Dünya

Avrupa Parlamentosu’nun onayladığı Türkiye Raporu’nda Rum mülklerinin 'gasbedilmesine' tepki

Raporda, Kıbrıs Rum mülklerinin 'gasbedilmesi, satılması ve yasa dışı şekilde geliştirilmesi' kınandı.

Avrupa Parlamentosu’nun bugün kabul ettiği 65 maddelik 2025 Türkiye Raporu’nda Kıbrıs sorununa geniş yer ayrıldı. 

Raporda, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin Birleşmiş Milletler parametreleri yeniden teyit edilirken, Türkiye’ye yönelik sert eleştiriler ve çağrılar dikkat çekti. Avrupa Parlamentosu, iki devletli çözüm önerisini “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Türkiye’den askerlerini çekmesini, Maraş’taki uygulamalarını geri almasını ve adanın demografik yapısını değiştirecek adımlardan vazgeçmesini istedi.

Raporun genelinde, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusundaki temel pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmadığı görülürken, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin gelişmesinin Kıbrıs meselesindeki tutumuyla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

“Tek çözüm iki toplumlu, iki bölgeli federasyon”

Raporda, Kıbrıs sorununun tek çözüm yolunun, Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu ve iki bölgeli federasyon olduğu vurgulandı.

Avrupa Parlamentosu, çözümün tek uluslararası hukuki kişiliğe, tek egemenliğe ve tek vatandaşlığa sahip siyasi eşitliğe dayalı birleşik bir Kıbrıs temelinde olması gerektiğini belirterek, Türkiye’ye iki devletli çözüm tezinden vazgeçme çağrısı yaptı.

AP Türkiye 2025 Raporu 38. Madde ekran görüntüsü.

Parlamento ayrıca, müzakerelerin 2017 yılında Crans-Montana’da kesildiği noktadan yeniden başlaması gerektiğini savundu.

Raporda, çözüm modelinin yalnızca BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla değil, iki toplum liderleri arasında 1977 ve 1979 yıllarında imzalanan Doruk Anlaşmaları ile bugüne kadar oluşan yakınlaşmalar temelinde şekillenmesi gerektiği de ifade edildi.

Erhürman-Hristodulidis görüşmelerine destek

Raporda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürme girişimleri memnuniyetle karşılandı.

Mart 2025’te Cenevre’de ve Temmuz 2025’te New York’ta gerçekleştirilen genişletilmiş gayriresmî toplantılar ile Aralık 2025 ve Şubat 2026’da Nikos Hristodulidis ile Tufan Erhürman arasında yapılan görüşmeler olumlu gelişmeler olarak değerlendirildi.

Raporda özellikle Aralık 2025’te yayımlanan ortak açıklamada yer alan, “gerçek hedef BM Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitliğe dayalı bir Kıbrıs çözümüdür” ifadesine dikkat çekildi.

Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs Türk toplumunda yeni bir liderlik döneminin başlamasının müzakerelerin yeniden başlaması için daha uygun bir ortam yarattığını kaydetti ve tarafların mevcut fırsat penceresini kaçırmaması gerektiğini belirtti.

Türkiye’ye Maraş çağrısı ve “karanlık turizm” vurgusu

Raporda Maraş (Varosha) konusu da geniş yer buldu. Parlamento, Türkiye’nin Maraş’ı açma ve bölgeyi yasal sakinleri dışındaki kişiler tarafından iskân ettirme yönündeki girişimlerini kınadı.

Türkiye’den, BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararları doğrultusunda Maraş’ı Birleşmiş Milletler yönetimi altında yasal sakinlerine devretmesi istendi.

Ayrıca Maraş’ın bir “karanlık turizm” merkezine dönüştürülmeye çalışılmasının trajediyi istismar ettiği ve bölgenin yasal sakinlerinin haklarına saygısızlık anlamına geldiği savunuldu.

Raporda, BM Güvenlik Konseyi’nin 2021 yılında Maraş konusunda yayımladığı açıklamasına da atıfta bulunuldu.

AP Türkiye 2025 Raporu 40. Madde ekran görüntüsü.

AP raporunda tartışmalı ifade: “Türkiye askerlerini çekmeli”

Raporda en dikkat çekici bölümlerden biri de Türkiye’nin adadaki askeri varlığıyla ilgili oldu.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye Kıbrıs’taki askerlerini çekme çağrısı yaparken, adanın kalıcı bölünmesini pekiştirecek veya demografik yapıyı değiştirecek herhangi bir tek taraflı girişimden kaçınmasını istedi.

Türkiye’den ayrıca Strovilia’dan (Akyar) çekilmesi ve Pile (Pyla) Mutabakatı’nın tam olarak uygulanmasını sağlaması talep edildi.

Parlamento, Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşmiş Milletler arasında ara bölgenin silahsızlandırılması yönünde iş birliği yapılmasını da önerdi.

Raporda ayrıca Türkiye’nin ara bölgenin statüsüne ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (UNFICYP) yetkilerine tam saygı göstermesi gerektiği belirtildi.

“Mavi Vatan”a atıf

Raporda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarına ilişkin “Mavi Vatan” doktrinine de doğrudan atıf yapıldı.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini teşvik etmek suretiyle Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üyesi devletlerin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Aynı bölümde NAVTEX sisteminin siyasi amaçlarla kullanıldığı, Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölgesinde AB bağlantı projelerinin engellendiği ve Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatının üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağı savunuldu.

Türk Devletleri Teşkilatı ve İİT vurgusu

Raporda Türkiye’nin KKTC’nin uluslararası statüsünü yükseltmeye yönelik girişimleri de eleştirildi.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası platformlar aracılığıyla KKTC’nin statüsünü güçlendirme yönündeki çabalarını kınadı.

Tüm devletlere, BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı gösterme çağrısı yapıldı.

“Rum mallarının satışı ve geliştirilmesi sürüyor”

Raporda, kuzeyde Rumlara ait taşınmaz malların satılması ve geliştirilmesine ilişkin faaliyetler de eleştirildi.

Avrupa Parlamentosu, Rum mülklerinin “gasbedilmesi, satılması ve yasa dışı şekilde geliştirilmesini” kınadığını belirtti.

Raporda bu konuya ilişkin endişelerin son dönemde daha da arttığına işaret edilirken, mülkiyet meselesinin kapsamlı çözüm sürecinin önemli başlıklarından biri olmaya devam ettiği vurgulandı.

Ayrıca adanın kuzeyinde yaşayan Rumların eğitim, ibadet ve kültürel haklar alanlarında karşılaştıkları kısıtlamalara ilişkin endişeler de yinelendi.

AP Türkiye 2025 Raporu 40. Madde ekran görüntüsü.

Tasos İsak ve Solomos Solomu cinayetleri yeniden gündemde

Raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kıbrıs’la ilgili kararlarına da yer verildi.

Parlamento, Türkiye’ye kayıplar ve mülkiyet davalarına ilişkin AİHM kararlarının yanı sıra, 24 Ocak 2008 tarihli Tasos İsak ve Solomos Solomu 'cinayetleri' kararını da uygulama çağrısı yaptı.

Raporda, bu 'cinayetlerle' ilgili olarak çıkarılan uluslararası tutuklama emirlerinin yerine getirilmesi ve şüphelilerin Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarına teslim edilmesi talep edildi.

Kayıp şahıslar ve kültürel miras

Raporda Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmaları övülürken, Türkiye’den askeri bölgelere erişimin kolaylaştırılması, askeri arşivlerin açılması ve toplu mezarlara ilişkin bilgilerin paylaşılması istendi.

Kültürel miras konusunda ise iki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin çalışmalarına destek verildi. Ancak Türkiye’nin kültürel ve dini mirasın korunmasına yönelik daha fazla adım atması gerektiği savunuldu.

Şener Levent ve Ali Kişmir’e özel vurgu

Avrupa Parlamentosu raporunda Kıbrıs Türk basını da yer aldı.

Raporda, Türkiye’nin etkisini eleştiren Kıbrıslı Türk gazetecilere yönelik baskılardan duyulan endişe dile getirilirken, Şener Levent ve Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Ali Kişmir’in isimleri açıkça yer aldı. Raporda Ali Kişmir’in unvanının ise hatalı biçimde “Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı” olarak yazıldığı görüldü.

AP Türkiye 2025 Raporu 41. Madde ekran görüntüsü.

Parlamento, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğüne yönelik baskıların sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Kıbrıs Türk toplumuna yönelik mesaj

Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri de Kıbrıs Türk toplumuna ilişkin ifadeler oldu.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye Kıbrıs Türk toplumunun adanın meşru bir toplumu olarak kendi rolü doğrultusunda hareket edebilmesi için gerekli alanı tanıması çağrısında bulundu.

Ayrıca Avrupa Komisyonu’ndan Kıbrıs Türk toplumuyla temaslarını artırması ve Kıbrıs Türklerinin yerinin Avrupa Birliği içinde olduğu mesajını güçlendirmesi istendi.

Raporda, tüm tarafların iki toplum arasındaki teması artıracak daha cesur adımlar atması gerektiği de ifade edildi.

Türkiye’nin AB süreci yine Kıbrıs’a bağlandı

Raporda son olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine de Kıbrıs perspektifinden yaklaşım sürdürüldü.

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin Kopenhag kriterlerine uyumun yanı sıra tüm AB üyesi ülkelerle ilişkilerin normalleşmesine bağlı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin Kıbrıs sorunu da dahil olmak üzere yapıcı angajmanının AB ile daha yakın iş birliğinin ilerletilmesi açısından kilit önemde olduğu vurgulandı.

Raporda ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak üzere tüm AB üyesi devletlerin egemenlik haklarına saygı göstermesi, Ankara Anlaşması Ek Protokolü’nü ayrım gözetmeksizin uygulaması ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde uluslararası hukuk temelinde hareket etmesi gerektiği belirtildi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki

Türkiye Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamayla AP 2025 Türkiye Raporu’na tepki gösterdi. Açıklamada, Parlamento'nun Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yaptırım listesine alınması yönünde AB'ye yapılan çağrısına da tepki gösterildi.

Açıklamada, “Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda bugün (17 Haziran) kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu, ülkemiz karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına ve yanlış bilgilere dayanan, gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmeler içermektedir.

Bazı AP üyelerinin ideolojik ezberlerini yansıtacak şekilde kasıtlı bir siyasi gündem çerçevesinde hazırlandığı görülen raporun, Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığı bir dönemde, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı açıktır. Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşım, AP’nin Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne denli uzak olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Raporda, bağımsız Türk yargısı tarafından yürütülmekte olan hukuki süreçlerin çarpıtılarak, Sayın Adalet Bakanımızın mesnetsiz ithamlarla hedef alınmasını kesin bir dille reddediyoruz.

Devletimizin egemenliğinin temel sacayaklarından biri olan Türk yargısı, hiçbir uluslararası kurumun, dış aktörün veya siyasi çevrenin müdahalesine açık değildir. Yargı süreçlerini siyasi saiklerle hedef alan ve yargı bağımsızlığı ilkesiyle de çelişen girişimlerin kabul edilmesi mümkün değildir.

AP’den beklentimiz, küresel sınamaların arttığı mevcut ortamda, aday ülke Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde, yapıcı bir zeminde ilerletilmesine katkı sağlayacak bir yaklaşım benimsemesidir” denildi.

Kaynaklar: AP 2025 Türkiye Raporu - Türkiye Dışişleri Bakanlığı

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın