Dünya

ABD’de mahkeme, FBI’ın bir muhabirin telefon ve bilgisayarlarını incelemesini durdurdu

ABD’de gazetecilerin sızdırılmış belgeleri edinmesi ve kamuoyuna aktarması suç sayılmıyor; sızdıran kaynak hukuki yaptırımla karşılaşsa bile gazeteci bu nedenle suç işlemiş olmuyor. Yargıç, Washington Post muhabirinin evine yaptığı aramada ele geçirilen cihazların FBI tarafından incelenmesini durdurttu.

ABD’de bir federal yargıç, Washington Post muhabiri Hannah Natanson’ın telefonu ve bilgisayarlarını Adalet Bakanlığı tarafından incelemesini engelledi.

Sulh yargıcı William B. Porter, gazetenin Çarşamba günü talep ettiği, “standstill order” olarak bilinen ara emri (bekletme kararı) başvurusunu talebin ardından kısa süre içinde kabul etti.

Sulh yargıcı Porter, “Hükümet, kolluk kuvvetlerinin el koyduğu tüm materyalleri muhafaza etmeli ancak Mahkeme ek bir kararla incelemeye izin verene kadar bu materyalleri incelememelidir…” diye yazdı.

Porter, 6 Şubat için sözlü duruşma tarihi belirledi.

Muhabir Natanson’ın cihazlarına, geçen hafta olağanüstü bir şekilde, gün doğmadan önce yapılan FBI baskınıyla el konulmuştu. Washington Post’a göre, hükümet avukatları gazeteye Natanson’ın telefon rehberi, e-postaları ve diğer kayıtlarının en erken bu hafta itibarıyla içerik açısından (esaslı biçimde) incelenmeye başlanacağını söylemişti. Bu da Post’un neden çarşamba günü mahkemeye başvurduğunu açıklıyor.

Natanson’ın evindeki arama emri, üst düzey güvenlik izinlerine sahip bir kamu yüklenicisi olan Aurelio Luis Perez-Lugones hakkında yürütülen soruşturmayla bağlantılıydı. Perez-Lugones 8 Ocak’ta tutuklandı ve gizli belgeleri yasa dışı şekilde elinde tutmakla suçlandı.

ABD’de gazetecilere ait kayıt ve materyallere devletin el koyması son derece nadir görülüyor ve Washington Post bu adımı derhal sert biçimde eleştirdi.

Gazete çarşamba günü Virginia Doğu Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi’ne iki ayrı başvuru yaptı: Biri hükümetin Natanson’a ait materyalleri incelemesini engellemek, diğeri ise cihazlarının iadesini sağlamak için.

Post, FBI’ın iki telefona, iki dizüstü bilgisayara, Garmin marka akıllı kol saatine, taşınabilir bir hard diske ve bir kayıt cihazına el koyduğunu belirtti.

Post’un avukatları mahkemeye sundukları dilekçede, “Federal hükümetin, bir muhabirin gizli haber toplama materyallerine toptan el koyması; Anayasa’nın ifade özgürlüğü ve özgür basın güvencelerini ihlal eder ve bunun sürdürülmesine izin verilmemelidir” dedi.

“El konulan tüm materyaller derhal iade edilmezse bu haber merkezlerine baskınları meşrulaştırır ve arama emriyle sansürü normalleştirir”

Post’a göre, bir mahkeme kararı olmadıkça Adalet Bakanlığı, bir gazetecinin haber toplama araçları üzerinde “sınırsız” bir arama yapacak ve bu da “ABD Anayasası Birinci Değişikliği” kapsamındaki ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü ve “avukat-müvekkil gizliliğini ihlal edecek, gazeteciler için getirilen federal yasal güvenceleri yok sayacak ve kaynakların güvenini ve gizliliğini tehdit edecek.”

Post açıklamasında, “Mahkeme, el konulan tüm materyallerin derhal iadesini emretmelidir. Bundan daha azı, gelecekte haber merkezlerine baskınları meşrulaştırır ve arama emriyle sansürü normalleştirir” dedi.

