Dünya

Macaristan’da Orbán'ın seçim kampanyası, 'tarihteki ilk gerçeklik ötesi siyasi kampanya'

Rusya ve ABD, otoriter rejimleri birlikte destekliyor.

Macaristan’da 12 Nisan’da yapılacak seçimler öncesinde Başbakan Viktor Orbán’ın iktidarı kaybedebileceği değerlendirmeleri yapılırken, seçim sürecinde Rusya ve ABD bağlantılı propaganda ağları ve yapay zeka üretimi içerikler oldukça dikkat çekiyor. Der Spiegel’de Christian Stöcker imzasıyla yayımlanan bir köşe yazısında, Orbán’ın seçim kampanyasının “tarihteki ilk gerçeklik ötesi seçim kampanyası” olarak tanımlandığı vurgulanıyor.

Yazara göre Rus internet propagandası, X’ten TikTok’a uzanan sosyal medya platformlarında aynı temel prensiple çalışan videolar yayıyor. Cameo benzeri platformlardan alınan, ünlülerin kameraya konuştuğu videolar yapay zeka yardımıyla kesilip bozuluyor; ortaya Rusya’yı olumlu, Ukrayna’yı ve destekçilerini ise olumsuz gösteren içerikler çıkıyor. Bu videolar hedef ülkeye göre uyarlanırken, örneğin Fransa’da “#HollywoodleavesFrance” gibi hayali kampanyalarla Emmanuel Macron’un "Nazi" Volodimir Zelenski ile anlaşmalar yaptığı, ülkeyi göçmenlerle doldurduğu ve Rusya ile dost olunursa benzinin ucuzlayacağı gibi temalarla harket ediliyor.

Yazar Stöcker, Rus propagandasının şu sıralarda Fransa’dan daha çok Macaristan’a odaklandığını yazıyor. Orbán’ın her düzeyde gücünü pekiştirme çabalarına rağmen seçimi kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu, birçok Macarın yolsuzluk ve ekonomik gerilemeden bıktığı vurgulanıyor. Aslen Orbán’ın Fidesz Partisi’nden gelen rakibi Péter Magyar ile partisi Tisza’nın birçok ankette açık ara önde göründüğü belirtiliyor. 

Ekran görüntüsü: Spiegel

Trump yönetimi Orbán’ın Macaristan’ını sağcı otoriter dönüşüm için model olarak görüyor

Orbán için yalnızca ülke içi medya değil, ABD’deki MAGA Cumhuriyetçileri, Vladimir Putin’in propaganda yapıları ve Orbán’a yakın süper zengin müttefiklerin kontrolündeki Macar medyası da çalışıyor.

Donald Trump, Orbán’ı “gerçek bir dost, bir savaşçı ve bir kazanan” olarak tanımlarken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in seçimden kısa süre önce Orbán’a destek için ülkeye gitmesinin beklendiği, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise daha önce Macaristan’da bulunduğu aktarılıyor. Trump’ın “Proje 2025” programıyla ilişkilendirilen Heritage Foundation’ın da Orbán’ın Macaristan’ını sağcı otoriter dönüşüm için model olarak gördüğü ve Orbán'la düzenli temas yürüttüğü ifade ediliyor. 

Rus "Matryoshka" bot hesapları

Destek yalnızca Washington’la sınırlı değil. Makalede, “Matryoshka” olarak bilinen Rus bot ağlarına atfedilen hesapların X platformunda toplu halde Ukrayna’nın Macaristan seçimlerini etkilemeye çalıştığını, hükümetin şiddet yoluyla devrilmesini teşvik ettiğini, kimlik avı saldırıları düzenlediğini ve binlerce yapay zekâ videosuyla halkı kitlesel şiddete kışkırttığını öne süren mesajlar yayımladığı anlatılıyor.

Aynı zamanda Orbán’ın Fidesz Partisi’nin de, çocuklar izlerken Macar üniformalı erkeklerin infaz edildiğini gösteren yapay zeka üretimi videolarla propaganda yaptığı; bu videolarda “Brüksel”in bu kâbusu gerçeğe dönüştürmek istediği mesajının verildiği belirtiliyor. 

Der Spiegel yazarının aktardığına göre Rus bot hesapları, Fidesz ve Orbán’a yakın oligarşik medya ile eşgüdüm içinde hareket ediyor. Örneğin, Orbán’a bağlı Magyar Nemzet gazetesi, Ukrayna’nın muhalefetteki Péter Magyar’ı desteklemek için büyük bir dezenformasyon ve propaganda ağı kurduğunu iddia ediyor. İktidar partisi Fidesz afişlerinde ise muhalefetteki Magyar, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Volodimir Zelenski birlikte gösteriliyor; afişlerde “Onlar tehlike, Fidesz güvenli seçim” sloganı yer alıyor. 

“Tarihteki ilk gerçeklik ötesi siyasi kampanya”

Tarihçi ve gazeteci Anne Applebaum’un Amerikan yayın organı The Atlantic dergisinde Orbán’ın kampanyasını “tarihteki ilk gerçeklik ötesi siyasi kampanya” diye nitelendirdiği de yazıda öne çıkarılıyor. Applebaum’a göre Orbán, Rusya ile birlikte “yeni bir boyutta bilişsel savaş” yürütüyor. Fidesz’in, Ukrayna’dan yakında gerçekleşecekmiş gibi sunulan grotesk saldırı iddialarını seçim kampanyasında kullanmasının, gelecekte başka ülkelerdeki kampanyalara da model olabileceği savunuluyor. 

Makalede, mart ortasında Orbán destekçilerinin Budapeşte sokaklarında “Ukrayna’nın kolonisi olmayacağız!” yazılı pankartlarla yürüdüğü aktarılırken, Washington Post’un belgeler ve bir Avrupa istihbarat kaynağına dayandırdığı bir haberine de yer veriliyor. Buna göre Rus dış istihbarat servisi SVR’nin, Orbán’ın popülaritesini artırmak amacıyla ona yönelik bir suikast girişiminin sahnelenmesini önerdiği iddia ediliyor. Bu durum, “hibrit savaş yöntemleriyle yürütülen bir seçim kampanyası” olarak tarif ediliyor. 

Yazar, bu tabloyu Washington’dan Budapeşte’ye, oradan Moskova’ya uzanan agresif, antiliberal, Aydınlanma karşıtı, propaganda ve yalanlara dayalı bir ittifak olarak tanımlıyor. Economist dergisinden bir köşe yazısına atıfla, web siteleri, dergiler, enstitüler, düşünce kuruluşları, konferanslar ve eğitim kurumlarından oluşan yeni bir “illiberal endüstriyel kompleks”in yalnızca Macaristan’da değil, tüm Avrupa Birliği’nde kamuoyu üzerinde etkili olmaya çalıştığı belirtiliyor. 

Almanya’da CDU/CSU ittifakında endişe verici eğilimler

Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri de Almanya’ya ilişkin. CDU’lu siyasetçi Saskia Ludwig’in geçen yıl Orbán’a yakın Mathias Corvinus Collegium’un (MCC) konferansına katıldığı, MCC’nin Brüksel’de de bir kolunun bulunduğu ve Almanya’da CDU/CSU ittifakına yakın çevrelerle ortak etkinlikler düzenlediği ifade ediliyor. Bunun “tehlikeli bir yanlış yol” olduğu savunuluyor. 

AB’de ise Orbán söz konusu olunca ciddi bir güvensizlik oluşmuş durumda. AB siyasetçileri ve yetkililerinin, Macaristan temsilcilerinin bulunduğu ortamlarda artık güvenlikle ilgili konuları görüşmediği; çünkü Orbán’a yakın isimlerin bu bilgileri Kremlin’e sızdıracağının düşünüldüğü belirtiliyor. Bu değerlendirme, araştırmacı gazetecilik kuruluşu VSquare tarafından yayımlanan ve Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov arasındaki telefon görüşmelerine ait olduğu belirtilen telefon kayıtları ile ilişkilendiriliyor. Haberi yapan gazetecilerden birinin ise Macar hükümeti tarafından “yabancı bir güç için casusluk yapmakla” suçlanarak karalama kampanyasına maruz kaldığı ifade ediliyor. 

Orbán ve oligarklarının medya, kurumlar, eğitim sistemi ve yargı üzerinde kurduğu yapının çözülmesi yıllar alabilecek

Yazının sonunda, Péter Magyar’ın 12 Nisan’daki seçimi kazanmasının Avrupa için büyük bir kazanç olacağı savunuluyor. Her ne kadar Orbán ve oligarklarının medya, kurumlar, eğitim sistemi ve yargı üzerinde kurduğu denetim yapılarının çözülmesinin yıllar alabileceği belirtilse de, böyle bir sonucun Washington-Budapeşte-Moskova hattındaki illiberal ittifakı ciddi biçimde zayıflatacağı ve propaganda mekanizmalarının gücünün sınırsız olmadığını göstereceği vurgulanıyor. Aynı zamanda CDU/CSU ittifakının da Avrupa’nın düşmanlarına karşı tavrını artık açık biçimde netleştirmesi gerektiği sonucuna varılıyor. 

Kaynak: Der Spiegel, Köşe yazısı: Christian Stöcker

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın