Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda, Ektam işçilerinin yaşadığı sorunlar ile Kıbrıs konusu görüşüldü.
CTP Milletvekilleri Devrim Barçın, Ongun Talat, Ürün Solyalı, işçilerin sorunlarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu da işveren ve işçi arasındaki diyalogun yeniden oluşturulması gerektiğini, çalışanların iş yerlerine geri dönmesi için gerekenin siyaset değil destek olduğunu ifade etti.
CTP Milletvekili Barçın: “Bakanlığın Ektam’a gerekli cezai müeyyideleri başlatması gerekiyor”
CTP Milletvekili Devrim Barçın “Ektam İşçilerinin Direnişi ve Çalışma Bakanlığının Yapması Gerekenler” konulu güncel güncel konuşma yaptı.
Ektam işçileri konusunda gelişmeler olduğunu dile getiren Barçın, işten çıkarılan işçilerin haklarını alabilmeleri için hükümetin atması gereken adımlar konusunda söz aldığını söyledi.
Barçın, Ektam işçilerinin toplu sözleşme yapma aşamasındayken yapılan tebligatla toplu işten duruma kararıyla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.
İşçilerin sendikalı oldukları için işlerine son verildiğini söyleyen Barçın, işverenin ekonomik nedenlerle işten durdurma kararı aldığını açıklanmasına rağmen, asıl nedenin işçilerin sendikalı olmak istemesi olduğunu söyledi.
İşçilerin en demokratik hakları olan sendikalaşma nedeniyle işten durdurulduklarının “gün gibi ortada” olduğunu savunan Barçın, Başbakan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın Ektam işçilerini ziyaret etmesini “trajikomik” olarak niteledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın orada yaptığı konuşmaların önemli olduğunu dile getiren Barçın, Bakanın, işvereni iki kez çağırdığını ancak ne sendikanın ne de kendilerinin dikkate alındığını söylediğini aktardı.
Barçın, Bakanın “Ben sendika ile görüşmem” şeklindeki ifadesini eleştirdi.
Bakanlığın, işçilerin haksız fesih nedeniyle işten durdurulduğunun bildirilmesi durumunda bu kararı yürürlüğe koymaması gerektiğini dile getiren Barçın, aksi durumda işverene mahkeme yolunun gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Yasanın öngördüğü şekilde her işçinin maaşın yüzde 15’i kadar vardiya ödeneği alması gerektiğini belirten Barçın, Ektam işçilerinin bugüne kadar vardiya ödeneği almadan çalıştırıldığını söyledi.
Bakanlığın gerekli cezai müeyyideleri başlatması gerektiğini dile getiren Barçın, işverenin yasadışı uygulamaları nedeniyle cezalandırılması gerektiğini belirtti.
11 Şubat tarihinde İçişleri Bakanlığına Ektam işçilerine yardım toplama izni için yapılan başvuruya 13 gün geçmesine rağmen cevap verilmemesini eleştiren Barçın, bunun işverenin yanında yer alındığının göstergesi olduğunu savundu.
Çözümün direnişten geçtiğinin belli olduğunu dile getiren Barçın, yardım amaçlı hesap açılmasının derhal önünün açılması gerektiğini belirtti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu da yerinden söz alarak, toplu işten çıkarma söz konusu olması halinde işverenin 3 ay boyunca yeni istihdam yapamayacağını belirtti ve kararın yürürlüğe konmaması halinde işverenin yeni istihdam yapıp yapamayacağını sordu.
Barçın, toplu işten çıkarılma halinde 3 ay içinde yeni istihdam yapılmayacağını dile getirerek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın elindeki yasal yetkileri kullanması gerektiğini kaydetti.
Haksız fesihin net olduğu bir durumda bu işlemin yürürlüğe konulmaması gerektiğini belirten Barçın, ayrıca vardiya ödenekleri ve yükümlülükler hakkında da işverene yaptırım yapılması gerektiğini söyledi.
CTP Milletvekili Talat: “Hükümet ve bakan işveren Ektam’ın yanında”
CTP Milletvekili Ongun Talat da, “Ektam Grevinde Çuvallayan Hükümet” konulu güncel konuşma yaptı.
Ektam’da hükümetin işçileri koruma noktasına gelemediğini dile getiren Talat, ilgili bakanın yapılan durdurmaları uygulamaya koymaması halinde bu duruma gelinmeyeceğini kaydetti.
Hasipoğlu’nun “işverenin de kırmızı çizgileri var” beyanatını eleştiren Talat, bu ifadelerin sendikalardan vazgeçilmesi mesajı içerdiğini belirtti.
Hasipoğlu ise yerinden “Biraz bilimsel konuş. Popülizm yapma. Uyduruyorsun” ifadelerini kullandı.
Talat, hükümet ve bakanı iş yasasındaki maddelere rağmen fesihleri yürürlüğe koymamasının işverenin yanında yer aldığının göstergesi olduğunu söyledi.
İşçilere 2024 yılından itibaren mobbing uygulandığını dile getiren Talat, bundan dolayı 34 kişinin iş bıraktığını, 15 kişinin de işten durdurulduğunu kaydetti.
Talat, işçilerin iş güvencesi altında çalışmak istemelerinin haklı olduğunu belirtti ve işçilerin iş tanımının yapılması gerektiğini söyledi.
İşçilerin düzensiz mesai ödenekleri ile ilgili talepleri bulunduğunu dile getiren Talat, işçilerin Anayasal haklarını kullanarak sendikalaşmasının ardından toplu işten durdurma kararı alındığını belirtti ve “Bu bir utançtır” dedi.
Bakandan açık bir mesaj beklediklerini dile getiren Talat, işverene karşı somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
İşçilere destek hesabının açılması için 11 Şubat’ta yapılan başvuruya cevap verilmemesini de eleştiren Talat, hükümetin işçilerin yanında olup olmadığı konusundaki "tavrını net net bir şekilde göstermesi" gerektiğini belirtti.
İLO sözleşmelerindeki maddelere göre işverenin işçileri durdurmadan önce bakanlığa bildirmesi gerektiğini dile getiren Talat, bu konu hakkında da bilgi istedi.
Talat, özel sektörde sendikalaşmanın da önünün açılması gerektiğini belirtti.
DP Milletvekili Akpınar Yaban Hayat Rehabilitasyon Merkezi tesisine ulaşmanın zorluğunu anlattı
Daha sonra DP Milletvekili Serhat Akpınar, “KKTC’de Doğayı Koruyan Görünmeyen Kahramanlar ve Devletin Sorumluluğu” konulu güncel yaptı.
Geçen hafta doğada yaralı bir yabani tavşan bulduklarını ve tedavi ettirdiklerini dile getiren Akpınar, Taşkent Doğa Parkı projesinde yer alan Yaban Hayat Rehabilitasyon Merkezi tesisine ulaşmanın zorluğunu anlattı ve ilgili kurumlara seslenerek sürece müdahil olmalarını istedi.
7/24 çalışan görevliler ve gönüllülerin çalışmalarını anlatan Akpınar, bunun ülkenin çevre ve itibar meselesi olduğunu kaydetti. Yaban hayatın korunmasının önemine dikkat çeken Akpınar, ülkedeki ekosistemin korunması için yapılan çalışmaları anlatarak bu değerli kuruluşun sürdürülebilir olması için hükümete yardım çağrısında bulunarak seferberlik başlatılması gerektiğini belirtti.
CTP Milletvekili Solyalı: “Ektam’a soruşturma açılmalı”
CTP Milletvekili Ürün Solyalı, “Ektam, Sendikalaşma ve Hükümet Tavrı” konulu güncel konuşma yaptı.
Özel sektörde sendikalaşmanın güvence altına alınması için mücadele verildiğini dile getiren Solyalı, Ektam işçilerinin direnişinin "tarih yazan bir direniş" olduğunu ve genel bir felsefeye kavuşmasının öneminin de farkında olduklarını kaydetti.
Hükümetin işçi lehine yorum yaparak hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken Solyalı, işçilerin "ciddi risk ve tehdit altındaki direnişlerini" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının izleyici konumunda izlememesi gerektiğini söyledi.
Devletin bu gibi konuları pozitif yükümlülükle ele alması gerektiğine dikkat çeken Solyalı, Ektam’da çalışan işçilerin haklarına yönelik işverene soruşturma açılması gerektiğini kaydetti.
İLO sözleşmelerinin maddelerini de okuyan Solyalı, işçilerin etkin koruma ve işten çıkarılma halinde yapılması gerekenleri anlattı.
Solyalı, hiç kimsenin işvereni batırma noktasında olmadığını fakat işverenin de yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti.
Binboğa’da toplu iş sözleşmesi haklarının uygulanmadığına yönelik iddialar olduğunu dile getiren Solyalı, bakanlığın bu konuda adım atma noktasında hareket edip etmeyeceğini sordu.
Bakan Hasipoğlu Ektam'da uzlaşının uzak olmadığını belirtti
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu söz alarak, Ektam işçileri konusunu Meclise taşıyanlara teşekkür etti.
Ektam işçilerinin sorunlarını ilk günden itibaren takip ettiklerini, sendika ile görüşmelere başladıklarını söyleyen Hasipoğlu, çalışanların sendikalaşma iradesine saygı duyduğunu kaydetti.
Açıklamalar ve beyanatlar üzerinden siyaset yapılmamasını istediğini dile getiren Hasipoğlu, oradaki işçilerin işlerine geri dönmek arzusunda oluklarını ve 19 gündür bu iş yerine kilit vurulduğunu kaydetti.
İşveren ve işçi arasındaki diyalogun yeniden oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Hasiopğlu, işçilerin tekrar iş yerlerine dönecek olmasının unutulmaması ve nihai hedeften kopulmaması gerektiğini belirtti.
İşçilerin iş yerlerine gönül bağları olduğunu dile getiren Hasipoğlu, kendisinin bakan olarak hem işçi hem de işveren ile görüşmek zorunda olduğunu söyledi ve uzlaşının da uzak olmadığını belirtti.
Muhalefetin de yapıcı muhalefetine ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Hasipoğlu, işçileri gerçekten uzak vaatlerle değil gerçekleri görerek sürecin yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
İşletmelerin rakiplerinin olduğunu söylen Hasipoğlu, rakiplerin bir tanesinin gitmesi halinde ülkede tekelciliğin önünün açılacağının da unutulmaması gerektiğini kaydetti.
Ektam’da yaşanan süreci anlatan Hasipoğlu, işveren ve işçilerle yapılan görüşmenin ardından işçi tarafının toplu iş sözleşmesi yapılmasını istemesi üzerine hemen süreci başlattıklarını fakat görüşmeye işveren tarafının gelmediğini belirtti.
Daha sonra uzlaştırma toplantısı yapmak için tarafları davet ettiklerini fakat işverenin yine gelmediğini dile getiren Hasipoğlu, işveren tarafını toplantıya gelmemesini polise şikâyet ettiklerini belirtti.
Ektam’da haksız bir fesih olduğunu fakat yasal mevzuatta sıkıntılar bulunduğunu söyleyen Hasipoğlu, işçilerin geri dönme haklarının geri verilmesinin somut gerçeklerin ortaya konması ve tarafların uzlaşıya varmasıyla olabileceğini kaydetti.
İşveren ile görüşme planlandığını ve işçilerin taleplerinin de işveren tarafına iletileceğini dile getiren Hasipoğlu, bu konunun kendisi için çok hassas bir konu olduğunu ve hükümet olarak da tarihte görülmemiş prim destekleriyle çalışanın hep yanında olduklarını vurguladı.
Hasipoğlu, Ektam konusunda çalışanların iş yerlerine geri dönmesi için gerekenin siyaset değil destek olduğunu ifade etti.
Bakan Hasipoğlu, Binboğa konusunu da yakından takip ettiklerini belirtti.
CTP Milletvekili Toros: “Kıbrıs daha olgun ve kararlı bir müzakere sürecinin eşiğinde”
CTP Milletvekili Fikri Toros, “Doğu Akdeniz’de Denge Arayışı” konulu güncel konuşma yaptı.
Toros, son zamanlarda yaşananların değerlendirildiğinde uluslararası zeminde Kıbrıs dosyasının yeni bir hareket kazandığının görüldüğünü dile getirdi.
Doğu Akdeniz’de denge arayışlarının daha fazla ötelenemeyeceğini kaydeden Toros, olası bir çözümü, uluslararası aktörlerin Kıbrıs’ı konuşması değil adadaki iki halkın iradesinin belirleyeceğini belirti.
Uluslararası sistemin artık çözümsüzlükleri barındırmaktan vazgeçtiğini dile getiren Toros, bunun Kıbrıs'ta çözümü zorunlu kılacağını söyledi.
