Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB), Medya Etik Kurulu ve Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), gazetecilik faaliyetleri kapsamında ortaya çıkabilecek etik ihlalleri cezai yaptırım tehdidiyle düzenlediğini savundukları 23B maddesinin Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası’ndan çıkarılmasını istedi.
“Bu madde basın özgürlüğünü sınırlamakta, gazetecilik mesleğini hapis cezası tehdidi altına sokmakta ve işi habercilik olan meslektaşlarımıza kelepçe vurmaktadır” diyen örgütler hükümeti 23B maddesini yasadan çıkarmaya davet etti.
Örgütler, dün Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından Meclis’e geri gönderilen yasanın aynı şekliyle yeniden Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmesi halinde demokratik ve yasal mücadele yollarını kullanacaklarını vurguladılar.
"23 B maddesi gazetecilik faaliyetleri kapsamında ortaya çıkabilecek etik ihlalleri cezai yaptırım tehdidiyle düzenliyor"
KTGB, Medya Etik Kurulu ve Basın-Sen konuyla ilgili ortak yazılı açıklama yaptı.
Örgütlerin bir araya gelerek 23B maddesine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptığı belirtilen açıklamada, gazetecilik faaliyetleri kapsamında ortaya çıkabilecek etik ihlallerin doğrudan cezai yaptırım tehdidiyle düzenlenmesinin demokratik toplum düzeni, basın özgürlüğü ve haber alma hakkı açısından ciddi sakıncalar taşıdığı yönünde görüş birliğine varıldığı kaydedildi.
Toplantı sonunda dört maddelik ortak öneri üzerinde mutabakata varıldığı kaydedilen açıklamada, “Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası’ndaki bir zanlının yargılandığı suçla ilgili, zanlının açık ismini veya fotoğrafını kamuya açık şekilde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişinin cezai yaptırımla karşı karşıya bırakılmasını” öngördüğü savunulan 23B maddesinin tamamen kaldırılması gerektiği belirtildi.
"Üstün kamu yararı bulunmadığı sürece zanlıların isim ve fotoğraflarının mahkeme haberlerinde kullanılmasına karşıyız"
Açıklamada ayrıca, dijital linç kültürü ve sosyal medyada kontrolsüz teşhir uygulamalarının yarattığı sorunlara dikkat çekilerek, üstün kamu yararı bulunmadığı sürece zanlıların isim ve fotoğraflarının mahkeme haberlerinde kullanılmasına karşı olunduğu ifade edildi.
Medya alanındaki etik ihlallerin daha etkin değerlendirilebilmesi amacıyla Medya Etik Kurulu’nun kurumsallaşması gerektiği belirtilen açıklamada, suçtan hüküm giymiş bireylere ait kişisel verilerin internet ortamında süresiz şekilde arşivlenmesinin ciddi bir sorun olduğu ifade edildi. Açıklamada, bu çerçevede “Unutulma Hakkı”nın yasallaşması için insan hakları örgütleriyle çalışma başlatılacağı bildirildi.
Açıklamada, Kıbrıs Türk Barolar Birliği tarafından hazırlanan yasa tasarısında yer almasına rağmen Meclis komitesindeki görüşmeler sırasında tasarı metninden çıkarılan polis hücrelerinin koşullarının iyileştirilmesi ile tutukluların nakli sırasında uygulanan kelepçe kullanımına ilişkin düzenlemelerin de yeniden Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası kapsamına dahil edilmesi gerektiği ifade edildi.
“Bu çağda böylesine gerici bir dayatmayı kabul edebilmemiz mümkün değildir”
Açıklamada 3 örgütün sürecin en başından itibaren Meclis komitesine getirilen Ceza Değişiklik, Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarılarının geri çekilmesini talep ettiği de hatırlatıldı ve “Bu çağda böylesine gerici bir dayatmayı kabul edebilmemiz mümkün değildir” denildi.
Açıklamada, “Gerek komite sürecinde gerekse gerçekleştirdiğimiz tüm temaslarda, bu tür uygulamaların ceza yasaları içerisinde düzenlenmemesi gerektiğinin altını açıkça çizdik. Herhangi bir cezai yaptırım öngören bir yasa maddesi üzerinden pazarlık yapmayacağımızı da muhataplarımıza iletmiş bulunmaktayız” ifadeleri de yer aldı.
Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasası'nın 23B maddesi
Yasadan çıkarılması istenen maddenin tamamı şöyle:
"Esas Yasaya Yeni 23В Maddesinin Eklenmesi
4. Esas Yasa, 23A maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 23B maddesi
eklenmek suretiyle değiştirilir:
Masumiyet Karinesinin İhlali
23B.
(1) Bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin yargılandığı suçla ilgili veya böyle bir yargılamada şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık ismini veya fotoğrafinı kamuya açık bir şekilde yazan, gösteren, basan, paylaşan veya herhangi bir yöntemle teşhir eden kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 3 (üç) aya kadar hapis cezasına veya yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin 2 (iki) katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.
(2) Yukarıdaki (1)'inci fikradaki fiil basın, yayın, internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştiren bir kişi hafif bir suç işlemiş olur ve mahkumiyeti halinde 1 (bir) yıla kadar hapis cezasına veya yürürlükteki aylık brüt asgari ücretin 4 (dört) katına kadar para cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir.
(3) Yukarıdaki (1)'inci ve (2)'nci fikralardaki fiillerin firari bir zanlının veya yargılanmakta olan bir kimsenin bulunması veya yakalanması için yapılması halinde veya fotoğrafı ve ismi kullanılan kişinin buna rızasının bulunması halinde herhangi bir suç işlenmiş sayılmaz.
(4) Yukarıdaki fikralar kapsamında, yargılanan zanlı veya sanığın veya böyle bir yargılamada şikayeti yapan veya tanık olan bir kişinin açık isim ve fotoğrafinı teşhir etmeksizin yalnızca olayın veya yargı sürecinin haber değeri taşıyan yönleriyle kamuoyuna aktarılması veya haber konusu yapılması suç teşkil etmez. Bu tür yayınlar basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir."













Yorumunuz