Frankfurt/Main Başsavcılığı, Hessen’de tutuklanan ve Türkiye’de “suç örgütü lideri” olarak tanımlanan 26 yaşındaki İsmail Atız’ı ('Hamuş' olarak da biliniyor) serbest bıraktı. Karar, organize suçla mücadelede Avrupa’nın karşı karşıya olduğu açmazı yeniden gündeme getirdi.
Casperlar çetesinin lideri iddiası
Alman soruşturma makamları İsmail Atız’ı “yüksek profilli” bir isim olarak tanımlıyor. Türkiye İsmail Atız'ı çıkardığı kırmızı bülten kapsamında cinayet, soygun, uyuşturucu kaçakçılığı, fuhuş, haksız yere alıkoyma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi toplam 116 suçtan arıyor.
Temmuz ayında örgüte yönelik geniş çaplı baskınlar yapılmış, Avrupa genelinde de Türk çetelerinin artan faaliyetleri dikkat çekmişti. Yunanistan’da on Türk çetesinin aktif olduğu, İspanya’da ise ağustos başında rakip gruplar arasında silahlı çatışmalar yaşandığı bildirildi.
İtalya belgelerinde de adı geçiyor
Alman radyo ve TV kanalı Südwestrundfunk‘un (SWR) ulaştığı İtalyan soruşturma dosyalarında da İsmail Atız’ın adı “kilit figür” olarak yer alıyor. Belgelerde, Atız'ın 2024’te İtalya’da tutuklanan Türk suç örgütü lideri Barış Boyun’un çevresiyle bağlantıları olduğu aktarılıyor.
Hessen’de otoparkta yakalandı
3 Temmuz’da Alman polisi, İsmail Atız’ı Hessen’de A5 otoyolundaki bir dinlenme tesisinde rutin kontrol sırasında gözaltına aldı. Türk makamlarının Interpol üzerinden çıkardığı arama kaydına dayanarak, kendisine “suç örgütü kurma” ve “ağır soygun” suçlamaları yöneltildi.
Ancak yalnızca 4 gün sonra, Frankfurt/Main Başsavcılığı şüpheliyi serbest bıraktı. Gerekçe, iade için mahkemeden tutuklama emri talep edilmemesi oldu.
"Türkiye’de adil yargılanma güvencesi yok" gerekçesi ile iade olmasın diye tutuklama da talep edilmedi
Frankfurt Yüksek Bölge Mahkemesi, mevcut siyasi koşullar nedeniyle Türkiye’de adil yargılanma güvencesi görmediğinini ileri sürdü. Mahkeme, bu nedenle iade taleplerinin hukuken uygun olmayacağı görüşünü bildirdi.
Avrupa Birliği’nin 2024 İlerleme Raporu da Türkiye’de hukuk devleti ve temel haklar konusunda ciddi endişeler bulunduğunu kayda geçirmişti. Nitekim, Almanya’da 2023 yılında Türkiye’den gelen 78 iade talebinin yalnızca 25’i kabul edilmişti.
İadeler tamamen reddedilmiyor
Yine de iade talepleri her zaman reddedilmiyor. Mayıs ayında Almanya'da Celle kentindeki Yüksek Mahkeme, şüpheli bir uyuşturucu satıcısının iadesini onayladı. Öncesinde Anayasa Mahkemesi, sanığın video konferansla yargılanmasının haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle itirazını kabul etmişti. Ancak Türk makamlarının, sanığın duruşmaya bizzat katılabileceğini garanti etmesi üzerine karar değişti.
İsmail Atız davasında hangi değerlendirmelerin öne çıktığı ise belirsizliğini koruyor.
Alman uzmanlardan yorumlar
Uluslararası ceza hukuku profesörü Arndt Sinn, Başsavcılığın iade i.in tutuklama emri talep etmemesini “kaynak israfını önleyen normal bir uygulama” olarak nitelendirdi. Sinn, “Unutulmamalı ki, kesinleşmiş bir karar olmadan suçsuzluk karinesi geçerlidir” dedi.
Ancak olayın soruşturan kolluk kuvvetleri arasında rahatsızlık da var. İsminin açıklanmasını istemeyen bir görevli, “Bu karar, organize suç liderleri için Almanya’yı güvenli bir sığınak haline getiriyor” sözleriyle hayal kırıklığını dile getirdi.
Organize suçla mücadelede yeni öneriler
BdK (Kriminal Polis Memurları Birliği) Başkanı Dirk Peglow, mahkemelerin kararını savunarak, “Talep eden ülkede hukuk güvencesi yoksa iade reddi zorunludur” iddiasında bulundu.
Prof. Sinn ise polislerin yaşadığı hayal kırıklığını anlayışla karşıladı ve daha sert yasal düzenlemeler önerdi: “En az iki yıl hapis cezası öngören bir suçu, suç örgütü üyesi olarak işleyen kişiler çok daha ağır cezalandırmalar olmalı. Bu, polis ve savcıları organize suçla mücadeleye daha fazla kaynak ayırmaya teşvik eder.”
