Franz Kafka (1883-1924), gerçekten de oyuncak bir bebeğin mektupları biçiminde kaleme alınmış bir roman yazdı mı? Eğer yazdıysa, bu eser, ölümünden sonra yayımlanan ve tamamlanmamış üç büyük başyapıtı 'Amerika', 'Dava' ve 'Şato'nun yanına eklenmelidir.
Ancak Kafka, ölümünün ardından geriye bıraktığı günlükler, not defterleri, mektuplar ve el yazmaları arasında bu eserden hiçbir yerde söz etmez. Verem nedeniyle genç yaşta yaşamını yitiren yazarın ardında bıraktığı bu devasa arşiv, edebiyat tarihinin en kapsamlı yazın miraslarından biri olarak kabul edilir.
Buna rağmen, varlığı kanıtlanamamış bu eser son yıllarda da birçok yazara ilham verdi. Fabrice Colin'in Kafka'nın Bebeği (2016) ile Larissa Theule ve Rebecca Green'in Kafka ve Bebek (2023) adlı kitapları bunlar arasında yer alıyor.
1923 sonbaharında yazıldığı düşünülüyor
Hayalet bir eser olmasına rağmen "Bebek Romanı", Kafka araştırmacılarının bir gün ortaya çıkarabileceklerini umut ettikleri en büyük edebiyat gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Romanın yazılmış olabileceği dönem ise oldukça net: 1923 sonbaharı.
Kafka o sırada ölümüne neden olacak verem hastalığıyla mücadele ediyordu. Aynı zamanda iki büyük hayalini gerçekleştirmek üzereydi: Prag'dan ve ailesinden ayrılarak Berlin'e yerleşmişti; ayrıca Polonyalı Yahudi Dora Diamant (1900-1952) ile evlenmeyi planlıyordu.
İkili, Ağustos 1923'te Almanya'nın Müritz kentindeki bir Yahudi yaz kampında tanıştı. Dora'nın geleneksel Ortodoks bir aileden gelip bu çevreden kopmuş olması Kafka'yı etkilemişti. Eğitim ve çocukluk konularına duyduğu ilgi de ikiliyi birbirine yaklaştırdı.
Çocuğu olmamasına rağmen Kafka eğitim meseleleri üzerine yoğun biçimde düşünüyordu. Kız kardeşlerinden ve ilk nişanlısı Felice Bauer'den pedagojik görüşlerini değerlendirmelerini bile istemişti.
Steglitz Botanik Bahçesi'ndeki karşılaşma
Söz konusu "kayıp roman"a ilişkin bilinenler de bu döneme dayanıyor.
1923 sonunda Berlin'in Steglitz semtinde yaşayan Kafka, hiperenflasyonun ve siyasi kaosun hüküm sürdüğü Almanya'da oldukça mütevazı bir hayat sürüyordu. Dora ile birlikte yaptığı botanik bahçesi yürüyüşleri en büyük eğlencesiydi.
Anlatıya göre Kafka, bu yürüyüşlerden birinde kaybolan bebeği için ağlayan küçük bir kızla karşılaştı.
Onu teselli etmek isteyen Kafka, bebeğin aslında seyahate çıktığını ve kendisine mektup gönderdiğini söyledi. Ertesi gün mektubu getireceğine söz verdi.
Ardından üç hafta boyunca küçük kıza, bebeğin yeni yaşamını ayrıntılarıyla anlatan mektuplar getirdi. Son mektupta ise bebeğin evlendiği ve artık geri dönemeyeceği yazıyordu.
Hikâyenin tek tanığı Dora Diamant
Sorun şu ki, bu olay yalnızca Dora Diamant'ın anlatımına dayanıyor. Kafka biyografi yazarı Reiner Stach'a göre hikâye, Kafka'nın hayranlık duyduğu Alman yazar Jonathan Peter Hebel'in ahlaki öykülerini hatırlatıyor.
Dora ise Kafka'nın her cümleyi "durumu tamamen kabul edilebilir kılan mizahi bir titizlikle" yazdığını anlatıyor.
Hatta olaydan şu sonucu çıkarıyor: "Franz, bir çocuğun küçük çatışmasını sanat yoluyla çözdü. Dünyaya düzen vermek için sahip olduğu en etkili araç buydu."
