ABD eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile sağladığını açıkladığı ateşkes anlaşmasına ilişkin bir değerlendirme yayımladı. Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı uzun açıklamada Blinken, Trump yönetiminin İran politikasını ve savaşı sona erdiren ateşkes düzenlemesini ağır ifadelerle eleştirirken, çatışmanın ABD açısından stratejik bir başarısızlıkla sonuçlandığını savundu.
2021-2025 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanı olarak görev yapan ve daha önce Obama yönetiminde Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı ile Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Blinken, Amerikan halkının ateşkes anlaşmasının tam metnini görmesi gerektiğini söyledi.
“Amerikan halkı gerçeği bilme hakkına sahip”
Blinken, Trump’ın ateşkes anlaşmasını kamuoyuyla paylaşması gerektiğini belirterek, savaşın sonuçlarının bağımsız şekilde değerlendirilmesine imkân tanınmasını istedi.
Amerikan halkının yalnızca savaş sona erdiğinde değil, savaş başlatılmadan önce de bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Blinken, “İnsanlar başkanın savaşının sonuçlarını kendi başlarına değerlendirebilmelidir” görüşünü dile getirdi.
“Trump’ın kendi ölçütlerine göre bile başarısızlık”
Blinken, İran savaşının Trump’ın kendi hedefleri açısından bile başarısızlıkla sonuçlandığını kaydetti.
Blinken’a göre savaşın sonunda İran rejimi ayakta kaldı, ülkenin askeri kapasitesi ise daha da güçlendi. Buna karşılık İran halkı daha yoksul, daha baskı altında ve daha umutsuz bir duruma sürüklendi.
Eski bakan, savaşın rejim değişikliği ya da İran’ın bölgesel etkisinin kırılması gibi herhangi bir stratejik sonuç üretmediğini savundu.
“İran hâlâ füze ve İHA kapasitesine sahip”
Blinken, ateşkes anlaşmasının İran’ın füze programı ve bölgesel vekil güçleriyle ilgili herhangi bir somut düzenleme içermediğini öne sürdü.
İran’ın önemli miktarda füze ve insansız hava aracı stokunu koruduğunu belirten Blinken, ülkenin bunları yeniden üretme kapasitesini de kaybetmediğini söyledi.
Ayrıca İran’ın Lübnan, Irak ve Yemen başta olmak üzere bölgedeki vekil güçlerle bağlantılarını yeniden kurduğunu ifade eden Blinken, ateşkes metninin bu tehditlere ilişkin sessiz kaldığını kaydetti.
Nükleer program tartışması: “Yok edilmedi”
Trump yönetiminin savaşın en önemli gerekçelerinden biri olarak İran’ın nükleer programını gösterdiğini hatırlatan Blinken, bu hedefin de gerçekleşmediğini savundu.
Trump’ın daha önce İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırdığını iddia ettiğini belirten Blinken, buna rağmen İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruduğunu ve silah seviyesinde zenginleştirme yapabilecek santrifüjlere hâlâ sahip olduğunu söyledi.
Blinken, bu durumun savaşın temel hedeflerinden birinin başarısızlığa uğradığını gösterdiğini ifade etti.
JCPOA vurgusu: “Savaşmadan elde edilmişti”
Açıklamasında sık sık Barack Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (JCPOA, Joint Comprehensive Plan of Action) atıfta bulunan Blinken, İran’ın nükleer programını sınırlayan anlaşmanın savaş olmadan müzakere edildiğini hatırlattı.
Trump’ın 2018 yılında JCPOA’dan çekildiğini ancak yerine daha etkili bir mekanizma kuramadığını savunan Blinken, bugün yeniden benzer bir noktaya dönülmeye çalışıldığını ileri sürdü.
Eski bakan, iki yıl süren ve dünyanın büyük güçlerinin katıldığı kapsamlı müzakereler sonucunda oluşturulan JCPOA kadar güçlü bir anlaşmanın çok daha kısa sürede elde edilmesinin zor olduğunu belirtti.
Hürmüz Boğazı savaş öncesi zaten açıktı
Blinken’ın değerlendirmesinde enerji güvenliği de önemli yer tuttu.
Ateşkesin tek somut sonucunun Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi göründüğünü belirten Blinken, boğazın zaten savaş öncesinde de açık olduğunu hatırlattı.
İran’ın artık küresel enerji akışını yavaşlatabilecek veya durdurabilecek kapasiteye sahip olduğunu kanıtladığını söyleyen Blinken, bunun gelecekte Tahran’a yeni bir jeopolitik baskı aracı sağlayacağını savundu.
“Enflasyon ve ekonomik maliyet sürecek”
Blinken, savaşın ekonomik etkilerinin de uzun süre hissedileceğini belirtti.
Petrol fiyatlarının savaş dönemindeki zirve seviyelerinden gerileyebileceğini ancak savaş öncesi düzeylere dönmesinin zor olduğunu ifade eden eski bakan, bunun küresel enflasyon üzerinde kalıcı etkiler yaratacağını söyledi.
Enerji üretiminin yeniden normale dönmesinin, altyapının onarılmasının, stokların yenilenmesinin ve piyasalardaki güvenin yeniden tesis edilmesinin zaman alacağını kaydeden Blinken, ABD’nin kendi füze stoklarını yenilemek için de önemli kaynaklar harcamak zorunda kalacağını belirtti.
“Çin kazançlı çıkacak”
Blinken, enerji krizinin yenilenebilir enerji yatırımlarına olan ilgiyi artırabileceğini ve bu süreçten en fazla faydalanacak ülkenin Çin olacağını öne sürdü.
Çin’in elektrikli araçlar, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve batarya teknolojilerinde dünya lideri konumunda bulunduğunu belirten Blinken, Trump yönetiminin ise yenilenebilir enerji politikalarını zayıflattığını savundu.
Yaptığı Norveç ziyaretine de değinen Blinken, ülkede satılan yeni araçların yüzde 90’ından fazlasının elektrikli olduğunu hatırlatarak ABD’nin bu dönüşümde geride kaldığını ifade etti.
“ABD müttefiklerini de yabancılaştırdı”
Blinken’a göre savaşın diplomatik bilançosu da olumsuz oldu.
Avrupa ülkelerinin karar alma süreçlerinden dışlandığını, Asya ülkelerinin enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen bölgeler arasında yer aldığını ve Orta Doğu’daki müttefiklerin İran’ın misilleme riskleriyle karşı karşıya bırakıldığını savunan Blinken, Washington’ın uluslararası itibarı ve güvenilirliğinin de zarar gördüğünü ifade etti.
“Amerikalıları daha iyi duruma getirmedi”
Eski Dışişleri Bakanı, dış politikanın nihai ölçütünün vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek olduğunu belirterek Trump yönetiminin bu sınavı geçemediğini savundu.
Savaşın Amerikan halkının günlük yaşamını zorlaştırdığını söyleyen Blinken, enerji maliyetlerinden market fiyatlarına ve sağlık harcamalarına kadar birçok alanda vatandaşların daha fazla yük altında kaldığını ifade etti.
“Yangını çıkaran kişinin onu söndürmekle övünmesine benziyor”
Blinken açıklamasını bir benzetmeyle tamamladı.
Savaşın sona ermiş olmasının memnuniyet verici olduğunu belirten eski bakan, Trump’ın bunu kendi başarısı olarak sunacağını öngördü. Ancak Blinken, bu durumu “evin yarısı yandıktan sonra çıkardığı yangını söndürmekle övünen bir kundakçıya” benzetti.
Kaynak: Blinken X hesabı
Thoughts on the “Ceasefire” with Iran:
— Antony Blinken (@ABlinken) June 17, 2026
President Trump should share the ceasefire agreement with the American people. They deserve to see it and draw their own conclusions about the results of the president’s war. Just as they should have been informed before he launched it.…













Yorumunuz