Kaynak: Tagesschau/SWR
Türkiye’de DEM Parti geçen sene ‘Yeni nesil suç örgütleri’ hakkında Meclis araştırması talep etmişti
Türkiye’de DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, “kamuoyunda geniş yer bulan yeni nesil suç örgütleri”ne zemin hazırlayan koşulların ortaya çıkarılması ve cezasızlık uygulamalarının tespit edilerek giderilmesi amacıyla 17 Ekim 2024'te TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi sunmuştu.
Önerge, yeni suç yapılanmalarına “alan açan” toplumsal, ekonomik ve idari koşulların belirlenmesi ve ortadan kaldırılması, ayrıca toplumsal adaleti zedeleyen cezasızlık pratiklerinin tespiti ve gereğinin yapılmasını amaçlıyordu.
“Yeni nesil mafya” tespiti ve toplumsal çürüme vurgusu
Gerekçe bölümünde, son yıllarda artan “yeni nesil mafya grupları”nın sadece suç ve şiddetle açıklanamayacağı, bunun derin bir toplumsal ve ekonomik çürümenin yansıması olduğu savunuluyordu. Bu yapıların, 1970’lerde güçlü sol geleneğin, ortak yaşam pratiklerinin ve dayanışmanın öne çıktığı; 1 Mayıs, Gazi, Gülsuyu gibi mahallelerde kök salmasının tesadüf olmadığı belirtilmişti.
Yoksul mahallelerin hedefe konulması ve 1980 sonrası kırılma
Söz konusu mahallelerin, yoğun göçle birlikte Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin ve yoksulların kolektif emeğiyle oluştuğu; 1980 darbesinin ardından toplumsal yapıyı dönüştürme politikalarının hedefi hâline geldiği, sistematik baskı ve kolektif mücadele hafızasının kesintiye uğraması ile mafyatik yapıların güçlendiği ileri sürülmüştü.
Önergede, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, işsizlik ve düşen yaşam standartlarının bu grupların çoğalmasında etkili olduğu vurgulanmış; eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamaması, kamusal kaynakların eşitliği tesis edecek biçimde kullanılmaması, mülakatlarda eş-dost ilişkileri ve liyakat yerine itaatin öne çıkması gibi nedenlerle gençlerin dezavantajlı duruma itildiği; bunun da gelir, güç ve prestije daha kolay ulaşılan alanlara yönelimi tetiklediği kaydedilmişti.
Cezasızlık iddiası ve caydırıcılığın aşınması
Önergede, adı suçla anılan yapılara ilişkin haberlerde faillerin çok sayıda suç kaydına rağmen etkin yaptırıma tabi tutulmaması eleştirilmiş, İtalya’da yakalanan Barış Boyun’un çetesine dahil bir gencin, örgüt içinde yaygın olduğu ifade edilen “ilk işlediğiniz suçta almadığınız cezanın cesareti” sözleri aktarılarak, cezasızlığın suçtaki tekrarı ve örgütlenmeyi beslediğine dikkat çekilmişti. Buna karşılık, eleştirel sosyal medya paylaşımlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalar örnek gösterilerek yaptırımın kişilere ve gruplara göre farklılaştığı ve orantısız uygulandığı iddia edilmişti.
Örgütlenme biçimi ve uluslararası boyut
Yeni yapılanmalarda güç ilişkilerinin yeniden tanımlandığı, gruplar içinde ve aralarında yeni normların üretildiği; katılım yaşının çok küçük yaşlara kadar indiği belirtilen önergede, bu grupların yalnızca Türkiye’de değil, başta uyuşturucu olmak üzere birçok suçta taşeronluk yaparak uluslararası ölçekte faaliyet gösterdikleri ifade edilmişti.
Kaynak: DEM Parti
KKTC’de Türkiye'den yeni nesil çetelerin iş insanlarını, yatırımcıları ve kritik sektörleri haraç için tehdit ettiği iddia ediliyor
KKTC’de Türkiye'deki yeni nesil çetelerin aktif olduğu, iş insanları ve esnaftan tehditle para toplamaya çalışanlar ve bu tür örgütlere finansal kaynak sağlayanlar olduğu iddia ediliyor.
Bu yönde son yıllarda artan şiddet olaylarının yanı sıra Demokrat Parti Girne Milletvekili Serhat Akpınar, 24 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla dikkat çekmişti.
Akpınar, KKTC’nin hızla değişen demografisiyle farklı kültürlerden nüfusu barındırdığını belirterek, yurt dışından gelen ve vatandaş olmayan bazı grupların uyuşturucu, kara para aklama ve organize suç faaliyetlerine karıştığını söylemişti.
Bu tabloyu “hükümetin kontrol zafiyeti değil, küresel suç ekonomisinin yerel yansımaları” olduğunu iddia eden Serhat Akpınar, tehditlerin özellikle iş insanları, yatırımcılar ve kritik sektörlerdeki kurumlara yöneldiğini vurgulamıştı. Akpınar'ın devletin vatandaşları koruyamadığını teslim eden ifadeleri tartışma yaratmıştı.
Yorumunuz