’ün “etkin pişmanlık”tan yararlanarak o tarihte bir kez daha ifade vermesi hayli enteresan bir olay. İlk günkü duruşmada İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir’in casusluk suçunda etkin pişmanlıktan istifade edilemeyeceğini hatırlattığını ve Gün’ün İBB davasında “örgüt yöneticisi” olarak nitelendirildiğine dikkat çektiğini de hatırlatalım” diye yazdı.
“Gündelik temaslar casusluk delili olarak gösterildi”
Gültekin yazısında, Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve siyasal iletişimci Necati Özkan’ın “casusluk şebekesi” içerisinde gösterilmesini de eleştirdi. Dosyaya delil olarak konulan unsurların gündelik ve sıradan temaslardan ibaret olduğunu savunan Gültekin, bunlar arasında Hüseyin Gün ile Seher Alaçam’ın İmamoğlu’na yaptığı kısa bir ziyarette çekilen fotoğrafın, Gün’ün Merdan Yanardağ’a CHP’ye ilişkin eleştirilerini iletmesinin, TELE 1’e sembolik düzeyde bağış yapmasının ve Necati Özkan’a sosyal medya analiz raporu göndermesinin yer aldığını aktardı.
"15 yıldan 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılıyorlar. Akılla, mantıkla anlamak ve açıklamak zor"
Makalede ayrıca, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın savunmasına da yer verildi. Yanardağ’ın, iddianamede casusluk suçunun akademik tezler ve makaleler üzerinden tanımlandığını söyleyerek “2 tez, 1 makaleyi kaynak göstererek bizi casus yapıyorlar” dediği kaydedildi. Yanardağ’ın, savcılığın “yumurtasız omlet yapılabileceğini” iddia ettiğini söyleyip, “Ben bu iddianameyi yazanları Masterchef programına katılmaya davet ediyorum” sözleri de öne çıkarıldı.
Gültekin, Yanardağ’ın savunmasında davanın TELE 1’e el koymak ve CHP’nin seçim başarılarını tartışmalı hale getirerek gelecekteki olası seçim kazanımlarını engellemek şeklinde iki amacı olduğunu söylediğini belirtti. “Böyle basit iddialarla İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ı 15 yıldan 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılıyorlar. Akılla, mantıkla anlamak ve açıklamak zor. Üstelik TELE 1 gibi önemli bir medya organına da bu dosya gerekçesiyle el koyuldu. Bırakın yargılamanın başlamasını, henüz Yanardağ hakkında tutuklama kararı bile verilmeden üstelik. Şimdi de haraç mezat satacaklar” yorumunu yaptı.
İmamoğlu: “Siyasi müdahale ve uydurulan senaryo”
Makalenin sonunda ise Ekrem İmamoğlu’nun duruşmadaki savunmasına değinildi. İmamoğlu’nun, “Kurulan kara düzende koltuktan kalkmama adına sergilenen siyasi müdahale, uydurulan senaryo ve bunu uygulayan aparatlar var” sözlerine yer veren Gültekin, davanın anlatısını “çok çocuksu bir senaryo” olarak nitelendirdi ve cast seçiminden ötürü “Bu senaryoya 10 üzerinden en fazla 3 verilebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: Birgün













Yorumunuz