Arnavutluk’ta Jared Kushner tarafından desteklenen milyarlarca dolarlık lüks tatil köyü projesi, tapuda sahtecilik yapıldığı belirlenen bir arazi nedeniyle büyük bir krizin içine girdi.
Ülkenin güneybatısındaki Zvernec köyünde yaşayanlar, Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner’a iki yıl önce gönderdikleri mektupla, projenin üzerinde yükselmesi planlanan arazilerin geçmişte şüpheli yöntemlerle ele geçirildiği konusunda uyarıda bulunduklarını söyledi.
Köylüler, söz konusu arazilerin 2000’li yıllarda, organize suç bağlantıları olduğu ileri sürülen Artur Shehu tarafından kendilerinden alındığını iddia ediyor. Shehu ise uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve organize suç suçlamalarını reddediyor.
Kushner destekli geliştirme grubu ise tüm arazi alımlarının yasalara uygun yapıldığına inandığını belirtiyor. Grup, arazi sahipleriyle ilgili iddiaların Arnavutluk hukuk sistemi içinde çözülmesi gereken konular olduğunu savunuyor.
Flamingoların uğradığı kıyıdaki 5 milyar dolarlık proje
Zvernec, Arnavutluk’un Vlore kenti yakınlarında, Narta Lagünü’nün kıyısında yer alan küçük bir sahil yerleşimi.
Bölge, masmavi denizi, flamingoların uğradığı lagünü, doğal alanları ve 700 yılı aşkın geçmişe sahip Bizans döneminden kalma manastırıyla biliniyor. Köy, deniz manzaralı tepeleri, incir ve nar ağaçlarıyla çevrili sakin yapısıyla dikkat çekiyor.
Jared Kushner, 2024 yılında Arnavutluk’ta Akdeniz tarzı lüks bir tatil köyü projesinin görsellerini sosyal medya hesabından paylaşmıştı.Planlarda, Sazan Adası’ndaki yamaçlara yerleştirilecek villalar ve Zvernec sahillerini çevreleyecek oteller yer alıyordu. Projenin toplam değerinin yaklaşık 5 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Kushner’ın Arnavutluk ilgisi, eşi Ivanka Trump ile birlikte çıktığı Akdeniz gezisi sırasında başlamıştı. Çift, Karadağ ve Yunanistan arasında seyahat ederken Arnavutluk kıyılarını keşfetmiş, eski bir askeri bölge olan Sazan Adası’ndan etkilenmişti.
Daha sonra Kushner, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile Sazan Adası’nın geliştirilmesi konusunda anlaşmaya vardı ve ABD’li geliştirici Asher Abehsera ile projeler üzerinde çalışmaya başladı.
Köylüler: “Dedelerimizin ekip biçtiği topraklar elimizden alındı”
Wall Street Journal’ın görüştüğü 71 yaşındaki Zoi Pula, ailesinin nesiller boyunca bu bölgede yaşadığını ve büyük dedesinin yarımadadaki araziyi hayvan otlatmak için kullandığını anlatıyor.
Komünist dönemde toprakların kolektifleştirildiğini, ailesinin bu arazilerde patates, soğan ve çeşitli ürünler yetiştirdiğini söylüyor. 1991’de rejimin sona ermesinden sonra ailesine tarım arazisinin bir bölümü iade edilmiş.
Ancak 2000’li yılların ortalarında köylüler, yerel emlak yetkililerinin yarımadadaki arazilerin kontrolünü Artur Shehu’ya verdiğini öğrendi.
Pula, “Çıldırdık. Öfkelendik. Bu psikolojik bir sorundu” ifadelerini kullanıyor.
Osmanlı tapusu üzerinde sahtecilik yapılarak arazi çalındı
Zvernec krizinin merkezindeki en önemli başlıklardan biri, Osmanlı dönemine ait olduğu ileri sürülen tapu kayıtları. Arnavutluk’ta eski rejimin sona ermesinden sonra kamulaştırılan arazilerin iadesi için çıkarılan yasalar, çok sayıda çakışan mülkiyet iddiasını beraberinde getirdi.
Bu iddialar yıllarca mahkemelerde sürüncemede kaldı. Yetkililer de bu süreçte çok sayıda yolsuzluk vakası tespit etti. Köylüler ve diğer hak sahipleri, Shehu’nun Zvernec’teki arazileri ele geçirmek için benzer yöntemler kullandığını iddia ediyor.
İddialara göre Shehu, atası Seit Shehu’nun geçmişte bu topraklara sahip olduğunu göstermek amacıyla tarihi belgeler kullandı.
2007 yılında Shehu’nun avukatlarından birinin, Osmanlı dönemine ait bir tapu kaydının yanlış çevrilmiş bir versiyonunu tapu yetkililerine sunduğu ileri sürüldü.