Federasyon temelinde bir çözümün kararlılıkla uygulanması gerektiğine dikkat çeken Toros, Ankara ile Atina arasındaki yakınlaşmanın da Kıbrıs'ta gerilimi azaltacağını ifade etti.
Çözüm sürecinde devam eden çıkmazın aşılmasında enerji paylaşımı, başarısızlığa fırsat tanınmayacak bir müzakere süreci, gerçekçi uygulanabilir bir siyaseti gibi noktaların önemine değinen Toros, eş zamanlı siyasi irade ve müzakere sürecinin sürdürülebilir olmasının önemine işaret etti.
Doğu Akdeniz’deki hidro-karbon kaynaklarının çözümde katalizör olabileceğini dile getiren Toros, bölgedeki dengenin ve diyaloğun doğru okunmasıyla çözümün olabileceğini söyledi.
Doğu Akdeniz’deki dengenin ancak çözümle kalıcı olabileceğini dile getiren Toros, Kıbrıs’ın daha olgun ve kararlı bir müzakere sürecinin eşiğinde olduğunu kaydetti. Toros ayrıca, Kıbrıs’ın siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu iki bölgeli federal bir çözüm ile uluslararası toplumda yerini alması gerektiğini belirtti.
CTP Milletvekili Uluçay: “Türkiye’de gıda, yakıt ve enerji rakamlarında artış bekleniyor”
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Teberrüken Uluçay, “Çarşı, Ekonomi ve Siyaset” konulu güncel konuşmasında, Türkiye’de ocak ayı için açıklanan enflasyon oranının 2026 yılı için olumlu bir sinyal olmadığı görüşünü belirterek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın 2026 yılı sonu itibarıyla hedeflediği enflasyon oranlarını güncellemek durumunda kaldığını kaydetti.
Türkiye’deki hane halkı beklenti anketlerine de değinen Uluçay, gıda, yakıt ve enerji rakamlarında artış beklendiğini ifade etti. Uluçay, İstanbul Sanayi Odası Başkanı’nın, “Türkiye’de gerçek enflasyon gıda enflasyonudur. Tarımsal üretime daha çok destek verelim” dediğine dikkat çekti. Uluçay, ekonomistlere göre, “beklentilerin yüksek olmasının enflasyonla mücadelede dezavantaj yarattığını” söyledi.
Öte yandan Münih Güvenlik Konferansı öncesinde yapılan kamuoyu araştırmasında, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının ortalama yüzde 68 oranında güvenlik kaygısı olduğu sonucu çıktığına işaret eden Uluçay, AB ülkelerinin güvenlik konusunu ön plana çıkardığını söyledi.
Kıbrıslı Rumlar arasında yapılan kamuoyu yoklamasında yüzde 54 ile federal çözümün ön plana çıktığını ifade eden Uluçay, “Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması da Kıbrıslı Rumlar arasında bir güvensizlik sorunudur” dedi.
Bir süre önce Gazimağusa bölgesinde ortaya çıkan şap hastalığının, Larnaka’da da görüldüğüne işaret eden Uluçay, Kıbrıs adasında birçok konunun ortak mücadele istediğini vurguladı.
Hasipoğlu: “Rum tarafının bizi müzakere masalarında uyutmasına izin vermememiz gerekiyor”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu Uluçay’a yanıt verdi., Bugün liderler görüşmesi yapıldığına değinen Hasipoğlu, “Görüşme süreci Kıbrıs eksenine düşmüş vaziyette” dedi.
Hasipoğlu, BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in, 5+1 uluslararası toplantı oluşma sürecinin mümkün olmadığı görüşünü dile getirdiğini hatırlattı.
“Diyalog ve görüşmeler devam etsin. Buna bir itirazımız yoktur” diyen Hasipoğlu, siyasi eşitliğin ne anlama geldiği konusunda iki tarafın aynı noktada olmadığını söyledi. Hasipoğlu, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi şu pozisyonundan vazgeçmiş değildir, ‘Kıbrıslı Türkler sadece kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine katılabilecektir’ bu nokta yoruma açıktır, subjektif bir kriterdir” diye konuştu.
“Rum tarafının bizi müzakere masalarında uyutmasına izin vermememiz gerekiyor” diyen Hasipoğlu, sahadaki gerçeklik üzerinden iki egemen devlet olarak statüler eşitlenerek, görüşmelerin başlaması gerektiğini ifade etti.
Rum tarafının konfor alanı içerisinde masada görüşürmüş gibi yapmaya devam ettiğini dile getiren Hasipoğlu, Tufan Erhürman’ın, KKTC Cumhurbaşkanı olduğunu ve KKTC’yi uluslararası alanda daha da yükseltmek, yücelmek, hak ettiği yere getirmek için çaba göstermesi gerektiğini ancak bu şekilde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin konfor alanının zayıflayacağını söyledi.
Hasipoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin Kıbrıs konusunda aldığı kararlar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Hasipoğlu, şap hastalığı ile ilgili aşıların Başbakan’ın Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı’na verdiği talimatla Güney Kıbrıs’a gönderildiğini ve sınırda hastalıkla ilgili önlemler alınması için adım atıldığını dile getirdi.
Hasipoğlu son olarak, Cumhurbaşkanı’nın dört maddelik öneri sürecine de doğal takvim koyması gerektiğini ifade etti.
CTP Milletvekili Sami Özuslu’nun yerinden soruları üzerine Hasipoğlu, “Şu an bir müzakere masası yok o yüzden müzakereci de yok” diyerek, metodoloji ve prosedürün görüşüldüğünü belirtti.
“Sayın Cumhurbaşkanı ‘Ben federasyonu görüşeceğim’ diyorsa biz bunu tasvip etmeyiz” diyen Hasipoğlu, seçim sürecinde Cumhurbaşkanı’ndan bu cümleyi duymadığını kaydetti.
Siyasi eşitliğin bir federasyon parametresi olduğunu dile getiren Hasipoğlu, “Demek ki Sayın Cumhurbaşkanı egemen eşitlikten vazgeçti siyasal eşitliğe geçiş yaptı” dedi.
CTP Milletvekili Özuslu: Egemen eşitlik değil “siyasi eşitlik ve eşit egemenlik”
CTP Milletvekili Özuslu yerinden söz alarak, Cumhurbaşkanı’nın, egemen eşitlik değil “siyasi eşitlik ve eşit egemenlik” dediğini belirtti.
Konuşmasına devam eden Bakan Hasipoğlu, görüşme masasıyla ilgili bir itirazları olmadığını ancak Cumhurbaşkanı müzakere masasında federasyonu görüşecekse buna destek vermeyeceklerini söyledi.
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay ise yeniden söz alarak kürsüye çıktı. Kıbrıs meselesinin, Kıbrıslı Türklerin aleyhine işleyen bir mesele olduğunu söyleyen Uluçay, “İğneyle kuyu kazıyoruz biz” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın kat ettiği yolun çok önemli olduğunu ifade eden Uluçay, liderlerin Kıbrıs’ta buluşmasının yürütülen diplomasinin sonucu olduğunu dile getirdi. Uluçay, Kıbrıs sorununun çözümü için öngörülen modelin federasyon modeli olduğunu belirtti.
CTP Milletvekili Asım Akansoy ise, “Siyasi Gelişmeler” konulu güncel konuşmasına, Özdil Nami’nin babası Erdil Nami’nin vefatı nedeniyle aileye başsağlığı dileyerek, başladı.
Ortak akıl konusunun çok önemli olduğunu dile getiren Akansoy, Cumhurbaşkanı’nın yol haritasının stratejik temele dayandığını ve toplumun hassasiyetlerini gözettiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı’nın basın toplantısındaki açıklamalarını “talihsizlik” olarak niteleyen Akansoy, Dışişleri Bakanı’nın sözlerine çok daha fazla dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. Akansoy, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun "ithamlarının ağır" olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı’nın yaklaşımının ayakları yere basan ve sonuç alıcı olabilecek bir siyaset olduğunu kaydeden Akansoy, “Onurlu ve çözüm odaklı bir siyaset” dedi.
Varılan mutabakatlara bağlılık derken kastettikleri noktanın, iki tarafın mutabakat sağladığı bölümler olduğunu ve bunun Crans Montana’yı doğurduğunu ifade eden Akansoy, “Yeni bir süreç başlayacaksa Crans Montana’dan başlamayacak, yeni bir süreç başlayacaksa varılan mutabakatlardan başlayacak ama bunun için öncelikle siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık da dahil olmak üzere Kıbrıslı Rumlarca kabul edilmesi gerekir” dedi.
“Kıbrıs sorununun çözümüne dönük deyim yerindeyse aklımıza başımıza toplamamız lazım” diyen Akansoy, dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelere dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan ve Meclis ile ilişkisini önemli bulduğunu ifade eden Akansoy, atılacak adımların birlikte şekillendirilmesini temenni etti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ise Akansoy’a yanıt verdi. “Sayın Cumhurbaşkanı 100 günü geçti hala bu süreçle ilgili kıymetli Meclise bilgi vermedi” diyen Hasipoğlu, Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’i bilgilendirmesi için talebini yineledi.
Meclis’in oy çokluğuyla iki devletli çözüme destek belirttiğini hatırlatan Hasipoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşunun da iki devletli çözümden yana olduğunu ifade etti.
Hasipoğlu, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın yönetimini ve zenginliğini bizimle paylaşmak niyeti yoktur” dedi.
CTP Milletvekili Birinci Sağlık Dairesi Yasası’nın yeniden düzenlenmesini istedi
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Ceyhun Birinci ise, “Sağlıkta Kaos Devam Ediyor” başlıklı konuşmasında, kaosun sadece sağlıkta değil ülkenin her tarafında olduğu görüşünü belirtti.
Hükümetin halkla yüzleşmekten korktuğunu savunan Birinci, dört yılda ülkede "rüşvet, yolsuzluk, sahte diploma skandalları, adaletsizlikler yaşandığını, bürokratların tutuklandığını" savundu.
“Nerede yaşıyorsunuz anlamak zor. Her aldığınız karar halkımıza zarar vermektedir” diyen Birinci, sağlıkta halka yansıyan hiçbir iyileşme olmadığını söyledi.
Hala depreme dayanıksız hastane binaları içerisinde personelin risk altında çalıştığını, yoğun bakım yataklarının yetersiz olduğunu ifade eden Birinci, hasta bakıcı sorununun da çözülmediğini ve o birimde “mafya” oluştuğunu belirtti.
Sağlıkta kaliteli hizmet vermenin dört şartının yerine getirilmediğini kaydeden Birinci, koruyucu hekimliğe önem verilmediğini, poliklinik hizmetlerinin yeterli olmadığını söyledi. Sağlıkta planlama niyeti olmadığını dile getiren Birinci, yatırım yapılmadığı için sorunlar yaşandığını kaydetti. Tıbbi araç-gereçte "geri kalındığını" ifade eden Birinci, eksik uzmanlıkların tamamlanmadığını söyledi.
Bütün bunlar yapılmazken sağlıkta çağ atlatan projelerin ne olduğunu soran Birinci, ilaç eksikliğinin çözülemediğini, randevuların erkene çekilemediğini dile getirdi. Hekimlik mesleğinin insan hayatıyla birebir ilgili olduğunu vurgulayan Birinci, hekimlerle ilgili gerçek dışı iddialara tepki gösterdi. Birinci, sağlığın hekimlerle kavga edilerek, yönetilemeyeceğini belirtti.
Sağlık Dairesi Yasası’nın Komiteden geçtiğini ve Genel Kurul’a geleceğini dile getiren Birinci, yasanın yeniden düzenlenmesini istedi. Yasa içerisinde ülkede tıpta uzmanlık belgesi verilmesinin önünün açıldığını ifade eden Birinci, verilecek belgenin geçerliliği olmayacağını söyledi. Birinci, “Bir üniversiteye rant sağlayacaksınız diye halkımızın, hepimizin sağlığı ile oynuyorsunuz” dedi.
CTP Milletvekili Özuslu: “Türk Dünyası Spor Oyunlarının KKTC’de yapılacaktı; yapılmadı”
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Sami Özuslu ise, “Son Siyasi Gelişmeler” konulu güncel konuşmasında, spor konusuna değinerek, tespit ve önerilerde bulundu. Bir ay önce kürsüde sporun ilgisiz kaldığını ve spor yönetiminin ne durumda olduğunu belgeleriyle anlattığını hatırlatan Özuslu, hükümet programında yer almasına rağmen Beden Eğitimi ve Spor Yasası’nın güncellenmediğini ve bu yönde çalışma yapılmadığını kaydetti.
“Kuzey Kıbrıs’ta şu an spor yönetimi diye bir yönetim yoktur. Çökmüştür” diyen Özuslu, sporun da bağlı olduğu müsteşarın görevden alındığını, ita amirinin olmaması nedeniyle de spor fonunu yöneten Spor Genel Yönetim Kurulu’nun toplanamadığını söyledi. Federasyonların bu yıl hala ne kadar katkı alacağını bilmediğini ifade eden Özuslu, “Belirsiz bir spor yönetiminden söz ediyoruz” dedi.
Spor tesislerinin büyük bölümünün bakımsızlıktan döküldüğünü dile getiren Özuslu, merkezi spor yönetimi ve planlamanın olmadığını kaydetti.
Türk Dünyası Spor Oyunlarının KKTC’de yapılması için girişimlerin başlatılacağının dört yıl önce hükümet programına yazıldığını ancak yapılmadığını ifade eden Özuslu, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin dahi geriye gittiğini belirtti.
Atatürk Stadı’nda elektrik sorunu olduğunu ve gece maçı yapılamadığını dile getiren Özuslu, kulüplerin ve federasyonların mali sıkıntılarla boğuştuğunu söyledi. Özuslu, sporda şiddet konusunda da önlemler alınmadığını ifade etti.
Sporu gündeme getirmeye devam edeceğini kaydeden Özuslu, “Sporun herkese dokunabilen bir noktada olması gerekir. Spor devlet politikası haline gelmeli” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ise, spor konusunun önemli olduğunu dile getirerek, “Hükümetimizin gerek spor ve sporcuya gerekse altyapıya verdiği önem ortadadır” dedi.
Hükümetin çok ciddi yatırımlar yaptığını belirten Hasipoğlu, Esentepe’de temeli 2011’de atılan kapalı spor salonunun birkaç hafta sonra açılacağını kaydetti.
Uluslararası alanda spor konusunda ciddi haksızlığa uğradıklarını dile getiren Hasipoğlu, kısıtlama ve yaptırımların uygulanmaya devam ettiğini söyledi.
Bakan Hasipoğlu, “İslam İşbirliği Teşkilatı’na üyeyiz ama İslam Oyunlarına katılamıyoruz. Bu konuda evet Cumhurbaşkanlığı da çaba göstersin, bizler de katkı koyalım ve bu sorunu aşalım. Bunu diplomasiyle aşmamız lazım” dedi.
Maliye Bakanı Özdemir Berova: “Fiber optik projesinin ülke için yapılmış en büyük proje”
Maliye Bakanı Özdemir Berova, fiber optik projesinin ülke için yapılmış en büyük ve en kısa sürede tamamlanması öngörülen proje olduğunu söyledi.
Fiber optiğin ana omurgasının kontrol, yönetim ve işletmesinin Telefon Dairesi’nde olacağını kaydeden Berova, protokol uyarınca 1,5 yıl sonra vatandaşların hızlı internet hizmetinden yararlanacağını belirtti.
Cumhuriyet Meclisi’ndeki güncel konuşmalarda fiber optik konusu da gündeme geldi.
Cevabi konuşmayı yapan Maliye Bakanı Berova, “27 milyon dolara fiber optik altyapısı devredildi” açıklamalarının doğru olmadığını söyledi.
CTP Milletvekili Besim: “KKTC vatandaşı 400 doktor mezun edilecek, 400 doktora ihtiyaç var mı?”
CTP Milletvekili Filiz Besim, Genel Kurul’da “Yükseköğretimde Kaos Derinleşirken YÖDAK Nerede?” konulu güncel konuşma yaptı.
YÖDAK’ın eksikliklerinin farkında olduğunu ancak hiçbir eksiğin mazeret olmadığını ifade eden Besim, ülkede 8 tane tıp fakültesi bulunduğunu söyledi.
Besim, ülkenin böyle bir ihtiyacı olup olmadığını sorarak, “Bizim bu hekimleri yetiştirmek için yeterince hastanemiz, hastamız, laboratuvarımız var mı?... Yoktur” ifadelerine verdi.
YÖDAK’ın stajları denetleyip denetlemediğini de soran Filiz Besim, aldığı verilere göre, KKTC vatandaşı 400 doktorun mezun edileceğini kaydederek, “Bu ülkenin 400 doktora ihtiyacı var mı?” diye sordu.
YÖDAK’ın Diş Tabipleri Odası, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Milli Eğitim Bakanlığı ile neden planlama yapmadığını da soran Filiz Besim, bazı bölümlerde enflasyon olduğunu, bazı bölümlerde ise eleman bulunamadığını söyledi.
Ülkede ciddi bir hasta bakıcı sorunu olduğunu belirten Besim, sağlık bölümü olan tüm üniversiteleri aradığını, sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde olan bu bölümün de bir süre önce kapandığını kaydetti.
YÖDAK’ın denetim yapıp yapmadığını sordu
Verilen uzmanlık, yan dal izinleriyle ilgili YÖDAK’ın denetim yapıp yapmadığını soran Besim, hiçbir denetim yapılmadığını savundu.
Besim, “Merkezi sınav olmadan, doğru düzgün denetim olmadan, tıp ve diş hekimliğinin gerektiği kriterler olmadan bunların yapıldığını söyledik… YÖDAK bu denetimleri yaptı mı? Yapmadı” ifadelerine verildi.
6 üniversiteye diş hekimliği için doktora yetkisi verildiğini, bazı bölümlerde başlarında asistan dahi olmayan öğrencilerin diş hekimliği doktorası yaptığını savunan Besim, “YÖDAK bu konuda hiç mi sorumluluk hissetmiyor?” dedi.
Filiz Besim, YÖDAK’ın güçlü, kurumsallaşmasını tamamlamış, denetim yapabilen, akredite edebilen, planlama yapabilen bir kurum olmasını istediklerini söyledi.
“Yükseköğretimde uçuruma yuvarlanmıyoruz, uçurumun içindeyiz”
Besim, “YÖDAK kendini toplasın, talepleri için ses versin, meslek örgütleriyle iletişime geçsin, planlama yapsın, merkezi sınavı gündeme alsın, kriterler belirlesin. Yasası’nda yazdığı gibi 23 üniversiteyi denetlesin, planlasın, akredite etsin… Yükseköğretimde uçuruma yuvarlanmıyoruz, uçurumun içindeyiz” dedi.
Konuşmasında Cumhuriyet Meclisi’nde dün onaylanan fiber optik protokolüne de değinen Besim, ülkenin geleceği için kahrolduğunu belirterek, “Üzgünüm, engelleyemedik” dedi.
Bakan Berova protokolle ülkeye 81.5 milyon dolarlık yatırım yapılacağını söyledi
Maliye Bakanı Özdemir Berova, Besim’i yanıtladığı konuşmasında “Kendi fiber altyapımızı devrettik” söyleminin doğru olmadığını söyledi.
Gün boyu sosyal medyada yanlış bilgiler üzerinden yorumlar yapıldığını kaydeden Özdemir Berova, şunları kaydetti:
“‘Kendi fiber alt yapımızı devrettik’ tamamen’ yanlış bir söylemdir. Bu protokolle Telefon Dairesi bünyesindeki fiber optik omurga ve bugüne kadar yapılan fiber optik hat çekimleri ve bunlardan elde edilen gelirler tamamen korunmuş şekilde olacaktı.
Mevcut protokolde yanlış anlamalara sebep verecek maddeler olması nedeniyle Türk Telekom ve Türkiye Cumhuriyeti’nde protokolü imzaladığımız muhataplarla konu istişare edildi. Şu anda kullanılan, çekilmiş olan fiber optik hatlarının gelir paylaşımına girip girmeyeceği konusu vardı. Burada bir gelir paylaşımı olmayacak.”
27 milyon dolarlık yatırımın KKTC Telefon Dairesi’nin ana omurgası içinde olan, geliştirilmeye, güçlendirilmeye ihtiyaç olan hususlara harcanacağını belirten Berova, fiber optiğin ana omurgasının kontrol, yönetim ve işletmesinin Telefon Dairesi’nde olacağını kaydetti.
Berova, protokolle ülkeye 81.5 milyon dolarlık yatırım yapılacağını, maksimim 1,5 yıl içinde fiber optik alt yapının geliştirileceğini ve evlere fiber optik kablo çekileceğini söyledi.
Maliye Bakanı Berova, eskiyen hatların yenilenmesi, cihazların değiştirilmesi gibi hususlar için 25 yılda 112 milyon doların üzerinde yatırım yapılacağını dile getirdi.
Berova, “Bu ülke için yapılmış en büyük projelerden bir tanesidir. Çok kısa süre içinde tamamlanması hedeflenen projelerden bir tanesidir” dedi.
“1,5 yıl sonra insanlarımız hızlı internet hizmetinden yararlanacak”
Maliye Bakanı Özdemir Berova, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın ek protokollerle ilgili hazırlıkları yaptığını, bunun da yakın sürede açıklanacağını dile getirdi.
Berova, “İnşallah 1,5 yıl sonra insanlarımız hızlı internet hizmetinden yararlanacak” dedi.
Fiyatlandırma üzerinden de açıklamalar yapıldığını belirten Berova, paylaşımlı olarak hizmet veren WiFi üzerinden hizmet veren internet servis sağlayıcılarının ödediği verginin yüzde 16 KDV olduğunu söyledi.
Eş zamanlı olarak GSM’in operatörlerinin vergi yükünün yüzde 80’in üzerinde olduğunu belirten Berova, şöyle devam etti: “İmtiyaz bedelleri bunun haricinde. Bu verilen hizmetin adil şekilde vergilendirilmesi, GSM operatörlerinin vergi yükleri de dikkate alınarak fiyatların yeniden değerlendirilmesi gündemdir. Çalışmalarımızı zaten başlatmıştık. Vergi eşitlemesiyle ilgili çalışmaları sektöre de iletmiştik.”
Berova, protokol yürürlüğe girdiğinde vergi düzenlemelerinin yeniden yapılacağını belirtti.
Maliye Bakanı Özdemir Berova, vatandaşların fiber optik hattan yüksek, hızlı, kesintisiz ve paylaşımsız 100 megabitlik hizmeti bugün ödediği fiyatlara yakın fiyattan alabileceğini kaydetti ve yerinden soru soran CTP milletvekili Erkut Şahali’yi de yanıtladı.
Berova ve Şahali arasında fiber optik konusunda sözlü tartışma yaşandı.
Öte yandan Bakan Berova, Filiz Besim’in YÖDAK’la ilgili eleştirilerini de yanıtladı.
Maliye Bakanı YÖDAK konusunda konuştu
Berova, YÖDAK Yasası’ndaki değişikliklerin Eğitim Bakanlığı döneminde olduğunu, kendilerini eleştiren CTP’nin iktidara geldiğinde bu yasayı değiştireceğini söylediğini ama bunu yapmadığını söyledi.
Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun kurulması gerektiğini belirten Berova, muhalefetin “Tıpta Uzmanlık Kurulu"na öcü muamelesi yaptığını söyledi.
YÖDAK’ın bütçesel yapısına değinen Berova, gelir kalemlerini oluşturacak bir sisteme geçilmesi gerektiği, bu konuda YÖDAK Başkanı ile görüştüğünü, her çalışmaya destek vereceğini de belirttiğini söyledi.
Berova, “YÖDAK’ta kendi gelirlerini elde edeceği bir sistem kurulabilir, bunu YÖDAK’tan bekliyoruz” dedi.
Muhalefet milletvekillerini yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, statüko değiştirilmediği sürece Kıbrıs Türkü’nün geleceğinin değil felaketinin hazırlanacağını belirterek, “İki komşu devlet olarak geleceğimizi belirleyelim. Ortaklık yoktur. Bu benim söylediğim bir şey değil. Rumların da böyle bir hedefi yoktur…Hiçbir zaman olmadı” dedi.
CTP Milletvekili Şahali, “Dışişleri Bakanının Halleri” başlıklı bir konuşma yaptı
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Erkut Şahali, “Dışişleri Bakanının Halleri” konulu güncel konuşmasında, ilk olarak dün ülkenin fiber optik altyapı ihtiyacının karşılanması amacıyla Meclis’ten geçirilen anlaşmaya değindi. Şahali, “25 yıllığına bizi iletişim alanında bir belirsizliğe sürükleyecek bu anlaşmanın bedelini Metehan’da mendil atsanız, toplardınız” dedi.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, cuma günü bir basın toplantısı düzenlediğini ve Cumhurbaşkanına veryansın eden bir tavırla görüşlerini ortaya koyduğunu söyleyen Şahali, “Cüret inanılır gibi değil… Basın toplantısının bir buçuk dakikasını dinlediğinizde kendinizden geçerdiniz” dedi.
Dışişleri Bakanı’nın, “Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs Türkü’ne zarar verdiğini ve statü kaybettirdiğini” söylediğini kaydeden Şahali, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın halk iradesiyle seçildiğini vurguladı.
“Tufan Erhürman kapalı bir hediye kutusuyla memlekete gelmiş bir siyasi figür müdür?” diye soran Şahali, Erhürman’ın 13 yıldır aktif bir siyasi figür olduğunun altının çizdi.
“Belli ki aynalar sadece Tahsin beyi gösteriyor… Bu görüş kalabalıklar içerisinde yapayalnız” diyen Şahali, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın seçilene kadar söyledikleriyle halkın güvenini kazandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı’nın masadan kaçmayacağını kaydeden Şahali, “Biz Birleşik Kıbrıs’cı değiliz. Biz Kıbrıslı Türklerin, bu ada üzerinde Kıbrıslı Rumlar kadar söz ve hak sahibi olduğuna inanan ve bu sözün ve hakkın yerine gelmesi için mücadele eden bir siyasi gelenekten gelmekteyiz” dedi. Şahali, 11 Şubat 2011 belgesinin arkasında olduklarını ifade etti.
Tufan Erhürman’ın yüzde 63’le seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğunu ifade eden Şahali, “Bunu hazmetmek zorundasınız” dedi.
“Halka dair her mesele sizin meselenizdir” diye konuşan Şahali, Cumhurbaşkanlığı seçimine etki eden unsurlardan en önemlisinin Kıbrıs sorunu olduğunu ifade etti, bunun inkar edilmesinin hayatın gerçeğinden uzaklaşmak olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın önce Kıbrıs Türk halkına karşı sorumlu olduğunu ifade eden Şahali, Cumhurbaşkanı’nın iyi, karşılıklı yararı olan ilişkiyi Türkiye ile kurduğunu ve geliştirdiğini belirtti.
“Bu halk sizin sandığınızdan çok daha akıllıdır. Siz kendinize bakın” diyen Erkut Şahali, Cumhurbaşkanı’nın hiç parmağının arkasına saklanmadığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erhürman’ın deneyimli bir siyasetçi ve çok iyi bir akademisyen olduğunu dile getiren Şahali, “Lütfen kıskançlık yapmayınız” dedi.
CTP Milletvekili Candan: “Son beş yılda yıktığınız köprüleri biz kuracağız”
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Armağan Candan, “Ülkedeki Son Siyasi Durum” konulu güncel konuşmasında, Dışişleri Bakanı’nın söylediklerinin Kıbrıs Türk halkının gözünde “yok hükmünde” olduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk halkının geldiği nokta ve dünyadan nasıl koptuğunun ortada olduğunu belirten Candan, “Son beş yılda yıktığınız köprüleri biz kuracağız” dedi.
Candan konuşmasının devamında, Mete Hatay’ın sosyal medyada paylaştığı yazıyı okudu.
Çürüme, mutsuzluk, belirsizlik ve kaygı içinde yaşamaya alışmış, bir yandan şikayet eden bir yandan da ışık arayan bir toplumdan söz edildiğini belirterek, “Biz bu toplumla kimsenin kuşkusu olmasın birlikte yürümeye devam edeceğiz. Çok uzun gitmeyecek birlikte Cumhurbaşkanlığı’nın yanında hak ettiği bir hükümeti de bu toplum el birliğiyle yaratacak” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: “Ankara’nın Kıbrıs politikası çok nettir. İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü”
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, muhalefet milletvekillerine cevabi konuşmasında geçen cuma düzenlediği basın toplantısında ne söylediyse hepsinin kelimesi kelimesine arkasında olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı’nı aşağılamak ya da kötülemek için konuşmadığını belirten Tahsin Ertuğruloğlu, böylesi düzgün bir insanın yanlış siyaset yapmasına içerlediğini, bunu basın toplantısında da ifade ettiğini dile getirdi.
Tufan Erhürman'ın, "Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Kıbrıs konusunda hiçbir şey söylemiyor" gibi davrandığını, eleştirdiği söylemlerine aynen devam ettiğini, o nedenle de kendisinin basın toplantısı düzenlediğini ifade etti.
Ertuğruloğlu, basın toplantısının ardından kendisine “sessizdi, ikaz edildi, çıktı bir şeyler söyledi” eleştirileri yapıldığını da belirterek, “Gerçekler bu kadar kolay çarptırılmamalı. Daha önce söylemediğim, savunmadığım konuları konuşmadım. Benim Kıbrıs konusunda ne söyleyeceğim bellidir…” dedi.
Kıbrıs konusundaki duruşunun “Aşağılama ve dalga konusu” yapıldığını da belirten Ertuğruloğlu, muhalefete yönelik, “Söylediklerim belli ki sizi rahatsız etti…Etsin…” dedi.
“Cumhurbaşkanı’nın Ankara ile istişare iddiasını" yine reddettiğini söyleyen Ertuğruloğlu, “Ankara’nın Kıbrıs politikası çok nettir. İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü... Sayın
Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs konusundaki politikası, bu mu? Hayır… Nasıl istişare ediliyor, bunu bize birilerinin anlatması lazım” ifadelerini kullandı.
Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusunda bir noktanın kaçırıldığını, 2017 öncesi ve sonrasının gündüz ve gece kadar fark olduğunu söyleyerek, Türk tarafının 2017’de yeni sayfa açtığını, federasyon sürecinin bittiğinin deklare edildiğini kaydetti.
Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın bunları göz ardı ettiğini söyledi.
Tahsin Ertuğruloğlu, parti tabanının Erhürman’ın Kıbrıs konusundaki politikasına oy verdiğini belirterek, “Kimse, bizim partimizin tabanının veya DP veya YDP tabanının buna güvenerek Sayın Cumhurbaşkanı’na oy verdiği argümanını gündeme getirmesin…” dedi.
Tahsin Ertuğruloğlu, Erhürman ile sadece bir kez görüştüğünü onda da yüzüne “Siz Birleşik Kıbrısçısınız” dediğini aktardı.
Cumhurbaşkanı’nın Karpaz’a gidişiyle ilgili, Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sitesinde bir harita yayınlandığını belirten Ertuğruloğlu, “Hiçbir sınırı olmayan bir Kıbrıs adası çizilmiş. Sayın Cumhurbaşkanı KKTC’nin cumhurbaşkanıdır. Kullandığı harita KKTC’yi işaret etmeyen bir harita olamaz. Böyle bir hakkı yoktur” dedi.
Ertuğruloğlu, devletin en üst makamına gelen Erhürman’ın hangi devletin cumhurbaşkanı olduğunu bilmesi gerektiğini ifade etti.
Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs konusundaki siyasetinin son derece yanlış ve tehlikeli olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkına hem statü hem de zaman kaybettirildiğini savundu.
Egemen eşitliğin başka, eşit egemenliğin başka bir şey olduğunu kaydeden Dışişleri Bakanı, siyasi eşitliğin anlamı olabilmesi için bunun egemen eşitliğe dayandırılması gerektiğini de belirtti.
Ertuğruloğlu, izlenen politikayla Kıbrıslı Türklerin adeta Rum'un kapısında yalvarıp yakaran, aciz, çaresiz toplum statüsüne düşürüldüğünü savunarak, güven artırıcı önlemlerle ilgili görüşmelerin karşı tarafın Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatını perçinlediğini ifade etti.
Egemen eşitliği savunanların kötülendiğini, suçlandığını, bunu olgunlukla karşılayamayacaklarını belirten Dışişleri Bakanı, çirkinlik yapılarak hiçbir şey kazanılamayacağını söyledi.
Açık kalplilikle Erhürman’ın izlediği yoldaki yanlışları aktardığını belirten Ertuğruloğlu, kimsenin de bu konuda kendisine talimat vermediğini ifade etti.
Ertuğruloğlu, “Eğer tek egemenlik, tek devlet, toprak bütünlüğü olan devlet deniyorsa ki oraya gidiliyor, o zaman siz kaçınılmaz biçimde BMGK, AB yardımı ile Kıbrıs Türkü'nü Rum’un boyunduruğu altına sokmaktan başka bir yere gidemezsiniz. Peki Sayın Cumhurbaşkanı’nın izlediği politika nereye gidiyor?” dedi.
Ertuğruloğlu, 11 Şubat 2014 açıklamasına işaret ederek, “Ortak açıklama lanse edildiği gibi dört dörtlük bir açıklama değildi” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, statüko değiştirilmediği sürece Kıbrıs Türkünün geleceğinin değil felaketinin hazırlanacağını belirtti.
Ertuğruloğlu, “İki komşu devlet olarak geleceğimizi belirleyelim. Ortaklık yoktur. Bu benim söylediğimiz bir şey değil. Rumların da böyle bir hedefi yoktur. Hiçbir zaman olmadı” dedi.
Yeniden söz alan CTP milletvekili Erkut Şahali, Dışişleri Bakanı’nın söyleyecekleri varsa Cumhurbaşkanı’nın yüzüne söylemesinin çok daha isabetli olacağını, buna devlet terbiyesi açısından da ihtiyaç olduğunu söyledi.
Şahali, “Sayın Cumhurbaşkanı’ndan randevu sağlarsanız size öncelik sağlayacaktır, eminim Ankara’da kendinize muhatap sayacaklarınız da size randevu verecektir” dedi.
Şahali, Kıbrıs sorunun çözümünde 5 iradeden birinin Türkiye’ye ait olduğunu kaydederek, Türkiye’nin onay vermediği hiçbir sonucun Kıbrıs için çözüm olmayacağını söyledi.
Erkut Şahali, “Kıbrıs sorunun çözümü, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti nezdindeki haklarını ortaya çıkacak yeni ortaklık devletinde geri kazanmasıdır. Denklem bu kadar basit” dedi.
CTP Milletvekili Şahiner: “Yüzde birlik bir hayat pahalılığı Maliye Bakanlığı’na 1 milyar TL’ye mal oluyor”
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Salahi Şahiner, “Önü Kesilmeyen Hayat Pahalılığı Canavarı” konulu güncel konuşmasında, yüzde birlik bir hayat pahalılığının Maliye Bakanlığı’na 1 Milyar TL’ye mal olduğunu söyledi.
Fiber optik protokolünü “açık bir peşkeş” diye nitelendiren Şahiner, protokolün fizibilitesinin Genel Kurul’dan onay alındıktan paylaşıldığını söyledi. İhalenin neden yapılmadığını sorduklarını hatırlatan Şahiner, “Ne oldu da ihaleyle bu işi yapmadınız? Çünkü idare ve teknik şartnamelere acı hükümleri yazamazdınız” dedi.
“Ortada ne bir proje ne plan ne liste var. Ortada sadece fizibilite raporunun rakamları var” diye konuşan Şahiner, Türk Telekom’un bu protokolle ülkede tekel olacağını kaydetti.
Bu işin çok ucuza yapılabileceğini ancak Türk Telekom’un kasasını düşünen bir protokol imzalandığını belirten Şahiner, teknolojik gelişmenin Türk Telekom’un hizmetine bağlandığını söyledi.
Türk Telekom’un yapacağı yatırımlara değinen Şahiner, “Şirket yaptığı bütün yatırımı birinci yıldan çıkarırsa ne yapacaksınız?” sorusunu sordu.
Hiçbir ihale şartnamesinde böyle imtiyazlar sağlanamayacağını dile getiren Şahiner, protokolün yürürlüğe girmeyeceği görüşünü belirtti. Şahiner, gerçekleşme rakamlarını kalem kalem çalışacaklarını da kaydetti.
Protokolün çok ciddi bir ekonomik yıkım getireceğini savunan Şahiner, bu yapının halkın, kamunun, maliyenin zararına olacağını söyledi.
Maliye Bakanı Özdemir Berova ise, Şahiner’e yanıt verdi. Berova, fiber optik protokolüyle ilgili gelinen noktadan çok memnun olduğunu belirtti.
İlk yılın penetrasyon oranının yüzde 20 olarak belirlendiğini ifade eden Berova, beş yıl sonra yüzde 60 rakamı ortaya konduğunda, bu oranın tutturulmasının ne kadar zor olacağını internet servis sağlayıcılarının da açıkça ifade ettiğini kaydetti.
“Halkın hiç ağlayacağı bir durum söz konusu değil” diyen Berova, bu yatırım ile halkın kaliteli internet ulaşım hizmetine kavuşacağını belirtti. Bakan Berova, rakamların, makul rakamlar olduğunu söyledi.
Öztürkler’den başsağlığı mesajı
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler birleşimin sonunda, Erenköy mücahidi ve Özdil Nami’nin babası Erdil Nami’nin vefatı nedeniyle aileye Cumhuriyet Meclisi adına başsağlığı diledi.
Konuşmaların ardından toplantı tamamlandı. Bir sonraki toplantı 2 Mart Pazartesi günü saat 10.00’da yapılacak.











Yorumunuz