Erhürman: “Tüm taraflarla görüşülecek”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Birleştirilmiş Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı'nın tüm taraflarla görüşerek, fikirleri değerlendireceğini kaydetti.
Erhürman, yazılı açıklamasında, yapılacak değerlendirmeler ışığında gerekli görülmesi halinde Cumhurbaşkanlığı’nın, daha önceki örneklerde olduğu gibi anayasal yetkilerinden herhangi birini kullanmaktan imtina etmeyeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın açıklamasının tam metni şu şekilde:
“Meclis'ten geçen bir yasa ile ilgili, ‘basın özgürlüğü’ ve ‘masumiyet karinesi’ çerçevesindeki tartışmaları yakından izliyorum.
Cumhurbaşkanlığı, ilgili tüm taraflarla görüşecek ve tüm fikirleri değerlendirecek.
Cumhurbaşkanlığı'nın elbette bugün itibarıyla da konuyla ilgili bir fikri vardır ancak bu fikri herkesin fikrinden üstün saymamak ve ilgili tüm taraflara fikrini açıklama olanağı tanımak, bu fikirleri değerlendirmek demokrasinin gereğidir.
Yapılacak değerlendirmeler ışığında, gerekli görülmesi durumunda, Cumhurbaşkanlığı'nın, daha önceki örneklerde olduğu gibi, Anayasal yetkilerinden herhangi birini kullanmaktan imtina etmeyeceği kamuoyunun malumudur.”
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dalkan: “Özgür ve bağımsız gazetecilik demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur"
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, özgür ve bağımsız gazeteciliğin demokratik toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu vurguladı.
Yazılı açıklama yapan Dalkan, kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgiye erişiminin temel bir hak olduğunu belirterek, "yargı süreçlerine ilişkin haberlerin cezai yaptırım tehdidiyle sınırlandırılmasının" bu hakkı zedelediğini ifade etti. Dalkan, bu tür uygulamaların gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğunu ve oto-sansürü artırdığını savundu.
“Basın susturulamaz; çünkü susturulan basın, halkın gerçekleri öğrenme hakkının engellenmesi anlamına gelir” ifadelerini kullanan Dalkan, bu tür düzenlemelerin hayata geçirmesinin kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Kamusal gücü elinde bulunduranların daha fazla şeffaflıkla denetlenmesi gerektiğini kaydeden Dalkan, bu denetimi zorlaştıran adımları kabul edilemez olarak değerlendirdi.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve ifade özgürlüğünün korunmasının hayati önem taşıdığını dile getiren Dalkan, özgür basın ve özgür düşüncenin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
KAMUSEN Başkanı Atan: “Uygulamaya giren düzenlemeler kabul edilemez”
Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) Başkanı Metin Atan, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasa Tasarısı’nın Meclis’ten geçirilmesiyle uygulamaya girecek düzenlemelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Atan yaptığı yazılı açıklamada, “Masumiyet karinesi.” gerekçesiyle yapıldığı öne sürülen değişikliklerin, gerçekte ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını sınırlandıran bir içerik taşıdığını savundu.
Atan, Ulusal Birlik Partisi-Demortak Parti-Yeniden Doğuş Partisi hükümeti tarafından yasalaştırılan düzenlemenin, özgür basın üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturduğunu da ileri sürdü.
Söz konusu düzenlemenin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla da açık biçimde çeliştiği görüşünü dile getiren Atan, demokratik ülkelerde kamuoyunu ilgilendiren yargı süreçlerinin haberleştirilmesinin basının temel görevleri arasında yer aldığını ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini kaydetti.
Atan, “Bu düzenleme ile gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlara konu edilmesi, basın emekçilerinin görevlerini yerine getirirken baskı altında kalmasına neden olacaktır. Kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapılmasının suç sayılması kabul edilemez bir durumdur. Özgür basının susturulmasına, toplumun haber alma hakkının kısıtlanmasına ve gazetecilerin baskı altına alınmasına karşı olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz” dedi.
Bağımsızlık Yolu’ndan Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’ndaki düzenlemeye tepki
Bağımsızlık Yolu, Ceza Muhakemeleri Usul (Değişiklik) Yasası’nda yer alan ve masumiyet karinesine uyulmaması halinde hapis ile para cezası öngören düzenlemeye tepki göstererek, bunun basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savundu.
Bağımsızlık Yolu’ndan yapılan açıklamada, söz konusu düzenlemenin komite toplantılarına katılan basın örgütlerinin uyarılarına rağmen Meclis’ten oy çokluğuyla geçtiği belirtildi; düzenlemeye göre ilgili madde uyarınca, yargılanan tanınmış bir kişinin isminin yazılması ve fotoğrafının paylaşılmasının suç haline geldiği ifade edildi.
“Hükümet partilerinin atadığı üst düzey bürokratların, eski bakanların, hükümet eden parti yöneticilerinin cezai olarak yargılandığı bu dönemde, hükümet partilerinin böyle bir maddeyi yasalaştırmaktaki çıkarı aşikardır” ifadeleri kullanılan açıklamada, Barolar Birliği’nin böyle düzenlemeyi kendi önerisi olarak sunması “manidar” olarak değerlendirildi.
Açıklamada, mahkeme haberleri üzerinden basına ceza davası tehdidi getirilmesinin “baskıcı ve sansürcü” anlayışın sonucu olduğu, düzenlemenin halkın haber alma özgürlüğü ile basın özgürlüğünü açıkça ihlal ettiği ileri sürüldü.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarının tanınmış kişilerin haberleştirilmesi konusunda daha esnek olunması gerektiğini kaydettiğine dikkat çekilen açıklamada, AİHM kararlarının tanınmış kişilerin yargılanmasının haberleştirilmesini kamuyu ilgilendirdiği ölçüde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiği vurgulandı.
“CTP’li milletvekilleri, yasa Genel Kurul’a taşınırken olumlu oy verdi”
Açıklamada ayrıca Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) ilgili maddeye ilişkin tutumu da eleştirildi. CTP’li milletvekillerinin, yasa Genel Kurul’a taşınırken olumlu oy verdiği ifade edilen açıklamada, “Göstermelik kürsü muhalefeti ve son oylamada oy yönünü değiştirmek ana muhalefetin siyasi bir alışkanlığı haline gelmiştir” denildi.
Bağımsızlık Yolu’nun “ifade ve basın özgürlüğüne samimiyetle sahip çıkıp birbirine karşı görünen rejim partilerinin oy birliğini bozacak muhalefeti sergileyebilecek tek parti” olduğu iddia edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü ertesinde yolsuzluk, rüşvet, sahte diploma, görevi kötüye kullanma suçlarından yargılanan idarecilerin, siyasetçilerin, bürokratların masumiyet karinesi koruma kisvesiyle yargılamaları açıkça haber yapan gazetecileri suçlu haline getirecek bu düzenlemeyi Meclis’in gündemine getirenleri de, Komite’de onay verip Genel Kurul’da reddedenleri de Genel Kurul’dan geçirenleri de ne unuturuz ne unuttururuz. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü Kıbrıslı Türk halkının kırmızı çizgisidir.”
KTMMOB Genel Başkanı Çelik: “Basın özgürlüğü demokrasinin temelidir”
Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Genel Başkanı Görkem Çelik, demokratik toplumun temel taşlarından biri olan ifade ve basın özgürlüğüne yönelik her türlü sınırlamanın yalnızca medyayı değil, toplumun tamamını doğrudan etkilediğini vurguladı.
Yazılı açıklama yapan KTMMOB Başkanı Görkem Çelik, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nın Meclis'ten geçirilmesini kaygı ve üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, yasanın basın özgürlüğünü "kısıtlayıcı" olduğunu savundu.
Çelik, açıklamasında, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkelerinin özgür bir basın ortamı olmadan sürdürülemeyeceği belirterek, yasanın demokratik değerlerle bağdaşmadığını, kamuoyunda rahatsızlık yaratan yolsuzluk ve sahte diploma benzeri olayların "bu tür yasalarla gizlenmeye çalışıldığı algısının kaygı verici" olduğunu ifade etti.
“Sansür değil, özgür basın çözüm olur”
Toplumda güvensizlik yaratan olayların özgür basına sansür getirmekle değil, basını bu gibi olayların tekrar etmemesi yönünde etkili kullanmakla önlenebileceğini belirten Çelik, KTMMOB olarak, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün yalnızca bir hak değil, demokratik bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin en temel güvencesi olduğunu vurguladı ve özgür basının yanında olduklarını açıkladı.
Tel-Sen Başkanı Üredi: “Özgür basının yanındayız”
Kıbrıs Türk Kamu, Ulaştırma, Haberleşme, Bilişim Teknolojileri ve Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen) Başkanı Hakan Üredi, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki düzenlemenin ifade özgürlüğünü hedef aldığını savunarak, “Özgür basının yanındayız” dedi. Üredi, mücadele süresince basın emekçileriyle dayanışma içinde olacaklarını bildirdi.
Üredi yaptığı yazılı açıklamada, düzenlemenin ifade özgürlüğüne ve kamuoyunun haber alma hakkına müdahale olduğunu ileri sürerek, tüm itirazlara ve meslek örgütlerinin uyarılarına rağmen yasalaştırılan maddenin, demokratik toplumun temel unsurlarından biri olan özgür basını "doğrudan hedef aldığını" kaydetti.
Hükümet tarafından yapılan düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla çeliştiğini öne süren Üredi, kamuoyunu ilgilendiren davalarda, özellikle tanınmış kişilerin yargı süreçlerinin haberleştirilmesinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtti.
“Yeni düzenlemeyle gazetecilerin yalnızca görevlerini yaptıkları için hapis ve para cezası tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını” görüşünü belirten Üredi, kamuoyunda bilinirliği olan kişilere ilişkin davalarda isim ve fotoğraf kullanımının suç sayılmasının masumiyet karinesinin korunması değil, "istismarı" olduğunu belirtti.
Özellikle yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının gündemde olduğu bir dönemde böyle bir düzenlemenin hayata geçirilmesinin tesadüf olmadığını savunan Üredi, amacın gerçeğin görünürlüğünü azaltma ve kamuoyunu karanlıkta bırakma girişimi olduğunu ileri sürdü. Üredi, gazeteciliğin denetleme ve bilgilendirme işlevinin baskı altına alınmak istendiğini savundu.













Yorumunuz