Mahkeme kayıtlarına göre arşivci, Osmanlı Türkçesinden yapılan çeviri sırasında orijinal sahibin adını silerek yerine Shehu’nun adını yazdı.
Avukat ve arşivci daha sonra sahte belgelerle ilgili suçlamalardan mahkûm edildi. Arnavutluk Yüksek Mahkemesi de söz konusu belgenin sahte olduğuna hükmetti.
Artur Shehu hakkındaki iddialar
60 yaşındaki Artur Shehu bugün Miami’de yaşıyor. Miami Beach’te yaklaşık 4 bin metrekarelik bir evin sahibi olduğu belirtiliyor. Ancak geçmişi, Arnavutluk’un komünizm sonrası çalkantılı dönemleriyle bağlantılı.
Soğuk Savaş boyunca dış dünyadan kopuk kalan Arnavutluk, 1990’larda rejimin çöküşünden sonra siyasi istikrarsızlık, organize suç ve ekonomik krizlerle mücadele etti. Ülke ayrıca büyük bir piramit finans sistemi nedeniyle neredeyse iç savaşa sürüklenmişti.
Shehu, bu dönemde Vlore kentinde otel dahil çeşitli işletmelere sahip bir girişimci olarak ortaya çıktı.
Ancak Arnavut ve İtalyan yetkililer tarafından uzun süre organize suç bağlantılarıyla ilişkilendirildi. Eski Arnavut polis yetkilisi Dritan Zagani, Shehu’nun İtalyan mafyasıyla bağlantılı olduğu, esrar kaçakçılığı yaptığı ve sürat tekneleriyle insan kaçakçılığına karıştığından şüphelenildiğini söyledi.
1999’da bir barda rakip bir grupla silahlı çatışmaya girdiği iddia edildi. Eski polis yetkilisi Zagani, “Bundan sonra Artur ortadan kayboldu” dedi. Shehu’nun avukatı ise bu suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu, Shehu’nun antikomünist görüşleri nedeniyle hedef alındığını savunuyor.
Uyuşturucu soruşturması ve Kushner anlaşması
2012’de İtalyan savcılar, İtalyan organize suç gruplarıyla bağlantılı daha geniş bir soruşturma kapsamında Shehu’nun tutuklanmasını istedi. İtalyan mahkemesi ise yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetti.
Haziran ayında Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi SPAK, Avrupa ülkelerindeki soruşturmalardan gelen dosyalar üzerine harekete geçti. Savcılar Shehu’yu, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı ağı içinde liderlik rolü oynamak ve kara para aklamakla suçladı.
Savcılara göre ağ, Ekvador’daki kokain üretiminden Avrupa dağıtımına kadar zincirin birçok aşamasında faaliyet gösteriyordu. Kokain sevkiyatlarının meyve, soya ve şeker gibi ürünlerin arasına gizlendiği iddia edildi.
Savcılar ayrıca uyuşturucu gelirlerinin kripto para ve kaçak nakit yoluyla Arnavutluk’a aktarıldığını, daha sonra gayrimenkuller aracılığıyla aklandığını ileri sürdü.
Kushner’a mektup: “Bu projeye devam etmeyin”
Zvernec köylüleri, Kushner’ın şirketine Eylül 2024’te bir mektup göndererek devam eden arazi anlaşmazlıkları nedeniyle projeye devam edilmemesi çağrısında bulundu. Mektupta, geliştiricilerin “köyün gerçek mülkiyet haklarını zedeleyecek eylemlerden kaçınması” istendi. Buna rağmen proje ilerledi.
Kushner destekli grup, Artur Shehu dahil özel arazi sahiplerine toplamda 240 milyon dolardan fazla ödeme yaptı. Shehu’ya yapılan ödemenin ise 110 milyon euro (yaklaşık 125 milyon dolar) olduğu savcılar tarafından belirtildi.
Dikenli teller, güvenlik görüntüleri ve büyüyen protestolar
Nisan ayında Kushner destekli grup, koruma altındaki yarımadanın çevresine inşaat çitleri ve dikenli teller yerleştirdi. Yerel halk protesto için geldiğinde özel güvenlik görevlileri bölgeyi kapattı. Bir güvenlik görevlisinin köylülerden birine yumruk attığı ve onu sahilde sürüklediği görüntüler büyük tepki topladı.
Görüntüler sosyal medyada hızla yayıldı. Tiran’da protestolar başladı. Göstericiler Kushner, flamingolar ve Trump görsellerinin bulunduğu pankartlarla sokaklara çıktı. Hareket “Flamingo Devrimi” adıyla anılmaya başladı.
Ailelerinin nesiller boyunca kullandığı toprakları geri isteyen köylüler arasında Zvernec köyünün lideri Kostaq Konomi de bulunuyor. “Şu anda tek istediğim şey, topraklarımı bana geri vermeleri” diyor.
Kaynak: Wall Street Journal













Yorumunuz