Dora'nın anlatısı da dolaylı bir kaynak
Anlatının güvenilirliğini zayıflatan bir başka unsur ise Dora'nın bu hikâyeyi kendisinin yazmamış olması.
Olay, Kafka'nın Fransız çevirmeni Marthe Robert tarafından kaleme alındı.
Robert, 1950 yılında Paris'te Dora ile tanıştıktan sonra Londra'da da onu birçok kez ziyaret etti. Dora'nın 1952'deki ölümünün ardından, Evidences dergisinde yayımladığı "Dora Dymant'ın Kafka Üzerine Yayımlanmamış Notları" başlıklı yazıda ilk kez bu bebek hikâyesini aktardı.
Robert, anlatıyı Dora konuşurken not aldığını belirtiyordu.
Mektuplara ne oldu?
Dora, mektupların akıbeti konusunda hiçbir bilgi vermedi.
Kafka bunları sakladı mı? Dora'nın topladığı evrakların arasında mıydı? Yoksa küçük kıza mı verdi? Bilinmiyor.
Bilinen tek şey, Kafka'nın yakın dostu Max Brod'un yazarın el yazmalarını aradığı dönemde Dora'nın bunları yaktığını söylediği, ancak gerçekte Berlin'deki evinde sakladığıdır.
Öte yandan 1959 ve 2000 yıllarında Steglitz Parkı'ndaki "küçük kız"ı bulmaya yönelik tüm girişimler sonuçsuz kaldı.
Kafka'nın kendi mektubu bambaşka bir tablo çiziyor
Kafka'nın Steglitz Botanik Bahçesi'nde yaşadığı doğrulanabilen tek olay ise bambaşka bir nitelik taşıyor.
Ekim 1923'te kız kardeşi Elli Hermann'a yazdığı mektupta şöyle diyor: "Geçenlerde güneşte botanik bahçesinde oturuyordum. Yanımdan bir kız okulu geçti. İçlerinden uzun boylu, sarışın bir kız bana gülümseyip bir şey bağırdı. Ben de sıcak bir şekilde gülümsedim. Arkadaşlarıyla dönüp bana tekrar tekrar baktılar. Sonra ne dediğini anladım. 'Yahudi' demişti."
Reiner Stach, sonraki tarihsel gelişmeler düşünüldüğünde bu satırları ürpertici buluyor.
Gestapo'nun el koyduğu belgeler gizemi arttırdı
1933 yılında Gestapo, Dora Diamant'ın Berlin'deki evine baskın düzenleyerek elindeki tüm belgelere el koydu.
Savaşın ardından bu arşivler Sovyetler Birliği'nin eline geçti, daha sonra Doğu Almanya'ya devredildi ve bugün Alman Federal Arşivleri'nde bulunuyor. Ancak belgeler hiçbir zaman araştırmacıların ayrıntılı biçimde inceleyebileceği şekilde tasnif edilmedi.
Kafka'ya ait yeni el yazmalarını bulmak amacıyla yapılan araştırmalar da bugüne kadar sonuç vermedi.
Bir edebiyat efsanesi yaşamayı sürdürüyor
Doğrudan kanıt bulunmadığı için "Bebek Romanı"nın gerçekten var olduğunu kabul etmek güç görünüyor. Dora Diamant'ın bu hikâyeyi tamamen uydurduğuna inanmak da kolay değil. Ancak Kafka'nın el yazmaları konusunda Max Brod'a yalan söylemiş olması, tanıklığını tartışmalı hale getiriyor.
Üstelik Max Brod da aynı olayı Dora'dan dinlediğini, ancak biraz farklı biçimde aktarıyor. Brod'a göre Kafka, Berlin'den ayrılmadan önce küçük kıza yeni bir bebek hediye etmişti. Reiner Stach ise Kafka'nın o sırada başka bir semte taşınmış olması nedeniyle bu ayrıntının pek olası olmadığını düşünüyor.
Sonuç olarak "Bebek Romanı" hâlâ bir edebiyat efsanesi olarak varlığını sürdürüyor.
Yine de hikâye, Kafka'nın dünyasına ve üslubuna öylesine uyuyor ki, kayıp el yazmasının bir gün gerçekten ortaya çıkabileceğini hayal etmekten vazgeçmek zor görünüyor.
Kaynak: Le Monde













Yorumunuz