ABD’de gazetecilerin sızdırılmış belgeleri edinmesi ve kamuoyuna aktarması suç sayılmıyor; sızdıran kaynak hukuki yaptırımla karşılaşsa bile gazeteci bu nedenle suç işlemiş olmuyor

Natanson herhangi bir suçlamayla karşı karşıya değil. ABD’de gazetecilerin sızdırılmış belgeleri edinmesi veya bunlar hakkında haber yapması suç sayılmıyor; belgeleri sızdıran kaynaklar hukuki sonuçlarla karşılaşsa bile bu durum değişmiyor.

Baskından günler önce Natanson -Post’ta son bir yıldır “federal hükümetin fısıldayıcısı” olarak anılan muhabir- beş meslektaşıyla birlikte Venezuela hakkında özel bir habere imza atmıştı. Haber, “The Washington Post’un elde ettiği hükümet belgelerine” dayanıyordu.

Hem FBI Direktörü Kash Patel hem de Adalet Bakanı Pam Bondi, Perez-Lugones’in Natanson için bir kaynak olduğunu ima etti.

İkilinin iddiasına göre Perez-Lugones, Washington Post’ta çalışan bir gazeteciye gizli Pentagon dosyaları sızdırdı. Ancak bugüne kadar Perez-Lugones, mahkemede medyaya yasa dışı belge sızdırmakla suçlanmadı; yalnızca bu belgeleri yasa dışı şekilde elinde tutmakla suçlandı.

Post, çarşamba günü mahkemeye sunduğu dilekçede, Natanson’dan alınan dijital verilerin “neredeyse hiçbirinin” arama emrinin hedefiyle bağlantılı olmadığını savundu. 

Gazeteye göre arama emri, yalnızca “tek bir kamu yüklenicisinden alınmış ya da o yükleniciyle ilişkili” belirli kayıtları amaçlıyordu; buna karşın FBI, Natanson’ın haber toplama araçlarının tamamına el koyarak kapsamı fiilen çok daha genişletti.

Post’un avukatları, baskınla aynı gün Adalet Bakanlığı’nın gazeteye bir büyük jüri celbi de gönderdiğini ve bu celbin, Natanson’dan aramayla elde etmeye çalıştığı kayıtların “esas itibarıyla” aynısını talep ettiğini vurguladı. Bu nedenle gazete, hükümetin elindeki daha dar ve geleneksel yolun zaten mevcut olduğunu; arama emri yerine Natanson’a celpname gönderilmesini engelleyen hiçbir hukuki zorunluluk bulunmadığını belirtti.

Gazete, tabloyu “bir iğne aramak için mecazi bir saman yığınını toplamak” benzetmesiyle özetleyerek, hükümetin hedeflenen sınırlı bir kayıt kümesi için bir muhabirin tüm cihazlarına el konulmasının ölçüsüz ve aşırı geniş bir müdahale olduğunu savundu.

Kaynak: CNN

Hannah Natanson kimdir?

Hannah Natanson, Washington Post’ta muhabirdir ve ABD Başkanı Donald Trump’ın federal hükümeti yeniden şekillendirme hamlelerini ve bunun federal iş gücü üzerindeki etkilerini takip etmektedir.

Trump’ın çok sayıda federal çalışanı işten çıkarmaya yönelik girişimini ve kalan personelin, kendi gündemini hayata geçirmek üzere yeniden konumlandırılmasını kapsamlı biçimde haberleştirmiştir.

Natanson, federal hükümet alanındaki görevine geçmeden önce altı yıl boyunca eğitim alanını izledi. Harvard Üniversitesi mezunudur.

Natanson, gazetecilik alanında birçok önemli ödül aldı.

6 Ocak 2021’deki ABD Kongre Binası baskını/ayaklanmasına ilişkin haberleriyle Washington Post ekibiyle birlikte 2022 Pulitzer Kamu Hizmeti Ödülü’nü kazanan ekipte yer aldı.

2024’te ise okullarda silahlı şiddet konulu bir podcast serisiyle George Foster Peabody Ödülü kazandı. Ayrıca Pulitzer finalisti oldu.

Education Writers Association (Eğitim Yazarları Derneği), Society of Professional Journalists (Profesyonel Gazeteciler Derneği) ve Amerikan Medya Çalışmaları Enstitüsü, Poynter’dan da çeşitli ödüller aldı.

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın