Dünya

Aşırı işlenmiş gıdalar, lityum seviyesini düşürerek depresif ruh halini artırabilir

Bilimsel araştırma: Ultra işlenmiş gıdaların olumsuz etkileri birkaç hafta içinde ortaya çıkıyor.

Bilim insanları ultra işlenmiş gıdalardan zengin bir beslenme düzeninin sağlık üzerindeki etkilerini inceledi. Sonuç: Ultra işlenmiş gıdalar birçok biyolojik süreci etkiliyor.

İnsan bedeni, endüstriyel ultra işlenmiş gıdalara adapte değildir. Bu, genel hatlarıyla, uluslararası bir araştırma ekibi tarafından 28 Ağustos'ta Amerikan dergisi Cell Metabolism'de yayınlanan klinik bir çalışmanın öne çıkan sonucudur. Çalışma, geniş ölçekli sağlık gözlemlerinde elde edilen birçok yeni sonucu doğruladı. 

Araştırma, güçlü bilimsel kanıtlarla ultra işlenmiş gıdaların (UPF, Ultra Processed Foods) tüketilen kalori miktarından bağımsız olarak zararlı olduğunu ortaya koydu. Bu gıdaların hızlı kilo alımı, kardiyometabolik sağlığın bozulması, hormonal dengenin sarsılması ve erkek doğurganlığının azalması gibi pek çok biyolojik süreç üzerinde derin etkiler yarattığı tespit edildi.

Çalışmada, "Ultra işlenmiş gıdaların tüketimi dünya çapında önemli ölçüde arttı. Artık Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kalori alımının %50'sinden fazlasını oluşturuyor." denildi. Akdeniz diyetinin yagın olduğu Fransa’da ise kalori alımının yaklaşık %35'i UPF'lerden sağlanıyor ve ülkede UPF’ler süpermarketlerdeki gıda arzının yaklaşık %80'ini oluşturuyor.

UPF tüketimindeki artışla 1970’ten bu yana küresel çapta sperm sayısı %60 azaldı

UPF tüketimindeki artışla eş zamanlı olarak semen kalitesi küresel olarak azaldı ve sperm sayısı 1970'lerden bu yana yaklaşık %60 oranında düştü. Semen kalitesi parametrelerindeki düşüşün altında yatan şüpheli faktörler arasında vücut ağırlığında artış, doymuş ve trans yağ alımı ve endüstriyel kaynaklı endokrin bozucu kimyasallara maruz kalma eğilimleri yer alıyor.

UPF’ler, dokularını, tatlarını veya raf ömürlerini değiştirmek üzere tasarlanmış endüstriyel işlemlerle elde edilir ve bireylerin ticari olarak temin edemeyeceği katkı maddeleri (emülgatörler, tatlandırıcılar, lezzet arttırıcılar, koruyucular ve nitrit tuzları, invert şeker vb.) içerir. Kahvaltılık gevrekler, nugget'lar ve işlenmiş etler, hazır erişteler, kurutulmuş çorbalar, soslar, endüstriyel ekmekler ve bisküviler, şekerli içecekler veya pakette puding, dondurma, aromalı yoğurt gibi endüstriyel sütlü tatlılarda kullanılır.

Bu gıdaların sağlık üzerindeki etkisini tahmin eden çalışmaların çoğu, UPF gıdalarını çok tüketen toplumlarla az tüketen veya hiç tüketmeyen bireylerin sağlık durumlarını karşılaştıran analizlere dayanıyor. 

Yeni çalışmada araştırmacılar, UPF’ler ile hastalıklar arasındaki nedensel bağı incelemek için, ilaç araştırmalarına benzer biçimde yaklaşık kırk katılımcıyla bir klinik deney gerçekleştirdi.

Başlangıçta, katılımcıların diyetleri üç hafta boyunca izlendi: Bazıları %75'ten fazla ultra işlenmiş gıda tüketirken, diğerlerine tam olarak aynı kalori alımını temsil eden işlenmemiş veya minimum işlenmiş gıdalardan oluşan yemekler verildi. Üç aylık bir aradan sonra, katılımcılar çalışmanın ikinci aşamasına başladı. İkinci üç haftalık periyotta roller tersine döndü: Ultra işlenmiş diyet alan kişilere minimum işlenmiş veya işlem görmemiş diyet verildi ve tersi de diğer grup için geçerliydi.

Ardından araştırmacılar sabit kalori alımıyla üç haftalık ultra işlenmiş bir diyetin etkisini değerlendirdiler. Sadece 21 günde, ultra işlenmiş diyet, hiç veya çok az işlenmiş bir diyete kıyasla, ağırlıklı olarak yağ kütlesinde olmak üzere, kilo alımını yaklaşık 1,5 kilo artırdı. 

Bireylerin biyolojisi bozuldu

Araştırmaya göre ultra işlenmiş gıdalar, yalnızca kolesterolü yükseltmekle kalmıyor; vücudun enerji metabolizmasını düzenleyen hormonları da azaltıyor. Aşırı tüketim, sperm üretimi ve hareketliliğinde düşüşe yol açarak doğurganlığı tehdit ediyor.

Araştırmada, ultra işlenmiş gıdaların içerdiği kirleticiler de incelendi. UPF ağırlıklı bir diyete geçişin ardından, endokrin bozucu olarak bilinen bir plastikleştiricinin (ftalat, cx-MINP) kandaki seviyesinde artış eğilimi saptandı. Bu kirliliğin, hem gıdayla temas eden plastik ambalajlardan hem de endüstriyel üretim sürecinde kontaminasyon riskini artıran çok sayıda işlemden kaynaklanabileceği belirtildi.

Bununla birlikte sonuçlar şaşırtıcıydı: Minimum işlenmiş diyet uygulanan katılımcılarda, doğada çok zor parçalanan ‘sonsuz kimyasallar’ (PFAS, per- ve polifloroalkil maddeler) seviyeleri daha yüksek çıktı. Araştırmacılar bu durumu açıklayamasalar da, çalışma sırasında çalışılan şirketin yemek hazırlama yöntemleriyle ilişkili olabileceğini düşünüyorlar. Çünkü PFAS, yapışmaz tava/teflon kaplamalarda ve gıda ambalajlarında da bulunuyor.

Aşırı işlenmiş gıdalar, lityum seviyesini düşürerek depresif ruh halini artırabilir

Daha da şaşırtıcı olan, aşırı işlenmiş gıdaların vücuttaki lityum seviyelerini düşürerek ruh hali düzenini bozabilmesidir. Bu durum depresyonla ilişkili olabilir. Araştırmada, işlenmemiş diyete kıyasla ultra işlenmiş beslenmenin anksiyete ve stres üzerinde belirgin bir etkisi görülmezken, depresyon skorlarını artırma eğilimi saptandı.

2024 yılında British Medical Journal'da uluslararası bir ekip, mevcut gözlemsel çalışmaları sentezleyerek, UPF tüketimi ile kardiyovasküler hastalıklar, metabolik bozukluklar, kanserler, her nedene bağlı ölümler vb. arasındaki bağlantıların yanı sıra depresif sendromlarla da bir bağlantı olduğunu belirtmişti.

Kaynaklar: Le Monde  - Cell Metabolism

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın