Kıbrıs

Sahte poliçe davasında Ünal Üstel Hükümeti’nin sorumluluğu yok mu?

Sigorta şirketlerinin güvenli ödeme altyapıları tamamlanmadan kredi kartı ile ödeme zorunluluğunu yürürlüğe koyan Ünal Üstel Hükümeti'nin bu süreçteki sorumluluğu artık kamuoyu tarafından tartışılmak zorundadır.

Mikro-Makro Analiz

Günlerdir kamuoyunda detayları tartışılan sahte poliçe davasında polis, zanlıların 21 Nisan-5 Mayıs 2026 tarihleri arasında 25 kişinin kredi kartı bilgilerini kullanarak yaklaşık 5,7 milyon TL tutarında sahte sigorta poliçesi düzenlediğini açıkladı. Mahkemeye aktarılan olgulara göre, yüzlerce kişi adına, bu kişilerin bilgisi ve onayı olmadan sahte Ferdi Kaza Sigortası poliçeleri üretildi.

Kuşkusuz davanın adli boyutu yargının konusu. Ancak ortaya çıkan tablo yalnızca birkaç kişinin işlediği iddia edilen suçlarla sınırlı değil. Asıl sorgulanması gereken, böylesi bir olayın nasıl mümkün hale geldiği ve devletin bu süreçteki sorumluluğudur.

Üçüncü Şahıs Sigortası ve kamu yararı

Davanın ayrıntılarına göre, Üçüncü Şahıs Sigortası için getirilen yalnızca kredi kartıyla ödeme zorunluluğu, zanlıların kredi kartı bilgilerine ulaşmasını kolaylaştırdı. Bu bilgilerin kopyalanmasının ardından ise çıkarılması en kolay sigorta türlerinden biri olan Ferdi Kaza Sigortası üzerinden sahte poliçeler düzenlendi.

Üçüncü Şahıs Sigortası, devlet tarafından yaptırılması zorunlu tutulan bir sigorta türüdür. Trafik kazalarında zarar gören üçüncü kişilerin mağduriyetini gidermeyi amaçlar.

Motorlu Araçlar (Üçüncü Şahıs Sigortası) Mal Zararlarına İlişkin Yükümlülükler Tüzüğü’ne göre sigorta şirketleri, tek bir olay sonucu meydana gelen herhangi bir kaza veya zincirleme kazalarda 1 milyon 200 bin TL’ye kadar olan mal zararlarını karşılamakla yükümlüdür. Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde ise sigorta şirketlerinin sorumluluğu 8 milyon TL’ye kadar çıkmaktadır.

Dolayısıyla bu sistem yalnızca araç sahiplerini değil, trafik kazasında hiçbir sorumluluğu olmadığı halde zarar görebilecek tüm vatandaşları ilgilendiriyor. Bu nedenle sistemin güvenilirliği ve etkin biçimde denetlenmesi kamu yararı açısından kritik önem taşıyor.

Kredi kartı zorunluluğu nasıl getirildi?

KKTC’de 17 Kasım 2025 itibarıyla zorunlu trafik sigortalarında kredi kartıyla ödeme dönemi başladı. Ünal Üstel Hükümeti tarafından yürürlüğe konulan uygulamayla Üçüncü Şahıs Sigortası primlerinin kredi kartıyla ve tek çekimle ödenmesi zorunlu hale getirildi.

Düzenleme kamuoyuna, üçüncü şahısların zararlarının güvence altına alınması ve sigorta sisteminin daha sağlıklı işlemesi amacıyla sunuldu.

Ancak önemli bir sorun vardı: Birçok sigorta şirketinin teknik altyapısı bu uygulamaya hazır değildi. Bu sorunun sahte poliçelere davetiye çıkarabileceği, sektör temsilcileri tarafından defalarca dile getirildi. Buna rağmen hükümet bu eleştirileri dikkate almadı.

3D Secure olmadan kredi kartı dönemi

Bugün dünyanın büyük bölümünde internet üzerinden yapılan kartlı ödemelerde temel güvenlik standardı, kişinin işlemi kendisinin onayladığı 3D Secure doğrulamasıdır. Kart sahibi, kendi güvenliği açısından kart bilgilerini bizzat girer ve işlem ek doğrulamayla tamamlanır.

Kredi kartıyla ödeme zorunluluğu getirilirken çok sayıda sigorta şirketi henüz 3D Secure altyapısına sahip değildi. Buna rağmen uygulama yürürlüğe konuldu.

Sonuç olarak bazı işlemlerde vatandaşlardan kredi kartı numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik kodu gibi hassas bilgiler telefon üzerinden alınmaya başlandı.

Bu durum, çağdaş finans sistemlerinde kabul gören güvenlik anlayışıyla ciddi biçimde çelişiyordu.

Devlet vatandaşın yapmaması gereken şeyi normalleştirdi

Bankalar ve devletin ilgili kurumları, yıllardır vatandaşlara kredi kartı bilgilerini ve özellikle güvenlik kodlarını telefon üzerinden paylaşmamaları yönünde uyarılarda bulunuyor.

Ancak zorunlu trafik sigortası uygulamasıyla vatandaşlardan fiilen bunun tam tersini yapmaları beklendi.

İnsanlara kredi kartı numaralarını, son kullanma tarihlerini ve güvenlik kodlarını telefon üzerinden paylaşmalarının olağan olduğu mesajı verildi.

Bu yalnızca teknik bir eksiklik değil, dijital güvenlik kültürü açısından da ciddi bir sorundur.

Sorun teknoloji eksikliği değil, Hükümetin göz göre göre aldığı riskti

Bugün kullanılan teknolojiler düşünüldüğünde, şirketlere yeterli zaman verildiğinde güvenli ödeme sistemleri oluşturmak teknik olarak zor değildir.

Asıl soru şu: Sigorta şirketlerinin tamamı güvenli ödeme altyapılarına geçmeden neden kredi kartı ile ödeme zorunluluğu getirildi?

Sektörün teknik hazırlığını tamamlaması beklenebilecekken uygulama neden ertelenmedi?

Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi görevini yerine getirdi mi?

Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası’na göre dairenin temel görevlerinden biri, “sigorta sözleşmelerinde yer alan tarafların hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda faaliyet göstermesini sağlamaktır.”

Bugün ortaya çıkan tabloya bakıldığında, kamuoyunun sorması gereken soru yalnızca “zanlılar bunu nasıl yaptı?” değildir.

Aynı zamanda şu soru da sorulmalıdır: Bu sistemin oluşmasına kim izin verdi?

Eğer ele geçirilmiş kredi kartı bilgileri kullanılarak yüzlerce poliçe düzenlenebiliyorsa, burada yalnızca bireysel suç değil, aynı zamanda sistem güvenliği sorunu da vardır.

5,7 milyon TL’den daha büyük sorun

Bu davanın en çarpıcı yönü, ortaya çıkan rakam değil, böylesine riskli bir uygulamanın tüm uyarılara rağmen yürürlüğe konulmuş olmasıdır.

Bugün 25 kişinin kredi kartı bilgilerinin kullanıldığı konuşuluyor. Bu sayı 250 veya 2 bin olsaydı ne olacaktı?

Her sistemde suç işlemeye çalışan kişiler bulunabilir. Asıl mesele, devletin bu tür girişimlere karşı gerekli güvenlik önlemlerini alıp almadığıdır.

Sektör temsilcileri, kredi kartı zorunluluğu yürürlüğe girmeden önce altyapı eksikliklerini dile getirdi; 3D Secure sistemine geçiş için süre istedi, güvenlik risklerine ve sistemdeki açıkların istismar edilebileceğine dikkat çekti. Ancak Ünal Üstel Hükümeti, tüm bu uyarılara rağmen uygulamayı hayata geçirmekte ısrar etti.

Bugün mahkemede konuşulanlar, o dönemde yapılan uyarıların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.

Peki, sigorta şirketlerinin güvenli ödeme altyapıları tamamlanmadan kredi kartı zorunluluğunu yürürlüğe koyan Ünal Üstel Hükümeti ve ilgili kurumlar bu yaşananlarda hiçbir sorumluluk taşımıyor mu?

Çünkü görünen o ki, bugün yargı önündeki mesele yalnızca sahte poliçe düzenlemekle suçlanan kişilerle sınırlı kalmıyor; tüm uyarılara rağmen vatandaşların kredi kartı bilgilerini riske atan yönetim anlayışı da bu davanın merkezinde duruyor. Eğer devletin görevi vatandaşın kişisel ve finansal verilerini korumaksa, bu davadan çıkarılması gereken en önemli sonuç Ünal Üstel Hükümeti’nin bu süreçteki sorumluluğunun kamuoyu önünde tartışılmasıdır.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın